Covid-19 Pandemisinde İletişim

Sonunda Covid-19 Pandemisinde İletişim isimli kitabımızın okumasını bitirebildim. Çok daha hızlı okuyabilirdim ama kitap içerisinde yer alan önemli isimlerin yazdığı değerli bilgileri sindire sindire okumak istedim. Akademisyen Yayınevi tarafından çıkarılan kitabın benim için en büyük önemi, iletişim sektörünün önemli isimleri ve hocalarının yanında ismimin de yer alması oldu.

Bana böyle bir imkan tanıdıkları için Değerli Hocam Burcu Öksüz ve telefon görüşmelerimiz ile tanıştığım Prof. Dr. Tevhide Serra Görpe Hocama çok teşekkür ederim.

Burcu Hocamın benim için yeri her zaman ayrı olmuştur, asistanlığından bugüne muhabbetimiz bozulmamış̧ ve kendisi birçok farklı zamanda bana destek olmuştur. Bugün bu sektörde iş yapıyorsam onun da bunda hakkı var. Hatırı da bende daim olacaktır.

Sektör uzmanlarının yakından tanıdığını düşündüğüm, iletişim sektörünün usta isimleri Sayın Salim Kadıbeşgil, Gonca Karakaş ve Fügen Toksü‘nün yazdıkları bölümler gerçekten önemli noktalar barındırıyor.

Beni kendi öğrencilerinden ayırmadığını düşündüğüm uzun yıllardır muhabbetimizin devam ettiği Değerli Hocam Doç. Dr. Ferah Onat ile aynı kitap içerisinde yer almak benim için çok değerli oldu. Kendisine ve kitaptaki diğer hocalarıma selam ve saygılarımı sunarım.

Kitap, Koronakaos Bildiğimiz Bütün Ayarları Bozdu! bölümü ile başlıyor ve iletişimin gücüyle değişime yön verme, böyle bir dönemde lider iletişimi, risk ve kriz iletişimi, kamu ve yerel yönetimlerde iletişim, iletişim danışmanlığı ajanslarının faaliyetleri, çalışanlara yönelik iletişim faaliyetleri, turizm iletişimi gibi birçok önemli başlığı içinde barındırıyor. Kitap iletişim sektörüne hayırlı olsun, umarım ilgilileri için bir faydaya vesile olabiliriz.

Eğitim Vermeye Olan Merakım

“İlmin zekatı onu paylaşarak ödenir.”


Bir vesile profesyonel iş hayatımda 10 yılı geride bırakalı biraz zaman oldu. Birbirinden değerli yerlerde çalışma fırsatım oldu. Şükür, rızkımızı kazandık. İş hayatımın ötesinde beni hem en çok mutlu eden hem de geliştiren şey, eğitim vermeye olan merakım oldu.
Aranızda ne biliyorsun ki ne anlatıyorsun Erdal diyenleriniz çıkabilir ama olsun. Şükür dilim döndüğünce, bilgim yettiğince bugüne kadar belki 100 belki yüzden fazla eğitim verdim.
Bence insan çalıştığı işi en az onu öğretebilecek, o alanda insan eğitebilecek kadar iyi bilmeli diğer taraftan bildiği bir İlim bilim varsa da bunun zekatını onu paylaşarak ödemeli. Son 2 yılda maalesef çok zaman ayıramasam da eğitim verme konusuna ben bu şekilde bakıyorum.
Verdiğim eğitimlerin bazılarından fotoğraflar paylaşıyorum. Fotoğraflardan bağımsız, unutamadığım bazı notlarım.
1-İlk eğitimim daha öğrenciyken Değerli Hocam Sema Misci Kip‘in dersinde her zaman hatırı ve hakkı üzerimde olacak.
2- En çok heyecanlandığım ve gurur duyduğum eğitim Kardeşim Emir ERDOĞDU’nun okuluna ve dersine konuk olmam.
3- En resmi eğitimim Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kurumsal İletişim ekibine verdiğim eğitim.
4- En hoşuma giden şey Sancaktepe Belediyesi Genç Gelecek Projesi eğitimlerinde aldığım plaketin üzerinde Yrd. Doç. Dr. Erdal Erdoğdu yazan plaket.
5- En mutlu olduğum anlardan biri, Uşak Üniversitesi seminerine gittiğimde okulun koridorlarında dolaşırken 3-5 kişilik bir arkadaş grubunun kendi arasında konuşurken ‘bugün eğitimde Erdal Erdoğdu diye biri var ona muhakkak katılalım’ cümlesini duyduğumda merhaba ben Erdal diye aralarına dalmam. Artı olarak Uşak Üniversitesi’ne davet eden arkadaşlar sağolsunlar gecenin üçünde beni karşılamaya gelmişlerdi. Bunu da asla unutamam.
6- En çok birlikte eğitim verdiğim kişi Sevgili Hamza Şamlıoğlu.
7- Gittiğim üniversite etkinliklerindeki en profesyonel ekip Sakarya Üniversitesindeki ekip.
8- Her anlamda en lezzetli eğitim Bursa Nilüfer Belediyesi Eğitimi.
9- Katılımcılarının en iyi olduğu eğitim Ebsad’ın Antalya Eğitimi.
10- Beni biraz daha kendimi geliştirmem konusunda hırslandıran eğitimler, Kocaeli ve Bahçeşehir Üniversitesilerindeki eğitimlerden sonra sevgili Prof. Dr. İdil Sayımer ve Sevgili Prof. Dr. İdil Karademirlidağ Suher Hocalarımızın farklı konularda görüş, fikir ve yardım talep etmeleri.

“Hayatla Arandan Ekranı Çıkar’’ Kampanyası ile Gençler Arasında Giderek Yaygınlaşan Teknoloji Bağımlılığına Dikkat Çekildi

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler Bölümü öğrencileri teknoloji bağımlılığı farkındalığını artırmak amacıyla ‘’Hayatla Arandan Ekranı Çıkar’’ isimli bir farkındalık kampanyası başlattı.

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencileri günlük yaşamın önemli bir bölümünü işgal eden ekranların artık giderek hayatla aramıza girdiği görüşünden yola çıkarak önemli bir farkındalık çalışmasına imza attılar. Öğrenciler hazırlanan afişler, bilgi notları, etkinlikler ve sosyal medya mesajları ile özellikle gençlerin ilgisini konuya çekerek kendi teknoloji kullanımlarını gözden geçirmelerini sağladılar.

Kampanya kapsamında Üsküdar Üniversitesi Fuat Sezgin Konferans Salonunda yüksek katılımla bir söyleşi düzenlendi. Söyleşiye Teknoloji Editörü ve Sunucu Cem SÜNBÜL ile Dijital İletişim Direktörü Hamza ŞAMLIOĞLU konuşmacı olarak katıldı.

Etkinlikte ilk konuşmayı gerçekleştiren Cem SÜNBÜL, teknolojinin iş yaşamını kolaylaştırdığını ve iletişim teknolojisinin toplumun düşünme ve iş yapma biçimlerini belirlediğini dile getirdi. Öğrencilerle deneyimlerini paylaşırken teknolojinin doğru kullanılması gerektiğini, ancak bu şekilde başarılı bir iş yaşamı için imkânlar sunacağını vurguladı.

Hamza ŞAMLIOĞLU ise yaptığı konuşmada teknoloji bağımlılığına dair tanımları, oranları, bağımlılığın belirtilerini ele aldı. Oranlardan bahsederken teknolojinin gelişmesiyle günümüzde sık kullanılan sosyal medya mecralarını da bağımlılık yönünden değerlendiren ŞAMLIOĞLU, teknolojinin iyi ve kötü kullanımına göre yarattığı sonuçlar ile karşılaşacağımız durumların neler olduğunu anlattı. Günlük hayattan örnekler ile katılımcıların bağımlı olup olmadıklarını sorgulamalarını sağladı.

Katılımcılara üzerinde teknoloji bağımlılığını hatırlatmak üzere tasarlanan görsellerin olduğu kitap ayraçları hediye edildi.

Siz de “Çocuk Gibi Bak”maya Ne Dersiniz?

Benim de mezunu olduğum ve mezunu olmaktan her zaman gurur duyduğum İzmir Ekonomi Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü’nün değerli Hocaları ve öğrencileri son dönemde duyduğum en güzel projelerden birini şu günlerde inci gibi işliyorlar. Bu güzel proje için öncelikle hepsini can’ı gönülden tebrik eder, başarılar dilerim.

‘Çocuk gibi bak’ adını verdikleri proje kapsamında vatanlarını terk etmek zorunda kalan Suriyeli çocuklara karşı olumsuz söylemlere ‘dur’ demeyi, dedirtmeyi hedefleyen öğrenci arkadaşlarım, mülteci çocuklarla birlikte resim yapıyor, sokak oyunları oynuyor, yaşamın renklerini birlikte keşfediyor. Yani özetle onlara çok büyük destek oluyorlar. Peki kim bu arkadaşlar, çektikleri videodan izleyelim mi?

İEÜ İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık bölümünden değerli hocalarım, üzerimde hakkı ve emeği çok olan Prof. Dr. Ebru Uzunoğlu,  Doç. Dr. Selin Türkel ile sektörün önde gelen isimleri arasında yer alıp, tecrübe ve bilgilerini öğrenci arkadaşlarımızla paylaşan Aytül Özkan’ın danışmanlığında yürütülen projede Enginalp Erkısa, Bahadır Tunahan Civan, Alican Cura, Yiğit Kocayol, Yavuz Kaya, Ecem Çelik, Büşra Germir, Şevval Asena Çelik, Duygu Uçkaç, Buğu İrem Kaymakçı, Yasemin Ece Çiçek, Murat Yılmaz, Aytül Öteçelebi, Turuhan Alkır, Emre Ekin, İdil Tuba Salar, Erel Karanfil, Aytuna Yüken isimli arkadaşlarım da görev alarak, gerçekleştirdikleri toplumsal bilinçlendirme projesinde mülteci çocuklara yönelik nefret söyleminin önüne geçilmesini ana amaç olarak belirlemişler.  Okumaya devam et “Siz de “Çocuk Gibi Bak”maya Ne Dersiniz?”

Hedefsiz Gençler, Kaybedilen Gelecek..

Hedef BelirlemeGeçtiğimiz günlerde bir vesile lise öğrencilerine üniversiteye hazırlık için ek ders hizmeti sunan bir kurumun rehber öğretmeniyle sohbet edebilme fırsatım oldu. 3 aşağı 5 yukarı aynı yaşlarda olduğumuzu düşündüğüm öğretmenimizle aynı noktalardan dert yandık biraz.

Biz çok yaşlı insanlar değiliz, çok değil 10 sene öncesinde üniversite kazanabilmek için nasıl bir stres yaşadığımızı hala iliklerimde hissediyorum ki ben ve aynı sıralarda okuduğum kardeşlerim her ne kadar iyi öğrenciler olsak da sınavdaki sorulardan önce aşmamız gereken bir katsayı problemi ile karşı karşıyaydık.

Neyse geçmiş gün olur ki adı üstünde geçti, gitti.

Bugün, hedefsiz, ne yapmak istediğini bilmeyen, giyim, saç kesimi gibi akımları kimi zaman aylık değişen, buna hemen entegre olan, aileye karşı tepkisiz, çoğu zaman onlarla konuşmayan, tek derdi, cebindeki telefonun markası, giydiği pantolonun paça şekli olan, sosyal medyada kaç takipçisi ve attığı fotoğrafa gelen like sayısı ile uyuyup uyanan bir jenerasyonla karşı karşıyayız?

Ama son 10 senede gelen yeni jenerasyona ne oldu?

Teknoloji mi çok gelişti? Tamam gelişti… (Daha da gelişecek, artık bundan geri dönüş yok..)

Bu ülke çok mu zenginleşti? Bence zenginleşmedi… (Ama bizler ve bizden sonrakiler daha çok çalışırsa daha zengin olacağız..)  Okumaya devam et “Hedefsiz Gençler, Kaybedilen Gelecek..”

Girne Amerikan Üniversitesi ile Kıbrıs’ı Kazan, Kıbrıs ve İngiltere’de oku!

Girne Amerikan Üniversitesi, “Kıbrıs’ı Kazan, Kıbrıs ve İngiltere’de Oku” sloganı ile bütünleşen ve yurtdışı kampüsleriyle de öğrencilerine üç farklı kıtada eğitim fırsatı sunan öncü bir üniversite.

Eğitimde mobiliteye verdiği önem ve uluslararasılaşma sürecinin bir göstergesi olarak Girne Amerikan Üniversitesi; İngiltere, ABD ve Hong Kong’dan sonra küresel kampüslerine bir yenisini ekleyerek Türkiye’de İstanbul yerleşkesini hizmete açmıştır. Bu süreçte Girne Amerikan Üniversitesi, öğrencilerine 3 farklı kıtada eğitim imkânı sunmakta ve “Üç Kıta Tek Üniversite” sloganı ile de bir dünya üniversitesi olma noktasında bir hareketlilik içerisinde olduğunu kanıtlamaktadır. Okumaya devam et “Girne Amerikan Üniversitesi ile Kıbrıs’ı Kazan, Kıbrıs ve İngiltere’de oku!”

Tercih döneminde tercih edeceğiniz üniversiteleri sosyal medya analizine sokun!

izmir ekonomi universitesiHer yıl olduğu gibi yine bir üniversite tercih dönemindeyiz. Son bir hafta on gündür bu konuyla ilgili aldığım mailler artmaya başladı. Hangi üniversiteyi seçelim, hangi bölümü okumalıyım, özel üniversite mi yoksa devlet mi, burslu vakıf üniversitesi yazsam acaba bursum kesilir mi.. ve benzeri birçok soru alıyorum. Arkadaşlarımın akıllarındaki düşünceleri yıllar önce yaşamış bir ağabeyleri olarak birçoğuna bilgim ve tecrübem yettiğince cevaplar vermeye çalışıyorum. Ama yeterlidir ama yetersizdir orasını bilemiyorum.

Eminim ki bana geldiği kadar, diğer arkadaşlarıma da benzer sorular geliyordur. Ama unutulmaması gereken bir konu var ki bizlerin tüm okulları, okulların tüm bölümlerini, bölümlerdeki hocaların hepsini bilmek gibi bir lüksümüz yok. Anca o okullara gittiysek ya da tanıdıklarımız varsa, okullar hakkında bilgimiz varsa okullar hakkında bilgi verebiliyoruz.  Okumaya devam et “Tercih döneminde tercih edeceğiniz üniversiteleri sosyal medya analizine sokun!”

İEU İLEF Halkla ilişkiler ve Reklamcılık Bölümü’nü Zarakol’da Misafir Ettik

Mart ayı içerisinde önce İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi‘nin ardından İstanbul Okan Üniversitesi‘nin konuğu oldum. Bu seferse biz konuk olarak gitmek yerine ajansımız Zarakol İletişim Hizmetleri’nde İzmir Ekonomi Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü‘nü misafir ettik. Mart ayı benim için bu son etkinlikle gerçekten verimli ve güzel geçti.

Ama hepsinden öte benim 4 yıl lisans eğitimimi aldığım üniversitenin, fakültesi ve bölümünden hocalarımı ve öğrencileri arkadaşlarımı ajansımızda ağırlamak bize mutluluk verdi.

Öncelikle ajans başkanımız PR sektörünün usta isimleri arasında yer alan Necla Zarakol, Zarakol İletişim Hizmetleri’ni tanıtan ve yılların kendisine verdiği büyük deneyimiyle sektörün geleceği olacak olan arkadaşlarımızla tecrübelerini paylaştığı, onlara tavsiyeler verdiği verdiği bir sunum gerçekleştirdi. Bende kendisiyle yine üniversitemizin 2010 yılında organize ettiği medya/sektör gezisinde tanıştım. O gün kafama koymuştum kendisiyle çalışmayı aslında. Okumaya devam et “İEU İLEF Halkla ilişkiler ve Reklamcılık Bölümü’nü Zarakol’da Misafir Ettik”

Öğrenciyken Farklılık Yaratmak

Geçtiğimiz günlerde ajansta bir stajyer arkadaşla kısa süreli bir muhabbet etme fırsatım oldu.  Ülkemizin önde gelen üniversitelerinden birinde iletişim fakültesinde Halkla İlişkiler Bölümünde 2. sınıf öğrencisiydi ve net olarak gelecekte neler yapacağını bilmiyordu.

Ama ben o malum klasik soruyu sordum; ‘Mezun olunca ne yapmayı planlıyorsun?’ diye.

O da bana ben halkla ilişkiler alanında ilerlemek istiyorum dedi.

Öylese ne güzel doğru bir yerde staj yapmışsın dedim ve ekledim, peki bir reklam ajansına gittin mi daha önce?

Hayır, gitmedim ve gitmeyi de düşünmüyorum dedi!

Buradan sonra konuyu özelden genele taşımak istiyorum. Benim böyle diyaloglarda hep verdiğim bir örnek var. Tıp Fakültesi örneği diyorum buna. Aslında genel üniversite mantığı diye de açıklayabiliriz bunu. Tıp fakültesi öğrencileri 6 yıl boyunca, onlarca farklı
uzmanlık alanında dersler alırlar, iç hastalıkları, kadın hastalıkları, çocuk hastalıkları vb ve 6. Yılın sonunda sadece bir bölümü seçer ve o konu üzerine uzmanlaşırlar. Madem tek bölümde uzmanlaşılacak neden tüm uzmanlıklar ayrı ayrı gösteriliyor. Bunun çok basit bir cevabı var; ‘doktor gibi düşünmeyi sağlayabilmek’. Herhangi bir hastalığın nedenlerini, sebeplerini ayrıntılı olarak düşünebilmek ve teşhis koyabilmek için değil mi? Bu düşünceyi tüm üniversite bölümlerine uygulamak bence mümkün. İşte bu iş ne işimize yarayacak, ben zaten şunu seçeceğim bu dersi niye görüyorum diye düşünmemek lazım. Okumaya devam et “Öğrenciyken Farklılık Yaratmak”