Geçtiğimiz günlerde ajansta bir stajyer arkadaşla kısa süreli bir muhabbet etme fırsatım oldu. Ülkemizin önde gelen üniversitelerinden birinde iletişim fakültesinde Halkla İlişkiler Bölümünde 2. sınıf öğrencisiydi ve net olarak gelecekte neler yapacağını bilmiyordu.
Ama ben o malum klasik soruyu sordum; ‘Mezun olunca ne yapmayı planlıyorsun?’ diye.
O da bana ben halkla ilişkiler alanında ilerlemek istiyorum dedi.
Öylese ne güzel doğru bir yerde staj yapmışsın dedim ve ekledim, peki bir reklam ajansına gittin mi daha önce?
Hayır, gitmedim ve gitmeyi de düşünmüyorum dedi!
Buradan sonra konuyu özelden genele taşımak istiyorum. Benim böyle diyaloglarda hep verdiğim bir örnek var. Tıp Fakültesi örneği diyorum buna. Aslında genel üniversite mantığı diye de açıklayabiliriz bunu. Tıp fakültesi öğrencileri 6 yıl boyunca, onlarca farklı
uzmanlık alanında dersler alırlar, iç hastalıkları, kadın hastalıkları, çocuk hastalıkları vb ve 6. Yılın sonunda sadece bir bölümü seçer ve o konu üzerine uzmanlaşırlar. Madem tek bölümde uzmanlaşılacak neden tüm uzmanlıklar ayrı ayrı gösteriliyor. Bunun çok basit bir cevabı var; ‘doktor gibi düşünmeyi sağlayabilmek’. Herhangi bir hastalığın nedenlerini, sebeplerini ayrıntılı olarak düşünebilmek ve teşhis koyabilmek için değil mi? Bu düşünceyi tüm üniversite bölümlerine uygulamak bence mümkün. İşte bu iş ne işimize yarayacak, ben zaten şunu seçeceğim bu dersi niye görüyorum diye düşünmemek lazım. Okumaya devam et “Öğrenciyken Farklılık Yaratmak”
Başlığımızın asıl açılımı İzmir Ekonomi Üniversitesi 
Eğitim hayatımda bu sene içinde yaklaşık 17. senemi kutluyorum. Çok güzel okullarda, çok iyi hocalardan eğitim aldım. Şimdiye kadar ne kaldığım bir ders ne de herhangi bir sebepten dolayı atıştığım, kavga ettiğim bir hoca hatırlarım. Demek ben de az da olsa iyi bir öğrenciyim. Malumunuzdur şu aşamada iletişim bilimleri üzerine eğitim almaktayım. Burada iletişim nedir? Sorusunu sormak isterdim ama kanımca gerek yok, on yedinci eğitim yılım dedim, üniversitede beşinci senem ve ben bu sene ilk defa bir hocamdan bir mektup aldım. Hocamız yaklaşık 100 tane öğrencisini de üşenmeyip tek tek el yazısı ile mektup yazmış. Mektupların içeriğini bilmiyorum ama benim aldığım mektup içerisinde yaklaşık 4 aylık dönem içerinde hocamın benim hakkımda edindiği bilgileri derlediği, bana geleceğim konusunda fikirler verdiği, en önemlisi bu dönem içinde bana göre beni çok iyi incelediği izlenimini veren bir yazı içeriği var. İşte yukarda ki sorunun cevabı bu, yani