Sosyal Medyayı Etkili Kullanma Etkinliğindeydik

 

Sosyal Medyayı Etkili Kullanma

Geçtiğimiz günlerde sevgili dostlarım Mümin Erakbaş ve Hamza Şamlıoğlu‘yle birlikte Celal Bayar Üniversitesi Kula Meslek Yüksek Okulu’nun misafiri olduk.

Sevgili Mümin Erakbaş  Sosyal Medya Yönetimi / Sosyal Medyanın Pazarlamaya Katkıları konusunda bilgilerini paylaştı.

Ben, Sanal Ortamlarda Halkla İlişkiler Geleneksel PR’dan Dijital PR‘a Geçiş üzerine bir şeyler anlatmaya çalıştım. Ama benim asıl amacım, onlar gibi önlisans eğitimi almış bir arkadaşları olarak, o günden bu güne neler yaptığımı anlatıp, onları az da olsa hırslandırabilmekti.

Benden sonra sözü sevgili Hamza Şamlıoğlu alıp Sosyal Medya Takibi ve Raporlanması konusunda bilgi ve tecrübelerini paylaştı.

Bizce keyifli ve başarılı bir etkinlik oldu. Umuyorum öğrenci arkadaşlarım için az da olsa faydalı olmuştur.

                                                                                                                                                                15

Böyle bir fikir ve davetle bize gelen öğretim görevlisi sevgili Veli Bozkaya hocama, bizleri sabırla yaklaşık 4 saat dinleyen arkadaşlarıma çok teşekkür ederim.

Bizleri en iyi şekilde ağırlamak için etkinlikte görev alan, emek harcayan tüm arkadaşlarımın ellerine, emeklerine sağlık. Okumaya devam et “Sosyal Medyayı Etkili Kullanma Etkinliğindeydik”

Yeni Nesil İletişim; İletişim nereden, nereye?

Geçtiğimiz günlerde üniversite yıllarımdaki değerli hocalarımdan Doç. Dr. Ebru Uzunoğlu yeni nesil iletişim, yeni nesil iletişimciler hakkında görüşlerimi istedi. Ben de madem hocam istedi diye, bir şeyler yazmaya çalıştım. Ama o meğersem yazılı değil video çekimli bir şeyler istiyormuş. Sonrasında video çekimi yapıp gönderdim ama yazdığım yazı elimde kalınca bloğum üzerinde sizinle paylaşmak istedim.

iletisim“Hani klasik bir benzetme vardır ya, “10 yıl önce olsa kimse bunu tahmin edemezdi” diye, durum birazcık öyle. İnternetin geçmişi epi topu 40 yıl. Markalar yaklaşık 20 yıldır bu medya kanalını marka iletişimi için aktif olarak kullanıyorlar. Tabi bu 20 yıllık süreç gerçekten geleceği görebilenler için. Geriye kalanlar ancak web 2.0 teknolojilerinin ardından facebook, twitter gibi sosyal ağların kitleler tarafından aktif kullanılması ve ajansların itelemesi sonucunda bu mecrayı fark ettiler. Ama bu noktada da bir muğlaklık ortaya çıkıyor. Kimse internet iletişimi ya da internet iletişimcisi gibi kavramları kullanmıyor. Kimi dijital medya diyor, dijital PR’cı, dijital reklam ajansı vb., kimisi sosyal medya, sosyal medya uzmanı, sosyal medya ajansı vb. diyor ama bizim asıl oyun alanımızın tam anlamıyla adı internet. Çünkü televizyon, radyo, gazete vb. gibi geleneksel medya kanallarının karşısın da durabilecek güçteki medya kanalı internet olarak karşımıza çıkıyor. Sosyal medyayı, kullanıcıların sosyal hayatlarını, bireysel görüşlerini özgürce paylaşabildikleri bazı sosyal ağların (websitelerinin) bir araya geldiği kanallar bütünü (ben sosyal medyayı televizyonun içindeki digiturk olarak değerlendiriyorum) olarak tanımlayabilmek mümkünken, (Bir yazı: Sosyal Medya vs Geleneksel Medya) dijital medyayı ise, hem sosyal medya kanallarını hem geriye kalan internet evrenini hem de arkadaki sayılabilir ve kullanılabilir daha fazla datayı bize sunan, bu doğrultuda daha bir “internet = dijital medya” ya da “medyanın e-hali” olarak tanımlayabiliriz. Okumaya devam et “Yeni Nesil İletişim; İletişim nereden, nereye?”

PR İstanbul #pristanbul Ocak 2014 Buluşması Ardından

Bugün Sevgili Önder Kiremitçi tarafından 5 yıldır organize edilen PR İstanbul Buluşmaları‘nın Ocak 2014 etkinliğine katılma fırsatım oldu. İDA Başkanı Sayın Ali Cem İlhan, TÜHİD Başkanı Sayın Fügen Toksü başta olmak üzere sektörün önde gelen birçok ismi bugün oradaydı. Şimdi kısaca etkinliği özetleyip, kendimce görüşlerimi sizinle paylaşmak istiyorum.

İlk olarak; Önder Kiremitçi, PR İstanbul buluşmalarından bahsetti. Fikrin nasıl doğduğu, nasıl 5 yaşına geldiği, sektöre kattıklarından bahsetti.

– Ben her ne kadar çok fazla katılamasam da yaklaşık 2 yıl (öğrenci başıma) İzmir’de Likemind İzmir Buluşmalarını organize etmeye çalışmış, network faaliyetlerinin, sektörlere olan faydasına inanan bir arkadaşınız olarak PR İstanbul Buluşmalarının da sektör için önemli olduğuna sonuna kadar inanıyorum.

Ardından, Ali Cem İlhan, PR sektörünün dünü, bugünü ve yarınından bahsetti. İletişim sektörlerinin geleceğinin dijitalde, dijital iletişimde olduğundan bahsetti. Artık Pr ajansları ya da iletişim danışmanlığı şirketlerinin bu mecraya iyice kanalize olması gerektiğinden bahsetti.   Okumaya devam et “PR İstanbul #pristanbul Ocak 2014 Buluşması Ardından”

İletişim danışmanlığı nedir, iletişim danışmanı kimdir?

Az önce facebookta dolaşırken Denove Halkla İlişkiler ve Danışmanlık Kurucu Ortağı, PR İstanbul Buluşmalarının organizatörü, hem iletişim sektörüne hem de sektörün geleceğine gönül vermiş  sevgili ağabeyim Önder Kiremitçi‘nin iletişim danışmanlığı hakkında bilgisini paylaştığı bir video düştü önüme. Blogumu takip edenler bilirler, ben de bilgim yettiğince gelecekte bu işi yapmak isteyenler ya da kendini bu işte geliştirmek isteyenler için bilgi paylaşımında bulunmaya çalışırım. Ama bilgiyi, tecrübeyle eş olarak artan bir kavram olarak kabul edersek, Önder ağabeyimin bilgisi de tecrübesi de benden fazladır. Bu doğrultuda ilgili videoyu blogumda da sizlerle paylaşmak istedim.

Okumaya devam et “İletişim danışmanlığı nedir, iletişim danışmanı kimdir?”

Kocaeli Üniversitesi Kandıra MYO Geleneksel PR’dan Dijital PR’a Geçiş Etkinliği

kandıra myoGeçtiğimiz günlerde, Sevgili Hamza Şamlıoğlu ve Neşe Bektaş ile birlikte Kocaeli Üniversitesi Kandıra Meslek Yüksek Okulu Halkla ilişkiler ve Tanıtım öğrencilerinin misafiri olduk. Konumuz “Geleneksel PR’dan Dijital PR’a Geçiş” idi. Ama üniversite eğitim hayatına Trakya Üniversitesi Çerkezköy MYO Halkla İlişkiler programında başlamış bir ağabeyleri olarak benim (Erdal Erdoğdu hakkında), Kandıra MYO Halkla İlişkiler sıralarında başlamış bir ablaları olarak Neşe’nin anlatacakları sadece sunumumuzun başlığıyla sınırlı değildi. Öyle de oldu.

Sunumumuzun içeriğini kısaca anlatmak gerekirse,

gibi konuları karşılaştırmalarıyla, anlatmaya çalıştık.

Sunumun ardından, sohbet bölümünde bence sunumdan daha değerli bilgileri onlarla paylaştık diyebilirim.  Okumaya devam et “Kocaeli Üniversitesi Kandıra MYO Geleneksel PR’dan Dijital PR’a Geçiş Etkinliği”

En Çok Tweet Atan Değil, En Çok El Sıkan Aday Seçimi Kazanır

tokalasmakMalumunuzdur önümüzde yerel seçimler, hemen ardından genel seçimler var. Önceliğimiz yerel seçimler. Her yerde belediye başkanlığı, meclis üyeliği için aday adaylıklarını açıklayan kişilerin  adaylık ilanlarını görebiliyoruz. Resmi adaylar açıklandıktan sonra bu ilanlar rafa kaldırılıp yerlerini resmi adayların ilanları alacak.

Geleneksel seçim kampanyası iletişiminin olmazsa olmazlarının başında bu geliyor. Adaylar ilanlarla halka duyurulduktan sonra önce mahallerde, ardından ilçe merkezlerinde (eğer büyükşehirse ilçe ve il merkezlerinde) seçmenin karşısına çıkmaya başlıyorlar. Mitinglerle halka yaptıklarını ya da yapacaklarını anlatıyorlar.

Eğer biraz paraları ya da nüfuzları varsa yerel ya da küçük çaplı ulusal TV kanallarına, gazetelere  (eğer büyükşehirse ulusal TV ve gazetelere) ilanlar, röportajlar vermeye başlıyorlar. Böylece gün be gün seçime gidiyorlar. İşte bu işe kabataslak geleneksel bir seçim iletişimi kampanyası diyebiliriz.  Okumaya devam et “En Çok Tweet Atan Değil, En Çok El Sıkan Aday Seçimi Kazanır”

Sosyal Medyada Kampanyacılar, Geleneksel PR’da Etkinlik Fareleri

kampanyacıSosyal medya üzerine marka ve proje yöneticiliği yaptığım süreç içinde neredeyse tüm marka kampanyalarımızda belirli bir güruh ile karşılaşıyorduk. Eğer sizler de yaptığınız sosyal medya kampanyalarında aynı isimler, aynı gruplar, aynı hileler, aynı spam davranışlar, aynı ağlayışlar ve en sonunda farklı kişilerden aynı cümleleri ile duyuyorsanız KAMPANYACILAR ile karşı karşıyasınız demektir. Kampanyacıların neredeyse tüm özelliklerini Sosyal Kene; Sosyal Medya Kampanyacıları: Hakkımı Helal Etmiyorum! başlıklı yazısında çok ama çok güzel anlatmış. Eğer onlar yazmamış olsaydı aynı şeyleri ben yazacaktım. Eğer sosyal medya iletişimine meraklıysanız bence o yazıyı muhakkak okuyun.

Yaklaşık 1,5 yıl önce başımdan geçen bir olayı sizinle paylaşayım.

Ülkemizin önde gelen markalarından birinin sosyal medya marka yöneticiliğini yapıyorum, bir kampanya başlattık, ilk bir iki gün sessiz geçti, sonrasında gerek reklam, gerek seeding ile yarışmaya talep artmaya başladı. Birinci haftanın sonunda sayfada yaptığımız her paylaşımın altına, ben niye kazanamadım, oysa benim oylarım daha çoktu, xyz kişisi hile yapıyor, özel mesajdan ben xyz’ye oy vermiştim o bana geri oy vermedi lütfen onu diskalifiye edin, özel mesajdan admin bana ulaş mesajları… Vesaire. Sonrasında bir akşam dayanamayıp telefon numarasını gönderenlerden birini aradım, buyurun size nasıl yardımcı olabilirim dedim, başladı sert ve atarlı bir ses tonuyla konuşmaya, ama ne laflar, hani karşılıklı olsak beni boğazlasa doyamayacak, yarışmaya katılan diğer isimleri şikayet etmeceler, yapılan hileleri anlatmacalar ama arada öyle bir cümle kurdu, “BEN 5 YILLIK KAMPANYACIYIM, SEN KİM OLUYORSUN DA BENİMLE BÖYLE KONUŞUYORSUN?” diye tam evlere şenlik. Ben bu işin okulunu okumuş bir arkadaşınızım, kendimce eğitimler de vermeye çalışıyorum. Geleneksel reklam, pazarlama, halkla ilişkiler nedir az biraz bilirim, iletişimde markanın ve ajansın güçlü olması gerektiğini de savunanlardanım. Sonrasında ben de naçizane cevap vermeye başladım, olayı anlattım, anlattım, anlattım, baktı bana söz geçiremeyecek. Son söz; BEN SİZE HAKKIMI HELAL ETMİYORUM! Şaka gibi değil mi? Böylesine kişilere verilecek en güzel cevap; “pekiolducnmoptumbye” olsa gerek. 🙂

Lafın kısası, siz, siz olun markanızın, ajansınızın, işinizin ve bilginizin gücünün farkında olun ve böyle insanlara sakın ne taviz ne de yüz verin. Çünkü taviz diğer tavizleri getirir, yüz verirseniz yüz ellisini geri isterler.

Şimdi başlığımızın ikinci bölümüne gelelim. Geleneksel PR’da Etkinlik Fareleri! Okumaya devam et “Sosyal Medyada Kampanyacılar, Geleneksel PR’da Etkinlik Fareleri”

Elle tutulabilir bir nesneyi satmakla, fikir satmak arasındaki farklar/zorluklar neler?

betimleGeçtiğimiz günlerde başlığımızdaki soruyu bir maille aldım. Böyle soruları seviyorum çünkü benim, kendi işimi düşünmemi sağlıyor. Bütünleşik pazarlama iletişimin alt branşlarında (halkla ilişkiler, reklam vb.) eğitim alan öğrenciler ilk başlarda çevrelerine ileride ne iş yapacaklarını anlatmakta zorlanırlar, işe girdikten sonra da ne iş yaptıklarını anlatmak da… Bu aileleri için bile geçerlidir. (Geçtiğimiz günlerde bir ajansımız bu konuyla ilgili çok güzel bir film çekti burada onu izleyebilirsiniz. İzlemek için tıklayın)

İşte ne yaptığımız konusunu ailelerimize bile anlatamazken, bizim işimizin en önemli noktası olan “fikir satma” konusunu nasıl anlatabiliriz bir düşünelim. (Bu arada bununla ilgili onlarca kitap var, ilgili arkadaşlarımın o kitapları okumasını muhakkak tavsiye ederim.)

Şimdi bir ayakkabı, bir bardak, bir elbise, cep telefonu ya da her neyse elle tutulur, gözle görülür, ölçüsü, boyutu, malzemesi, özellikleri belli bir nesneyi/ürünü satın alma noktasında kaçımız ne kadar zorlanır ya da düşünür. Ama o elbiseyi, ayakkabıyı internetten alırken kaçımız acaba olur mu, acaba nasıl durur, yakışır mı diye düşünmez?

Bizim işimiz bunun da bir tık ötesinde, hani çocukken bir şarkımız vardı ya; “orda bir köy var uzakta, o köy bizim köyümüzdür, gitmesek de, görmesek de, o köy bizim köyümüzdür…” işte bizim işin o uzakta olan köyü müşterilerimize göstermeye çalışmak, onları o köye götürüp, orada soğuk bir ayran içmiş edasını onlara yaşatabilmek. Yani, işimiz bir hayali, düşünceyi çok iyi betimleyerek karşımızdakilere anlatabilmek. Okumaya devam et “Elle tutulabilir bir nesneyi satmakla, fikir satmak arasındaki farklar/zorluklar neler?”

2013 İlk Çeyrek En Beğendiğim İletişim Kampanyaları

Son dönemde özellikle beğendiğim reklamların sayısının artmasıyla birlikte böyle bir yazı yazmak istedim. Umuyorum, inceleme ve takip etme fırsatım oldukça benzeri yazılarımın devamı gelir. Sizler de beğendiğiniz işleri benimle paylaşırsanız onları da incelemek isterim. Bakalım hangi başlıklarla hangi iletişim kampanyaları dikkatimi çekmiş. Biraz uzun bir yazı olacak gibi, şimdiden iyi sabırlar 🙂 iyi okumalar dilerim.

1-      Ünlü Kullanımı

Bir reklam kampanyasında ünlü kullanımı marka için büyük kazanç getirse de bununla birlikte büyük riskleri de yanında getirmektedir. Kazançtan kastım, ünlünün sevenleri hazır bir kitledir ve reklamın konuşulması ya da görülmesi noktasında bu markaya fayda sağlar. Riskler ise, öncelikle o ünlünün sevmeyenleri vardır. (özellikle sosyal medyanın etkisinin artmasıyla) Ve bu sevmeyenler söyledikleriyle marka imajına zarar verebilirler. Ama ondan bundan daha önemlisi ünlünün markanın önüne geçmesidir. Kimse markayı hatırlamaz ama “aaa x ünlüsünün reklamı” çıktı denilir.

Son dönemde ünlü kullanımında en beğendiğim reklam Digiturk’ün “Dilediğin Zaman Dilediğin Yerde” kampanyasındaki Nil Karaibrahimgil kullanımı. Nil çoğu zaman reklam filmlerine sesiyle hayat veriyordu ama bu sefer Digiturk’un reklam yüzü olarak karşımıza çıkıyor. Marka mesajları anlaşılır ve marka görülür düzeyde. Bu da bence reklam kampanyasını başarılı yapıyor.

2-      Başarılı metin/jingle

Reklamı başarılı kılan en önemli nokta; “metin”dir. Basılı reklamlarda kaleme alınan metin öne çıksa da video/ses reklamlarında bence jingle her zaman 3-0 öne geçiyor. Son dönemin en başarılı jingle’ı, dilime pelesenk olan sözleri ve müziğiyle bence Auris Reklamı. Bekle hayat geliyoruz biz… Okumaya devam et “2013 İlk Çeyrek En Beğendiğim İletişim Kampanyaları”

Social media & sharing icons powered by UltimatelySocial