Bir İletişim Kanalı Olarak İnternet

İletişim bilimlerini öğrenmeye nereden başlarsanız başlayın, nereden bakarsanız bakın karşınıza ilk olarak;

 

Kaynak – mesaj – kanal – Alıcı

Source – message – channel – Receiver  – – kalıpları çıkar.

 

Peki, nedir bu iletişim kanalları? Aslında cevap çok basit, sizin mesajınızı hedefinize/alıcınıza ulaştırmanızı sağlayan her şey iletişim kanalı olarak kabul edebiliriz.

 

Telefon ahizesi  🙂  gazete, TV kanalları, radyo kanalları, bilboardlar, dergiler vb ve internet.

İnternet mi? Evet internet! Okumaya devam et “Bir İletişim Kanalı Olarak İnternet”

Blogsal Sosyal Sorumluluk Kampanyası

Bu ara elimde bir kitap var; Ceyda Aydede tarafından yazılan ‘Yükselen Trend ; Kurumsal Sosyal Sorumluluk’ halihazırda okumaktayım bu kitabı. Bu kitabı okumaya başladığım dönem için blog yazarı arkadaşlarımdan Sevgili Evren‘in blog yazarlığının 5. yılı münasebetiyle bir sosyal sorumluluk organizasyonuna başladığını öğrendim. Evren’in vesilesiyle, benimde içimde bir ışıltı oldu ve ‘ben niye yapmıyorum’ diye kendi kendime sormaya başladım ve hemen faaliyete gectim. İlk önce Evren‘in bu sene içinde destekleme kararı aldığı, Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği – TOFD hakkında ondan bilgi aldım, saolsun kendisi bu kurum hakkında çok iyi bir şekilde referans oldu bana. Böylelikle TOFD önümüzdeki 1 yıl içinde destekleme kararı aldığım ilk gönüllü kuruluş oldu.  Ama Evren bir organizayonu destekliyorsa benim ondan daha fazla organizasyonu desteklemem lazımdı (tabi bu işin şakası). 🙂 Ben ekstralar aramaya başladım, farklı kesimlerden farklı insanların destek verebileceği gönüllü kuruluşları bulmaya çalıştım. Yeğenim çizgi film izlerken cartoon network tv reklam kuşağında ‘PAYLAŞMAYI SEVEN PARMAK KALDIRSIN’ diyen bir reklam filmi izledim. Geçtiğimiz günlerde bloguma yazdığım bir yazıda gençliğimizin ya da genel olarak ülkemizin okuma oranına bir eleştride bulunmuştum. Bunun üzerine izlediğim bu video ciğerime dokundu.

 

 

 

Halide Edip YOK! Cervantes YOK! Said Faik YOK! Mehmet Akif YOK!

Okumaya devam et “Blogsal Sosyal Sorumluluk Kampanyası”

Likemind İzmir Buluşmaları ve İzmir’e gelen yeni renk

Likemind Buluşmaları dünya üzerinde birçok ülke ve şehirde yapılan ve büyük ilgiyle karşılaşan bir organizasyonlar silsilesi. Ülkemizde ilk olarak Likemind İstanbul olarak Sevgili Özgür Alaz ve Alemşah Öztürk tarafından düzenlenmeye başlayan,  akabinde Likemind Ankara ve Adana‘da büyük ilgi gören genel olarak benzer pazarlama zekasına sahip (likeminded) insanların bir araya geldiği buluşmalar bütünü.

İstanbul, Ankara ve Adana buluşmaları gerçekleşip sosyal medya üzerinde çok güzel feedback’ler alırken, Sevgili Mümin Erakbaş ile birlikte acaba İzmir’de niye yok, sorusunu sormaya başladık. Akabinde hemen harekete geçtim. Likemind Buluşmlarını organize etmek, Likemind.us yöneticileri ile yazışmak, onların sizin buluşmalarınızı sitelerinden duyurmasını sağlamak gerekiyor. Uzun süre Sevgili Noah Brier ile yazıştım. Onu Likemind İzmir Buluşmaları konusunda ikna ettim. Ama 4. buluşmayı organize edeceğimiz şu gün bile hala Likemind İzmir Buluşmlarını sitesine eklemiş değil. Sağlık olsun.

 

12 Haziran için, ilk duyurumlara başladığımızda büyük ilgiyle karşılaştık. Ama tam bu aşamada Sevgili Özgür Alaz‘dan Likemind.us’da bize referans olmasını istediğimde, bana Türkiye’nin bilhassa pazarlama ve yönetim danışmanlığı konusunda en büyük isimlerinden biri olan, benim daha önce gazetelere yazdığı yazılarından, yayınladığı makalelerinden takip ettiğim Melih ARAT‘ın İzmir’de likemind buluşmaları organize ettiğinden bahsetti. Ama bizim takip ettiğimiz sosyal medyalar üzerinde biz de dahil olmak üzere kimsenin bundan haberi yoktu. Hemen Sevgili Melih Hocamız ile bu konuyla ilgili irtibata geçtik. Bununla birlikte, biz 12 Haziran’da sosyal medya üzerinde tüm duyurumları yapılmış şekilde 1. Likemind İzmir Buluşmasını Sevgili Mümin ERAKBAŞ ile birlikte organize ettik (Melih Arat ve İpek Hanım’ın organize ettiğinin ardından özünde 2.ydi) . 19:30 buluşma saati ama biz 1 saat önceden gittik, birlikte oturduk, Allah bizi utandırmasın diye dua ettik :). Vakit yaklaşıp arkadaşlarımız geldikçe, içimiz rahatlamaya başladı, çünkü acaba kimler gelecek, kimse gelecek mi diye bir merak vardı içimizde. İlk olarak Muzaffer Bey, Merhaba ben Muzaffer diyerek yanımıza geldi, sonra İzmir Blog Yazarlarından arkadaşlarımız, akabinde meğersem yan masalarda oturanlar arkadaşlar da Likemind İzmir Haziran Buluşması için gelmişler, onlarda kalkıp yanımıza oturdular. İlk buluşmaya göre çok verimli geçen bir toplantı idi, yaklaşık 35 kişi birbirini tanımayan onca güzel insan bir araya gelmiştik. Temmuz ayında ki buluşmada ise, Melih Hocam ile yolumuza devam etmeye başladık. Okumaya devam et “Likemind İzmir Buluşmaları ve İzmir’e gelen yeni renk”

Buket Uzuner İstanbullar’dan – ne kadar okuyoruz?(a)

Bundan yaklaşık 5 ay önce İzmir Kitap Fuarı’ndan Buket Uzuner’in İstanbullular adlı eserini satın aldım. Bu kitabı daha öncesinde sınıfta 1-2 arkadaşımda görmüş, okuyup okumamam konusunda fikirlerini almış, inceden göz atmıştım. Ailesi yaklaşık 300 yıldır  İstanbul’da yaşayan biri olarak, tüm esmerliği ile insanları İstanbullu olduğuna inandıramayan ben için, isim itibari ile gerçekten ilgi çekici bir kitap idi. Buna karşın Buket Uzuner ismi bana yabancıydı. Ben bir edebiyat eleştirmeni değilim, ne yazarı ne yazdıkları hakkında edebi açıdan bir yorum yapamam. Ama okumayı seviyorum. Buket Uzuner’in İstanbullular adlı romanının kısa içeriğine yazarın sitesinden ulaşmak mümkün bu vesileyle burada ben herhangi bir bölüm paylaşmayacağım.

İstanbul benim canım vatanım da vatanım İstanbul İstanbul demiş bir başka yazarımız. Acaba dünya üzerinde uğruna bu kadar kitap, şiir, şarkı yazılmış, uğruna savaşlar verilmiş bir başka şehir daha var mıdır? Yazar’da bu kitabında bence bundan bahsetmiş. İstanbul’a aşık insanların öyküsü, bir vesile İstanbul’a gelmiş, akabinde İstanbullu oluvermişlerin öyküsü, aşkı uğruna İstanbul’u terketmiş ama İstanbul’un aşkına dayanamayıp geri dönmüşlerin öyküsü var bu kitapta. ‘

‘Yazarın dili, bu kitap öncesinde okuduğum İskender Pala ve Elif Şafak gibi yazarlara nazaran daha kolay ve anlaşılır çünkü sokak dilinin rahatlığı var hatta argo kelimeler çok göze çarpıyor.’  Yine de ben bu kitabı okurken zevk aldım. Yazarımızın biografisine ve verdiği eserlere bakınca benim onu keşfetmekte ki geç kalmışlığım büyük üzüntü verdi bana.

Okumaya devam et “Buket Uzuner İstanbullar’dan – ne kadar okuyoruz?(a)”

Üniversite’yi kazandık ya sonrası…

İlim ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsin
Ya nice okumaktır
                            Yunus Emre

 

Evet 2009 üniversite sınavında başarı gösterip özel/devlet lisans/önlisans bir bölümüne yerleşen ve Ekim ayından itibaren üniversite öğrencisi olma zevkini tadacak tüm arkadaşları tebrik ederim. Bu ülkemiz standartları açısından büyük başarı, bilhassa iyi üniversitelerin iyi bölümlerini kazandıysanız ya da kendi istediğiniz bölümde okuma imkanını elde ettiyseniz ne mutlu size.

Şimdi üniversiteliniz, peki bunun sonrası???

Ne yapmayı planlıyorsunuz? Üniversite deyince aklınıza nasıl bir sistem geliyor? Önünüzdeki 4-5-6 yılı nasıl değerlendirip, gerçek er meydanı olan kendi hayatınızı nasıl devam ettirmeyi planlıyorsunuz?

Size kıpkısa bir cümlem var; ‘Her şey kendi elinizde’.

Üniversiteyi evrensel kent olarak tanımlıyoruz. Birçoğunuz yıllardır yaşadığınız yerlerden başka şehirlere gidecek, birçoğunuz ilk defa evinden ayrılacak, yurtta kalacak, ya da ev kiralayacak. Birçoğunuzun adını ilk defa duyacağı ilçeleden gelen arkadaşları olacak. Bunlar çok güzel heyecanlardır.

Ben sizlerden çok büyük biri değilim, nacizane 4yıldır üniversitede okuyan bir arkadaşınızım. Saolsunlar, birçok kardeşim bu dönem içinde bana bazı şeyler sordular, ben de elimden geldiğimce onlara yardım ettim, tercihler yaptık, çok güzel yerlere yerleştik. Akabinde gelecek yıllar hakkında yol haritası planladık/konuştuk/tartıştık.

Şimdi kelimelerim yettiğince sizlerle de bazı şeyler paylaşmak istiyorum.

Öncelikle; ‘ sen yenisin galiba ‘. Yukarda da dediğim gibi. Artık lise hayatınız bitti. Evrensel kente hoşgeldiniz, 81 ilin 3000 küsür ilçenin kısacası yurdumuzun her noktasın gençlerin bir araya geldiği bir şehir burası. Hertürlü insanı/düşünceyi/ideolojiyi/kültürü/örfü adeti .. vb.. burada görebileceksiniz. Muhtemelen ilk sene birçoğunuz hazırlık sınıfı okuyacaksınız, bu sene gerçekten tam bir hazırlık olacak, her konuda yeni şeylere alışmaya çalışacaksınız. Bu konuda size Allah yardımcınız olsun diyorum. İlk sene, üniversite hazırlık sınıfları, tabirim caizse balayı niteliğindedir. Bu sene içinde, öncelikle yerleştiğiniz bölümü/üniversiteyi, şehri, arkadaşlarınızı iyi tanımaya çalışın. Çünkü önünüzdeki 4-5yıl artık burada yaşayacaksınız. Okumaya devam et “Üniversite’yi kazandık ya sonrası…”

İletişim kurarken empati kurma yetisine sahip olmak

Çok uzun zaman sonra merhaba,

Empati günümüzde yaygın olarak kullanılan terimlerin başında geliyor ama acaba kaçımız bu kelimenin anlamını biliyor? Mesela geçtiğimiz günlerde İzmir’de ‘Empati Balık Evi’ adlı bir dükkan gördüm, inanın girip dükkan sahibine sorasım geldi, dükkanına niye böyle bir isim verdiğini ama vazgeçtim. Acaba ustamız kendini balıkların yerine mi koyuyordu? Neyse…

Empati, bir insanın yada kurumun hedef olarak gördüğü, kişi yada kişiler (kurumlar) ile ortak paydalarda buluşma çabasıdır. Yani kendisini karşısındakinin yerine koyup, neyi, neden, niçin yaptığını, söylediğini, anlamaya çalışıp, acaba ben onun yerinde olsaydım ne yapardım sorusunu kendi kendine özeleştirel şekilde sorabilmesidir. Tabi bu çoğu zaman kolay olabilecek bir durum değil. Çünkü toplum içinde ki her birey neredeyse farklı özelliklere sahip, eğitimsel, kültürel, yaşayıssal, yetiştirissel, benliksel ve bunlara benzer özellikler bunlar.

Burada Avrupa Yakası dizisinde ki, Burhan Altıntop karakterinin, ‘ben de Nişantaşı çocuğuyum, ben de üniversite mezunuyum’ diye sürekli söylediği replikler geldi aklıma.  Olabilir, herkes üniversite mezunu olabilir, herkes Nişantaşı çocuğu da olabilir belki ama herkes aynı üniversitenin aynı bölümünde klonlanmış gibi bir eğitim ile eğitilebilir mi, herkes aynı aile tarafından aynı kültürel-toplumsal dengeler içinde yetiştirilebilir mi? Diye sormak ve bunlara kısa bir cevap vermek lazım. İşte burada bende ki cevap Hayır.

Çünkü aslında birbirimizden o kadar farklıyız ki. Hayatımızın her safhasında empati kurmalıyız, böylece barış ve sevgi doğrultusunda birleşebiliriz diyoruz. Ama her ne hikmetse her sefer bir pürüz çıkabiliyor karşımıza. İşte burada bu farklılıkları ortadan kaldırmak, gerekiyorsa zıt kutupların birbirini çekme felsefesinden yararlanmak, farklı olsak bile ortak paydalar doğrultunda,ortak referans çercevesinde buluşmaya çalışma eylemi empati oluyor.

Bu eyleme hayatımızın birçok noktasında uygulamaya ihtiyacımız var.

Kendimizi tanıyamadığımız, tabirim caizse zıvanadan çıktığımız anlarda bence kendimizi durdurabilmek için ‘Ben bu değilim, Ben bunu nasıl yaptım’ deyi geri adım atabilmemiz bana göre bireysel empati.

Çift yönlü iletişim süreçlerinde kendimizi karşımızdakinin yerine koyabilmemiz, herkesi kendimizle bir tutmayıp, benlik duygumuzu, enaniyetimizi bir yana bırakıp karşımızdakinin bizden farklı özelliklere sahip olduğunun farkında olmamız, önyargılarımızı bir yana atıp objektif düşünmemiz, objektif davranışlar bütünü sergilememiz normal empati.

Kurumsal düzlemde baktığımızda yaptığımız pazarlama, halkla ilişkiler ve raklamcılık faaliyetleri gibi birçok uygulamada  kendimizi hedef kitlemiz içinde bulunan insanların yerine koyup, ben olsam bu organizasyondan, bu faaliyetten nasıl etkilenirdim ya da niye etkilenmeliyim, sorusunu sahip olduğumuz statümüzden kendimizi soyutlayarak kurumuz adına alıcı bir gözle sormak kurumsal empati diye nitelendirilmeli.

Peki bunlar gerekli mi? Empati kurmak nasıl bir zorunluluk? Bittabi bunları yapmak gibi bir zorunluluğumuz bireysel olarak yok ama toplumsal düzlemde düşündüğümüzde, karşılıklı ilişkilerimizi düşündüğümüzde bence böyle bir zorunluluğa sahibiz. Kendi adımıza, ailemizle, arkadaşlarımızla, çevremizle, toplumuzla, çalıştığımız şirktimizle, personelimizle, yada müşterilerimizle birlikte daha iyi anlaşabilmek, daha verimli iletişim kurabilmek, ortak paydalarda daha basit bir şekilde buluşabilmek adına buna mecburuz diyebiliyorum.

Herkese bol empatili günler diliyorum.

Saygı ve Selamlarımla

Yeniden Hello World

Bundan bir önceki yazımın tarihine baktığınızda tam iki ay öncesini göstermekte. Eminim ki blogumu ziyaret eden birçok kişi artık o yazıları görmekten sıkıldı. Evet, iki aydır yazmıyordum, belki birkaç ay daha yazmayacaktım ama bu dönem içinde tekrardan yazmam için birçok dilek aldım, Sevgili dostum Sinan tarafından isteğim dışında bir tema hazırlandı, sırf tekrardan bıdı bıdı yapayım diye! Herkese çok ama çok teşekkür ederim.

 

Ki mi zaman oluyormuş demek ben de yeni öğrendim; ‘Dünya’ya söyleyecek sözlerim var’ diyen insanların bile sözleri bitiyor, dilleri lal oluyormuş. İki ay sonra kürkçü dükkanıma geri döndüm, merak etmeyin bundan sonra yazı yazmaya devam edeceğim ama bir değişiklik olacak yazılarımda, bundan sonra aşk yok, meşk yok, müzik yok, gitar yok, yemek tarifi eklemek yok, kısacası bundan sonra geyik yapmayı bırakıyoruz.

 

 Peki, ne var derseniz; pazarlama, halkla ilişkiler, reklamcılık, medya ve iletişimle ilgili yani üzerine eğitim aldığım konular hakkındaki yazılarım olacak. Yani sizin anlayacağınız artık buralar tatsız tuzsuz olacak ama eminim daha güzel olacak(aramızda kalsın arada bir güncel konulara da değiniriz merak etmeyin). Şu an okuduğunuz yazı blogumda ki birçok kategori için son yazı olacak, bu iki aylık dönemde yaklaşık 200 adet yazıyı sildim blogumdan. Ama bazılarına kıyamadım, kıyamamamın sebebi ise tamamı ile yazıların güzelliğinden çok, çok güzel insanlar tarafından yazılmış yorumları içermeleri. O yorumlar silinmesin diye yazıları da maalesef kaldıramadım. Evet, bugün blog için bir dönüm noktası, aynı benim gibi. Bugüne kadar blogum üzerinden bana ulaşan herkese istekleri doğrultusunda elimden geldiğince yardım etmeye çalıştım. Onlarca teze yardım ettim, çok güzel toplantılara davet edildim ve bunları aslında eğitimi aldığım sektör hakkında pek emek harcamazken yaptım. Bundan sonra tamamen kendi sektörüm hakkında bilgi ve becerilerimi paylaşmaya çalışacağım ve bu doğrultuda tekrardan, elimden geldiğince insanlara yardım etmeye devam edeceğim, umuyorum ki blogum öyle bir hal alır ve kişiler bana bir şey sormadan bu platform üzerinden aradıkları bilgilere ulaşabilirler.

 

WordPress ile blog açtığınızda ilk yazı olarak, Hello World! Yazısı tamamen deneme amaçlı otomatik olarak sisteme atılır ve ana sayfada görülür, ben de bu yazıma ‘Yeniden Hello World’ başlığını uygun gördüm, umuyorum gerçekten yeni bir başlangıç olsun diye.

 

Herkese şimdiden hoş bulduk diyor, saygı ve selamlarımı sunuyorum…

5. EGE (erkek) BLOG YAZARLARI TOPLANTISI

Malumunuz uzun süredi basbas bağırıyoruz, İzmirli blog yazarları toplanacak diye, akabinde ismimizi EGE BLOG YAZARLARI olarak değiştirdik bence bu isim bundan sonra bu şekilde kalmalı. Bugün bu buluşma gerçekleşti. Tam 10 kişi olduk, güzel ve sıcak bir sohbet ortamı gerçekleşti, gözlerimiz her ne kadar bu buluşmalarla özdeşleşmiş arkadaşlarımızı arasa da sağlık olsun. Gelenlerin ayaklarına sağlık. Öyle yine çok fazla sektör konuşulmadı, öyle projeler havada filan uçuşmadı ama çaylar içildi tostlar yenildi ve Türkü Kafe isminden korkup gelmeyen arkadaşlara inat bu mekanda anca bizim istediğimizde 1-2 tane popüler türkü çalındı. Ben istediğim ortamı buldum, bence güzeldi, çok güzel arkadaşlarla tanıştım, çok sıcak muhabbetler kurduk. Ne diyelim darısı gelecek buluşmalarımızın başına. Buluşmaya katılan arkadaşları saymak gerekirse;

Mümin ERAKBAŞ blog.erakbas.com

Mustafa TÜRKSAVAŞ mustafaturksavas.com

Suphi Özgür CANKURT ozgurcankurt.org

Erhan YERLİ erhanyrl.blogcu.com

Deniz GÜR biblok.com

Cihan ÇAVUŞOĞLU muhibbiler.com

Yusuf GÜZEL cos90.com

Barış AKBALI kalemkurusu.com

Talat Aydın ŞEN mecaziyasam.com

(Talat ve ben fotoğrafya yokuz malesef)

Gerçekten gelen tüm arkadaşlara kendi adıma çok ama çok teşekkür ederim. Bundan sonra irtibatı koparmayalım. Az kişi yada çok kişi kafamıza estikçe yapalım böyle toplantılar. Hepinize saygı ve selamlarımı sunuyorum

Social media & sharing icons powered by UltimatelySocial