Geçtiğimiz günlerde bir vesile bir etkinlikten haberim oldu, daha doğrusu bir arkadaşım Erdal’cım böyle bir etkinlik var, ilk gününe katılmaya ne dersin diye beni davet etti. Yoğun programımdan dolayı katılamayacağım ama etkinlik daha doğrusu organize edilecek sempozyumun ilk günündeki konular ilgimi çekti.
Öncelikle etkinlikten bahsedeyim, etkinliğin adı 19. İTÜ Endüstri Mühendisliği Öğrenci Sempozyumu. Bu etkinliğin organizasyon takımını bütünüyle tebrik ederim. Dolu dolu bir organizasyon şablonu çıkartmak, sonrasında bu kadar usta ismi bir araya getirmek gerçekten güzel iş. İTÜ olmak ya da İTÜ’lü olmak bu olsa gerek.
Ben etkinliğin ilk günü üzerine bir şeyler yazmak istiyorum. Bu etkinliğin ilk gün programına baktığımızda;
– Dijital İletişim Nedir?
– Dijitali bilmiyorsanız, yarın var olamayacaksınız!
Yüz yüze gelinen her şey değiştirilemez; ancak hiçbir şey yüz yüze gelinmeden değiştirilemez. James Baldwin
Kriz yönetimi, kriz iletişimi’nden öte markaların en büyük korkulu rüyasıdır kriz. Adı üstünde ‘kriz’! Çoğu zaman beklenilmeden gelen kimi zamansa göz göre göre gelen ve markanın, şirketin, oluşumun tüm neredeyse tüm uzuvlarını felç eden olaylar silsilesi…
Şu anda elimde Aylin Pira ve Çisil Sohodol (Bir) tarafından yazılmış Kriz Yönetimi Halkla İlişkiler Açısından Bir Değerlendirme bir kitap var. Üniversite ikinci sınıftayken alıp okumuştum. 2004 ve 2008 olmak üzere iki basım yapmış olan kitap iletişim fakültelerinde Kriz İletişimi, Kriz Yönetimi vb. başlıklar altında anlatılan derslerin klasik olan kısımdaki tüm bilgilerini hala içinde barındırıyor.
Şimdi sizler için kitaptan bazı alıntılar yapacağım;
Kriz; ‘ bir örgütün kriz öngörme ve önleme mekanizmalarını yetersiz bırakan, üt düzey hedeflerini ve işleyiş düzenini tehdit eden, bazen örgütün yaşamını tehlikeye sokan, karar verilip uygulamaya geçilmeden önce tepki süresini kısıtlayan ve oluşumuyla da karar vericiler için sürpriz niteliği taşıyarak örgütte gerilim yaratan durumdur.’ S. 25 Okumaya devam et “Kriz Yönetimi”
Bundan sonra fırsat buldukça iletişim sektöründe profesyonel olarak
çalışan iletişim fakültesi mezunu genç arkadaşlarımla halihazırda iletişim fakültesinde okumakta olan arkadaşlarıma faydalı olacağına inandığım mini söyleşiler yapacağım. Bu doğrultuda ilk konuğum ZEGO İletişim Stratejileri Merkezi’nde İletişim Uzmanı olarak çalışan Ali Yıldırım.
Ali, ben seni tanıyorum ama arkadaşlarımızın da seni tanıması için öncelikle kendinden bahseder misin?
Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümünden Haziran 2011’de mezun oldum. Üniversite sürecinde, bir yıl Belçika Gent Üniversitesi İletişim Bilimleri bölümünde değişim öğrencisi olarak eğitim aldım. Yeni teknolojiler üzerine aldığım dersler gerçekten bana büyük faydalar sağladı. Akabinde, mezun oldum. Üniversite hayatım boyunca, iki farklı halkla ilişkiler ajansında staj yaptım. 1 yıl part time olarak Samsung ve Packard Bell’de saha satış sorumluluğu yaptım. Bu beni olgunlaştıran bir süreçti. Daha önce Yine Asus Türkiye’de 6 ay çalışma fırsatım oldu. Şu anda ZEGO İletişim Stratejileri Merkezi’nde İletişim Uzmanıyım. Puratos Türkiye ve myCARGO, myTECHNIC markalarıyla ilgileniyorum. Okumaya devam et “Misafir Görüşler, Genç Profesyonellerden Genç İletişimcilere Tavsiyeler 1”
Dün akşam Ahmet Hakan Coşkun, Fatoş Karahasan ve Timur Sırt’ın muhabbetçi olarak katıldığı Klasik Medya mı? Sosyal Medya mı? Güç kimde? etkinliğine katılma fırsatım oldu. İletişim eğitimi almış bir sosyal medya uygulayıcısı olarak konu başlığı gerçekten ilgimi çekti.
İlk soru olarak; ‘5 yıl öncesi ile bugün yapılan gazetecilik arasındaki fark’ soruldu ve çarşı karıştı.
Burada öne çıkan noktalar;
İnternetin bilgiye ulaşmayı kolaylaştırdığı, (özellikle gazete arşivlerine ulaşılabilirliğin kolay oluşu)insanların bilgiyi daha fazla sorgular ve eleştirir hale geldiği, yazdıklarına karşı yazarların sorumluluklarının arttığıydı. (çünkü 5 yıl önce bir yazı yazıldığında görüşler, mektupla, telefonla ya da 3-5 maille bildirilirken bugün anında yazarlara ulaştırılabiliyor oluşuymuş.) Okumaya devam et “Klasik Medya mı? Sosyal Medya mı? Güç Kimde?”
‘Facebook’ta özenenler, Twitter’da ise özenilenler vardır…’ Hala mı???
Her ne kadar Google’ın Plus ağını öne çıkarmak için diğer sosyal ağların indekslenmesini ikincil plana atıp, arama sonuçlarında diğer ağların çıkmasını engellediği söylentileri devam ederken Twitter ülkemizde her geçen gün kullanıcı sayısını geliştiren bir sosyal ağ olarak online hayatımız içerisindeki önemini arttırıyor, yerini sağlamlaştırıyor. Hala devam eden süreçte bunun en büyük sebeplerinin başında da yukarda yazdığım cümledeki ‘Twitter’da özenilenler vardır…’ bölümündeki düşüncemin yattığı inancındayım. Çünkü kullanıcılar Facebook fan sayfalarından birçok ünlüye ya da kanaat önderi diyebileceğimiz kişilere ulaşamazken Twitter üzerinden sanki daha kolay ulaşabiliyorlar. Buna artı olarak sevdiği yazarları (Cüneyt Özdemir, Ahmet Hakan), ünlüleri (Can Bonomo, Murat Boz), sosyal medya ile birlikte ünlü olanları (Pucca, Allahcc) vb kişileri ya da programları (kingodisco) anlık olarak takip edebiliyorlar, onlarla görüş alış verişinde bulunabiliyorlar. Bu da aslında Twitter’ı giriş cümlemdeki ‘Facebook’ta özenenler’ kısmına doğru adım adım götürüyor. Okumaya devam et “Trending Topic adı altında Suni Gündemler ve Twitter”
Sabah gazetelerin Aralık ayı aylık tirajlarını incelerken aklıma bir soru takıldı. Acaba gazetelerin sosyal medya tirajları ne durumdaydı. Çünkü satış tirajları hakkında her zaman bir çok söylenti konuşulur, hani şu gazetelerinin kimilerinin bedava dağıtıldığı kimilerinin ise çeşitli satış organlarınca satışının yapılmak istenmemesi gibi, bunlar kimi zaman gerçektir kimi zaman ise asparagas. Peki ya gazetelerin online taraftaki okunma, takip edilme, paylaşılma oranları nasıl? Çünkü; kendime baktığımda öğrencilik yıllarımın başlarında her gün 3 gazete alırken (zaman, radikal, -taraf,sabah,hürriyet,milliyet/1- ) son 2 yıl içerinde her sabah 10-12 gazeteyi hızlıca göz atıyorum sadece istediğim ya da gezinirken ilgimi çeken yeleri okuyordum, okumaktan öte bunu paylaşıyorum.
Çok değil bir kaç ay önce Türkiye İş Kurumu Türk Meslekler Sözlüğü Meslek Bilgileri bölümüne yeni bir meslek/iş kolu olarak ‘Sosyal Medya Uzmanlığı’ eklendi. Her ne kadar iş kurumu bu işi yeni kabul etse de son 2-3 yıl içerisinde en moda ve tartışmalı meslek olarak karşımıza çıkıyor sosyal medya uzmanlığı. En moda olmasının sebebi sektörün de meslek gibi yeni ve gelişen özellikler taşıması, tartışmalı olmasının sebebi ise sektörün sınırları ve özellikleri bile her geçen gün gelişip büyürken, sosyal medya uzmanlığının özelliklerini göreceleştiriyor olmasından kaynaklanıyor.
Meslek tanımı olarak; ‘Sosyal medya ağlarında marka ve firma ya da sahış hakkında konuşmaları takip eden ve sosyal ağlarda firma ve marka hakkında neler yazıldığını takip ederek buna uygun iletişim stratejisi belirleyen ve uygulayan kişidir.’ şeklinde bir açıklama yapılmış.
Şimdi sizinle ‘sosyal medya uzmalığı’ ya da çok yakın görevler için birbirinden farklı ajans/firmaların çeşitli yerlerde geçtiği iş ilanlarını paylaşmak istiyorum.
Dün Bahçeşehir Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler Bölümünden Yrd. Doc. Dr. Cisil Sohodol Bir’in Kriz İletişimi dersinin konuğu olarak Sosyal Medya ve Kriz Yönetimi konulu bir ders anlatma fırsatım oldu. Dersimizde öncelikle sosyal medya kavramı üzerinde durup, sosyal medyanın iletişime kattığı yeni değer ve farklardan bahsettik, sonrasında kriz iletişimi nedir, sosyal medya krizlere neler katmıştır, onu hakkında yapılan araştırma görüşleri nelerdir, online monitoring kavramının sosyal medya üzerinde kriz iletişimi yaparken faydası nasıldırı konuşup, kriz örnekleriyle dersimizi tamamladık. Gerek dersin öğrencilerinin konuya ilgisi hem de okul içerisinde benimle ilgilenen Halkla İlişkiler Bölüm Başkanı Sayın. Yrd. Doc. Dr. İdil Karademirliağ Suher hocamızın sıcak ev sahipliği sayesinde ben çok verimli bir 2,5 saat geçirdiğime inanıyorum. Umuyorum ki arkadaşlarım için de faydalı oldu bu dersimiz.
Ben davetleri ve ev sahipliklerinden öte bana çok değil kısa bir süre önce ayrıldığım iletişim fakültesi sıralarında öğrencilik hayatlarına devam eden arkadaşlarıma bir nebze de olsa faydalı olma fırsatı verdikleri için Bahçeşehir Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler Bölümü’ne teşekkürlerimi sunuyorum. En kısa zamanda yeniden görüşmek üzere.
‘İnsanların sosyal hayatlarını/düşüncelerini/yaşayışlarını’ bu mecra üzerinde çekinmeden paylaşıp buraya içerik yaratmaları sosyal medyanın adını almasını sağlayan nokta olmalı.
Bir bağlantı noktasından internete eriştiniz.
Facebook ve Twitter da profiller oluşturdunuz.
Blog açıp yazmaya başladınız.
İş ağlarına dahil olup online CV’ler oluşturdunuz.
Sözlüklere yazarlık başvurusunda bulundunuz ve kabul edildiniz.
Forum sitelerine üye olduğunuz ve Allah ne verdiyse klavyenin hakkını veriyorsunuz.
Siz kendi kendinize bunları yaparken aynı ağlarda arkadaşlarınızda sizin hakkınızda klavyenin tuşlarına basmayı ihmal etmiyorlar. Paylaştık paylaşıyorlar.
Peki ya bu yaratılan içeriklerin, yapılan düşünce paylaşımların bir önemi var mı? Ya da olmalı mı?
Sizce bir önemi yoktur belki ama olmalı. Belki nickler/sahte mahlaslar kullanarak işin içinden kurtulabilirsiniz ama eğer bir noktada işin içinde adınız geçiyorsa daha dikkatli olmalısınız!
Ya Facebook’da şu videoyu paylaşmışım, Twitter’a şunu yazmışım, blogumda şu markayı eleştirmişim bu kimin için önemli olabilir ki bunlar benim özel hayatım ya da düşüncelerim ve dilediğim gibi yaşarım/yazarım/paylaşırım diyebilirsiniz.
Bunda da sonuna kadar haklısınız belki ama o işler aslında o kadar da basit görülecek şeyler değiller! Hele de yukarda dediğim gibi işin içinde adınız geçiyorsa.
Adınız geçerse ne mi olur?
Üniversitede aldığım insan kaynaklarını dersine çok iyi bir insan kaynakları yöneticisi/uzmanı geliyordu. Bize muhtelif zamanlarda verdiği nasihatlerde arkadaşlar interneti temiz ve kaliteli kullanın çünkü artık öyle bir zamana geldik ki iş başvurusu yaptığınızda ilk olarak adınızı google’a soruyoruz ve orada çıkan bilgiler, bize sizin hakkınızda çok önemli ipuçları veriyor derdi.
Bir bölümde Çiğdem Hanım söyle cümleler kuruyor; Şimdi akşam yemeğe gittik, rakı masasında eğleniyoruz, Ömer benim bir fotoğrafımı çekti ve Twitter’da paylaştı. Sonra o paylaşımı babam gördü ve kızım Çiğdem, hani sen seminere konuşmaya gitmiştin? Çiğdem kızım sen alkol mü kullanıyorsun? Vb. Okumaya devam et “Sosyal Medya Üzerinde Bırakılan Ayak İzlerinin Önemi”