Yalnızca Ramazan ayında değil genel olarak ihtiyaç sahiplerine yardım etmek boynumuzun borcudur. Buradaki ölçütümüz kesinlikle her zaman maddi yardım yapmak olmamalı bence, elimizden ne geliyorsa o doğrultuda destek olmalıyız insanlığa. Hani dilimizde sıkça kullanılan bir cümlemiz var, “Allah yardımcın olsun” diye, unutmayalım biz böyle derken, belki Allah bizi o kişiye yardım etmemiz için göndermiş olabilir. Bu hassasiyetle, Yeryüzü Doktorları üzerinden ihtiyaç sahibi bebeklere ve annelerine destek olmak isterseniz, MAMA yazıp 6612’ye SMS gönderebilirsiniz.
Bir anlık bir hatanın sonucu bir ömür sürebilir
Ben çoğunlukla günlük hayatımda toplu taşıma araçları kullanan bir arkadaşınızım. İşime otobüsle, metroyla gelir aynı şekilde geri dönerim. Evim ve işim arasındaki mesafeden dolayı (ümraniye-maslak) her gün İstanbul’u, İstanbul trafiğini, İstanbul trafiğinde hem araç kullanıcılarının hem de toplu taşıma kullananların davranışlarını inceleme fırsatım olur. Bu konularla ilgili twitterda konusunda sürekli attığım tweetler vardır. İnsanları genellik dikkatli olmaya, direksiyon başındayken telefon kullanmamaya, toplumsal hayatta sabırlı ve saygılı olmaya çağırırım. Bu sabah metroda gelirken metronun camında, “bir anlık bir hatanın/dalgınlığın sonucu bir ömür sürebilir” diye bir cümle gördüm. Ardından aşağıdaki video düştü önüme. Okumaya devam et “Bir anlık bir hatanın sonucu bir ömür sürebilir”
İletişimde Gündeme Göre Hareket Etmek
Marka iletişiminde, kurumsal iletişimde, medya iletişiminde en önemli noktalardan bir tanesi markanın iletişim faaliyetlerinde bulunduğu ülkede ki, toplumda ki gündemi iyi takip edip ona göre iletişim aksiyonları alabilme yeteneğine sahip olabilmektir. Burada gündemi takip etme görevi iki tarafa düşmektedir, birinci taraf, marka içindeki yönetim ekibi, ikinci taraf ise, markanın hizmet aldığı ajanslardaki ekipler.
Bundan sonrasını örnekler üzerinden anlatmaya çalışacağım.
Mesela, gün olarak 1 Mayıs İşçi Bayramındasınız, hükümetle sendikalar birbirine girmiş, işçilerle polisler meydanlarda çatışıyor, bir grup medya an be an bu yayınları kitlelerle paylaşıyor, sosyal medyada aynı temada yoğun bir paylaşım trafiği var, üzerine bir de 1 Mayıs Regaip kandiline denk gelmiş, diğer grup medyada bu günün önemine binaen içerikler paylaşıyor, üç aşağı beş yukarı ertesi günkü gazetelerin içerikleri belli böyle bir durumda kurumsal iletişim departmanı olarak ajansa Okumaya devam et “İletişimde Gündeme Göre Hareket Etmek”
#soma Günlerimiz kömür karası, yüreklerimiz kan ağlıyor…
Millet olarak başımız sağolsun. İnşallah bir daha böyle acılar yaşatmasın bizlere. O madende emek şehidi olan tüm kardeşlerimize, ağabeylerimize rahmet, geride kalan ailelerine, sevenlerine, tüm Somalılara ve ülkemize sabırlar dilerim.
Sıkça kullandığım bir söz vardır, “ölüm ölene değil geride kalana zordur” diye. Çünkü ölen kardeşlerimizin, rızkı bitti, kendilerince kıyametleri çoktan koptu ve dünyevi üzüntü, dert keder ve benzeri duyguları çoktan onların ruhlarından alındı. Ama geride kalan, analar, babalar, kardeşler, eşler, çocuklar için durum bu kadar kolay mı? Maalesef çok kolay değil, bunu aile içinde çok yakınlarını kaybetmiş, acılarını her geçen an yüreğinde hisseden bir arkadaşınız olarak söyleyebiliyorum. Kolay değil, hem de hiç! Allah geride kalanlara güçlü sabırlar versin. Yar ve yardımcıları olsun.
İnanç sistemim gereği bu ölümleri sorgulayamıyorum, çünkü çok basit bir kural var, “her canlı bir gün ölümü tadacaktır” diye, bakın her insan demiyor “her canlı” diyor. Ama insan özelinde düşünürsek, elbet bir gün öleceğiz, gecesi olmayan bir gün, sabahı olmayan bir gece muhakkak olacak ve bunun da bir sebebi, nedeni olacak. Kimi zaman kalp krizi diyeceğiz, kimi zaman trafik kazası, kimi zamansa başka sebepler, nedenler.. Alacağımız nefeslerimizin sayısı tamamladığında, yiyeceğimiz lokmalar bittiğinde yüce yaratıcı bizlere ölümün de hayırlısını versin. Babam hep anlatır, “bir kişinin öleceğini, Azrail (a.s) ‘den önce rızık meleği görür. Nasıl mı? Rızık meleği her gün şafak sökmeden göğe yükselir ve bağlı olduğu kulun o günkü rızkını alıp yeryüzüne indirir, ama yukarı çıktığında eğer rızık hanesini boş görürse, o kulun ömrünün biteceğini görür ve onun için af dilemeye başlar..” diye. Kimse bu kadar canın aynı anda yitip gitmesini, o kadar hanenin içine ateş düşmesini istemezdi ama eğer bir şey olacaksa ya da bir kişi ölecekse maalesef ne kadar ağlasak da ne kadar üzülsek de bunun için bizim elimizden bir şey gelemiyor.
Ama işin diğer tarafını düşününce, eğer ihmaller varsa ucu kime dokunursa dokunsun, kimin başı yanacaksa yansın kesinlikle araştırılmalı, hükümetse hükümet, muhalefetse muhalefet ve yürekleri şu an kan ağlayan bizler elimizi önce vicdanımıza koymalı, ardından o taşların o madenlerin altına sokmalıyız ki varsa karanlıklar aydınlığa kavuşsun.
Hz. Ömer (r.a) misali, “eğer o nehrin kıyısında bir kuzuyu kurt kapsa, hesabını benden sorarlar.” hassasiyetine başta tüm yöneticilerin ardından elimizden geldiğince bizlerin sahip olması gerekiyor.
Tekrar ve tekrar ülkemizin başı sağolsun!
Ez cümle,
“Ölüm güzel şey, budur perde ardından haber, hiç güzel olmasa ölür müydü Peygamber?”
Deadline mı önemli yoksa ben mi?
İletişim
sektörlerinde çalışan arkadaşlarımın her gün defalarca duyduğu bir terimdir, deadline. İngilizce bir kelime olmasına karşın sektör jargonuna da bu şekilde geçmiş. Türkçesi, son teslim tarihidir. Gelen her işte karşı tarafa deadlinenımız nedir diye sorulur ve bir son teslim tarihi alınır. İş, genel olarak o tarihe yetiştirilmek zorundadır.
Şu an üniversite sıralarında bu işin okulunu okuyan ya da ileride bu işi yapmayı planlayan yani iletişimci, reklamcı, PRcı, sosyal medyacı vb. olacak arkadaşlarımın da deadline nedir bilmesi gerekir. Müşteri tarafından verilen deadlineların önemli olduğunu şimdiden akıllarına yazmaları bence çok önemlidir. Okullarda hocalarımın da bu konunun önemi üzerinde durduğunu düşünüyorum.
Öğrencilik yıllarımda Haluk Mesci Hocadan aldığım (reklamcılık) derslerde, her ödev için bize deadline verirdi. Mesela, 27 nisan pazar saat 17.17 ‘ye kadar.. Öğrenciyiz ya genelde son ana kadar bekler, ödevi yapmaya öyle başlardık. Mesela ödevi, eğer 17.18’de gönderirsek kimi zaman revize için geri gönderir eklemeler yapmamızı ister, kimi zaman puan kırıp kabul eder, kimi zaman ödevi kabul etmez hatta kızardı. Öğrenmemiz gereken nokta, işin bitiş tarihinin önemiydi, yaptığımız işe özen göstermemiz gerektiğiydi. Aynı bugün piyasaya iş yaparken olduğu gibi.. Okumaya devam et “Deadline mı önemli yoksa ben mi?”
İletişimde Yerelleşmek, Yerelleşebilmek Önemlidir
Öğrenciyken genel hatlarıyla pazarlama iletişimi merkezli aldığımız reklamcılık, pazarlama, halkla ilişkiler, kurumsal iletişim, marka yönetimi ve benzeri derslerde hocalarımızın özellikle üzerinde durduğu konuların başında, hangi marka olursanız olun bulunduğunuz pazarın yerel özelliklerini, dilini, kültürünü, örf-adetlerini iyi analiz edebilmeyi öğrenip, ona göre harekete geçmeyi bilmemiz gerektiği gelirdi. İşlenilen uzun uzun derslerin sonucu, müslüman mahallesinde salyangoz satılmaz, Roma’da Romalı gibi davran gibi cümlelerle özetlenirdi.
Tabi bu mantığı kavrayıp, iletişim planlarına uygulamak, stratejilerin içine sokabilmek her zaman kolay değil. Öyle ki kimi zaman ülkemizin içinde doğmuş, büyümüş markaların hedef kitlelerinden çok uzak kampanyalar yaptığını, iletişim stratejileri uyguladığını görürken, kimi zaman bir anda ülkemize girmiş bir markanın çok başarılı uygulamalarıyla karşılaşmamız mümkün oluyor.
Ama kimi markalar da var ki neredeyse bunu iletişim anlayışlarının merkezine koymuş durumdalar. Coca-Cola, ülkemizdeki 50. yılı münasebetiyle koyduğu adıyla Koka-Kola bunların başında geliyor. Okumaya devam et “İletişimde Yerelleşmek, Yerelleşebilmek Önemlidir”
Artık gençler “Harran’da okusford mu vardı” Demesinler!
Artık Harranlı gençler Harran’da “okusford mu vardı da biz mi okumadık?” demesinler! O bölgeyi nacizane birkaç kez görmüş bir arkadaşınız olarak, sizlere minik bir çağrıda bulunmak istiyorum. Harran Kaymakamlığı bünyesinde faaliyet gösteren Harran Akademi Derneği, Okuyan Sorgulayan Üreten Birey Projesi adı altında Harran için kitap toplama kampanyası başlatmış. Amaç, Harran’daki kardeşlerimiz için kitap toplamak. Benim gözlemlediğim kadarıyla, aslında bölgedeki kardeşlerimizin ihtiyacı sadece kitapla sınırlı değil, eğitime, öğrenmeye katkı sağlayacak her türlü materyal onlara büyük fayda sağlayacaktır.
Ama bu proje için sadece kitap ihtiyacını karşılamayı tercih etmişler. Kampanya detayları aşağıdaki gibidir. Sizler de projeye elinizden geldiğince destek olursanız çok sevinirim.
Kitap gönderesemesek de kampanyanın yayılmasını sağlamak bile bir faydadır. En azından yayılması için bir şeyler yapabilirsiniz.
Harran İçin Hedef 30 Bin Kitap!
HARRAN’DA OKUYAN SORGULAYAN ÜRETEN BİREY PROJESİ BAŞLADI
Harran Kaymakamlığı bünyesinde faaliyet gösteren Harran Akademi Derneği, Okuyan Sorgulayan Üreten Birey Projesi adı altında Harran için kitap toplama kampanyası başlattı. Toplanan kitaplar Harran ilçesinde kitabı ve kütüphanesi olmayan okullara bağışlanmak amacıyla kullanılacak. Okumaya devam et “Artık gençler “Harran’da okusford mu vardı” Demesinler!”
Sosyal Medya İle Yerelden Evrensele İletişim Örneği: Tostçu Mehmet Erol Sorgulu
Bu yazıyı aslında daha önce yazacaktım ama hem seçim karmaşası hem de o süreçte gelen twitter ve youtube yasakları yüzünden bu güne kadar geçikti. Geçtiğimiz günlerde bir vesile Gaziantep‘e bir gezi yapma fırsatım oldu. Bu gezimde daha önceden internetten adını duyduğum, kısmen takip ettiğim bir kişi/marka olan Tostçu Mehmet ile tanışma fırsatım oldu. Bizim de iletişimci olduğumuzu bildiği için sohbetimiz gelip sosyal medya iletişimine dayandı.
“İlk sosyal medya iletişimine başladığımda, bana güldüler, işi gücü yok, o yüzden bu işlerle uğraşıyor.” dediler. Ama ben haklı çıktım, bakın en azından siz bana ulaşıp buraya kadar geldiniz dedi.
Sosyal medya marka iletişiminde olması gereken en önemli durumlardan biri, markanın sosyal hayatını, özelliklerini, samimiyetini bu mecra içine entegre edip, hedef kitlelerini kendine inandırıp, onları müşterisi yapabilmek olmalı. Tostçu Mehmet Erol Sorgulu, bunu başarabilmiş markalardan. Tabi bunu yaparken hedef kitleleri aldatmamak önemli bir durum. Yani burada yaptığınız tüm iletişim ne kadar iyi olursa olsun, ürün faydası, kalitesi bunu yansıtmıyorsa o işte bence başarılı olmuş sayılmazsınız. Ama Tostçu Mehmet Erol Sorgulu’nun tostları da gerçekten enfes, muhabbeti ise 10 numara. 🙂 Okumaya devam et “Sosyal Medya İle Yerelden Evrensele İletişim Örneği: Tostçu Mehmet Erol Sorgulu”
LINE Ayarlar Menüsü Kılavuzu
Son dönemin önemli konularından biri olan kullanıcı gizliliği konusunda sahip olduğu standartlar ve iç denetim yönetimi alanındaki üç uluslararası sertifikasıyla (SOC2, SOC3 ve SysTrust) öne çıkan LINE uygulaması, ayarlarıyla da kolaylıkla kişiye özel hale getirilebilen bir mobil deneyim sunuyor. Okumaya devam et “LINE Ayarlar Menüsü Kılavuzu”
