Grup Satın Alma Sistemleri ve Yerelleşme

Bundan 3-5 yıl öncesini ve e-ticaret internet satış sistemlerini düşündüğümde kişilerin zihinlerindeki güven sorununu çok iyi hatırlıyorum. Bundan ötesi değil satın alma işlemleri bankaların online işlemleri bile bize çok uzaktı. Bugün ise internetin hayatımızdaki birçok şeyi değiştirdiği gibi alış veriş alışkanlıklarımızın da değiştiğini görüyorum. İzmir’deki E-Tohum toplantısında bazı grup satın alma sitelerinin yöneticilerini dinleme fırsatı bulmuştum. 2010’nun ortalarına doğru karşımıza çıkan yaşadığımız şu günlerde ise sayıları yüzlere ulaşan fırsat/indirim siteleri bizim internetten alış veriş kültürümüzü değiştirmiş durumda. Bunda da en önemli etken tabi ki son kullanıcıya sağladıkları %50’yi geçen indirim oranlarıdır.

Buna artı olarak sistemler sadece potansiyel müşterilere indirim imkanı sunmanın ötesinde firmalara da büyük imkanlar sunuyor; öncelikle artık birçoğunun yüz binlere varan üyeleri bulunmakta, e-mailing marketing e benzetebileceğimiz mailing sistemleri ile firma adınızın on binlere ulaşma imkanı, potansiyel yeni müşteri kazanma imkanı, sıcak satış yapabilme imkanı, sezon dışında satış yapabilme imkanı, anlaşmalı oldukları medya kanallarında haber ya da ilan çıkarttırma imkanları vb bunların başında geliyor.

Belli başlı büyük sistemler birçok ilde günlük fırsatlar ile kullanıcıların karşısına çıkarken, pazarlar birbirinden ister istemez ayrılıyor gibi yani kimi site belli başlı 3-5 başlıkta mesela yiyecek, güzellik-bakım vb satış yaparken bazıları sadece tek bir başlık altında satış yapıyor mesela sadece turizm. Ama ben bu sistemlerin ilerisini nacizane ‘yerelleşmede’  görüyorum. Büyük firmaların bazı illere sunduğu imkan o illerdeki girişimcilere de ilham kaynağı olmuş olmalı ki sadece tek bir ile fırsat sunan sistemlerle karşılaşmaya başladık. Bunlardan bir tanesi de benim yaşadığım şehir olan İzmir’e has ve sadece İzmirlilere çeşitli fırsatlar sunan bir sistem olan Firsat35.com . İzmir gibi bir şehirde nasıl olurda iş yapılır bilmiyorum ama onlar için kendimce bazı fikirlerim var. Mesela öyle fazla elit takılmadan özellikle Bornova ve Buca’daki üniversite öğrencilerini hedefleyen fırsatlar sunmaları mesela uygun fiyata Güzelbahçe’de balık, Çiçekliköy’de kahvaltı ya da daha yakın olan iyi mekanlarda uygun fırsatlar sunmaları (mesela Alins’te Fajita 🙂 onlar için faydalı olacaktır. Çünkü ben bu işlerin ağızdan ağza kulaktan kulağa yayılarak daha da güçlenebileceğine, buna artı olarak kıyıda köşede kalmış ama çok iyi işler çıkartan, lezzetli yemekleri olan mekanların da İzmir içinde daha geniş kitlelere ulaşmasında onlara görevler düştüğüne/düşeceğine inanıyorum. Ne diyelim efendim, umarım burayı okurlar da bu yazdıklarımı görürler ve en az ulusal olarak hizmet veren firmalar kadar yerelde başarıya ulaşırlar.

Ki unutmadan söylemeliyim ki benim gibi müşteriler için sadece indirim sunmak yeterli olmayabilir. STK lara da destek vermek önemli. Geçtiğimiz günlerde Şehir Fırsatı benim gönüllüsü olduğum Ege Orman Vakfı ile ilgili %1 indirimle bir fırsat geçmişti ve onu gördüğümde mutlu olmuştum. Aynı şekilde Fırsat35.com da hizemete girdiği ilk günlerden itibaren Ege Orman Vakfı ile birlikte sosyal sorumluluk projelerine başlamış ve geçtiğimiz günlerde ilk ormanını bile oluşturmuş. Ne diyeyim böyle hareketleri diğer sitelerden de beklememek elde değil.

Pazarlama Planının Aşamaları

Az önce kitaplığıma bakarken gözüme vakti zamanında okuduğum Philip Kotler’in A’dan Z’ye Pazarlama kitabı takıldı. Bence güzel ve faydalı bir eser. Pazarlamaya başlangıç için okunması şahsımca tavsiye edilir. Şimdi içimden rastgele bir sayfa açıp sizinle paylaşmak geldi. 122. Sayfa açıldı. Bakalım neler varmış; 122. Sayfa ve konuyu içeren diğer sayfalarda.

 Pazarlama Planları

 Şirketinizin bir vizyona gereksinimi vardır, vizyon bir strateji ister, strateji bir plan gerektirir ve plan için eylem gerekir. Bir Japon atasözü şöyle der: ‘’Eylemsiz vizyon bir düştür. Vizyonsuz eylem bir kabustur.’’

 Ayrıntılı bir pazarlama planı hazırlamalısınız. Ancak buna bir savaş planı demek daha anlamlı olur. Planınız, size, daha siz ilk muharebeye girmeden, savaşı kazanacağınız güvenini vermelidir. Eğer pazara daha iyi, daha yeni, daha hızlı veya daha ucuz bir şey sürmüyorsanız, pazara girmemelisiniz. Bir pazarlama planı altı aşamadan oluşur: 1- Durum analizi 2- Hedefler 3- Strateji 4- Taktikler 5- Bütçe ve 6- Denetimler.

…………. 

  •      Durum analizi tam anlamıyla tamamlanmış mı?
  •      Durum analizi ışığında, amaçlar makul ve ulaşılabilir mi?
  •      Strateji, belirlenen amaçları sağlamaya elverişli görünüyor mu?
  •      Taktikler belirtilen stratejiyle aynı çizgide mi?
  •      Beklenen yatırım getirisi yeterli ve güvenilir mi?

Onlar da çocuktu!

Bundan yaklaşık 12-15 yıl önce amcam tarafından bana hediye edilen bir kitabın adıydı; Onlar da çocuktu!

Bu kitap amcama da 1974 yılında hediye edilmiş. Kitabın benim o önemli gelişim dönemimdeki yeri ayrıdır ve çok değerlidir. Bu kitabı tüm gençlerin yaşı ne olursa olsun okuması gerektiğine inanıyorum. Çünkü benim gibi birçok gencin şu an için kendilerine olan güvenlerinin az olduğunu ve her geçen gün biraz daha umutsuzlaştıklarını görüyorum. Sanki tüm köşeler kapatılmış, asla ama asla sistemlerin çarkları içinde kendilerine yer bulamayacaklarmış gibi!

Ben umutsuzluğa inanmıyorum. Biz kendi geleceğimizi kendimiz oluştururuz. Kendimize yaptığımız her yatırım geleceğimiz için oluşturduğumuz bina için çaktığımız birer çividir ve gelecek bizimdir, bizim olacaktır.    Bu kitabın içinde dünya tarihine damgasını vurmuş ve bugüne kadar milyarlarca insan için rol model alınmış değerli insanların hayat ve başarı öyküleri var. Edison’dan Louis Pasteur’a, Mustafa Kemal Atatürk’ten Benjamin Franklin’e, Sebastian Bach’tan Charles Gounod’a, Florance Nigthtingale’den Evliya Çelebi’ye kadar onlarca değerli insanın hayat ve başarı öyküleri. Aslında dünya tarihine kendi isimlerine yazan bu değerli insanlar o muhteşem zirvelerine öyle güllü ballı börekli keyifli yollardan gitmemişler. Çok çalışmışlar, çok emek harcamışlar. İşte unutulmaması gereken noktalarda burada ortaya çıkıyor aslında; onlar da çocuktu, gençti, haylazdı, kimilerine göre işe yaramazlardı, belki de sırıl sıklam aşıklardı. Ama idealleri vardı ve onlar için çalıştılar, emek harcadılar, kimileri uğruna öldüler ama başarılı oldular. Artık başarılı olma sırası bizlerde kanımca. Çalışma sırası bizlerde, emek harcama sırası bizlerde. Günümüzün popüler deyimiyle ‘marka olma’ sırası bizlerde arkadaşlar. O yüzden emek harcamaktan kaçmayalım, çalışmaktan, üretmekten vazgeçmeyelim.

Şimdi Sevgili Ömer Ekinci’nin hazırladığı ’18 Yaşında Marka Olmak’ sunumu geldi aklıma bu vesileyle onu da sizlerle paylaşayım. Umuyorum hem bu kitap hem de sunum benim işime yaradığı gibi siz arkadaşlarımın da işine yarar.

Türk Reklamcılığında bir dönüm noktası: Eli Acıman

Geçtiğimiz hafta içinde Türk reklam sektörünün en usta ismi sayılabilecek olan Eli Acıman usta bu dünyadan ayrıldı. Benim yaşım daha küçük, onunla ilgili bilgilerim sektörsel olarak yaptığım araştırmalarda adına ulaşmam ve çıraklarından onu okuduğum/dinlediğim kadar. Yaklaşık 2 yıl önce ‘Reklam halkla ilişkiler ve ötesi’ adlı bir kitap okumuştum. Bu kitabın içinde ‘Türk Reklamcılığında Bir Dönüm Noktası: Eli Acımandiye bir bölüm var. Onunla ilgili yazılanları ilk o kitapta okumuştum. Daha sonrasında Eli ustanın talebelerinden biri olan Haluk Mesci’den reklamcılık dersleri alma fırsatım oldu. Bu da büyük ustaya beni/bizi daha da yaklaştırdı. Şimdi bu kitap içerisindeki Eli Acıman ile ilgili bölümden Sevgili hocam Haluk Mesci’nin yazdığı kısmı sizinle paylaşmak istiyorum.

 Türkiye’de ‘’ilancılık’’tan modern reklamcılığa geçiş sürecine damgasını vurmuş bir isim, Eli Acıman.

 ‘’Bugün ‘mesleğim reklamcılık’ diye övünebilen tüm reklamcılar ona çok şey borçludur’’.

 O ‘’Türk reklamcılık evreninin Big Bang’i dir’’.  

***

 Eli Acıman’ı Türk Reklamcılık Evreninin ‘’Big Bang’’i Sayıyorum

Türkiye’de reklamcılık mesleği, Eli Acıman’ın büyük emek ve mücadele vererek attığı temeller üzerine kurulmuştur.

Reklamveren, reklamcı, reklamcıya iş yapan destek meslekleri, medya, yerel ve genel yönetim kurumları, Eli Acıman’la başlayan bir dolaylı-dolaysız ‘’eğitim’’ almışlar; reklamla yaşamayı kavramışlardır. 

Bir benzetme yapayım, Eli Acıman’ı, Türk reklamcılık evreninin ‘’Big Bang’’i sayıyorum: Eli Acıman’la start alan o evren, bugün geldiği boyutlarıyla, genişlemeye devam edipgidiyor. ‘’Kara Delikler’’e varıncaya kadar bütün öğeleriyle! 

Eli Acıman’dan, öncelikle, ‘’incelikli, seviyeli, temiz’’ ama ‘’ticari görevini’’ gözden kaçırmayan reklamlar yaratmanın önemini ve zevkini öğrendiğime inanıyorum.

Öğrendiğim bir diğer önemli şey de, ‘’reklamcı’’ denen ticaret erbabının (genelde sanıldığının ve yapıldığının tersine), saygın bir meslek adamı gibi davranmasının, yansımasının önemi ve gereği. Reklamcılığa Eli Acıman gibi bir ustanın yanında başlamasaydım, bugün büuük ihtimalle, ‘’reklamveren’’ saflarında olurdum.  

Eli Acıman’ın, ben diyeyim 50 siz deyin 90 başlık üzerinde konuştuktan sonra, şaka yollu ‘’Tamam, şimdi çalışmaya başlayabiliriz!’’ sözünü çerçeveletip asmadım ama, pek çok kez kendi arkadaşlarıma kullanmışımdır.

 Sevgili Eli Acıman, sizi tanımak, benim için büyük bir şanstı. Teşekkür ederim, hep mutlu olmanızı dilerim! 

Haluk Mesci

İşte Haluk Hocam, bunları demişti Eli usta için. Hafta içinde ölüm haberi duyulduktan sonra, kendisiyle ilgili bazı notlar paylaşıldı. Bazılarına denk geldim. Ama Erol Batislam’in önceden hazırlayıp sunduğu su slayt gerçekten hoşuma gitti.

 

Biz büyük ustayı daha da tanımak için artık onu okuyacağız, onun yaptığı işleri inceleyeceğiz, eğer bir köşede bir çırağına denk gelirsek ondan ne kapabilirsek kapmaya çalışacağız.

 Türk reklamcılığının başı sağolsun.

Eli Acıman, umuyorum ki şimdi olmak istediğin yerdesindir…

İlla kreatif (yaratımcı) olacağım demek!

Kreatif olmak ya da olmamak işte bütün mesele bu!

İletişim bilimlerinde (pazarlama, halkla ilişkiler, reklamcılık gibi) bir kampanya fikri üretmeye daha doğrusu tasarlamaya, planlamaya çalışırken kreatif (yaratımcı/yaratıcı) olmak gibi bir mecburiyet yükü yüklenir uygulayıcıların omuzlarına. Gerçekten de doğrudur bu. Düşünsenize her yerin aynı slogan ve tasarıma sahip farklı firmalara ait reklam afişleriyle dolu olduğunu. Gerçek anlamda bir clutter (kirlilik) ve boşa harcanan emekler silsilesi olurdu herhal. Çünkü eğer işiniz bir fikir üretmek ve bunu satmak ya da asıl satıcılara yardımcı olmaksa burada diğerlerinden (fikir üreticilerinden) farklı olmanız şarttır. Ama kimi zaman illa kreatif olacağım diye kendi omuzlarındaki yükü arttırmanız, sizi gerçek fikri üretebilmenizden uzaklaştıracaktır. Bu doğrultuda belki de yapılması gereken en doğru şey bu yükü omuzlarınızdan indirip, azıcık dinlenip, gerçeği görebilmeye çalışmak, ayaklarınızı yere basmaya çalışmanızdır daha doğru tabirle sokağa inip sokağın nabzını tutmaya çalışmaktır. İşte o zaman belki çok kreatif bir kampanya, fikir vb yaratmaktan öte, daha doğru bir kampanya, fikir üretebilmeniz mümkün olacaktır. Tabi bu sözlerim (haşa) ustalara değil ama üniversite sıralarında bu işlerin eğitimini alan arkadaşlarım için çok önemli bir nokta bu. İlk önce brief’e (istenilene) uygun işler yapabilmeyi, tasarlayabilmeyi öğrenebilmek ya da yapmak daha sonrasında yine brief’e bağlı ama içinde payınızın daha fazla olduğu (siz bunu istemiştiniz ama biz bunu da yaptık diyebileceğiniz) işler üretmeyi denemek lazım. Yani çok kastırmayın, rahat olmayı deneyin, emin olun rahat olunca daha iyi işler çıkaracaksınız.

Görsel: http://www.rockcliffeschool.org.uk/external/article/?id=140700 

Bireysel Gönüllülüğe Çağrı

Arkadaşlar Selamlar;

Artık buraları iyice boşlar oldum farkındayım ama siz yinede kusuruma bakmayıverin olur mu?

Bugün size toplumsal açıdan önemli olduğuna inandığım bir durumdan bahsetmeye çalışacağım ve sonunda da sizleri yazımın başlığında da okuduğunuz üzere ‘bireysel gönüllüğe’ davet edeceğim. Umarım davetime icabet edersiniz!

Üniversitede bir dersimiz kapsamında Sivil Toplum Kuruluşlarının (STK)  iletişim eksikleri üzerine bazı çalışmalar yürütüyoruz. Ben her zaman demişimdir, bakkal olmadan, unun kilosu kaça mal olur sonra kaçtan satılır bilemezsin diye bir cümle kurarım. Bu çalışmalarımızda da durum aynen böyle oldu. Biz STK’ların iletişim sorunlarını üzerine çalışırken, aslında işin özünde başka ne sorunlar varmış, bu kuruşlar ya da dernekler nasıl çalışırmış biraz da onu görme şansımız oldu. İşin özünde, bizlerin tahmin ettiği üzere öyle ahamlı şahamlı işler dönmüyor. Bu kuruluşlar ya da dernekler kılı kırk yararak faaliyet vermeye çalışıyorlar. Kimisi gönüllü bağışçı bulmaya çalışıyor, kimisi ofis malzemeleri için destekleyici, kimisi kitap seslendiricisi, kimisi özürlü aracı, kimi ise mesajlarını başkalarına ulaştıracak halktan iletişimciler vb. arıyor.

Aslında bizler gönlü geniş bir toplumuz, biz gerektiği zaman gerek hizmetimizi gerek malımızı ortaya koymaktan çekinmeyiz. Burada size vatan millet Sakarya, bizler Osmanlı’nın torunlarıyız edebiyatı yapmayacağım ama bugün kurumsal sosyal sorumluluk diye ya da sosyal sorumluluk kampanyaları diye ortalıkta dolanan kampanyaların doğuş yerinin iletişim tarihçilerinin belirttiği üzere ABD olduğundan çok bizim topraklarımız olduğuna inanıyorum ki kesinlikle öyle. Temel inanç sistemimizde ki fitre, zekat, hayır kavramları, tarihimizde kurulmuş olan binlerce gönüllü dernek bunun en güzel örnekleri. Ki çok değil bu sene içinde kendisinden kilometrelerce uzakta olan bir millete yardım götürürken cinayete kurban gitmiş mensupları bulunan bir milletiz. Okumaya devam et “Bireysel Gönüllülüğe Çağrı”

Türkiye’de Sosyal Belediyecilik

Türkiye’de Sosyal Belediyecilik (  Ümraniye Belediyesi Örneği)

Yanda fotoğrafını gördüğünüz ‘Türkiye’de Sosyal Belediyecilik (Ümraniye Belediyesi Örneği)’ kitabının yazarı benim Ümraniye Belediyesinde bundan 4 yıl öncesinde staj yaptığım dönemde staj amirliğimi yapan Sevgili Dr. Abdulhakim Beki. Benim tanıdığım en ağır başlı, doğru dürüst adamların da başında gelir kendisi. Staj yaptığım dönemde bir yandan memurluk yaparken diğer yandan da akademik araştırma çalışmalarına devam ediyor, bizlere de hep ileride akademik açıdan bir şeyler yapmamızı öğütlüyordu. Geçtiğimiz günlerde bir vesile yaptığı çalışmanın kitabı elime geçti. İlgi alanıma girdiği için sindire sindire okudum. Gerçekten pratikte uyguladığı, yaptığı işleri, akademik olarak da gayet güzel dile getirmiş. Hocam emeğinize, bilginize sağlık. 

Şimdi gelelim kitabımıza;

Kitap bir akademik çalışmanın ürünü. Türkiye’de siyasi açıdan en çok dile getirilen konulardan biri olan Belediyelerin yaptığı sosyal çalışmaları örnekleriyle (Ümraniye Belediyesi faaliyetleriyle) açıklayarak, bu kavramın bir suiistimal konusu olmaktan öte kamusal bir zorunluluk olduğunu dile getiriyor. Kitap 3 bölümden oluşuyor, bunlar; 

1-      Kavramsal ve Kurumsal Temeller

2-      Sosyal Politika ve Sosyal Belediyecilik

3-      Sosyal Belediyecilik ve Ümraniye Belediyesi Örneği 

İlk 2 bölüm genel olarak işin ana kavramlarını açıklıyor ve geniş bilgi içeriyor. Üçüncü bölümde ise daha çok uygulama alanlarından bahsediliyor.

 Şimdi kitaptan bazı alıntılar yapalım; Okumaya devam et “Türkiye’de Sosyal Belediyecilik”

Sevgili Gençler Sizler Ülkemizin Aydınlık Geleceğiniz

Geçtiğimiz günlerde neredeyse ülkemizdeki tüm eğitim kurumlarında 2010-2011 eğitim öğretim sezonu açıldı. Bende hali hazırda üniversite öğrencisi olan biriyim yaklaşık olarak 18 yıldır da öğrenciyim. Geçtiğimiz sene içinde blogumda; ‘Üniversite’yi kazandık ya sonrası’ diye üniversite öğrenciliği hakkında bir yazı yazmıştım. Bu senede yine benzer bir yazı yazma fikrim vardı ama bugün okula gittiğim de İzmir Valiliğinin okulumuzda açtığı standın önünden geçerken, görevli yanına çağırdı ve bir şeyler anlatmaya başladı, derken elime İzmir Emniyet Müdürlüğü’nün hazırladığı bir dosyayı tutuşturdu ve ’Lütfen! İçinde yazanları okur musun?’ dedi. Okuldan dönerken yolda dosyaya göz attım ve bu dosyanın içeriğinin bir bölümünü sizlerle paylaşmaya karar verdim. Yanda fotoğrafını gördüğünüz el ilanı; genel olarak terörist faaliyetler hakkında bilgiler veriyor ve gençlerin bu konuda dikkatli olmasını tembih ediyor. Okumaya devam et “Sevgili Gençler Sizler Ülkemizin Aydınlık Geleceğiniz”

Social media & sharing icons powered by UltimatelySocial