Sosyal Medya Uygarlığında Pazarlama İletişimi

Yaklaşık 1,5 yıl önce aklıma düşen bir organizasyon fikri yaklaşık 2 gün sonra gerçekleşmiş olacak.

Sosyal medya içinde nefes alan bir kullanıcı, bir blog yazarı, bir İzmir Ekonomi Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla ilişkiler ve Reklamcılık Bölümü öğrencisi, hepsinden öte bir ‘iletişimci’ olarak benim bu mecraya uzak kalmam düşünülemezdi. Ama bununla birlikte hep buranın tanıtılmasına az da olsa katkı sağlamak, daha fazla kişiye daha doğrusu daha fazla iletişim fakültesi öğrencisi tarafından bilinmesine katkıda bulunmak için zaman zaman küçük etkinlikler yapmayı amaçlıyordum ama bu sene başında etkinlik hedefimi büyütüp bölüm başkanlarım ve dekanıma sunmamın ardından çok güzel bir yola adım atmış olduk. Bu noktada bölümüzün organizasyon ekibi olan Şapka Takımı ile yollarımızı birleştirdik ve  ortaya değerli katılımcıların konuşmacı olarak katılmayı kabul ettikleri ‘Sosyal Medya Uygarlığında Pazarlama İletişimi’ söylesi programı çıktı. Etkinlik Programımız şu şekilde olacak;

Başlama saati: 09.00 – Bitiş saati: 18.00

*****
09.30-10.00 Kuru Kahveci Mehmet Efendi Sabah Kahvesi
10.00-10.15 Açılış Konuşmaları
*****
10.15-10.55 Dost Karaahmetli Shift İstanbul CEO
10.55-11.35 Ömer Ekinci Vodera, Desnet, Quizy.me, 2009 Yılın Genç Girişimcisi – ‘Facebook’u Bir Türk Kurmuş Olsaydı’
11.35-11.45 (Firuz Catering)
11.45-12.25 Sinan Ata Girişimci, ComTalks.com – ‘İnternet Reklamcılığı’
12.25-13.05 Sevil Mert Sigortam.net Genel Müdür Yardımcısı – ‘’Müşteri neredeyse CRM orada”
13.10- 14.10 Öğle yemeği
14.15-14.55 Fatmanur Erdoğan kariyeryolculugu.com – “Sizin Hikayeniz Nedir?”
14.55- 15.35 Çiğdem Özkan Değişim Grup Genel Müdürü – ‘Arama Motorlarının Sosyal Medyadaki Yeri’
15.35 – 16.15 (Pizza Tomato Arası)
16.15 – 17.45 Ercüment Büyükşener Hayal Akademisi, Zarakol 2.0 & Necla Zarakol Zarakol İletişim Ajans Başkanı
17.45 – 18.00 Kapanış

Ben kendi adıma çok güzel ve verimli geçicek bir organizayon olacağına inanıyorum. Belki tek günlük bir organizasyon olacak ama biz yaklaşık 15 kişilik bir ekiple yaklışık bir aydır bu gün için çalışıyoruz. Eğer sizler de sosyal medya’ya meraklıysaynız ya da bu konuşmacıların herhangi biriyle tanışmak istiyorsanız Cuma Günü İzmir Ekonomi Üniversitesine davetlisiniz demektir.

Son olarak, öncelikle fikrimi benimseyip destek olan Sevgili Hocalarım Ebru Uzunoğlu ve Sema Misci Kip’e, Değerli bölüm asistanlarımız Esin Sayın ve Burcu Yaman’a son olarak İzmir Ekonomi Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü Şapka Takımı 2010-2011 yılı ekibi üyelerine ve beni kırmayıp davetime icabet etmeyi kabul eden sevgili konuşmacılara  huzurlarınızda teşekkürlerimi sunuyorum. Hepiniz sağ olun, var olun.

Bi’ Büyük Fest’te İstanblog Blogger Fotoğraf Sergisindeydik

 

Efendim Selamlar;

Geçtiğimiz hafta sonu sosyal medya ve blogosfer şimdiye kadar gördüğü en iyi organizasyonlardan birini yaşadı. 2010 Avrupa Kültür Başkenti olan güzel İstanbul’umuza destek olmak için Yeni Rakı sponsorluğunda Bi’ Büyük Fest adı altında çok güzel bir organizasyon gerçekleştirildi. Bu büyük buluşmanın, sosyal medya kullanıcılarını ve blog yazarlarını ilgilendiren 2 önemli bölümü vardı. Bunlar;

1- Sadece 10 Blog Yazarının katılma şansı elde edeceği,  Guinness Rekorlar Kitabına girecek olan Dünyanın En Zengin Meze Masasına tarif gönderme şansı,

2- İlk başta 60 Blog Yazarının katılabileceği açıklanan ama yoğun ilgi yüzünden katılımcı sayısının 72 Blog Yazarına kadar çıkartıldığı Dünyanın Blog Yazarları tarafından kurulacak olan ilk şehir sergisine katılabilme şansıydı.

Gel zaman git zaman sosyal medya paylaşım sitelerinden Facebook, FriendFeed ve Twitter bu organizasyonun duyurumları ile çalkalandı.

Bende bir cesaret hem bir yemek tarifi hem bir İstanbul fotoğrafı gönderdim. Ne mutlu ki  Bizim Evin Ögrenci Yemekleri başlıklı yemekiçinyemekyemek.blogspot.com sitemle Guinness Rekorlar Kitabına  giren sofrada bir tarifim hem de Blog Yazarları tarafından oluşturulan İstanblog Fotoğraf Sergsinde İstanbul ile ilgili bir fotoğrafım yer aldı. Bu benim için çok güzel iki mutluluktu ve bu mutluluğumu siz sevgili okurlarımla da paylaşmak istedim.

Bu organizasyonda sosyal medya kullanıcıları ve blog yazarlarına gösterilen saygıdan dolayı ben, Yeni Rakı’ya ve bu firmanın Dijital İletişim Ajansı olan Zarakol 2.0 ‘a  özellikle Ercüment Büyükşener‘e çok teşekkür ederim.

Emeklerinize sağlık.

Kendimi Halkla ilişkilerde nasıl geliştirebilirim?

Geçtiğimiz günler içinde blogum üzerinden bir mail aldım. Gelen mailde; ‘kendimi halkla ilişkilerde nasıl geliştirebilirim, bana bu konuda neler önerirsiniz?’ yazıyordu. Elimden geldiğince ve bilgim yettiğince maile cevap vermeye çalıştım, sonrasında benzer bir mail daha aldım ve bu konuyu bloguma yazma kararı verdim.

Evet, acaba; ‘kendimizi bir iletişim bilimi olan, kendi içinde büyük bir deniz olan, günümüz işletmelerinin olmazsa olmazı konumunda olan halkla ilişkiler mesleğinde nasıl geliştirebiliriz?

Bu sorunun cevabı aslında o kadar basit değil. Ama elbet bunun da bir yolu vardır. Mesela üniversitelerimizin iletişim fakülteleri bünyesinde 4 yıllık lisans bölümü olarak bulunan, halkla ilişkiler, halkla ilişkiler ve tanıtım, halkla ilişkiler ve reklamcılık, reklamcılık gibi bölümlerden birine girip 4 yıl boyunca buralarda eğitim alabilir ya da gazetecilik, medya ve iletişim, işletme, davranış bilimleri, kamu yönetimi ve benzeri bölümleri bitirip üzerine halkla ilişkiler yüksek lisansı yaparak diplomalı birer halkla ilişkiler uzmanı olabilirsiniz.

Bu kısım biraz uzun ve zor galiba.

Öyle ise işi biraz daha basitleştirmeye çalışayım.

‘Bireysel eğitim’, ‘self education’, ‘bireysel gelişim’ günümüzün en yaygın terimleri içerisinde. Sizde böyle yapabilirsiniz ama göz ardı etmemeniz gereken en önemli durum, halkla ilişkilerin bir ’iletişim’ bilimi olduğu olmalı. Bizim işimiz sosyal bir bilim, yani bir mühendislik, doktorluk ve benzeri işlerde olduğu gibi çok fazla teknik değil. Bu işe de öncelikle bireysel iletişiminizi geliştirerek başlayabilirsiniz. Bir iletişim uzmanının hayatla iletişimi çok iyi olmalı. Mesela öncelikle ‘okumalıyız’ ne bulursak okumalıyız, çünkü bir iletişimcinin en büyük veri kaynağı yaşadığı hayatta olup bitenler ve kendisine ait olan ‘entelektüel bilgi sermayesi’. Buna artı olarak, bir iletişimci; eğlenmeli, gezmeli, yemeli-içmeli hayattan zevk almasını bilmeli. Kısacası hayatta aktif olabilmeli. Aktif olmayan kişinin zihnide durduğu yerde körelecektir. Buna artı olarak elinde birden fazla yazabilecek, okuyabilecek, konuşabilecek kadar bildiği yabancı dilleri olmalı.‘Anadilini’ etkin kullanabilmeli. Vakti zamanında ders notlarımdan ‘halkla ilişkiler uzmanının nitelikleri hakkında’ bir yazı yazmıştım. Orada bazı önemli noktalar vardır. Ama 3-4 yıl öncesinden bugüne baktığımızda birçok gelişme olmuştur. Mesela hayatımıza internet çok hızlı şekilde girmiş ve ‘sosyal medya’ diye bir kavram türemiştir.

Tabi ki bunlarla bitmedi!

Okumaya devam et “Kendimi Halkla ilişkilerde nasıl geliştirebilirim?”

Üniversitelerde ‘teknik geziler’ genelde yararlı olur…

Üniversite eğitimi bireyin eğitim hayatında ki en önemli dönemlerin başında geliyor. Çünkü genellikle bireylerin hayatlarını devam ettirecekleri meslekler hakkında kendilerinin geliştirdikleri eğitim buralarda veriliyor. Ama okulda ki teknik bilgi eğitimi ile sektörel olarak dışarıda uygulanan teorikler arasında kısmı farklılıklar oluşuyor. Tabi ki bu noktada öğrenci milletinin insanları her zaman eğitim aldıkları okulları ya da onlara ders veren hocaları suçluyorlar. ‘Bunlar bize okulda öğretilmedi ki.’. Evet emin olmak gerekir ki birçok farklı derste alınan 4-5 yıllık bir eğitim içinde hem müfredat içi hem de dışarıdaki her an gelişen sektörünüz ile ilgili her şeyin bize/size öğretilmesi mümkün değil. Bu noktada bizlerin elini taşın altına elini sokması gerekmekte. Kısacası her şeyi devletten beklememek lazım.

Ama okulun da bir görevi olarak eğitimini üstlendiği öğrencilerin sektör ile entegresini sağlamak, işin mutfağında neler olup bitiyor diye göstermek, bir nevi mezuniyet sonrasına gençleri hazırlamak olmalı.

Bizde bu doğrultuda geçtiğimiz hafta içinde İzmir’den İstanbul’a Medya Gezisi adı altında bir teknik gezi düzenledik. Bu gezi bizim gibi Halkla ilişkiler ve Reklamcılık bölümü öğrencileri için bence çok faydalı geçti. Çünkü eğitimini aldığımız Halkla ilişkiler/Reklamcılık ve Pazarlama gibi iletişim bilimlerinin şuan mutfak bölümünde yer alan çok etkin kişiyle aynı masada oturma, otururken de sektörlerin geçmişi/şu anı ve geleceğiyle ilgili çok güzel sohbetler yaptık.

İlk günün durağı olarak bizim için mabet sayılabilecek bir yere misafir olduk.  Reklamcılar Derneği ve Reklamcılık Vakfı  adına bizi ağırlayan Sevgili Ömür Hanım, Fisun Hanım ve ve Publicis Yorum’dan Meltem Vardar ile çok güzel bir sohbet gerçekleştirdik. Bu adres ilerisi için Relamcı olmayı ya da kendini bu alanda geliştirmek isteyen arkadaşlarımız için  iyi bir başlangıçtı. Reklamcılık sektörünün geçmişi/şuanı ve geleceği ile ilgili, bu dernekten ve vakıftan nasıl faydalanabileceğimiz hakkında, sektörde yapılan yarışmalar ve ülkemizin uluslararası reklamcılık alanındaki yeri hakkında çok verimli bir sohbet gerçekleştirdik. Belirtmeliyim ki; Sohbetimiz ikram edilen kurabiyelerden daha tatlıydı 🙂

İkinci günde  ilk önce MARKOM LEO BURNETT  ofisinde Özgün Özkalay’ın ardından ise ZARAKOL İLETİŞİM HİZMETLERİ’nde  usta isim Necla Zarakol’un ofisinde misafiri olduk. Markom Reklamcılığın önemini vurgularken Zarakol iletişim Halkla ilişkilerin önemini vurguladı. Ama Necla Hanım yılların tecrübesi ile daha etkiliydi ki ileride Reklamcı olmayı düşünen bazı arkadaşların bu fikirlerini tekrardan düşünmelerini sağladı. 🙂 Her ne olursa olsun her iki adreste de  bizim için yapılan sohbetin tadı tarif edilemez, öğrendiğimiz bilgilere paha biçilemez. Ev sahipliği için her iki tarafa ve Zarakol’da Necla Hanım’ın yanında çalışan okulumuz  mezunlarından Zeynep Yüksel’e çok teşekkür ederim. Okumaya devam et “Üniversitelerde ‘teknik geziler’ genelde yararlı olur…”

İnternet Çağında Kurumsal İletişim

İnternet her geçen gün gerek bireysel gerekse kurumsal olarak hayatımızda kendine daha da büyük yer edinmeye hızla devam ediyor. Bu nedenle, İnternet üzerinde bir yandan birçok kişi bireysel isim markalaması için çalışırken, bir yandan da firmaların da internet üzerinde kendilerini temsil etme, kurumsal kimliklerini bir kez de bu mecra üzerinden hedef kitlelerine/paydaşlarına gösterme faaliyetleri gelişim gösteriyor.

İnternetin gelişimi ile hayatımıza giren ‘Web 2.0′ ve ‘Sosyal medya ‘ gibi kavramların biri artık bir üst modeline ‘Web 3.0′ geçmek için gün beklemekte bir diğeri ise hala anlaşılmaya çalışıp, acaba ‘sosyal medya var mıdır, yok mudur’ diye tartışılmakta.

Daha önce yazdığım basit bir yazıda ‘bir iletişim kanalı olarak internet’ demiştim, iletişime meraklı ve bunun eğitimini alan biri olarak, internet içinde ki neredeyse tüm yenilikleri hem bir internet meraklısı hem de bir iletişimci olarak takip etmeye çalışmakta Web 2.0’ın ardından iletişim çabaları içinde anılmaya başlanılan PR 2.0, Marketing 2.0, Advertising 2.0 vb kavramların ileride ne gibi bir geliştirme göstereceğini merakla beklemekteyim. Çünkü internetin daha da gelişmesi ile iletişim çabaları olan halkla ilişkiler, reklamcılık ve pazarlama gibi kavramlar onun içinde kendilerine daha çok yer edinecekler, kurumlar ise halen yadırgayarak baktıkları internet olgusunun içinde birbirleri ile daha fazla savaşır hale gelecekler.

 Bundan kısa bir süre önce İzmir Ekonomi Üniversitesinden hocam olan Sevgili Ebru Uzunoğlu ve arkadaşları Ferah Onat, Özlem Aşman Alikılıç ve Sinem Yeygel Çakır’ın ‘ İnternet Çağında Kurumsal İletişim’ adlı bir kitap yazdıklarını duydum. Yukarda bahsettiğim üzere kitabın isminden benim de ilgi alanıma giren konular içerdiğini anladığım için hemen aldım ama yavaş yavaş sindirerek okumaya çalıştım.  

 

‘ Sanal dünya, bilgiyi hızla ve yaratıcı bir içerikle dikkat çekici olarak geniş alanlara yansıtan özelliğiyle, şirketler için kurum kültürlerini ifade etmek, kurumsal markalarını anlatmak, imajlarını oluşturmak ya da basınla ilişkilerini yürütmek için vazgeçilemez bir ortamdır. Bu bağlamda “İnternet kullanımı ve sanal dünyada işletmelerin varlık göstermeleri hem yönetim anlayışları hem de pazarlama stratejileri açısından temel bir işletme felsefesi olarak kabul edilmesi gereken bir olgu haline gelmektedir.”

Sanal dünya, kurumların kendilerini yansıtmaları için sağladığı pazarlama iletişimi olanaklarının yanı sıra, bilginin doğruluğunun denetlenememesi ve kontrolsüz yayılma hızı nedeniyle, kurumları krizlere sürükleyen tehditlerle dolu bir ortam haline de gelebiliyor. Halkla ilişkiler ve reklamcılık uzmanı dört akademisyen tarafından yazılan bu kitapta, kurumların sanal dünyada var olma gerekliliği dile getirilirken, kurumların pazarlama iletişimi stratejilerinde sanal dünyadan nasıl yarar sağlayabileceklerine dair öneriler, uygulamalı örneklerle sunuluyor. ‘ (kitabın tanıtım yazısı)

 Bu kitap içerisinde gerek teorik olarak olması gereken unsurlar gerekse pratikte yapılması gerekenleri bir arada bulmak mümkün.  Ama öncelikle bilinmesi gereken bir unsurda bu kitap içinde 4 tane usta akademisyen var, ve kitap akademik olarak kaleme alınmış. 4 yazar ile birlikte kitap içinde 4 ayrı bölüm, 4 ayrı giriş ve sonuç yazısı bulunmakta. Kitap ‘Kurum Kültürüne’ genel bakış ile başlıyor, sonrasında Kurumsal  web siteleri, buralarda olması gereken kurumsal kültür öğeleri, kurumların neden internette olmaları gerektikleri, web sitelerin özellikleri, örnek kurumsal web siteleri,  burada hedef kitleleri ile, diğer firmalar ile, paydaşları ile nasıl iletişim kurmaları gerektiği, web 2.0 ın ve sosyal medyanın internet mecrasına neler getirdikleri, firmaların kendilerini buralara nasıl entegre edebilecekleri, halkla ilişkiler, reklamcılık ve pazarlama açısından internetin nasıl kullanılması gerektiği, firmaların online basın bültenleri hazırlaması ve online krizler hakkında birçok bilgi mevcut.

Eğer teknik (iletişim tekniği) açıdan bu konulara meraklıysanız ve bir şeyler öğrenmek istiyorsanız size bu kitabı tavsiye edebilirim. Hocalarıma da bir kez de buradan teşekkür ederim.

İnsanları Birbirine b’AĞ’layan Sosyal ‘AĞ’lar

İnternet hayatımızın her anında iyiden iyiye kendine yer  edinmeye başladı mı desem yoksa edindi mi desem acep? Bence ikincisi çünkü birçok insan artık interneti etkili bir iletişim aracı olarak kullanmaya başladı. En azından ben çevremdeki güzel insanlar için bunu çekinmeden söyleyebilirim. Geçtiğimiz günlerde nacizane  ‘İletişim Kanalı Olarak İnternet’ adı altında bir yazı yazmıştım.

Evet internet eşit değildir Facebook + Msn 🙂

Ama facebook = bir devrim 🙂

Ülkemiz internet kullanımda (benim pek deneyimli olduğum söylenemez ama) ‘Sosyal Medya’  kavramı türemeden önce, Forumlar, sözlükler, gruplar ve bloglar söz sahibiydi. Ama Facebook ve sonrasında gelen Friendfeed ve Twitter gibi sistemler, biz blog yazarlarını bile aldı başka bir aleme götürdü.

Ben bu yazımda Facebook’tan öte Friendfeed ve Twitter’dan bahsetmek istiyorum. Hatta sadece Ff’ten bahsetmek istiyorum. Neden mi?

Friendfeed, senin kendine ait  birçok farklı hesabı bir araya getiren ve tek bir sayfa üzerinden bu hesapları takip edebildiğin  bir sitem, kendi hesaplarından öte binlerce farklı insanın da hesabını burada kolayca takip edebiliyorsun.  Bu gerçekten çok güzel.

Yapılan çeşitli organizasyonlar ile bu insanlarla bir araya gelme şansını elde ediyorsun.

Benim için bu rüya; İstanbul’da yapılan Likemind Buluşmalarına friendfeed üzerinde yapılan çok güzel yorumlarla başladı. İzmir’li birisinin Likemind niye İzmir’de de yapılmıyor sorusuna ‘madem öyle isteyenler var, öylese yaparız’ demem ve friendfeed üzerinde normalde  hiç tanımadığım insanların bana verdiği büyük destek beni buraya hapsetti.

Bu desteği verenler de öyle adı sanı belli olmayan insanlar değillerdi, ne mutlu ki!

Biz blog yazarlarının, kendi yazdığımız bloglardan öte bizi bu yola özendiren insanların bloglarını takip etme, okuma gibi bir alışkanlığımız vardır.  Mesela ben Halkla ilişkiler öğrencisiyim, sektörüm iletişim,  oldum olası Pazarlamaya merakım vardı, işte Friendfeed’in getirdiği sosyalleşme rüzgarı ile 🙂 ben daha önce takip ettiğim pazarlama blogu yazan insanlarla tanışma, aynı masada çay içme, sıkı bir muhabbet etme fırsatı buldum. ( Emin olun bu çok basit bir örnek)

Buradaki güzel insanlardan aldığımız destek ile, Likemind İzmir’i düzenlemeye başladık, yine ‘sosyal medya’ ve  onun müritleriyle çok güzel organizasyonlara imza attık, atıyoruz, atacağız J

Ben katıldığım bazı organizasyonlardan bahsetmek istiyorum size;

  • 1- Friendfeed mantı günü 🙂

Okumaya devam et “İnsanları Birbirine b’AĞ’layan Sosyal ‘AĞ’lar”

Bir İletişim Kanalı Olarak İnternet

İletişim bilimlerini öğrenmeye nereden başlarsanız başlayın, nereden bakarsanız bakın karşınıza ilk olarak;

 

Kaynak – mesaj – kanal – Alıcı

Source – message – channel – Receiver  – – kalıpları çıkar.

 

Peki, nedir bu iletişim kanalları? Aslında cevap çok basit, sizin mesajınızı hedefinize/alıcınıza ulaştırmanızı sağlayan her şey iletişim kanalı olarak kabul edebiliriz.

 

Telefon ahizesi  🙂  gazete, TV kanalları, radyo kanalları, bilboardlar, dergiler vb ve internet.

İnternet mi? Evet internet! Okumaya devam et “Bir İletişim Kanalı Olarak İnternet”

Social media & sharing icons powered by UltimatelySocial