Başörtülü oy da vermesin!

Bu gün gazetelerden kösemizin konuğu yukardaki başlıkla yazısını yayınlayan Murat Birsel. Bence okunulası bir yazı, ama siz bu konu da ne dersiniz inanın merak ediyorum???

……

Biz kendi aramızda ne zaman beraberce mutlu olacağız acaba? Galiba ilk yapılacak iş birimizin mutluluğunu diğerinin mutsuzluğu olarak tanımlamaktan vazgeçmek!

Gerçekten ben anlamakta güçlük çekiyorum, dağdaki teröriste af üzerine çalışıyoruz, Kürt kimliğini kabul etmeye çeyrek kaldı, Ermeni sınırını açmak üzereyiz, Obama geldiğinden beri Amerikalıları daha çok seviyoruz, bu topraklarda herkes daha mutlu olsun diye TRT Şeş diye ayrı televizyon kurduk, sırada Ermenice, Arapça yayınlar var…

Bütün bu insanları kazanmak istiyoruz, dostluk ve kardeşlik mesajı veriyoruz…

Sandık başında başörtülüye tahammül edemiyoruz!

Ne yapmalı?

Yoksa bir TRT Türban mı kursak?!

Okumaya devam et “Başörtülü oy da vermesin!”

Elif Şafak – AŞK

Bundan kısa bir süre önce çıkan, Elif Şafak’ın aşk adlı romanını satın aldım. Zaten bu kitabı herhal görmeyen kalmamıstır, bunca krize rağmen çok iyi bir satış kampanyası ile, neredeyse tüm kitap evlerinin en ön raflarında ve çokca sayıda yer aldı. Ben yaklaşık 100 sayfasını okudum, amacım kitabı bitirip bir arkadasıma hediye etmekti ama onunla görüseceğimiz zamana yetiştiremedim sonra da kitabı yarım bıraktım, sonrada tekrardan okuyasım gelmedi. Nasılsa hayatımda yarım kalan tek roman bu değil. Belki bir gün kaldığımız yerden devam ederiz. Kitap 415 sayfa Doğan kitap tarafından çıkarılmış ve satış fiyatı 19.90. Neredeyse almak istediğiniz her yerde bulmanız da mümkün. Ben ilk 100 sayfa kadarını okuduğum için kitap hakkında pek yorum yapamıcam ama dili oraya kadar çok akıcı ve çok iyi kurgulanmış, yüzde 25lik okuma oranıma rağmen bu kitap bence alınası ve okunulası bir kitap.

Tabi kitabı belki ben okumadım ama o benim odamda öksüz kalmadı. Oda arkadasım, sevgili kardeşim İbrahim. İznini alarak kitabı okumaya başladı ve bir solukta 3-4 akkşamda bitirdi kitabı. Ve bende ondan kitapla ilgili bir yazı istedim. O da beni kırmadı ve yazdı bir şeyler. Şimdi söz İbrahim’de.

……

Selamlar ben İbrahim oda arkadaşım Erdal Abi bir kitap almış gelmiş odaya ama o okuyamadan kitaba ben el koydum.

Kitabın adı AŞK ve yazarı Elif ŞAFAK.

Sizlere okuduğum kitabın içeriğinden bahsedeceğim.
Dilimizden dolayı kabahatimiz olursa affola…
   
Kitabımızın adı Aşk belki çoğumuzun aklına günlük hayatta yaşadığımız türden aşk gelebilir ama sadece onunla sınırlı kalmamış manevi aşktan da bahsedilmiş.Kitap Boston da yaşayan bir ailenin yaşadıklarıyla başlamış ve bu ailenin ev hanımı 40 lı yaşlarındaki Ella. Kocasının kendisini aldattığını bile bile ve üç çocuğunu da düşünerek aileyi ayakta tutmaya çalışan bi anne. Kocasının yardımıyla bir yayınevinde edebiyat editörünün asistanı oluyor. Patronu tarafından Aşk Şeriatı adlı bir kitabın raporunu çıkarması görevi ile görevlendiriliyor. İşte ailevi sorunlar yaşayan ve kocasına duyduğu nefret nedeniyle aşka ve romantizme inanmayan Ella’nın hayatı bundan sonra bir anda değişiyor. Artı olarak Aşk Şeriatı- A.Z.ZAHARA’nın kitabı yanı AŞK’ın içinde bir kitap daha var.

Kitap şöyle başlıyor ki bu benim ilgimi çekti:

Okumaya devam et “Elif Şafak – AŞK”

Ege Sanat Topluluğu- Tiyatro oyunu- Guguk Kuşu (ken kesey)

Oyunlaştıran: Dale Wassermann

Reji: Edip Deder, Fırat Özmen Akıncı

Dramaturji: Açelye Uçan, Ali Ersam Karadeniz, Eda Dinler, Edip Deder, Erhan Bolatoğlu, Esin Yüksel, Fırat Özmen Akıncı, İlknur Yıldız, Kazım Başer, Kerem Özten, Merve Güner, Mustafa Sıkıntı, Neslihan Köroğlu, Tanıl Levent, Yücel Kızılöz

Oyuncu kadrosu;
              Hemşire Flinn      : Açelye Uçan
              McMurphy           : Ali Ersam Karadeniz
              Sandra                  :Ceren Demirci
              Hemşire Ratched  : Eda Dinler
              Dr. Spivey             : Edip Deder
              Harding                : Erhan Bolatoğlu
              Martini                 : Fırat Özmen Akıncı
              Hemşire Lusin     :Gülhan Otur
              Williams              :Harun Güven
              Candy                  : Merve Güner
              Waren                 : Mustafa Sıkıntı
              Cheswick           :Soner Şeneken
              Billy                   : Tanıl Levent
              Reis Bromden    : Yücel Kızılöz
              Kronikler           :Burak Akbaş, Cem Öntaş, Onur Uygun, Okran Varan, Recep Yıldız
              Ziyaretçiler        : Esin Yüksel, Gülin Urcun, İlknur Yıldız, Setenay Özaydemir

 Işık      : Gamze Bulut
 Müzik  : Neslihan Köroğlu
 Dekor  : Soner Şeneken, Tanıl Levent
 Afiş     : Nursun Karaburun
Yer       : Ege Üniversitesi Kampüs Kültür Merkezi (Mötbe)
Tarih    : 21.03.2009 (benim gittiğim)
Ücret   : Öğrenci 3tl, Tam 5tl
Organizasyon : Ege Sanat
Tel       : 0506 7886779 – e-mail : [email protected]

Guguk Kuşu – Ken Kesey
……………………………………………………………….
İnsanlığın egemen olduğu ideolojileri tarih içinde kendi varlıklarını, sürekli olarak ‘öteki’sini, ‘anormal’ini, ‘düşman’ını var edip tanımladıktan sonra onu hakimiyetine almak, hakimiyetine alamıyorsa hapsetmek, hapsedemiyorsa yok etmek üzerine inşa etmişlerdir. Toplum(lar) var olduğu sürece bu ‘toplum dışılar’ da var olmuştur ve bunlara çeşitli toplumsal kompartmanlara yerleştirmişler ve tasnif edilmişlerdir.
‘Deli’ de bu ‘toplumdışı’  çehrelerden biridir.
Günümüz dünya düzeninde hereksin tek tiplileştirilmeye çalışıldığı, farklılıkların tahammülsüzlükle yok edildiği bir savaş ve linç psikolojisi içinde yaşamı zapt etmiş muktedirler çağında diyoruz ki; akıllı mı dediniz, evet biz deliyiz; normal mi dediniz evet biz anormaliz; biz mi dediniz hayır biz ötekiyiz.

Okumaya devam et “Ege Sanat Topluluğu- Tiyatro oyunu- Guguk Kuşu (ken kesey)”

Galata Kulesi – Galata Tower

Evet evet evet, İstanbul’un en akılda kalan, en çok bilinen 3 tane yerini sorsalar, herhal onlardan biri muhakak Galata Kulesi olur. Ben bundan önce gitme fırsatım oldu. İstanbul’u bir de tepeden görmek çok farklı oluyor ama, bana çokta değişik gelmedi açıkcası, çünkü gördüğüm her yerin içinden geçmiş, bir şekilde oralarda yaşamıştım. Ama eğer İstanbul’a az geldiyseniz ve pek bi yer bilmiyorsanız, gerçekten gidilesi bir yer. Giriş ücreti yerli vatandaş için beş tl, turistler için ise 10 tl 🙂

İstiklal caddesinden aşağıya karaköy’e doğru inerken, önünden gecersiniz ya da bunun tam aksi istikamete giderken. En fazla 20 dakikanızı kendinize ayırıp, İstanbul’a dalmak bence büyük zevk olmalı. Eğer o kuleye merdivenlerden cıkıldıgını sanıyorsanız yanılıyorsunuz, içerde asansör var 🙂 artı olarak balkon kısmı çok dar ve her zaman meraklı turistler tarafından doldurulduğu için, tur atmak pek kolay değil. Ama yine de bu manzara için değer. Hele de yanınızda sevdiğiniz insanlar varsa, değmeyiniz kendi keyfinize. Hayatınızda unutamayacağınız güzel bir anıya adım atmış olursunuz, galata kulesine çıkmakla.

Efenim biz gittik gördük gezdik, bizce gidilesi görülesi ve gezilesi bir yer, siz sevgili dostlarımıza da tavsiye ederiz.

Minyatür TÜRK = miniatürk

Bundan çokta uzun sayılmayacak bi zaman önce, İstanbul’da yaşamama rağmen daha önce hiç gitmediğim ama methini kardeşimden ve birçok insandan duyduğum, minyatür tarihi eserlerimizi içinde barındıran, kültür parkımız miniatürk‘e gitme fırsatı buldum. İnsanın yanında sevdiği insanlarda olunca böyle mekanlar daha bi anlam ve güzellik kazanıyor olmalı ki öyle… İçeride bulunan yüzlerce tarihi eser maketinin neredeyse hepsinin fotoğrafını çektik ama buraya anca bir kaçını koyuyorum.

Okumaya devam et “Minyatür TÜRK = miniatürk”

tarcınlı,cevizli,havuclu kek

 Bir yemek tariflerim kategorisi yazısı ve kek tarifi ile karsınızdayım…  Görseller bence yeterince açıklayıcı olduğu için tarif vermeye gerek görmüyorum ama ayrıntılı tarif istiyorsanız BURADAN alabilirsiniz.

tarifin devamı için Okumaya devam et “tarcınlı,cevizli,havuclu kek”

N-ERDOĞDU ve Esra ERDOĞDU.COM hizmetinizde

Uzun süredir yazılmayı bekleyen tanıtım yazılarından birini bugün yazmak bana nasip oldu. Şimdi sizlerin huzuruna yepyeni, sıpsıcak 2 tane blog sunacak bunları da aynı erdalerdogdu.com gibi sevmenizi ve bağrınıza basmanızı isteyeceğiz 🙂 (hani bizi çok sevdiniz ya, hani bizi bağrınıza bastınız ya) Malumunuz blogosfer çok büyük olmasına karşın bir o kadar da küçük. Hergün onlarca yüzlerce yeni blog bu dünya içinde nefes almaya başlıyor. İşte bizim tanıtacağımız bloglarda bunlardan sadece ikisi.

İlk blog’umuz N-ERDOGDU.COM. Bu blog içinde sevgili emmoğlumuz çoklu konularda akıl yürütmeler kelime birleştirmeler yapacak. Blog’un sahibi Necati ERDOĞDU. Biz kendi adımıza güzel yazılar yazacağına inanıyoruz ve sizleri de güzel yorum ve dikkatli takiplerinizle bu bloga destek olmaya çağırıyoruz.

 N-ERDOGDU.COM ‘ beğenmeniz ve takip etmeniz dileklerimizle.

İkinci blogumuza gelince. İkince blog; genel olarak edebiyat üzerine yazılacak yazılardan, şiirlerden, hikayelerden ibaret olacak. ESRA ERDOĞDU.COM. Blogun sahibi bizim emmi-kızımız, Esra ablamız, daha önce antoloji.com ve benzeri sitelerde yazı ve şiirlerini paylaşırken, Erdal ERDOĞDU tarafından blogosfer için yapılan transfer teklifini kıramadı ve o da bundan sonra aramızda soluk alacak. Sanki sizin yazdığınız şiirleri okumak, içinde kaybolmak ya da kaybettiklerinizle yüzleşmek için ESRA ERDOĞDU.COM takiplerinizi ve güzel yorumlarınızı beklemekte.

N-ERDOGDU.COM —- ESRA ERDOĞDU.COM

Seçim Kampanya sektörü ve Kitle iletişiminin önemi

   Evet geldik yine bir seçim arifesine.  Bu sene krizden dolayı mıdır, öyle şaşalı seçim kampanyalarını daha göremedim ben. Yada partiler kendilerini son 1 hafta son 15 güne saklıyor olmalılar. Her yeri bayraklarla donatmak için, seçim araçlarını sokak sokak cadde cadde  dolaştırmak için. Ben şuan İzmir’deyim ve merkezde yaşıyorum, öyle adam akıllı bayrak asan parti bile yok.

Neyse; seçim kampanya sektörü ve kitlesel iletişimi diye bir başlık attım yazıma ve tamamen doğaçlama gelişti bu başlık.

   Seçim kampanya sektörü dedim çünkü artık bu olgu bir ekonomik sektör olmuş durumda. Nasıl mı?  Bu yukarda bahsettiğim bayraklandırmalardan tutalım televizyon programlarına, afiş ve bilboardlardan  esnaf ziyaretlerine, adayın yanında dolaşan kişilerden halkla ilişkiler ve reklam ajanslarına kadar her şey paralı ve gerçekten bu işte ortalama  her 5er yılda bir  çok büyük paralar dönüyor. (tabi bunun ucuz yolu da var, rakibine çamur at, akşam tüm haberlerde çık, herkes seni görsün )

   Seçimlerde genel olarak 3 ana hedef kitle vardır, bunlar yandaşlarınız, kararsızlar ve karşıtlarınızdır ve bunları etkileyebilmek için Kitle iletişiminin önemi dedim çünkü artık eskisi gibi sokak sokak kapı kapı dolaşma devri azaldı (küçük yerleşim yerleri hariç). Bununla birlikte genel seçimlerde de yerel seçimlerde de adaylar sonuna kadar kitle iletişim araçlarını kullanmak zorundalar(televizyon,radyo,websitesi,yazılı basın,görsel materyaller). Böylelikle daha az zamanda daha fazla kişiye ulaşmak, onlara fikirlerinizi anlatmak ve onları etkileyebilmek mümkünleşmekte. Bu faaliyetler; meydanlarda yapılan mitinglerden televizyon ve radyo programlarına, bilboarlardan el afişlerine kadar gidiyor. Artık Anadolu’muzun  küçük bir ilçe belediye başkanını yada adayını bile ülkesel yayın yapan bir televizyon kanalının programında yaptıklarını yada yapacaklarını anlatırken görüyoruz. En küçük yerlerde dahi outdoor çalışmaları yapılıyor. Okumaya devam et “Seçim Kampanya sektörü ve Kitle iletişiminin önemi”

30 Mart sabahı Ümraniye’nin siyasi rengi ne olur???

Başlıktaki soru ne kadar açık değil mi?

Evet 30 mart sabahı İstanbul’un Ümraniye ilçesi hangi partinin adayının olacak?

Şimdi diyeceksiniz ki ‘sen niye direkt Ümraniye hakkında böyle bir yazı yazıyorsun’ diye. Cevabım açık; ben Ümraniye’de yaşıyorum ve 30 mart itibari ile önümüzdeki 5 yıl için Ümraniye’yi yönetecek aday, yönetim ve parti hakkında kayıtsız kalmak istemeyip, fikirlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu başlığım altında sizlere 3 başkan adayından bahsedeceğim. Bunlar Ak Parti’nin adayı ve şu anki aktif başkan Sn. Hasan CAN, 94-04 yılları arasında önce Refah Partisinden, sonra Fazilet ve Saadet Partilerinden 10 yıl süreyle Ümraniye Belediye Başkanlığı görevinde bulunmuş ve tekrardan Saadet Partisi Ümraniye Belediye başkan adayı olan Sn. Mehmet BİNGÖL ve son olarak hakkında pek bilgi sahibi olmadığım Cumhuriyet Halk Partisi Ümraniye Belediye Başkan Adayı Sn. Adil AKTAN.

       Ve sözlerime şu an ki aktif belediye başkanı ve seçimin en büyük galibiyet adayı olan Ak Partili Sayın Hasan CAN ile başlamak istiyorum. Hasan CAN 2004 yerel seçimlerinde Ak Parti’den Ümraniye Belediye  Başkanı adayı olmuş ve bu seçimi kazanıp belediye başkanı olma şansını elde etmiş  ve şu gün itibariyle 5 yıldır Ümraniye Belediye Başkanlığını yürütmekte olan biri.

29 Mart 09 yerel seçimlerinde de bence bu görevine devam etmeyi sürdürecek. Çünkü halihazırda Ümraniye’de Ak partinin oyları yüzde 50 civarında seyretmekte. Ak parti yada Hasan Can’a tepki gösterenler, Hasan Can’ın ve ekibinin yaptıkları hizmetlerden çok onların bireysel  özelliklerine karşı tepkiler vermekteler, nasıl mı? Hasan Can soğukmuş, ani ve sert tepkiler veriyormuş, halkla iç içe değilmiş? Ama Ümraniye’ye  20’nin üzerinde kültür merkezi yaptırmış, şu kadar metreküp asfalt döktürmüş, sağlık taramaları yaptırmış, Ümraniye’nin en büyük eksiği olan Nikah Sarayını kazandırmış, tüm kamu kurum kuruluşlarıyla ortak çalışmalarda bulunmuş( emniyet, milli eğitim, devlet hastanesi)  vb. Tabi ki bunları ve bir çok hizmeti Hasan Can kendi başına yapmadı, ekibiyle birlikte, belediye çalışanlarıyla birlikte, bizlerin verdiği paralarla yaptı ama genel olarak bu döngü başkanı öne çıkarır.

Benim bireysel fikrim, Hasan Can’ın son yerel ve genel seçimlere oranla oy kaybederek ama yeniden başkan seçileceğinden yana, yani Ümraniye’yi önümüzdeki 5 yıl içinde Ak partili  Hasan Can ve kuracağı ekibi yönetecek. Ama  bu konuda sizler neler dersiniz, inanın çok merak ediyorum?

Şimdi gelelim 2. adayımız, Sn. Mehmet BİNGÖL’e. 90’lı yılların ortasından itibaren Ümraniye Belediyesi’ni yönetmeye başlayan Bingöl, çöp faciasının ardından Ümraniye’nin değişim ve gelişimine büyük katkı sağlamış bir isim. 10 yıllık  başkanlığı süresinde belki şimdiki kadar çok imkan yoktu ama ben yinede Ümraniye’de güzel işler yaptığı kanısındayım. Birçok nokta ilk onunla asfalt gördü, ilk onunla parkına bahçesine kavuştu. Ümraniye içerisinde de çok sevilen biri, çarşıda pazarda eşiyle dostuyla yürürken, sokakta vatandaşla muhabbet ederken çok rahat bir şekilde görebilirsiniz kendisini. Ama bu seçim için ona pek vermiyorum. Çünkü Ak parti Ümraniye’de gerçekten çok güçlü durumda. Ve son seçimler Saadet Partisinin aldığı oy oranı belli, Mehmet Bingöl kendi ismiyle bu oy oranını artırsa artırsa ne kadar arttırabilir? Taş çatlasın yüzde 10 hatta 15 olsun. Bu bile yarısını yakalayamaz Can’ın yada azcık geçer ama kazanmaya yetemez kesinlikle. Artı olarak ben Saadet Partisinden artık başka bir aday beklerdim. Niye diye sorarsanız? Sn. Bingöl zaten 10 yıl belediye başkanlığı yaptı. Sonra kaybetti, gitti Saadet Partisi İstanbul il teşkilatında görev aldı, sonra genel seçimlerde millet vekili adayı oldu, şimdi tekrardan belediye başkan adayı? Acaba Saadet Partisi içinde bu görevler için yeterli adam yok mu da, her yerde aynı isim tekrar tekrar aday oluyor?

….

Son adayımız ise Cumhuriyet Halk Partisi adayı Sn. Adil AKTAN. Açıkçası kendisi hakkında internetten bilgi edinmeye çalıştığımla yetinmek zorunda kaldım. Ve çok bir bilgiye de ulaşamadım. Yukarıda ki 2 isime karşıda inanın hiç ama hiç şans vermiyorum kendisine. Niye mi? Mehmet Bingöl 2004 yılında Ümraniye’yi bir sol parti belediye başkanından emanet aldı ve bu 3 dönem 15 yıl içerisinde de sağ partiler hizmet ettiler Ümraniye’ye. Ben sol bir partinin 89-94yılları arasında ki kötü intibasının ardından hele de en büyük oy kaynaklarının Ümraniye’den sınırlarından ayrıldığı bir seçimde kazanma şansının olduğunu sanmıyorum ama onlar her hal Hasan Can ve Mehmet Bingöl’ün kapışmasından bir sürpriz yakalamayı hesaplıyor olmalılar. Ama böyle küçük bir ihtimale umut bağladılarsa da ben bir şey diyemem. Buraya Adil AKTAN hakkında pek bir şey yazamıyorum, bu da tamamen benim kendisi hakkında ki bilgisizliğim, belki gerçekten iddialı bir adaydır, Ümraniye’de sevilen sayılan bir isimdir ve yoklamalarda oy oranları iyidir. Eğer onu tanıyan bilen ve savunan arkadaşlar burada onunla ilgili bilgilerini paylaşırlarsa sevinirim.

Evet arkadaşlar ben burada kendimce bir seçim analizi yapmaya çalıştım. Bundan sonra taktir sizindir. Acaba sizler neler dersiniz? Bana katılır mısınız yoksa beni bilginizle aydınlatır mısınız bilemiyorum. Ama bu başlığın altına yorumlarınızı dört gözle bekliyorum?

(not: yapacağınız yorumlar, hakaretvari kelimeler içerdikleri takdirde maalesef onaylanmayacaktır, lütfen karşılıklı saygı çerçevesinde kendi siyasi düşüncelerimizi savunalım yada objektif yorumlar atmaya çalışalım. Şimdiden anlayışınız için teşekkür ederim.)

Social media & sharing icons powered by UltimatelySocial