Ümraniye Çakmak Kapalı Yüzme Havuzu

Evet arkadaşlar,malumunuz bel fıtığı ile savaşıyorum. İlaç tedavisiydi, fizik tedaviydi, masajdı, son çare ameliyattı derken bide yüzmeye başladım. Burda da tercihim İstanbul Büyükşehir Belediyesinin Ümraniyeye yaptığı nadir yatırımlardan biri olan Ümraniye Çakmak Kapalı Yüzme Havuzu oldu.

Tesis gerçekten güzel bana göre,  ben yıllarca sporla uğraştığım için, salonlardan azcık anladığıma inanıyorum ve bu tesis gerçekten güzel. Ama  1 milyon nufüslu ilçemizde büyükşehir sayesinde bir kapalı spor salonu birde yüzme havuzumuz var bunlar Ümraniye için yeterli mi orasaını bilemem ama bence kesinlikle yeterli değil.

Tesiste;

Yüzme(çocuk-bay-bayan)
Fitness(bay-bayan)
Step
Masa tenisi
Sauna
Türk hamamı
Aquaqym ( Su Jimnastiği )

branşlarında hizmet veriliyor.

Ben yüzme branşına pazartesi,çarsamba,cuma,19:30-21:00 seansına kaydoldum. Havuzlar güzel ve seans esnasında başınızda eğitmenler bulunuyor. Eğer hiç yüzme bilmiyorsanız dahi,onlar bu konuda yardımcı oluyorlar. Hmmm,en önemli konuya gelince. Ben aylık ücret olarak 120 ytl veriyorum ve ayda 12 seans için bu ücret. Yaz sezonu olduğu için extra bir kalabalıkta yok ama çocuk ve bayan bölümlerini bilemiyorum açıkcası. Eğer bilgi almak yada gitmek isterseniz,buyrun adres ve telefon;

Alemdağ Cad. No:217
Çakmak Yolu Üzeri. – ÜMRANİYE
Tel: 0216 – 313 31 30 / 313 31 40
313 14 40 (3 hat)
Fax: 0216 – 313 14 43

yiğitler ermeydanında, haydi ya Allah

İki yiğit çıktı meydane,ikiside birbirinden merdane…

kırkpınar

Az önce bilgisayarımı açtım,internete girdiğimde googlenin logoyu kırkpınarla ilgili yaptığını gördüm.Acayip hoşuma gitti.Ben 8yıl greco-romen stil minder güreşi yaptım,ama ne kırkpınarda sahaya çıkmak ne de kırkpınara gidip orada güreşleri canlı izlemek nasip oldu.Ama buna karşın birçok başpehlivanla birebir tanışma ve konuşma fırsatı buldum.Bunların yanında çoçukluğumdan beri gerek büyükbabam gerekse babamın vesilesiyle güreşe karşı çok merkalıyımdır,minder güreşi yapmış olmama karşın kırkpınarın yağlı güreşin her gönülde ayrıdır.Neyse lafı uzatmayacağım.Daha dün babamla kırkpınarı konuşuyorduk,işte yeni kurallar gelmiş,bu sene daha cafcaflı ve hareketli geçicekmiş diye.Babam keşke vakit olsa da gitsek dedi ama haftasonu programın yoğunluğundan dolayı yine başka baharlara kaldı.Artık sağlık olsun.Ben biliyorum ki eski takımım olan haydarpaşa demirspor dan birçok güreşci gidecek oraya,Hepsine başarılar dilerim.Ben artık televizyondan dua edeceğim onlara.

Bu sene ki turnuvaya katılan tüm pehlivanlara başarılar dilerim.Rabbim yar ve yardımcıları olsun.Sırtları yere gelmesin ama her daim bir galip olacaktır.

 

bu arada googlenin logosu da aşağıda ki gibi;

kırkpınar

Bir Bardak Tavşan Kanı

erdaler

Sevgili kardeşim Sinanata bundan bir süre önce çok güzel bir fotoğraf makinesi getirtti kendine. Bu makine canon eos 400D idi. Tabi ben izmirde okulla mokulla uğraşırken,sinan fotoğrafçılık konusunda aldı başını gitti, kendini amatör fotoğrafçı duayeni haline getirdi. Ben daha düğmesine basmasını bilmiyorum açıkcası. (insanda merak olcak canım 🙂 ) Hani makineler aynı, muhabbetler sohbetler aynı olunca bende fotoğraf çekmeyede aynı objelerle başlayalım dedim. Ve dün üsküdar da sahilde eminönü iskelesinin hemen yanına yeni açılan kafe de otururken. Bir bardak çayın fotoğrafını çekmek ve bu vesileyle blogumda fotoğraflarım kategorisinin açılısını da yapmak istedim.

çay tavşan kanı

nice sohbetlerin en güzel dostu değil misin sen

kimi zaman bir tatlının kimi zaman bir tuzlunun yanında

kimi zaman iki sevgilin sıcak avuçlarında

kimi zaman bir işçinin nasırları arasında

yazları bahçelerde kamelya altlarında

kışları buğulu camlar arkasında…

erdal erdoğdu

Fotoğrafların orjinal boyutları çok büyük olduğu için ben onları ayarlayıp buraya ekleyeceğim. Bu da  belki çözürnürlüğe zarar verecek,kimi fotoğraf kötüleşecek ama artık olduğu kadarıyla idare edeceğiz. Beğenmeniz dileklerimle.

İlhami Atalay sanat galerisi

ilhami atalay

Bugün çok sevdiğim birkaç arkadaşımla küçük bir İstanbul turu yaptık.Gezimiz 11 sularında sultanahmet meydanında başladı,oralarda aklınıza ne kadar yer varsa girdik çıktık.Ayasofya’nın arkasında Aya irini girişinin yanındaki sokaktan girince insanın içini o güzel evler ısıtmaya başlıyor,Rengarenk cumbalı konaklar.Bu sokağın sonunda (gülhaneden girince başında kalıyor) art exhibition,entry free yazan bir mekan gördük mekanın girişi bize geldiği gibi ucube gelebilir ama içeri girmeye başladıkça birbirinden güzel onlarca eserle karşılaştıkca sanata olan aşkınızın artacağından şüphem yok.

ilhami atalay

 

İçerde o kadar güzel yüzlerce binlerce eser vardı ki size gördüklerimin sadece birkaçını burada gösterebilirim.

Peki burası kimin mekanıymış diye bakınınca karşımıza ilhami atalay diye bir isim çıktı.

İlhami Atalay kimdir peki;

1948 Arhavi/Artvin doğumlu. 1972 yılında İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’ni bitirdi. Duvar halıcılığı dalında ihtisas bursunu kazanarak Avrupa’ya gitti. 1973/78 Berlin Devlet Güzel Sanatlar Akademisi ve Tatbiki Sanat Akademilerinde resim ve duvar halısı ihtisasını tamamladı. 1974/75 Fransa’da duvar halısı ve sanat araştırmalarında bulundu. 1975/76 İsviçre’de , İspanya’da Tekstil obje, Duvar halısı ve sanat çalışmaları. 1976 Londra’da sanat araştırma ve incelemelerinde bulundu. 1977/78 Tekstil obje Duvar halısı dalında tez hazırlıkları ve kitap çalışmalarını yaptı. 1981/83 Serbest desinatör olarak çalıştı. 1983 İstanbul’a döndü ve yeniden resim çalışmalarına başladı. 1984 İLHAMİ ATALAY SANAT GALERİSİ’ni açtı ve DİNAMİZM grubunun hazırlık çalışmalarını sürdürdü.

İşte internette İlhami beyle ilgli bu kadar bir bilgiye ulaşabildim.Eğer yolunuz Sultanahmet tarafına düşerse muhakkak uğrayın,galerinin alt tarafında ve terasındada cok güzel cafe ve restaurant var.Bence gidilesi görülesi biyer açıkcası.

ilhami atalay

İLHAMİ ATALAY SANAT GALERİSİ ADRESİ;

Hüdavendigar Caddesi No. 10 Sirkeci İstanbul Tel:0212-520 10 83
Divanyolu Cad. İnciliçavuş Sok.No.29, Sultanahmet, İstanbul Tel 0212 5120713

‘Anneler hisseder…’

Ana gibi yar olmaz…

Ağlarsa anam ağlar gerisi yalan ağlar…

Ve bunlar gibi söyleyeceğim onlarca, yüzlerce,binlerce sözler. Daha önce de annelerin evlatları hakkında ki bazı şeyleri hissebildiği gibi bazı şeyleri blogumda yazmıştım. (bakınız) Geçtiğimiz günlerde bir olay yaşadım. Şaşırdım kaldım, aslında şasılması gerekecek bir şey olmadığını da daha sonra yaptığım akıl muhakemelerinde çözdüm.

Üsküdarda eve gelmek için otobüse bindim, biliyorsunuz sağlık sorunlarım ve çok büyük acılar, ağrılar çekiyorum, bel ve sol bacak bölgemde ağrılar var. Akşam iş çıkısıydı, otobüs haliyle tıklım tıklım, oturacak yer bulamadım. Ama nasıl ağrım var anlatamam. Bir yandan da otübüste yanımdakilere bunu çaktırmamak için dişimi nasıl sıkıyorum bir görmelisiniz. Ama 10-15 dakika sonra 50-55 yaşlarında bir teyze ‘oğlum bir bakar mısın’ dedi. Buyrun hanım teyzecim deyince; “ben birazdan ineceğim istersen sen benim yerime otur dedi. Estagfurullah, lütfen, siz indikten sonra otururum dememe kalmadan ayaklandı teyze, ama yanında ki genç herhal utanmış olcak ki teyzecim siz oturun dedi ve bana yer verdi, bu esnada yok, lütfen kalkmayın dememe kalmadan arka koltukta oturan teyzede oğlum sen rahatsızsın hadi otur dedi ve ağzım oracıkta açık kaldı. Oturduktan sonra iki hanım teyzede aynı anda hayırdır oğlum daha gençsin ama ayağının üstüne basamıyorsun, muhtemelen belinde de ağrılar var dediler. Bende olayı anlattım, fıtık olduğumu, çok şiddetli ağrılar çektiğimi… Teyzenin bana dediği laf oğlum bende anneyim, benimde senin gibi 2tane oğlum var, ben anlamayayım da kim anlasın, ANNELER HİSSEDER dedi. Ve hanım teyze bundan dolayı bana yer vermek istemiş, oysa benden bir durak önce inecekmiş.

Ne diyeyim ki bu vesileyle, tüm annelerimizin ellerinden tekrar tekrar öperim. Bana anneliğin ne kadar kutsal bir durum olduğunu, Peygamberimizin(s.a.v) neden ‘Cennet anaların ayakları altındadır…’ dediğini bir kez daha ispatladılar.

zaferlerimizi kurşunla değil çığlıklarla kutlayalım

Bir önceki maç için yazdığım yazımda çekleri postaladık haydi sırada ki gelsin yazmıştım VE BUGÜN HIRVATLARIDA EVLERİNE POSTALADIK.Gerek geçen maçta gerekse bu maçta hakemler ellerinden geleni artlarına koymadılar.Gecen maçta verdikleri kararlarla bizi bu maçta eksik bıraktılar bu maçta ki adice verilen kartlarla ve kararlarla bizi neredeyse ezmek için ellerinden geldiler.Ama bilmedikleri en büyük şey;

BİZİM GÜCÜMÜZÜ NERDEN ALDIĞIMIZ OLSA GEREK.

Yine geriden geldik bu sefer gol uzatmaların son dakikasında hatalı bir pozisyonda geldi ama maç bitmemiştiArtık ben buna başka birşey diyemem YARADANIN YARDIMI VE MİLYONLARIN DUASIYLA maçın son dakikasında uzatmaların uzatmasında SEMİH ŞENTÜRK sahneye çıktı,gol kralımız sahneye çıktı ve tüm dünyaya biz çılgın türkleri değil Dünyanın en şanlı tarihine sahip olan şanlı türklerin,bizlerin yılmadığını,yılmayacağını ve futbollada olsa tarih yazmaya devam etceğini gösterdi.Ardından gelen penaltılar ve biz yendik,hırvatlarıda ezdik,hakemi de  ezdik,avrupaya futbolu gösterdik.

Şimdi rakip yaklaşık 5milyon insanımızın yaşadığı ve neredeyse ikinci ana yurdumuz olan Almanya.Allah ın izniyle onlarıda ezip geçcez ve finale adımızı altın harflerle yazacağız.

AMA LÜTFEN,LÜTFEN AMA LÜTFEN BU ZAFERLERİMİZ GÖZ YAŞINA DÖNMESİN.SEVİNCİMİZİ EĞLENCEMİZİ KENDİ İÇİMİZDE VE GRUP HALİNDE KUTLAYALIM.

O KORKUNÇ ALETLERİ YANİ SİLAHLARI YERLERİNDEN ÇIKARMAYALIM Kİ ZAFER GÜNÜMÜZ KARA GÜNÜMÜZ YADA BAŞKALARI İÇİN MATEM GÜNÜMÜZ OLMASIN…

‘şile’ mmm

şile

Şile hakkında sizlere çok kelime yapmacağım. Ama benim kütüğüm İstanbulun Şile ilçesine kayıtlı,7 göbektir tüm aile ecdadım oralı ve ailemizden rahmetli olanlarda o topraklarda gömülü.

Ben Şileliyim ve Şile’ye gönül verenlerdenim.

Şile İstanbulun iki yakasında bulunan kaçamak noktalarından biri ve en önemlisi nerdeyse,yazın haftasonları günlük nüfusunun köylerde dahil olmak üzere 1milyona yaklaştığı söyleniyor. Ama Şile gerçekten gezilesi görülesi bi yer. Hele bir de yazın festivale denk gelirseniz kimseler dokunmasın keyfinize.

Şile bezi,kabaklı börek,feneri,kalesi,denizi,kumu,balık….

Ben anlatmayayım gidin ve görün.

şile

 

vakti geldiği zaman da şile festivali hakkında geniş bilgiyi sizlere vereceğimden şüpheniz olmasın.

şile

 

Şile hakkında geniş bilgi için

Anadolu’ya anlatın da göreyim…

Gazetelerden kategorimizin bugün ki konuğu Taraf Gazetesi yazarlarından Ahmet Altan.Ahmet Bey’in bugün yazdığı yazıyı gerçekten büyük bir zevkle okudum.Bir çok kişiye ders olabilecek bir yazı yazarak ve saygılarımızı hakketmiştir kendisi.Ben yazıda kısa olarak kendimi buldum çünkü bu yazıda ki birçok şeyi çok farklı mekanlarda çok farklı insanlara bıkmadan usanmadan defalarca söyledim ama onlar beni pek anlayamadılar ama herhal Ahmet Altan onlar için iyi bir isimdir.

….

Osmanlı gibi Cumhuriyet de Anadolu’yu yok saydığı, onu hiçbir zaman siyasi denklemlerin içine yerleştirmediği için şimdi Ankara’nın darbecileri neler olup bittiğini bir türlü kavrayamıyorlar.
Türkiye’yi hâlâ Ankara’yla İstanbul’dan ibaret sanan stratejileri çöküyor.
Ordunun verdiği 27 Nisan muhtırası Anadolu’dan döndü.
Yargının hukuku pervasızca çiğnemesinin cevabı da, göreceksiniz Anadolu’dan gelecek.
Zaten bizim sürmanşette de okuyacağınız gibi Anadolu öfke dolu biçimde açıkça kendi tavrını gösteriyor.
Ordu da, yargı da Türkiye’yi dünyadan koparmaya yönelik her hamlesinde Anadolu’yu karşısında bulacak.
Mesele türban meselesi değil.
Mesele AKP de değil.
Mesele, Anadolu’nun Osmanlıdan bu yana devam eden dengeleri değiştirecek bir güce erişmiş olması.
(benim yorumum : anadolu gencinin elleri artık eskisi gibi,toprak kokmuyor,artık yüzleri güneş yanığı değil,sadece askerlik için köyden çıkmalar artık çok eskilerde kaldı,artık yurdun tüm üniversiteleri anadolunun bağrından kopup gelen mühendis,doktor,öğretmen adayları ile kaynıyor, ama karşıt zihniyet hala benim emirganda ki,bebekte ki oyumla adanada ki bitliste ki oy bir mi diye düşünme gereksizliğini yapıyor) Okumaya devam et “Anadolu’ya anlatın da göreyim…”

sigara,kanaat önderliği,sosyal sorumluluk

DUMANSIZ HAVA HAREKETİNİ DESTEKLİYORUM.

                                                          Erdal ERDOĞDU

Malumunuz 19 mayıs itibariyle birçok yerde sigara kullanımı yasaklandı.Bu yeşilay’ın yıllardır yapmaya çalıştığı ama yapamadığı ama şu aşamada ise gerek devlet yönetiminin gerek özel sektörün ve birçok ünlünün desteğini alarak yaptığı ve şimdiden çok başarılı olacağı izlenimini veren bir proje.

Size burda sigaranın zararlarını saymayacağım ama tek bir cümleyle ‘sigara öldürür’.

Ama bu proje benim neznimde çok güzel bir halkla ilişkiler,sosyal sorumluluk projesi gerek kurumsal gerekse kişisel sorumluluk açışından.

Kurumsal Sosyal Sorumluluk nedir?
Kurum ve kuruluşların toplumun sosyal, çevresel ve ekonomik kaygılarını, kendi istekleriyle faaliyetlerinin ve paydaşlarıyla ilişkilerinin bir parçası haline getirmesi ve tüm paydaşlarına ve topluma karşı etik ve sorumlu davranması, bu yönde kararlar alması ve uygulamasıdır.

Sosyal Sorumluluk nedir?
Tüm bireylerin ve yönetimlerin, içinde yaşadıkları toplumun yaşam kalitesini iyileştirmek için, kendi çalışanları ve onların aileleri, yerel halk ve bütün toplumla birlikte sürdürülebilir bir dünya için ekonomik, çevresel, kültürel ve sosyal gelişmeye destek verme sorumluluğudur.

İşte bu projedede birçok kamu kurlusu ve özel sektör firmaları sosyal sorumluluklarını gösterdiler.

Diğer yandan proje’nin birde kanaat önderliği boyutu var.

Kanaat önderi; bir toplum içinde sözü sayılabilecek ,toplumu yönlendirebilecek kişilerin üzerlerine bir görev düştüğünde bu görevlerini yapmalarıdır.Bu bazen bir köy muhtarı,camii imamı bazen bir başbakan,bazen futbolcu,bazen de bir sanatçı olabilir.

Dumansız hava hareketi projesinde de başbakandan,bakanlara,profesörlere,sanatcılara kadar onlarca kişi görev aldı.

Bunlar bu işi hem kendi sosyal sorumlulukları için hem de toplumda kanaat önderi olabilme statüsüne sahip oldukları için yaptılar.İşte o isimlerden bazıları;

Muammer Güler, Uğur Dündar, Mustafa Koç, Cüneyt Arkın, Nükhet Duru, Deniz Adanalı, Halit Kıvanç, Esra Ceyhan, Fatih Terim, Ömer Can, Esin Afşar, Sema Çelebi, Çetin Yıldırımakın, Neslihan Kozanoğlu, Doç. Dr. Duran Çakmak, Dr. Levent Saraç, Dr. Erdal Erikoğlu, Nuri Çolakoğlu, Oya Germen, Prof. Dr. Gencay Gürsoy, Şükran Güzeliş, Prof. Dr. İbrahim Balcıoğlu, Mine İslam, Başak Sayan, Doç. Dr. Medaim Yanık, Doç. Dr. Sefa Saygılı.

Bence bu proje geçtiğimiz yıllarda yaşadığımız tavuk krizinden sonra yapılan projeden sonra ki en iyi ve en başarılı halkla ilişkiler projelerinin başında geliyor.

Sigara konusuna gelince ,şimdi sigara kullananlar baya bir küfür etcekler ama daha sonra gelen nesil eminim ki bu kampayayı yapanlara dua edecekler.O yüzden projenin kurallarından taviz verilmeden baştan aşağı uygulanması ve uygulatılması taraftarıyım.

Social media & sharing icons powered by UltimatelySocial