Kapatın gitsin!

Bu siyaset ne garip iştir oldum olası anlamadım gitti.Yıllardır kurulan koalisyonların yanlışlığından yakınan siyasi düzenciler,Türk siyasi tarihinde en çok katılımın olduğu şeçimde şimdiye kadar neredeyse alınmamış bir oyla iktidara gelen bir partiyi yerden yere vurmak için yapmadığını bırakmadı.

Artık siyasi inançlarımı kaybettim diyebilirim.

Anlamıyorum,gerçekten anlamıyorum.

Muhalefet konuştu konuştu hatta saçmalamaya başladı ve sonunda kelimeleri bitti,ve devreye ordu girdi,sanal muhtıra komedisini tüm dünya gülerek izledi. Millet ve yönetimde olan hükümet her 10 yılda bir rutin olarak yapılan darbe lokumunu ilk defa yememişti ve ayakta kalmıştı,bunun üstüne birde şeçim yaşamış ondanda daha da güçlenerek çıkmıştı.

Şimdi silahta son mermi olarak yargı kaldı ve onuda oyuna alet edip hali hazırda süren davanın tarafsız kalması gereken tek tarafı olması gerekmesine rağmen onlarıda kendi taraflarına çektiler.

Neymiş bu partinin suçu?

%47 oyu bu insanlara kendini bu topraklar üstünde şeçilmiş ırk olarak görenler değil,bu ülke topraklarında ki gerçek halk verdi ama pardon unutmuşum gerçek halkın yanına ‘cahil,köylü..vs..’diye bazı sıfatlar eklemeliydim.

Neyse ben herşeyi boşverdim artık,sizde bunları boşverin gitsin.

Ak parti mi gereği kalmadı,kapatılabilir.

Gereksizse söndürün.

Haydi halkçılar halkı halktan fazla düşündüğünü iddea edenler artık güç sizde,elinizden geleni ardınıza koymayın ve son noktayı koyup akp’yide ülkemizde ki parti mezarlığı içinde azcık manzaralı bir noktaya gömün gitsin.

TOPRAK MÜREKKEP KOKUYOR

   Bir haberle birlikte acilen kaleme alınan bu yazının tarihi mart ayının ortalarına dayanmaktadır. Ancak bugün bu yazının tekrar paylaşılmaya muhtaç olduğu kanısındayım. Darbe ve muhtıra sözcüklerinin altında yatan dağın eteklerinde dolaştım. DİKKAT; kelime düşebilir.       

    İzmirde; aristokrasinin başkentinde sicim sicim yağıyor. Ahmak ıslatanla başladı ama sağnağa dönmek üzere. Toprak kokusu hala hissedilebilir durumda beton yığınları arasında. Aklıma bir yazısı geldi Yavuz Donat’ın; gezilerinden birinde ve aydın valisi de eşlik etmekte. Vali ve Donat Egede, bir köy girişinde yaşlı bir amcaya rastlar ve kenara çekerler arabayı. Valinin eline eğilen dudakların sahibi amcada bir mahçubiyet ve devlet denen muhteremi karşısında görmenin sevinci arasında selamlar Donat’ı. Vali para vermeye yeltenir. Yaşlı amcanın tarihe geçecek cevabı; ‘sakın efendim, o milletin parasıdır, yetimin hakkıdır, ben güçlü kuvvetli adamım, daldan incir toplar gene aç kalmam. Allah devletimize zeval vermesin’ der ve bir selam eşliğinde gider.

              Egede yağmaya devam ediyor. Aristokrat da ıslanıyor, egeli yaşlı amcam da. Zihnim yine rahat durmakta direniyor. Çanakkale zaferini kutladık. Tesadüfe bak ki zafere gölgesi düşen bir parti kapatma davası.

              Resmi ikiyüzellibin şehidin toprak ile buluştuğu anları hatırlamak. Toprağa düşen sıradan insanlar değil. Taşra toprağa kapanıyor. Anadolu toprağa kapanıyor. Aklı başında, eli kalem tutan ve milletini, geleceğini düşünen gençler toprak oluyor.

Savaş bitiyor. Yükselen kan kokusuna karışan bir korku var; şimdi ne olacak. Cevabı yetiştirmekte gecikmiyor savaşmaktan aciz derebeyi ve aristokrasi evlatları;’taşra  cahil, yönetilmeye muhtaç, biz Frenkçe bilir, iyi hesap yaparız’.
   DEVAMI

 

 

 

Bu yazı arkadaşım İlber Sönmez tarafından yazamak.com adresine yazılmıştır. İlber’in yazılarının devamını okumak için ve kendisini takip etmek için yazamak.com adresi üzerinde yazarlar bölümünde hem ilber hem de diğer yazarlar ne tazmış ne yazmamış görebilirsiniz.

Aramıza hoşgeldin abi.

Social media & sharing icons powered by UltimatelySocial