Osmanlı Cumhuriyeti filmi

Ne zamandır aklımda kardeşimi sinemaya götürmek vardı. Tabi ben İzmir’de onlar İstanbul’da olduğu için anca bayramdan seyrana bu aktivite gerçekleşebiliyor. Dün akşam konuştuk, dedim hangi filme gidelim hemen atladı, Muro’ya gidelim diye, yok dedim olmaz 🙂 öylese Arog’ a gidelim, dedim olmaz 🙂 tamam abi ya, Osmanlı Cumhuriyeti’ne gidelim dedi öylese, dedim tamam 🙂 Bu sabah kalktık kahvaltıdan sonra bi kosu gittik filme, daha kalabalıklaşmamıstı, Ümraniye afm. Film başladı, bir güzel, mısırlarımız eşliğinde izledik filmimizi. Ben oldu olası Ata Demirer’i sevmişimdir, güzel adam, Sümer Tilmaç’a zaten lafımız olamaz. Film güzel film, öyle ahamlı şahamlı bir film değil, ama günümüzü güzel şekilde ti’ye almışlar. Ben acıkcası çok daha kötü filmlere para verip izledim. Onlara nazaran, bu filme verdiğim paraya kesinlikle acımam. Helali hoş olsun. Bir de filmde kullanılan mekanlardan biri de Ankara/kuğulu park kıraathanesi 🙂 Film hakkında ki genel bir kaç bilgi şu şekilde ;
Okumaya devam et “Osmanlı Cumhuriyeti filmi”

Ankara/kuğulu park

Büyükşehirlerde yaşayanlar, hayatın betonlaşmış kalıpları içinde gayet grimsi hayatlar yaşarlar. Grinin soğukluğu onların her anına yansır ve bu yüzendir her belediyenin park ve behçeler müdürlüğü vardır ve her yıl milyarları/trilyonları sırf bu griyi, yeşile,maviye ve coçukların cıvıltısına harcarlar. İstanbul Ümraniye’de Tantavi parkı, Kadıköy’de özgürlük parkı, İzmir Bornova’da büyük park ve Ankara’da Kuğulu park. Ama bu saydıklarım içinde en meşhuru herhal Ankara Kuğulu parktır, haberlerden de hatırlarsınız, soğuktan havuzları donan kuğulara halkın yardım ettiği park. Ankara’nın neredeyse göbeğinde, bi tarafında meşhur Tunalı hilmi caddesi, bi tarafında alabildiğince devlet erkanı. Ortada küçücük bir yeşillik alan, havuzu ve havuzun içinde ki kuğuları, kazları ve ördekleri…

 

Birçok Ankaralı için belki pek bir anlam ifade etmeyebilir. Onlar için sıradanlaşmıştır belki de, aynı benim Ümraniye fahir ilkel (tantavi) parkına bakışım gibi. Geçtiğimiz cumartesi bir vesile kuğulu parka yolum düştü. Kuğulara çizi atma fırsatım oldu. Normalde simit, yeşillik filan veriyolardı ama napalım elimizde çizi vardı 🙂 Kuşları yemledim, aileleriyle gelen minik cocuklarla çizimizi paylaştık. (çizi karşılığı öpücük aldım, beleşe alışmasınlar 🙂 ) İzmir’den Ankara’ya kadar gidilen yolun yorgunluğunu atıverdim,kuğulu parkın güzel musikisi içinde. Cocuklar yemlenen kuşları kovalamada, ihtiyarlar yürüyüşte, aşıklar kaçamakta,simitçi,çaycı ve fotoğrafcı ekmek derdinde. Aslında herkes kendi derdinde. Güzel bir gündü benim için, günüme güzellik katan, bana fotoğraf çektiren çifte, verdiğim çizi karşılığında beni öpen İrem bebeğe, sürekli önümüzden geçen çaycı ve fotoğrafcıya, bana kafa tutarcasına verdiklerimi yemiyen kara kuğuya, oraya gitmeme vesile olan güzelliğe,anlama ve herşeye teşekkür ederim. Hayat yaşanılanlarla, yaşadıklarının değerleriyle güzel. Ben güzel değerlere sahibim.

Uzun lafın kısası, gittik, gördük, beğendik eğer Ankara’ya yolunuz düşerse ya da zaten Ankarada’ysanız, hayattan ve kosusturmadan bıktığınız anlarda burada küçük bir kaçamak yapabilir, kafanızı dinleyebilirsiniz…