Kocaeli Üniversitesi Kandıra MYO Geleneksel PR’dan Dijital PR’a Geçiş Etkinliği

kandıra myoGeçtiğimiz günlerde, Sevgili Hamza Şamlıoğlu ve Neşe Bektaş ile birlikte Kocaeli Üniversitesi Kandıra Meslek Yüksek Okulu Halkla ilişkiler ve Tanıtım öğrencilerinin misafiri olduk. Konumuz “Geleneksel PR’dan Dijital PR’a Geçiş” idi. Ama üniversite eğitim hayatına Trakya Üniversitesi Çerkezköy MYO Halkla İlişkiler programında başlamış bir ağabeyleri olarak benim (Erdal Erdoğdu hakkında), Kandıra MYO Halkla İlişkiler sıralarında başlamış bir ablaları olarak Neşe’nin anlatacakları sadece sunumumuzun başlığıyla sınırlı değildi. Öyle de oldu.

Sunumumuzun içeriğini kısaca anlatmak gerekirse,

gibi konuları karşılaştırmalarıyla, anlatmaya çalıştık.

Sunumun ardından, sohbet bölümünde bence sunumdan daha değerli bilgileri onlarla paylaştık diyebilirim.  Okumaya devam et “Kocaeli Üniversitesi Kandıra MYO Geleneksel PR’dan Dijital PR’a Geçiş Etkinliği”

26 Ocak, 26 yaş, 26 teşekkür…

Geçtiğimiz günlerden, 26 Ocak’ta ne mutlu ki 26 yaşıma girdim. Daha çok gencim, bunun farkındayım ömrüm oldukça aynı o gün yüzlerce arkadaşımın dilediği gibi ‘nice seneler’ göreceğim. Benim hayata bakış açılarımı beni yakından tanıyanlar bilirler aslında ama şu iki cümle bu konuda size ipucu verecektir; şair der ki; ‘Dün geçti, bu güne bak, yarının var mı? Gençliğine güvenme ölen hep ihtiyar mı?’ ve ekler ‘Ey nefesleri sayılı kişi, bir gün elbet bu sayı tamamlanacak, gecesi olmayan bir gün, sabahı olmayan bir gece muhakkak yaşanacak, üzülme, ölümdür perde ardından haber, hiç güzel olmasa ölür müydü peygamber…’!

Yazıya biraz karamsar mı başladım, ne? Aslında karamsarlık değil yaptığım, hayatın nereye gideceğini yaşarken kabullenmek ve yaşadığım her anı sahiplenip, hepsine saygı duymaya çalışmak benimkisi…

Yaş 35 yolun yarısı ama daha yolu yarılamaya bile çok var. O yüzden bu yaşa kadar tüm yaşanılanlara saygılar!

          İlk teşekkür Yaradana! Bugüne kadar aldığım tüm nefesler ve bana verdiği her şey için tüm şükürler ve hamdlar O’na olsun!

          Doğum günlerinde en çok ailelere teşekkür edilmeli, onların ellerinden öpülmeli. Ben bunu böyle kabullendim. Bu yaşıma kadar benim için yaptıklarına ne kadar teşekkür etsem azdır, Annem, babam, ablam ve kardeşim. Son nefesime kadar canımdan öte kanımda olacak olanlar. Bana öğrettikleriniz ve benim için yaptığınız her şey için binlerce kez teşekkür ederim. Okumaya devam et “26 Ocak, 26 yaş, 26 teşekkür…”

Bana ben olmayı öğreten tüm öğretmenlerin gününü kutlarım!

Anne karnında başladım hepimiz gibi öğrenmeye, o yüzden ilk öğretmenim annemdir benim.

Bu dünyaya gözlerimi açmamla birlikte babam ve ablalarım girdiler öğretmenlerim arasına, yürümeyi onlardan öğrendim, konuşmayı, birinin eline sımsıkı yapışıp ondan güç almayı, sana can gözüyle bakan gözlerden yüreğime sevgi depolamayı öğrendim. 12 yaşındaydım kardeşim doğduğunda, ağabeyliği öğrendim, kendimden küçüğü gözümden sakınmayı, ona bir şey olmasından korkmayı öğrendim. Ailemden hayata bağlanmayı, karşılıksız sevgiyi, en zorda kalınan anlarda birilerinin duasını hissetmeyi öğrendim…

 Sonra kocaman ailemin güzel insanları çok şey öğretti bana, büyükbabam babaannem, ananem, dedem, halam, amcalarım, dayılarım, yengelerim, kuzenlerim elbet hepsinden bir şeyler öğrendi büyürken bu çocuk!

Ümraniye Ahmet Cevdet Paşa İlköğretim Okulunda başladım okula, ilk öğretmenimin adı Hikmet Karagöz’dü. Dünyalar tatlısı, sessiz, sakin, hanım hanımcık bir kadıncağız. Bize ilimin cehaleti nasıl alacağını öğretmeye çalıştı 5 yıl boyunca.

Ortaokul’u Ümraniye Mehmet Ali Yılmaz İlköğretim Okulunda okudum.  Onlarca iyi yürekli öğretmenim oldu. Ali Çakmakçı, Serap Ünal, Altan Göcer, Ahmet Gencal, Hasan Hüseyin Aydın, Gülümser Yazıcı, Murat Hoca ve niceleri hiç çekinmeden emeklerini harcadılar bizim için.

Lise yılları geldiğinde ise kendimi Kadıköy Anadolu İ.H.L sıralarında buldum. Benim için değil o sene okula başlayan tüm arkadaşlarımız için bir dönüm noktası olmuştu bu başlangıç. Yalnızca eğitim almadığımızı dostluğu, kardeşliği, bir kahvenin hatırının hakkını vermeyi bu sıralarda öğrendiğimizi şimdi daha iyi anlıyorum. Hangi hocamın adını sayayım ki size; Nurhan Bulu, İpek Özaydın, Yasemin Pençe, Fatma Muttalipoğlu, Enver Çakmak, Kezban Ulutürk,  Hasan Kaya, Bekir Doğan, Mustafa Engin, Şeref Akbaba, Mustafa Adaş, Ahmet Demirel, Ayşe Sönmez, Ahmet Kılıç, Müslüm Kaban, Veysel Akdoğan, Faruk Salman, Faruk Özcan,  Burhan Öztürk, Osman Erdem, Fatih Solak, Ertuğrul Hoca,  Haydar Doğan, Ali Çicek… Hazırlıktan lise 3’e kadar bize hocalıktan öte, ağabeylik ablalık yaptılar ve okulu evimiz bildirdiler. Okumaya devam et “Bana ben olmayı öğreten tüm öğretmenlerin gününü kutlarım!”

Namık Kemal Üni. Çerkezköy Meslek Yüksek Okulu

Evet arkadaşlar malumunuz öss oldu sonuçlar açıklandı. Kiminiz bu sınavda başarılı oldu kiminiz daha az başarılı oldu. Neyse konumuz bu değil. Eğer öss puanınız sonucunda eğer 2yıllık meslek yüksek okulu yazmayı planlıyorsanız ve bu okulun adı Namık Kemal Üniversitesi Çerkezköy Meslek Yüksek Okuluysa, benim size bu konuda bazı söyleyeceklerim var ve bunlar size orası hakkında azda olsa bilgi verecektir.

Öncelikle Ben o okula 2005 yılında girdim o zamanlar okul Trakya Üniversitesine bağlıydı ama 2006 yılında Trakya Üni. 2ye ayrıldı ve Tekirdağ bölümü Namık Kemal Üniversitesine bağlantı. Çerkezköy Tekirdağ’ın bir ilçesi ama neredeyse Tekirdağ’dan büyük. İstanbula yaklaşık uzaklığı 140 km civarı bu yakınlık sizin için büyük fırsat çünkü her haftasonu istediğiniz takdirde eğer İstanbulda oturuyorsanız eve gidip gelebilirsiniz. Bununla birlikte Çerkezköy sanayi bölgesi bir alan. Yaklaşık 600 tane büyük fabrika var,buda haliyle bölgeye göçü arttırıyor. Yerliden çok yabancı var dersek çok daha doğru olur açıkcası. Eğer çok fazla gezme tozma meraklısıysanız bence orda çok sıkılabilirsiniz. Ama sineması, bowling salonları  var, küçük dediysek o kadar da değil 🙂

Okula gelince,

Çerkezköy meslek yüksek okulu küçük bir okul, eskiden tekstil,halkla ilişkiler ve büro yönetimi olmak üzere 3bölüm varmış ama benim okuduğum dönemde tekstil yoktu. Okul 2 bölüm üzerinde hizmet vermektedir tabi bizim son senemiz de ki söylentiler gerçekleşip yeni bölümler açılmadıysa. Bu bölümler halkla ilişkiler ve büro yönetimi ve sekreterlik ve okulda genel olarak 1. ve 2. sınıf olmak üzere maksimum 200 öğrenci bulunmaktadır. Bunun avantajı arkadaşlık bağları sağlamdır, dejavantajı çok fazla dedikodu olur.

Meslek yüksek okullarının genelinde bir kadro sıkıntısı mevcuttur, bundan dolayıdır, bir hoca birden fazla derse girecektir. Derslerin konuları değisse bile bu size bir can sıkıntısı yaşatabilir ama derseniz,eğitim kalitesi nedir diye? Bizde bunları yaptığımız stajlarda ki ortamlarda gördük, 2yıl boyunca öğrenmediğiniz şey kalmayaca, o kadar çok görceksiniz ki bunlar birbirine karışacak ve derslerden boğulacak gibi olcaksınız. Aslında bu bütün 2 yıllıklarda görülesi birşey çünkü 4yılda alınacak tüm dersler az az olmak üzere 2yılda alıyorsunuz ve Çerkezköyde ki hocalar bu konuda size baya yardımcı olacaklar.

Akabinde ve detayında çerkezköy merkezde kalabileceğiniz özel yurtlar mevcut değil, yüksekögrenim yurdu ise çerkezköy merkezden ve okuldan yaklaşık 6km ilerde ki karaağaç kasabasında ve burada saray meslek y.o öğrencileri ile birlikte kalınıyor. Yurt ortamı güzeldir, etliye sütlüye pek karısmazsanız ordan zevk alabilirsiniz.

Bunların haricinde oraya gittiğinizde mümkün oldukça aynı otobüs firmasını kullanın, aynı kebaçıya gidin (gökhan abinin yerine gidebilirsiniz, şanlıurfa kebap ın eski şef garsonu, bize çok yardımı olmuştur) aynı internet cafe ye gidin, bunları dememin nedeni kendinize küçük de olsa bir çevre oluşturmanız,böylece orayı daha çabuk seversiniz aksi halde orda yalnız kalırsanız benden söylemesi orası çekilmez biryer olur size.

Çerkezköy meslek yüksek okulu bence yazılası ve okunulası bir yer. Ama takdir sizindir.