Onlar da çocuktu!

Bundan yaklaşık 12-15 yıl önce amcam tarafından bana hediye edilen bir kitabın adıydı; Onlar da çocuktu!

Bu kitap amcama da 1974 yılında hediye edilmiş. Kitabın benim o önemli gelişim dönemimdeki yeri ayrıdır ve çok değerlidir. Bu kitabı tüm gençlerin yaşı ne olursa olsun okuması gerektiğine inanıyorum. Çünkü benim gibi birçok gencin şu an için kendilerine olan güvenlerinin az olduğunu ve her geçen gün biraz daha umutsuzlaştıklarını görüyorum. Sanki tüm köşeler kapatılmış, asla ama asla sistemlerin çarkları içinde kendilerine yer bulamayacaklarmış gibi!

Ben umutsuzluğa inanmıyorum. Biz kendi geleceğimizi kendimiz oluştururuz. Kendimize yaptığımız her yatırım geleceğimiz için oluşturduğumuz bina için çaktığımız birer çividir ve gelecek bizimdir, bizim olacaktır.    Bu kitabın içinde dünya tarihine damgasını vurmuş ve bugüne kadar milyarlarca insan için rol model alınmış değerli insanların hayat ve başarı öyküleri var. Edison’dan Louis Pasteur’a, Mustafa Kemal Atatürk’ten Benjamin Franklin’e, Sebastian Bach’tan Charles Gounod’a, Florance Nigthtingale’den Evliya Çelebi’ye kadar onlarca değerli insanın hayat ve başarı öyküleri. Aslında dünya tarihine kendi isimlerine yazan bu değerli insanlar o muhteşem zirvelerine öyle güllü ballı börekli keyifli yollardan gitmemişler. Çok çalışmışlar, çok emek harcamışlar. İşte unutulmaması gereken noktalarda burada ortaya çıkıyor aslında; onlar da çocuktu, gençti, haylazdı, kimilerine göre işe yaramazlardı, belki de sırıl sıklam aşıklardı. Ama idealleri vardı ve onlar için çalıştılar, emek harcadılar, kimileri uğruna öldüler ama başarılı oldular. Artık başarılı olma sırası bizlerde kanımca. Çalışma sırası bizlerde, emek harcama sırası bizlerde. Günümüzün popüler deyimiyle ‘marka olma’ sırası bizlerde arkadaşlar. O yüzden emek harcamaktan kaçmayalım, çalışmaktan, üretmekten vazgeçmeyelim.

Şimdi Sevgili Ömer Ekinci’nin hazırladığı ’18 Yaşında Marka Olmak’ sunumu geldi aklıma bu vesileyle onu da sizlerle paylaşayım. Umuyorum hem bu kitap hem de sunum benim işime yaradığı gibi siz arkadaşlarımın da işine yarar.

Marka nedir, Marka olmak nedir???

Evet soru açık net. Sizce marka nedir,marka olmak nedir ya da marka değeri nedir?

Malumunuz ben halkla ilişkiler örgencisiyim, isim pazarlama, reklamcılık, ekonomi, halkla ilişkiler vb bilimlerle uğraşmak…

Geçtiğimiz dönemlerde derslerde de marka nedir, marka olmak nedir, hangi firma markadır gibi çok güzel tartışmalar içinde olduk.

Hocalarımızla arkadaşlarımızla bunları tartıştık durduk.

Marketing Türkiye dergisi olması lazım bir yerde okumuştum. Bizim ulusal firmalarımızı tartışmalardı işte; ‘güllüoğlu baklavaları, kuru kahveci mehmet efendi, vefa bozacısı  vb. bunlar marka mıdır yoksa isimleri halk tarafından biraz duyulmuş firmalar mıdır?’ diye.

Peki eğer bunlar marka değilse marka olmak için neye ihtiyaç vardır…

Şimdi aşağıda bir benzetme yazısı yayınlayacağım, ben şimdiden buraya (+18) işareti koyayım da sonra benim başım ağrımasın, bakalım bizim dersleri neye benzetmişler;

Marka Olmak ®
-Bir partide şahane bir kız gördünüz diyelim. Hemen yanına gidip: “Harika sevişirim!” derseniz; bu doğrudan pazarlamadır.
-Arkadaş grubunuzla partide takılırken, arkadaşlarınızdan biri kıza gidip sizi göstererek: “Şu çocuk var ya, harika sevişir” derse; bu reklamdır.
-Partide şahane bir kız gördünüz, yanına gidip telefon numarasını aldınız. Ertesi gün kızı arayıp dediniz ki: “Merhaba, harika sevişirim”; bu telemarketing’dir.
-Partide şahane bir kız gördünüz. Hemen kravatınızı düzeltip ona bir içki koyarsınız, ona kapıyı açarsınız, çantası düşerse hemen davranıp yakalar, kendisine verirsiniz.Dolaşmayı teklif eder ve dersiniz ki: “Ha bu arada, harika sevişirim”; bu halkla ilişkilerdir.
-Partide şahane bir kız gördünüz. Onun ilgisini çektiniz, biraz sohbet edip numarasını aldınız.Daha sonraki aramalarla, sohbetlerle, yemeklerle ve jestlerle gönlünü çalıp güven kazandınız.Daha sonra çok uygun bir ortamda ve zamanda: “Merak etme tereddütlerini biliyorum ama ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde sevişirim, yani seviştikten sonra çok memnun kalacaksın “ der; görüşmelerinizi kesmez ve memnuniyeti devam ettirirseniz, bu müşteri odaklı satış olur.
-Partide şahane bir kız gördünüz. Kız yanınıza geldi ve dedi ki: “Duydum ki harika sevişiyormuşsun”. İşte bu marka olmaktır…

Şimdi yukarda ki sorularımı tekrarlıyorum:

Evet, soru açık net. Sizce marka nedir, marka olmak nedir ya da marka değeri nedir?

Marka olmak için neye ihtiyaç vardır?