İnternet Çağında Kurumsal İletişim

İnternet her geçen gün gerek bireysel gerekse kurumsal olarak hayatımızda kendine daha da büyük yer edinmeye hızla devam ediyor. Bu nedenle, İnternet üzerinde bir yandan birçok kişi bireysel isim markalaması için çalışırken, bir yandan da firmaların da internet üzerinde kendilerini temsil etme, kurumsal kimliklerini bir kez de bu mecra üzerinden hedef kitlelerine/paydaşlarına gösterme faaliyetleri gelişim gösteriyor.

İnternetin gelişimi ile hayatımıza giren ‘Web 2.0′ ve ‘Sosyal medya ‘ gibi kavramların biri artık bir üst modeline ‘Web 3.0′ geçmek için gün beklemekte bir diğeri ise hala anlaşılmaya çalışıp, acaba ‘sosyal medya var mıdır, yok mudur’ diye tartışılmakta.

Daha önce yazdığım basit bir yazıda ‘bir iletişim kanalı olarak internet’ demiştim, iletişime meraklı ve bunun eğitimini alan biri olarak, internet içinde ki neredeyse tüm yenilikleri hem bir internet meraklısı hem de bir iletişimci olarak takip etmeye çalışmakta Web 2.0’ın ardından iletişim çabaları içinde anılmaya başlanılan PR 2.0, Marketing 2.0, Advertising 2.0 vb kavramların ileride ne gibi bir geliştirme göstereceğini merakla beklemekteyim. Çünkü internetin daha da gelişmesi ile iletişim çabaları olan halkla ilişkiler, reklamcılık ve pazarlama gibi kavramlar onun içinde kendilerine daha çok yer edinecekler, kurumlar ise halen yadırgayarak baktıkları internet olgusunun içinde birbirleri ile daha fazla savaşır hale gelecekler.

 Bundan kısa bir süre önce İzmir Ekonomi Üniversitesinden hocam olan Sevgili Ebru Uzunoğlu ve arkadaşları Ferah Onat, Özlem Aşman Alikılıç ve Sinem Yeygel Çakır’ın ‘ İnternet Çağında Kurumsal İletişim’ adlı bir kitap yazdıklarını duydum. Yukarda bahsettiğim üzere kitabın isminden benim de ilgi alanıma giren konular içerdiğini anladığım için hemen aldım ama yavaş yavaş sindirerek okumaya çalıştım.  

 

‘ Sanal dünya, bilgiyi hızla ve yaratıcı bir içerikle dikkat çekici olarak geniş alanlara yansıtan özelliğiyle, şirketler için kurum kültürlerini ifade etmek, kurumsal markalarını anlatmak, imajlarını oluşturmak ya da basınla ilişkilerini yürütmek için vazgeçilemez bir ortamdır. Bu bağlamda “İnternet kullanımı ve sanal dünyada işletmelerin varlık göstermeleri hem yönetim anlayışları hem de pazarlama stratejileri açısından temel bir işletme felsefesi olarak kabul edilmesi gereken bir olgu haline gelmektedir.”

Sanal dünya, kurumların kendilerini yansıtmaları için sağladığı pazarlama iletişimi olanaklarının yanı sıra, bilginin doğruluğunun denetlenememesi ve kontrolsüz yayılma hızı nedeniyle, kurumları krizlere sürükleyen tehditlerle dolu bir ortam haline de gelebiliyor. Halkla ilişkiler ve reklamcılık uzmanı dört akademisyen tarafından yazılan bu kitapta, kurumların sanal dünyada var olma gerekliliği dile getirilirken, kurumların pazarlama iletişimi stratejilerinde sanal dünyadan nasıl yarar sağlayabileceklerine dair öneriler, uygulamalı örneklerle sunuluyor. ‘ (kitabın tanıtım yazısı)

 Bu kitap içerisinde gerek teorik olarak olması gereken unsurlar gerekse pratikte yapılması gerekenleri bir arada bulmak mümkün.  Ama öncelikle bilinmesi gereken bir unsurda bu kitap içinde 4 tane usta akademisyen var, ve kitap akademik olarak kaleme alınmış. 4 yazar ile birlikte kitap içinde 4 ayrı bölüm, 4 ayrı giriş ve sonuç yazısı bulunmakta. Kitap ‘Kurum Kültürüne’ genel bakış ile başlıyor, sonrasında Kurumsal  web siteleri, buralarda olması gereken kurumsal kültür öğeleri, kurumların neden internette olmaları gerektikleri, web sitelerin özellikleri, örnek kurumsal web siteleri,  burada hedef kitleleri ile, diğer firmalar ile, paydaşları ile nasıl iletişim kurmaları gerektiği, web 2.0 ın ve sosyal medyanın internet mecrasına neler getirdikleri, firmaların kendilerini buralara nasıl entegre edebilecekleri, halkla ilişkiler, reklamcılık ve pazarlama açısından internetin nasıl kullanılması gerektiği, firmaların online basın bültenleri hazırlaması ve online krizler hakkında birçok bilgi mevcut.

Eğer teknik (iletişim tekniği) açıdan bu konulara meraklıysanız ve bir şeyler öğrenmek istiyorsanız size bu kitabı tavsiye edebilirim. Hocalarıma da bir kez de buradan teşekkür ederim.

Kurumsal Sosyal Sorumluluk

Uzun zaman önce okuduğum ama bir türlü yazısını yazamadığım bir kitap vardı elimde, yazarının Ceyda Aydede, adının ise -Yükselen Trend- Kurumsal Sosyal Sorumluluk olan.  Eğer benim gibi bir üniversitenin iletişim fakültesinde Halkla ilişkiler eğitimi alan biriyseniz, okuldan size her türlü bilgiyi vermesini, halkla ilişkiler içerisinde olan konuların hepsini size a’dan z’ye kadar öğretmesini beklememelisiniz bence. En azından benim bireysel görüşüm bu yönde. Okulda bir ders olarak gördüğünüz birçok konunun azcık araştırma yaptıktan sonra ayrı ayrı birer uzmanlık alanı olduğunu görmesiniz çok zor değil. Kurumsal sosyal sorumluluk da bunlardan biri. Kurumsal sosyal sorumluluğu ders olarak okutan üniversitelerimizin sayısı az, genellikle bir başlık olarak birçok bölüm müfredatında var. Bilmiyorum artık modası geçmiş midir yoksa ileride daha moda mı olacaktır ama bilhassa İşletme ve Halkla ilişkiler bölümlerinde bu konunun ders olarak verilmesinden yanayım ben. Çünkü Okumaya devam et “Kurumsal Sosyal Sorumluluk”

Buket Uzuner İstanbullar’dan – ne kadar okuyoruz?(a)

Bundan yaklaşık 5 ay önce İzmir Kitap Fuarı’ndan Buket Uzuner’in İstanbullular adlı eserini satın aldım. Bu kitabı daha öncesinde sınıfta 1-2 arkadaşımda görmüş, okuyup okumamam konusunda fikirlerini almış, inceden göz atmıştım. Ailesi yaklaşık 300 yıldır  İstanbul’da yaşayan biri olarak, tüm esmerliği ile insanları İstanbullu olduğuna inandıramayan ben için, isim itibari ile gerçekten ilgi çekici bir kitap idi. Buna karşın Buket Uzuner ismi bana yabancıydı. Ben bir edebiyat eleştirmeni değilim, ne yazarı ne yazdıkları hakkında edebi açıdan bir yorum yapamam. Ama okumayı seviyorum. Buket Uzuner’in İstanbullular adlı romanının kısa içeriğine yazarın sitesinden ulaşmak mümkün bu vesileyle burada ben herhangi bir bölüm paylaşmayacağım.

İstanbul benim canım vatanım da vatanım İstanbul İstanbul demiş bir başka yazarımız. Acaba dünya üzerinde uğruna bu kadar kitap, şiir, şarkı yazılmış, uğruna savaşlar verilmiş bir başka şehir daha var mıdır? Yazar’da bu kitabında bence bundan bahsetmiş. İstanbul’a aşık insanların öyküsü, bir vesile İstanbul’a gelmiş, akabinde İstanbullu oluvermişlerin öyküsü, aşkı uğruna İstanbul’u terketmiş ama İstanbul’un aşkına dayanamayıp geri dönmüşlerin öyküsü var bu kitapta. ‘

‘Yazarın dili, bu kitap öncesinde okuduğum İskender Pala ve Elif Şafak gibi yazarlara nazaran daha kolay ve anlaşılır çünkü sokak dilinin rahatlığı var hatta argo kelimeler çok göze çarpıyor.’  Yine de ben bu kitabı okurken zevk aldım. Yazarımızın biografisine ve verdiği eserlere bakınca benim onu keşfetmekte ki geç kalmışlığım büyük üzüntü verdi bana.

Okumaya devam et “Buket Uzuner İstanbullar’dan – ne kadar okuyoruz?(a)”

Elif Şafak – AŞK

Bundan kısa bir süre önce çıkan, Elif Şafak’ın aşk adlı romanını satın aldım. Zaten bu kitabı herhal görmeyen kalmamıstır, bunca krize rağmen çok iyi bir satış kampanyası ile, neredeyse tüm kitap evlerinin en ön raflarında ve çokca sayıda yer aldı. Ben yaklaşık 100 sayfasını okudum, amacım kitabı bitirip bir arkadasıma hediye etmekti ama onunla görüseceğimiz zamana yetiştiremedim sonra da kitabı yarım bıraktım, sonrada tekrardan okuyasım gelmedi. Nasılsa hayatımda yarım kalan tek roman bu değil. Belki bir gün kaldığımız yerden devam ederiz. Kitap 415 sayfa Doğan kitap tarafından çıkarılmış ve satış fiyatı 19.90. Neredeyse almak istediğiniz her yerde bulmanız da mümkün. Ben ilk 100 sayfa kadarını okuduğum için kitap hakkında pek yorum yapamıcam ama dili oraya kadar çok akıcı ve çok iyi kurgulanmış, yüzde 25lik okuma oranıma rağmen bu kitap bence alınası ve okunulası bir kitap.

Tabi kitabı belki ben okumadım ama o benim odamda öksüz kalmadı. Oda arkadasım, sevgili kardeşim İbrahim. İznini alarak kitabı okumaya başladı ve bir solukta 3-4 akkşamda bitirdi kitabı. Ve bende ondan kitapla ilgili bir yazı istedim. O da beni kırmadı ve yazdı bir şeyler. Şimdi söz İbrahim’de.

……

Selamlar ben İbrahim oda arkadaşım Erdal Abi bir kitap almış gelmiş odaya ama o okuyamadan kitaba ben el koydum.

Kitabın adı AŞK ve yazarı Elif ŞAFAK.

Sizlere okuduğum kitabın içeriğinden bahsedeceğim.
Dilimizden dolayı kabahatimiz olursa affola…
   
Kitabımızın adı Aşk belki çoğumuzun aklına günlük hayatta yaşadığımız türden aşk gelebilir ama sadece onunla sınırlı kalmamış manevi aşktan da bahsedilmiş.Kitap Boston da yaşayan bir ailenin yaşadıklarıyla başlamış ve bu ailenin ev hanımı 40 lı yaşlarındaki Ella. Kocasının kendisini aldattığını bile bile ve üç çocuğunu da düşünerek aileyi ayakta tutmaya çalışan bi anne. Kocasının yardımıyla bir yayınevinde edebiyat editörünün asistanı oluyor. Patronu tarafından Aşk Şeriatı adlı bir kitabın raporunu çıkarması görevi ile görevlendiriliyor. İşte ailevi sorunlar yaşayan ve kocasına duyduğu nefret nedeniyle aşka ve romantizme inanmayan Ella’nın hayatı bundan sonra bir anda değişiyor. Artı olarak Aşk Şeriatı- A.Z.ZAHARA’nın kitabı yanı AŞK’ın içinde bir kitap daha var.

Kitap şöyle başlıyor ki bu benim ilgimi çekti:

Okumaya devam et “Elif Şafak – AŞK”

George Orwell – Hayvan Çiftliği

 

Bu aralar dersi mersi bıraktım kendimi kitaba verdim. Okumaya çalışıyorum. Bu okuduğum kitap belki benim için geç kalınmış olanların başında gelen bir eser. Yaklaşık 15 gün önce okudum, bitirdim ama yurtta internet olmadığı için anca yazma fırsatı bulabiliyorum. George Orwell – Hayvan çiftliği, gerçek anlamda bir resital kitap. İçindekiler tamamı ile gerçek hayatın romansallaştırılması.

Hak eşitlik demokrasi vb diye bas bas bağıran ve sonunda bunları elde edip kendi yoldaşlarını satanların hikayesi.

Ne kadar gerçek değil mi? Ama gerçekle aradaki tek fark, bu kitaptaki kahramanlarımızın hayvanlardan ibaret olması.

 Kitapta sahipleri tarafından ezildiğini iddia eden, hatta ezilen, bu yolda kendilerince devrim yapmayı kararlaştıran ve bunu başarıp, yönetimi ele geçiren ama daha sonra kendi arkadaşlarınca/yoldaşlarınca sömürülmeye başlayan hayvanların hikayesi anlatılıyor.

İlk başlarda aynı saflarda yanyana çarpışan hayvanlardan 1-2 tanesi yönetimi ele geçirince, her ne hikmetse emperyalist 🙂 düşüncenin ve sistemin birer parcası oluveriyor.

Bir kaç arkadaşımla kitap kritiği yaptım; ‘3. sınıfa kadar üniversite önlerinde kahrolsun emperyalizm diye bağıran ama 3. sınıfta zorunlu stajlarda kabul olunmak için büyük sermayeli şirketlerin önünde sıraya geçen bazı üniversite öğrencilerini ya da mezun olduktan sonra patron olmak için yoldaşlarını ezenlerin hikayelerini bana örnek olarak verdiler.

Ne diyelim vardır elbet bir bildikleri. Efenim biz geç olsa da okuduk beğendik. Siz sevgili dostlarımıza da tavsiye ederiz bu kitabı.

Samuel P. Huntington – Medeniyetler çatışması

MEDENİYETLER ÇATIŞMASI ve dünya düzeninin yeniden kurulması. Bu kitap Samuel P. Huntington’un 1993 yılında Foreign Affairs adlı dergi de ki yazmaya başladığı ‘Medeniyetler Çatışması mı’ adlı bir makalenin büyük ilgi görmesi sonucunda tezleşip kitaplsmış hali. Kitap hakkında onlarca prof’un, doçent’in, araştırmacının, çok güzel ve geniş değerlendirmelerini tartışmalarını bulmak mevcut.Onlar dururken benim burada kitap değerlendirmesi yapmam,gerçekten abest kaçar.

Bu kitap öyle, benim yaptığım gibi yani roman gibi ele alınıp okunacak bir kitap değil. İçinde boğulursunuz benden söylemesi. Ama hani derler ya hatır için çiğ tavuk yenirmiş, varsın kafa patlata patlata bir kitap okunsun çok mu? Aslında çok önce okuyacaktım ama yazın sınavlardı, ameliyattı filan derken, bi 10 gün önce anca bitirebildim. Şimdi sırada fukuyama‘nın bir kitabı var inşallah.

Dedim ya kitap derin kitap, 5 bölümden oluşuyor ve yaklaşık 484 sayfa okuma alanına sahip, artık olarak yaklaşık 50 sayfa notlar bölümü var.Ben kitabı cem kitabevinden aldım. Etiket fiyatı 32 ytl ama güzellik yapıyorlar fiyatta.

Kitap’ın arka sayfasında bence satış politikasından dolayı, Başbakanımız R.Tayyip Erdoğan’ın bazı sözleri yer alıyor.

‘Avrupa Birliği, Türkiye ile üyelik müzakerelerine başlarsa Medeniyetler Çatışması’nın bir realite olmadığını, medeniyetler arası uyumun mümkün olduğunu İslam dünyası görecektir’ R.T.Erdoğan’ın Wall street journal’a vermiş olduğu röportajdan.

Yine;

Huntington’un bir numaralı ortağı olarak sayabileceğimiz Fukuyama ise kitap hakkında; ‘Alanında çok çarpıçı bir kitap.Günümüzde yaşanan uluslar arası siyasi entrikaları anlamamızı sağlıyor’ diyor.

Medeniyetler Çatışması içeriği,detayları ve reddi hakkında ki birçok bilgiye Wikipedia aracılığıyla ulaşabilirsiniz.

Ama bu beni sarmaz derseniz derinsular.com’da güzel bir kitap analizi yapılmış.

Eh artık olmadı google’ye bir zahmet ‘medeniyetler çatışması’ yazıverin, tabi benim siteme direk olarak gelmediyseniz…

iflas etmenin yolları

erdal demirkıran iflas etmenin yollarıİflas etmenin yolları Erdal demirkıran adlı adaşımın yazdığı bir kitap..Erdal Demirkıran kim diye sorarsanız ben dünyanın en zeki insanıyım diyerek kendini çok iyi şekilde pazarlamayı başarmış.Kitaplarını okuduğumda beni güldürmeyi başaran ama onca aktivetisnie karsın google ye Erdal yazdıgınızda beni hale geçememiş 🙂 insandır kendisi.Kashna diye bir felsefesi var..Arkadaş anlayacağınız üzere kendini çok iyi pazarlamayı biliyor.Dün oda arkadasım Erdal Bey’in İflas etmenin yolları (%100 garantili) adlı kitabını almış getirmiş.Ben daha öncede birkaç kitabına göz atma fırsatı bulmutum açıkcası, o yüzden arkadasıma sordum (onun adıda erdal bu arada 🙂 ) niye bu kitabı aldıgını .Arkadaşı hediye etmiş. Bende nacizane aldım elime ve kitabın ilk kırk sayfasını bir cırpıda okudum gercekten sürükleyici ve insanı güldüren bir kitap…Kitapta yazanların tam tersini yaparsanız batmazsınız izlenimi veren,iğneleyici cümleri ve akıl verici hikayelerini içine almış gayet basarılı bir kitap..

Erdal Demirkıranın daha önce istanbul-ümraniye’de verdiği bir seminere katılmıstım,daha önce bikaç blogada onun tarzını begenmediğimi yazmıstım..Ama arkadaş kendini baya geliştirmiş.Su asamada kendini tebrik etmekten baska birsey gelmiyor elimden.

He kitabı alıp okuyalım mı,derseniz o kadar da değl derim ama nacizane kitap bir yerden elinize geçerse gülmek için yada azcık bazı seylerin dikkatine varmak için bir göz atabilirsiniz.Kişisel gelişim tarzı bir dilli var kitabın,tersini söyleyip dogru yolu göstermeye calısıyor..Okumak isteyeniniz olursa,aman aman ben kitap kurduyumdur diyorsanız,kitabı alınız ve Erdal Bey’e para kazandırınız.