Nasıl Halkla İlişkiler Öğretmeni Olunur?

Halkla İliskiler OgretmenligiGeçtiğimiz günlerde blogumun facebook sayfasında bir mesaj aldım. Mesaj; ”merhaba ben şuan lisede halkla ilişkiler okuyan bir öğrenciyim bu sene sınavsız geçiş hakkımla üniversite okumayı düşünüyorum daha sonra dgs sınavıyla 4 yıla tamamlamak istiyorum bu şekilde yaparsam eğer bir halkla ilişkiler öğretmeni olabilir miyim acaba bu konuda  bilginizi paylaşırsanız çok sevinirim.” şeklindeydi.

Ben ileride bir şeyler yapmak üzere plan yapan, gitmek istediği yolu önceden araştıran insanları oldum olası sevmişimdir, bugün birçok üniversite öğrencisi bile mezun olunca ne yapacağını planlamazken bir lise öğrencisinin liseden değil, üniversiteden sonraki planı için araştırma yapması da inanın çok sevindirdi. Hem o arkadaşıma açıktan herkesin huzurunda teşekkür etmek hem de sorduğu soru üzerine araştırma yapan arkadaşlarıma da konuyu açıklamak için bu yazıyı yazmak istedim. Çünkü konu vakti zamanında benim de aklıma gelmiş hatta bir ara aklıma iyice yatmış ama sonrasında vazgeçtiğim bir konu.

Evet, iletişim fakültesi mezunları, halkla ilişkiler mezunları, halkla ilişkiler ve tanıtım mezunları, halkla ilişkiler ve reklamcılık mezunları, gazetecilik mezunları üniversite lisans eğitimlerinin ardından, bir üniversiteden formasyon alarak, ardından KPSS’ye girerek, iyi bir puan alıp, Milli Eğitim Bakanlığının o sene kadro açması ve kişinin o kadroya yerleşebilmesi sonrasında öğretmen olabilirler. İnternet aramalarında halkla ilişkiler öğretmenliği konusu üzerine 3 tane öğretmenlik branşı çıkmaktadır. Bunlar;

– Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Öğretmeni
– Halkla İlişkiler Öğretmenliği
– Halkla İlişkiler ve Organizasyon Hizmetleri Öğretmenliği

‘dir. Ama, 2014 Eylül’de yapılan öğretmenlik atama listesine baktığımızda sadece Halkla İlişkiler ve Organizasyon Hizmetleri branşı için sadece mesleki ve teknik liseler ve çok programlı liselerde Türkiye geneli toplam 44 kişilik kadro açılmıştır.  Okumaya devam et “Nasıl Halkla İlişkiler Öğretmeni Olunur?”

Misafir Görüşler, Genç Profesyonellerden Genç İletişimcilere Tavsiyeler 4 – İlker İşbilir

 

Blogumda aslında 2012 yılında başladığım, bir süre düzenli olarak yer verdiğim ama sonrasında maalesef devam ettiremediğim Genç Profesyonellerden Genç İletişimcilere Tavsiyeler bir köşem var. Bu yazıyla birlikte bu yazıları yeniden canlandırıp, ileride bu sektörde çalışmak isteyen arkadaşlarımıza az da olsa fayda sağlamayı düşünüyorum. Umuyorum bu konuda başarılı oluruz.

ilker isbilirEvet! Bu yazıdaki konuğumuz benim kısa bir süre de olsa birlikte çalışma bulduğum ama duruşuyla, bilgisiyle, iş yapış şekliyle ve sektöre olan sevgisiyle gerçekten beğendiğim, http://www.cinfikir.li ‘nin kurucusu ve içerik üreticisi sevgili arkadaşım İlker İşbilir.

  • İlker’ciğim ben ne mutlu, seni tanıma ve seninle çalışabilme fırsatı bulmuş biriyim ama seni tanımayan arkadaşlarım için kendinden bahseder misin?

Bolu’da doğdum büyüdüm. Kıbrıs’ta okudum. Şimdi de İstanbul’da çalışıyorum. Evliyim, bir kedi sahibiyim 🙂 Lise, üniversite zamanlarında yeni ve farklı şeyler bulup paylaşmayı sevimişimdir. Şimdi de buna benzer bir iş yapıyorum aynı zamanda da cinfikir.li bloğunu  yönetmeye çalışıyorum. Okumaya devam et “Misafir Görüşler, Genç Profesyonellerden Genç İletişimcilere Tavsiyeler 4 – İlker İşbilir”

Öğrenciyken Farklılık Yaratmak

Geçtiğimiz günlerde ajansta bir stajyer arkadaşla kısa süreli bir muhabbet etme fırsatım oldu.  Ülkemizin önde gelen üniversitelerinden birinde iletişim fakültesinde Halkla İlişkiler Bölümünde 2. sınıf öğrencisiydi ve net olarak gelecekte neler yapacağını bilmiyordu.

Ama ben o malum klasik soruyu sordum; ‘Mezun olunca ne yapmayı planlıyorsun?’ diye.

O da bana ben halkla ilişkiler alanında ilerlemek istiyorum dedi.

Öylese ne güzel doğru bir yerde staj yapmışsın dedim ve ekledim, peki bir reklam ajansına gittin mi daha önce?

Hayır, gitmedim ve gitmeyi de düşünmüyorum dedi!

Buradan sonra konuyu özelden genele taşımak istiyorum. Benim böyle diyaloglarda hep verdiğim bir örnek var. Tıp Fakültesi örneği diyorum buna. Aslında genel üniversite mantığı diye de açıklayabiliriz bunu. Tıp fakültesi öğrencileri 6 yıl boyunca, onlarca farklı
uzmanlık alanında dersler alırlar, iç hastalıkları, kadın hastalıkları, çocuk hastalıkları vb ve 6. Yılın sonunda sadece bir bölümü seçer ve o konu üzerine uzmanlaşırlar. Madem tek bölümde uzmanlaşılacak neden tüm uzmanlıklar ayrı ayrı gösteriliyor. Bunun çok basit bir cevabı var; ‘doktor gibi düşünmeyi sağlayabilmek’. Herhangi bir hastalığın nedenlerini, sebeplerini ayrıntılı olarak düşünebilmek ve teşhis koyabilmek için değil mi? Bu düşünceyi tüm üniversite bölümlerine uygulamak bence mümkün. İşte bu iş ne işimize yarayacak, ben zaten şunu seçeceğim bu dersi niye görüyorum diye düşünmemek lazım. Okumaya devam et “Öğrenciyken Farklılık Yaratmak”

Kendimi Halkla ilişkilerde nasıl geliştirebilirim?

Geçtiğimiz günler içinde blogum üzerinden bir mail aldım. Gelen mailde; ‘kendimi halkla ilişkilerde nasıl geliştirebilirim, bana bu konuda neler önerirsiniz?’ yazıyordu. Elimden geldiğince ve bilgim yettiğince maile cevap vermeye çalıştım, sonrasında benzer bir mail daha aldım ve bu konuyu bloguma yazma kararı verdim.

Evet, acaba; ‘kendimizi bir iletişim bilimi olan, kendi içinde büyük bir deniz olan, günümüz işletmelerinin olmazsa olmazı konumunda olan halkla ilişkiler mesleğinde nasıl geliştirebiliriz?

Bu sorunun cevabı aslında o kadar basit değil. Ama elbet bunun da bir yolu vardır. Mesela üniversitelerimizin iletişim fakülteleri bünyesinde 4 yıllık lisans bölümü olarak bulunan, halkla ilişkiler, halkla ilişkiler ve tanıtım, halkla ilişkiler ve reklamcılık, reklamcılık gibi bölümlerden birine girip 4 yıl boyunca buralarda eğitim alabilir ya da gazetecilik, medya ve iletişim, işletme, davranış bilimleri, kamu yönetimi ve benzeri bölümleri bitirip üzerine halkla ilişkiler yüksek lisansı yaparak diplomalı birer halkla ilişkiler uzmanı olabilirsiniz.

Bu kısım biraz uzun ve zor galiba.

Öyle ise işi biraz daha basitleştirmeye çalışayım.

‘Bireysel eğitim’, ‘self education’, ‘bireysel gelişim’ günümüzün en yaygın terimleri içerisinde. Sizde böyle yapabilirsiniz ama göz ardı etmemeniz gereken en önemli durum, halkla ilişkilerin bir ’iletişim’ bilimi olduğu olmalı. Bizim işimiz sosyal bir bilim, yani bir mühendislik, doktorluk ve benzeri işlerde olduğu gibi çok fazla teknik değil. Bu işe de öncelikle bireysel iletişiminizi geliştirerek başlayabilirsiniz. Bir iletişim uzmanının hayatla iletişimi çok iyi olmalı. Mesela öncelikle ‘okumalıyız’ ne bulursak okumalıyız, çünkü bir iletişimcinin en büyük veri kaynağı yaşadığı hayatta olup bitenler ve kendisine ait olan ‘entelektüel bilgi sermayesi’. Buna artı olarak, bir iletişimci; eğlenmeli, gezmeli, yemeli-içmeli hayattan zevk almasını bilmeli. Kısacası hayatta aktif olabilmeli. Aktif olmayan kişinin zihnide durduğu yerde körelecektir. Buna artı olarak elinde birden fazla yazabilecek, okuyabilecek, konuşabilecek kadar bildiği yabancı dilleri olmalı.‘Anadilini’ etkin kullanabilmeli. Vakti zamanında ders notlarımdan ‘halkla ilişkiler uzmanının nitelikleri hakkında’ bir yazı yazmıştım. Orada bazı önemli noktalar vardır. Ama 3-4 yıl öncesinden bugüne baktığımızda birçok gelişme olmuştur. Mesela hayatımıza internet çok hızlı şekilde girmiş ve ‘sosyal medya’ diye bir kavram türemiştir.

Tabi ki bunlarla bitmedi!

Okumaya devam et “Kendimi Halkla ilişkilerde nasıl geliştirebilirim?”