Hayatına Sahip Çık Projesi #hayatınasahipçık

Dün akşam internette dolaşırken önüme; “İş, Sanat ve Spor Dünyası, Saldırılara Karşı “Hayata Sahip Çıkmak” Üzere Birleşti” başlıklı bir haber düştü. Haberi okuduğumda, Birleşmiş Markalar Derneği (BMD), Kategori Mağazacılığı Derneği (KMD), Turizm Restaurant Yatırımcıları ve İşletmecileri Derneği (TURYİD) ve Tüm Restoranlar Lokantalar ve Tedarikçiler Derneği (TÜRES)’nin Ata Demirer, Ayhan Sicimoğlu, Burcu Esmersoy, Demet Akbağ, Dilara Koçak, Ege, Fatih Terim, Gezegen Mehmet, Hülya Koçyiğit, Kenan İmirzalıoğlu, Mehmet Yaşin, Osman Müftüoğlu, Saba Tümer, Şahika Ercümen, Sedef İybar, Taylan Kümeli, Tümer Metin gibi ünlü isimlerle bir araya gelerek bir sosyal proje, sosyal farkındalık projesi belki sosyal sorumluluk projesi diyebileceğimiz bir proje başlattıklarını gördüm. Gerek bir iletişimci olarak gerekse ülkesini seven ve uzun süredir yaşadığımız tüm olaylara üzülen, yapılan tüm terör saldırılarının gerçek amacının bizleri sosyal hayatımızdan ve huzurumuzdan uzaklaştırmak olduğuna inanan bir vatandaş olarak proje hoşuma gitti.

Bu işi iletişimci gözüyle değerlendirdiğimde, beni heyecanlandıran bir iş var karşımızda, içinde birçok farklı niteliği barındıran bir PR kampanyası, (PR her zaman sadece basın bülteni yazıp göndermek değildir arkadaşlar, PR fayda sağlayacak, hikayesi olan bir olgu oluşturmaya çalışmaktır) güzel bir sosyal sorumluluk projesi, (sosyal sorumluluk projesi her zaman gidip okul yapmak, ağaç dikmek, burs vermek değildir arkadaşlar, sosyal sorumluluk sosyal fayda sağlamaktır) başarılı bir ünlü kullanımı, kanaat önderi kullanımı projesi, (ünlü kullanımı her zaman yapacağınız bir lansmanda PR değeri için oraya ünlü birini getirmek değildir arkadaşlar ya da reklam kampanyasında marka yüzü olarak bir ünlüyle anlaşmak değildir), elle tutulur nitelikte ve doğru zamanlama ile yapılmış gündem belirleme projesi, işin sosyal medya tarafına baktığımızda belirlenen hashtag #hayatınasahipçık, proje için açılan sosyal medya hesaplarının yönetimi ile dijital tarafı gözardı etmemiş bir proje olarak değerlendirebiliriz. Okumaya devam et “Hayatına Sahip Çık Projesi #hayatınasahipçık”

Yeni Nesil İletişimciler Sektöre Hoşgeldiniz

kreatifÜniversite kayıtları kısmen tamamlandı sayılır ve İletişim Fakültelerinin, Halkla İlişkiler, Reklamcılık, Halkla ilişkiler ve Reklamcılık, Halkla İlişkiler ve Tanıtım gibi benim de öğrencilik yıllarımda sıralarında oturduğum bölümlerin yeni mensupları bu bölümleri kazanıp, kayıt yaptırarak sektöre ilk adımlarını  attılar. “Dur abi, daha öğrenciyiz ne sektörü” diyen arkadaşlarım olacaktır. Onlara da selam! 🙂

Şu an aklınızda kazandığınız bölümler hakkında ciddi soru işaretleri olabilir, bir çoğunuz bu bölümü kazandık ama ne yapacağız diye düşünüyordur, aileleriniz şimdi bizim çocuk ne olacak diye düşünmeye çoktan başlamıştır. Gerek öğrenciyken gerekse iş hayatınız boyunca alışmanız gereken ilk şey, ne iş yaptığınızı ya da yapacağınızı herkese açıklamak olacak.. (Lütfen Okuyunuz: Halkın Gözünden Halkla İlişkiler Mesleği)

O yüzden içiniz rahat olsun siz sadece eğitiminize ve mesleğinize odaklanın. Çünkü emin olun, üniversite sıralarındayken okuyabileceğiniz, iş hayatında çalışabileceğiniz en rahat, keyifli bölümlerin birine adım attınız..

Önünüzde yaklaşık 4-5 sene var. Çok uzun değil mi?  Okumaya devam et “Yeni Nesil İletişimciler Sektöre Hoşgeldiniz”

Nasıl Halkla İlişkiler Öğretmeni Olunur?

Halkla İliskiler OgretmenligiGeçtiğimiz günlerde blogumun facebook sayfasında bir mesaj aldım. Mesaj; ”merhaba ben şuan lisede halkla ilişkiler okuyan bir öğrenciyim bu sene sınavsız geçiş hakkımla üniversite okumayı düşünüyorum daha sonra dgs sınavıyla 4 yıla tamamlamak istiyorum bu şekilde yaparsam eğer bir halkla ilişkiler öğretmeni olabilir miyim acaba bu konuda  bilginizi paylaşırsanız çok sevinirim.” şeklindeydi.

Ben ileride bir şeyler yapmak üzere plan yapan, gitmek istediği yolu önceden araştıran insanları oldum olası sevmişimdir, bugün birçok üniversite öğrencisi bile mezun olunca ne yapacağını planlamazken bir lise öğrencisinin liseden değil, üniversiteden sonraki planı için araştırma yapması da inanın çok sevindirdi. Hem o arkadaşıma açıktan herkesin huzurunda teşekkür etmek hem de sorduğu soru üzerine araştırma yapan arkadaşlarıma da konuyu açıklamak için bu yazıyı yazmak istedim. Çünkü konu vakti zamanında benim de aklıma gelmiş hatta bir ara aklıma iyice yatmış ama sonrasında vazgeçtiğim bir konu.

Evet, iletişim fakültesi mezunları, halkla ilişkiler mezunları, halkla ilişkiler ve tanıtım mezunları, halkla ilişkiler ve reklamcılık mezunları, gazetecilik mezunları üniversite lisans eğitimlerinin ardından, bir üniversiteden formasyon alarak, ardından KPSS’ye girerek, iyi bir puan alıp, Milli Eğitim Bakanlığının o sene kadro açması ve kişinin o kadroya yerleşebilmesi sonrasında öğretmen olabilirler. İnternet aramalarında halkla ilişkiler öğretmenliği konusu üzerine 3 tane öğretmenlik branşı çıkmaktadır. Bunlar;

– Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Öğretmeni
– Halkla İlişkiler Öğretmenliği
– Halkla İlişkiler ve Organizasyon Hizmetleri Öğretmenliği

‘dir. Ama, 2014 Eylül’de yapılan öğretmenlik atama listesine baktığımızda sadece Halkla İlişkiler ve Organizasyon Hizmetleri branşı için sadece mesleki ve teknik liseler ve çok programlı liselerde Türkiye geneli toplam 44 kişilik kadro açılmıştır.  Okumaya devam et “Nasıl Halkla İlişkiler Öğretmeni Olunur?”

Alâeddin Asna’ya bir yazı..

Blogumda yaşadığım bazı teknik sorunlardan dolayı biraz gecikmiş bir yazı yazıyorum. Geçtiğimiz günlerde bugün ekmeğini yediğimiz sektör olan Halkla İlişkiler‘in ülkemizdeki halkla ilişkiler planı hazırlayarak ilk hizmet vericisi, ilk halkla ilişkiler uzmanı, Türkiye Halkla İlişkiler Derneği’nin kurucularından, bunların hepsinin ötesinde yazdığı 12 kitapla, ülkemizde mesleğin ilk literatürünü oluşturanlar arasında yer alan Prof. Dr. Alâeddin Asna’yı kaybettik.

Ben verdiğim birçok eğitimde özellikle halkla ilişkiler programları ya da bölümlerinin misafiriysem kendisinden sektörümüzün ulular meclisinin iki ferdinden biridir (diğeri Betül Mardin’dir), bu sektörü kuranların başında gelir ve kendisi tanınmalı, yaptığı işler araştırılmalı, kitapları kesinlikle okunmalı diye bahseder ve muhakkak Halkla İlişkiler Nedir? sorusunun cevabı olarak aşağıdaki videoyu izletirdim.

Okumaya devam et “Alâeddin Asna’ya bir yazı..”

İletişemeyen İletişimciler

iletisimİletişimciler olarak içinde çalıştığımız sektörler biraz değişik ve sıkıntılı aslında. Geçtiğimiz günlerde halkın gözünden halkla ilişkiler mesleği diye üniversiteli öğrenci arkadaşlarımın yaptığı bir çalışmayı paylaşmıştım, o yazı içinde halkın halkla ilişkiler mesleğine bakışını görebilirsiniz. Ama bu sıkıntı sadece halkla ilişkiler için değil reklamcılar ya da pazarlamacılar için de geçerli bir durumdur. Düşünsenize, birçoğumuzun oturduğu apartmanların girişinde pazarlamacı giremez yazıyor. 🙂 Genel hatlarıyla bence en büyük sorunumuz insanlara yaptığımız işleri anlatamamamız, ikinci sorun olarak kurumsal tarafla (yani müşteri tarafıyla) ajans çalışanları arasındaki çekişmeler. İletişim Ajansı Çalışanları vs Kurumsal Taraf başlıklı yazımda da bu sorunumuza değinmeye çalışmıştım. Belirli bir süredir iletişim sektörlerine hizmet etmeye çalışıyorum, öğrencilik yıllarımdan başlayan ve sektöre girdiğim ilk günden beri aklımı kurcalayan diğer sorunlardan biri de kendi içinde iletişim kuramayan kişilerin iletişim yapmaya çalışmalarıydı. Öğrenciydik kendi sınıfımızdaki arkadaşlarımızla çeşitli sorunlar yaşardık, ama kimse sorunu birbirinin yüzüne söylemezdi, kendi içimizde küserdik, ortak projelerde güya birlikte çalışırdık ve birbirimizin yüzüne gülerdik.

 Sonra çalışmaya başladım sektör içinde de aynı sorunun daha farklı ve büyük halleriyle devam ettiğini gördüm.

Düşünsenize, kendi işi markaların, ürün, fikir ya da hizmetlerini ekipler, ajanslar olarak çeşitli iletişim yöntemleriyle hedef kitlelerine ulaştırmak olan koskoca bir sektörün kendi içinde iletişim kuramadığını!

– Ajans çalışanları kendi arasında iletişim kuramaz hatta mesai arkadaşına günaydın bile demeyenler vardır

– Reklam ajansı halkla ilişkiler ajansıyla iletişim kuramaz

Sosyal medya ajanslarının birçoğu zaten iletişimden bi’ haber..

– Bir ajans başka ajansın kuyusunu kazar

– Kurumsal iletişimi yöneten kişiler tüm ajanslarla sorun yaşar

– ..

– ..

– ..

Ama hepimiz markaların iletişim faaliyetlerini el birliği ile yönetmek için çalışırız. Bireysel olarak, kişiler, ekipler, birimler, ajanslar vb. arasında başarılı bir iletişim olmadan, markalar için ortaklaşa bir başarının oluşturulabileceğine inanmıyorum.

Konuşma fırsatı bulduğum ortamlarda ya da derslerimde ben bu ilişkiyi, eşler arasındaki ilişkiye benzetiyorum. Malumunuzdur, boşanma sebepleri arasında ilk başta eşler arası iletişimsizlik geliyor değil mi?

Adımız iletişimci, mesleğimiz iletişim kurmaktır.

Ama gel gelelim kendi aramızda iletişim kuramayız..

Sonra hangi hakla bu eleman niye gitti, bu marka ajansı niye bıraktı, diğer ajanslarla niye sorun yaşıyoruz diyebiliriz ki değil mi?

Halkın Gözünden Halkla İlişkiler Mesleği

Dün Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden Yakup Topuz isimli bir arkadaşım aşağıdaki videoyu twitterdan benimle paylaştı. Video Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencileri tarafından atölye dersi için hazırlanmış. Hepsinin ellerine, emeklerine sağlık. Videoda yazının başlığından da anlayacağınız üzere, sokaktaki insanlara Halkla İlişkiler mesleğini sormuşlar.

Gelen cevapları ya da mesleğin bilinirliğini videonun içeriğinden anlayabilirsiniz ki bence bu videodaki kişiler iyi cevaplar vermişler. Bizim mesleğimiz için genel olarak anneye ya da babaya hepsinden öte çevrendeki insanlara hem bu işin okulunu okurken hem de sektörde çalışırken yaptığımız işi anlatmakta zorlanıldığına dair bir görüş vardır. Durum böyleyken sokaktaki insanın bu işin ne olduğunu bilmesi bence beklenemez. Ama hepsinden öte, kendi işi, markaları, markaların sektörlerini, hizmetlerini, fikirlerini, kurum kültürlerini vb. anlatmak olan bir sektörün nereden baksanız ülkemizdeki profesyonel iş alanı 40-45 yıl olmasına karşın kitlelere kendi işini anlatamamış olması da bence çok manidardır.

Benzer Yazılar:

PR İstanbul #pristanbul Ocak 2014 Buluşması Ardından

Bugün Sevgili Önder Kiremitçi tarafından 5 yıldır organize edilen PR İstanbul Buluşmaları‘nın Ocak 2014 etkinliğine katılma fırsatım oldu. İDA Başkanı Sayın Ali Cem İlhan, TÜHİD Başkanı Sayın Fügen Toksü başta olmak üzere sektörün önde gelen birçok ismi bugün oradaydı. Şimdi kısaca etkinliği özetleyip, kendimce görüşlerimi sizinle paylaşmak istiyorum.

İlk olarak; Önder Kiremitçi, PR İstanbul buluşmalarından bahsetti. Fikrin nasıl doğduğu, nasıl 5 yaşına geldiği, sektöre kattıklarından bahsetti.

– Ben her ne kadar çok fazla katılamasam da yaklaşık 2 yıl (öğrenci başıma) İzmir’de Likemind İzmir Buluşmalarını organize etmeye çalışmış, network faaliyetlerinin, sektörlere olan faydasına inanan bir arkadaşınız olarak PR İstanbul Buluşmalarının da sektör için önemli olduğuna sonuna kadar inanıyorum.

Ardından, Ali Cem İlhan, PR sektörünün dünü, bugünü ve yarınından bahsetti. İletişim sektörlerinin geleceğinin dijitalde, dijital iletişimde olduğundan bahsetti. Artık Pr ajansları ya da iletişim danışmanlığı şirketlerinin bu mecraya iyice kanalize olması gerektiğinden bahsetti.   Okumaya devam et “PR İstanbul #pristanbul Ocak 2014 Buluşması Ardından”

İletişim danışmanlığı nedir, iletişim danışmanı kimdir?

Az önce facebookta dolaşırken Denove Halkla İlişkiler ve Danışmanlık Kurucu Ortağı, PR İstanbul Buluşmalarının organizatörü, hem iletişim sektörüne hem de sektörün geleceğine gönül vermiş  sevgili ağabeyim Önder Kiremitçi‘nin iletişim danışmanlığı hakkında bilgisini paylaştığı bir video düştü önüme. Blogumu takip edenler bilirler, ben de bilgim yettiğince gelecekte bu işi yapmak isteyenler ya da kendini bu işte geliştirmek isteyenler için bilgi paylaşımında bulunmaya çalışırım. Ama bilgiyi, tecrübeyle eş olarak artan bir kavram olarak kabul edersek, Önder ağabeyimin bilgisi de tecrübesi de benden fazladır. Bu doğrultuda ilgili videoyu blogumda da sizlerle paylaşmak istedim.

Okumaya devam et “İletişim danışmanlığı nedir, iletişim danışmanı kimdir?”

Halkla İlişkiler Nedir?

Az önce aklıma bu soru takıldı. Nerden geldi, neden geldi orasını da bilmiyorum açıkcası. Yeteri kadar bu işin akademik eğitimini aldığımı sanıyorum. Zihnimdeki bilgileri hızlıca hatırlamaya çalıştım onlarca tanım geldi aklıma.  Sonrasında bu soruyu bir de google’ye sordum. Önüme onlarca makale düştü. Hızlıca göz attım. Hepsi özetle; ‘halkla ilişkilerin o kadar da küçümsenebilecek bir iş olmadığını söylüyordu’ aslında.

Ama bir sitede yer alan aşağıdaki bölüm çok hoşuma gitti ve sizinle paylaşmak istedim. Dilek Eker yazmış;

– Halkla ilişkiler çalışmalarında yüz yüze iletişim olmakla birlikte, sadece yüz yüze ilişkilerin olduğu çalışmalar halkla ilişkiler değildir.
– Halkla ilişkiler sadece kupür derlemek demek değildir. Ancak Hİ çalışmalarında adına çalışılan kurumla ilgili olarak kitle iletişim araçlarını izleme, kupürler, TV görüntüleri, radyo bantları derleme de yer alır.
– Halkla ilişkiler sadece “Danışma” demek değildir. Eğer halkla ilişkileri yapılan kurum için danışma hizmetlerine gereksinim varsa, bu birim de halkla ilişkilerin konuları arasında yer alır ve halkla ilişkiler birimine bağlıdır.
– Halkla ilişkiler reklam değildir.
Reklam ürün hakkında bilgi vermeyi ve (halkla ilişkilere oranla) kısa vadede satışı hedefler.
Halkla ilişkiler uzun vadede imaj oluşturup kurum kimliğini pekiştirir. Ancak dolaylı olarak satışı da etkiler.-
– Halkla ilişkiler sadece müşteri ile ilişkiler değildir. Ancak müşteri ile ilişkiler halkla ilişkilerin konuları arasındadır.
– Halkla ilişkiler lokanta, restoran, bar gibi yerlerdeki yer göstericilik ya da müşteri çekme eylemi değildir.
– Halkla ilişkiler sadece organizasyon yapmak değildir. Ancak adına çalışılan kurum için yapılan halkla ilişkiler çalışmalarının içerisinde organizasyonlarda yer alır. Ayrıca bu organizasyonların hangi zamanda, hangi konuda, nasıl olması gerektiğine de halkla ilişkiler çalışanları karar verir. Okumaya devam et “Halkla İlişkiler Nedir?”