Çatlayan ar damarlarımızdan biri olarak Haydar Dümen

Yav geçen gün oda arkadaşlarmdan biri gidip Posta gazetesi almış, derken bütün katın muhabbeti fenomen gazete yazarımız, güya(!) doktor, bana göre teneşir paklayasıca biri olan Haydar Dümen’e geldi. O ne rezalet bi bölümdür, arkadaşlarımdan duyardım ama inanın okuduğumu hiç hatırlamıyorum, o adamı, ama bu kadar muhabebti olunca gayri ihtiyari merak edip okudum bende. Bildiğiniz midem bulandı. Böyle bi toplumsal genleşme olamaz, orada yazılan ve yazan kişiler gerçek olamaz. Muhakak sağlık konusunda bir şey demiyorum, böyle bölümler var, psikoloğu var, üroloji uzmanı var onlara saygımız tam. Ama azıcık aklı başında bir insan oğlunun, haydar amca acaba kızlığım bozuldu mu, haydar dayı benimkisi çok küçük nasıl büyültebilirim, ben 17 yasında bi erkeğim kızlardan değil erkeklerden hoşlanıyorum acaba gay’miyim, sürekli porno film izliyorum, günüm banyoda geçiyor, ne yapmalıyım,  gibi sorular sorabileceğine inanamıyorum. Tamam bu adamcağız doktor olabilir, ama böyle bi gayriahlaki tavırlar üzerinden bu konulara girmesi, ne basın özgürlüğü ne de insanların sağlıkları için önemli bi şey. Benim gözümden rezaletten, basitlikten, toplumsal genleşmeden başla bir şey değil. İnsanlar böyle şeyleri değil gazeteye köşeye yazıp buradan umut beklemek, muaynanede doktorla baş başayken bile kısık sesle söyleyebilir anca. Ve bu gazete Türkiye’de en çok satan gazeteler içindeymiş, tabi benim oda arkadaşım bile bi üniversite öğrencisi olarak alıyorsa, ben daha ne diyeyim ki? Kaç gündür yazacağım bunu ama inanın midemin bulantısı daha yeni geçti. Yav, bu ülkede Haluk Şahin, Mahmut Övür, Ekrem Dumanlı, Eser Karakaş, Ahmet Alan, Mehmet Altan, Engin Ardınç,Elif Şafak, Ferhat Kentel, Taha Akyol, Güneri Civaoğlu vb vb vb gibi yazarlar okunmazken (merak etmeyin ben hergün hepsini okuyorum), bu adamın okunması beni rahatsız etti. Yani buradan anlaşılacak durum bizim en büyük derdimiz, ekonomi, eğitim, siyaset, gelecek filan değil düpedüz kasıklarımızın arasıymış(!) Bu da benim delirdiğim andır….

ve bu yazımla birlikte blogumda olmayan rezalet kategorimi de malesef hizmete açmış bulunuyorum.

cinsel yolla bulaşan çocuklar…

    Yukardaki başlığa sahip olan yazı öncelikle şağlık temalı olarak yazılmış ve buna karşın gayet başarılı bir dille edebileştirilmiştir,aşağıdaki yazıyı okurken dil size ağır gelebilir ama yazının hassasiyetinin içeriğinden kaynaklandığı bilincine sahip olarak okuduğunuzda ben yazıdan büyük bir zevk alacağınız kanısındayım…  

…………………………………                          …………………………………

      Üzerine  sohbet etmesi en zor konulardan birini tercih etmekte direndim. Ayıp, günah, yasak gibi; tabuların altına sığındığı kelimelerle kısıtlanmış ve üzerine düşünülmemiş ancak her fırsatta düşünülmeden eyleme dökülmüş konuların teşhiridir ifade  edilen cümleler topluluğu. Cinsellikten bahsedeceğim ve cinselliğin nasıl yaşandığından ya da yaşanamadığından ve olası ve belki de olmuş sonuçlarından. Bunu  dile getirirken gocunmayacağım ve gocunmanıza müsaade etmeyeceğim. Utanılası şeyler değil vücut bulan kelimelerde, aksine yaşanılan ve hatta toplum arasında paylaşılan şeyler.

                 Ekonomik yetersizlik sebebiyle evlilik kurumunun yozlaştığı ve bunun farkında olmadan bizzat anne baba eliyle gerçekleştirilen bir kıyım cinsel hayatımız. Üniversite gençliğinin öğrenci muamelesi görmesi sonucu ve ele alınamamış mesleklerin sizin vücudunuza ve ruhunuza ket vurduğu bir toplumun meyvelerini tattıracağım kelimelerde. ‘Daha zamanı var’ ve ‘benim evladım okuyacak’ cümlelerinin süslediği zincirler; hayatınızı, aşklarınızı, fizyolojik olarak nitelendirilecek ihtiyaçlarınızı kafeslemektedir. Ve bu kafesin içerisine sıkışan genç verilen rolü oynamaya kalkar ve kendini zaptetmenin yollarını arar. Okumaya devam et “cinsel yolla bulaşan çocuklar…”