Başörtülü oy da vermesin!

Bu gün gazetelerden kösemizin konuğu yukardaki başlıkla yazısını yayınlayan Murat Birsel. Bence okunulası bir yazı, ama siz bu konu da ne dersiniz inanın merak ediyorum???

……

Biz kendi aramızda ne zaman beraberce mutlu olacağız acaba? Galiba ilk yapılacak iş birimizin mutluluğunu diğerinin mutsuzluğu olarak tanımlamaktan vazgeçmek!

Gerçekten ben anlamakta güçlük çekiyorum, dağdaki teröriste af üzerine çalışıyoruz, Kürt kimliğini kabul etmeye çeyrek kaldı, Ermeni sınırını açmak üzereyiz, Obama geldiğinden beri Amerikalıları daha çok seviyoruz, bu topraklarda herkes daha mutlu olsun diye TRT Şeş diye ayrı televizyon kurduk, sırada Ermenice, Arapça yayınlar var…

Bütün bu insanları kazanmak istiyoruz, dostluk ve kardeşlik mesajı veriyoruz…

Sandık başında başörtülüye tahammül edemiyoruz!

Ne yapmalı?

Yoksa bir TRT Türban mı kursak?!

Okumaya devam et “Başörtülü oy da vermesin!”

30 Mart sabahı Ümraniye’nin siyasi rengi ne olur???

Başlıktaki soru ne kadar açık değil mi?

Evet 30 mart sabahı İstanbul’un Ümraniye ilçesi hangi partinin adayının olacak?

Şimdi diyeceksiniz ki ‘sen niye direkt Ümraniye hakkında böyle bir yazı yazıyorsun’ diye. Cevabım açık; ben Ümraniye’de yaşıyorum ve 30 mart itibari ile önümüzdeki 5 yıl için Ümraniye’yi yönetecek aday, yönetim ve parti hakkında kayıtsız kalmak istemeyip, fikirlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu başlığım altında sizlere 3 başkan adayından bahsedeceğim. Bunlar Ak Parti’nin adayı ve şu anki aktif başkan Sn. Hasan CAN, 94-04 yılları arasında önce Refah Partisinden, sonra Fazilet ve Saadet Partilerinden 10 yıl süreyle Ümraniye Belediye Başkanlığı görevinde bulunmuş ve tekrardan Saadet Partisi Ümraniye Belediye başkan adayı olan Sn. Mehmet BİNGÖL ve son olarak hakkında pek bilgi sahibi olmadığım Cumhuriyet Halk Partisi Ümraniye Belediye Başkan Adayı Sn. Adil AKTAN.

       Ve sözlerime şu an ki aktif belediye başkanı ve seçimin en büyük galibiyet adayı olan Ak Partili Sayın Hasan CAN ile başlamak istiyorum. Hasan CAN 2004 yerel seçimlerinde Ak Parti’den Ümraniye Belediye  Başkanı adayı olmuş ve bu seçimi kazanıp belediye başkanı olma şansını elde etmiş  ve şu gün itibariyle 5 yıldır Ümraniye Belediye Başkanlığını yürütmekte olan biri.

29 Mart 09 yerel seçimlerinde de bence bu görevine devam etmeyi sürdürecek. Çünkü halihazırda Ümraniye’de Ak partinin oyları yüzde 50 civarında seyretmekte. Ak parti yada Hasan Can’a tepki gösterenler, Hasan Can’ın ve ekibinin yaptıkları hizmetlerden çok onların bireysel  özelliklerine karşı tepkiler vermekteler, nasıl mı? Hasan Can soğukmuş, ani ve sert tepkiler veriyormuş, halkla iç içe değilmiş? Ama Ümraniye’ye  20’nin üzerinde kültür merkezi yaptırmış, şu kadar metreküp asfalt döktürmüş, sağlık taramaları yaptırmış, Ümraniye’nin en büyük eksiği olan Nikah Sarayını kazandırmış, tüm kamu kurum kuruluşlarıyla ortak çalışmalarda bulunmuş( emniyet, milli eğitim, devlet hastanesi)  vb. Tabi ki bunları ve bir çok hizmeti Hasan Can kendi başına yapmadı, ekibiyle birlikte, belediye çalışanlarıyla birlikte, bizlerin verdiği paralarla yaptı ama genel olarak bu döngü başkanı öne çıkarır.

Benim bireysel fikrim, Hasan Can’ın son yerel ve genel seçimlere oranla oy kaybederek ama yeniden başkan seçileceğinden yana, yani Ümraniye’yi önümüzdeki 5 yıl içinde Ak partili  Hasan Can ve kuracağı ekibi yönetecek. Ama  bu konuda sizler neler dersiniz, inanın çok merak ediyorum?

Şimdi gelelim 2. adayımız, Sn. Mehmet BİNGÖL’e. 90’lı yılların ortasından itibaren Ümraniye Belediyesi’ni yönetmeye başlayan Bingöl, çöp faciasının ardından Ümraniye’nin değişim ve gelişimine büyük katkı sağlamış bir isim. 10 yıllık  başkanlığı süresinde belki şimdiki kadar çok imkan yoktu ama ben yinede Ümraniye’de güzel işler yaptığı kanısındayım. Birçok nokta ilk onunla asfalt gördü, ilk onunla parkına bahçesine kavuştu. Ümraniye içerisinde de çok sevilen biri, çarşıda pazarda eşiyle dostuyla yürürken, sokakta vatandaşla muhabbet ederken çok rahat bir şekilde görebilirsiniz kendisini. Ama bu seçim için ona pek vermiyorum. Çünkü Ak parti Ümraniye’de gerçekten çok güçlü durumda. Ve son seçimler Saadet Partisinin aldığı oy oranı belli, Mehmet Bingöl kendi ismiyle bu oy oranını artırsa artırsa ne kadar arttırabilir? Taş çatlasın yüzde 10 hatta 15 olsun. Bu bile yarısını yakalayamaz Can’ın yada azcık geçer ama kazanmaya yetemez kesinlikle. Artı olarak ben Saadet Partisinden artık başka bir aday beklerdim. Niye diye sorarsanız? Sn. Bingöl zaten 10 yıl belediye başkanlığı yaptı. Sonra kaybetti, gitti Saadet Partisi İstanbul il teşkilatında görev aldı, sonra genel seçimlerde millet vekili adayı oldu, şimdi tekrardan belediye başkan adayı? Acaba Saadet Partisi içinde bu görevler için yeterli adam yok mu da, her yerde aynı isim tekrar tekrar aday oluyor?

….

Son adayımız ise Cumhuriyet Halk Partisi adayı Sn. Adil AKTAN. Açıkçası kendisi hakkında internetten bilgi edinmeye çalıştığımla yetinmek zorunda kaldım. Ve çok bir bilgiye de ulaşamadım. Yukarıda ki 2 isime karşıda inanın hiç ama hiç şans vermiyorum kendisine. Niye mi? Mehmet Bingöl 2004 yılında Ümraniye’yi bir sol parti belediye başkanından emanet aldı ve bu 3 dönem 15 yıl içerisinde de sağ partiler hizmet ettiler Ümraniye’ye. Ben sol bir partinin 89-94yılları arasında ki kötü intibasının ardından hele de en büyük oy kaynaklarının Ümraniye’den sınırlarından ayrıldığı bir seçimde kazanma şansının olduğunu sanmıyorum ama onlar her hal Hasan Can ve Mehmet Bingöl’ün kapışmasından bir sürpriz yakalamayı hesaplıyor olmalılar. Ama böyle küçük bir ihtimale umut bağladılarsa da ben bir şey diyemem. Buraya Adil AKTAN hakkında pek bir şey yazamıyorum, bu da tamamen benim kendisi hakkında ki bilgisizliğim, belki gerçekten iddialı bir adaydır, Ümraniye’de sevilen sayılan bir isimdir ve yoklamalarda oy oranları iyidir. Eğer onu tanıyan bilen ve savunan arkadaşlar burada onunla ilgili bilgilerini paylaşırlarsa sevinirim.

Evet arkadaşlar ben burada kendimce bir seçim analizi yapmaya çalıştım. Bundan sonra taktir sizindir. Acaba sizler neler dersiniz? Bana katılır mısınız yoksa beni bilginizle aydınlatır mısınız bilemiyorum. Ama bu başlığın altına yorumlarınızı dört gözle bekliyorum?

(not: yapacağınız yorumlar, hakaretvari kelimeler içerdikleri takdirde maalesef onaylanmayacaktır, lütfen karşılıklı saygı çerçevesinde kendi siyasi düşüncelerimizi savunalım yada objektif yorumlar atmaya çalışalım. Şimdiden anlayışınız için teşekkür ederim.)

29 Mart 2009 Yerel Seçimleri ve Aday Profili

 

Geçtiğimiz günlerde İzmir’de ege-koop tarafından düzenlenen  ‘29 Mart 2009 Yerel Seçimleri ve Aday Profili’ adlı bir seminere katıldım. Seminere giderken ki aklımda ki tek düşünce İzmir gibi Türkiye için önemli noktaların başında gelen bir ilimizde, ege-koop gibi önemli bir kurumun düzenlediği, oturum başkanlığını Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Ege-Koop Danışma Kurulu Üyesi Yrd. Doç. Dr. Engin Önen üstlendiği, konuşmacı olarak; Gazeteci-Yazar, Ege-Koop Danışma Kurulu Başkanı Öcal Uluç’, Devlet eski Bakanı ve Danışma Kurulu Üyesi Işılay Saygın, Mazhar Zorlu Holding ve Güçbirliği Holding Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Zorlu ve Sonar Araştırma A.Ş.Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Hakan Bayrakçı’nın katıldığı bir seminerde gerçek anlamda neler konuşulacağı, objektif bir şekilde yerel seçimlerin tartışılıp tartışılmayacağıydı. Neyse seminer, ege-koop genel başkanının sanki bir belediye başkanı edasıyla hazırlattığı reklam videosu ile başladı. İlk açılış konuşması İzmir esnaf ve sanatkarlar odası başkanından geldi. İşte ‘başkan dediğimiz, adil olmalı, o olmalı bu olmalı gibi birçok sıfat saydı konuşması içinde, akabinden gelen cümle önemliydi; ‘başkan bir sandıktan çıkar seçilir ama başkan, sandığın ve partisinin başkanı olursa olmaz, başkan yüreklerden seçilmeli ve yüreklerin başkanı olmalı, ilinde ki ilçesindeki kimseyi dışlamamalı, herkese kuçak açabilecek seviyede biri olmalıdır’ dedi. Daha sonra mikrofonu eline alan ege-koop genel başkanı Sayın Hüseyin Aslan; bir önceki konuşmacıyı tasdikleyerek, daha sert bir tutum aldı ve son sözü (bana kalırsa ben adayım dercesine) ‘İzmir için artık değişim vakti gelmiştir’ oldu. Gerek seminercilere gerek konuşmacılara gerek toplantıya katılanlara baktığımda CHP muhalifi kimseyi pek göremedim. Buna karşın şu an ki aktif İzmir belediye başkanı da chp mensubu biri. Her ne kadar artık Aziz Kocaoğlu’nun istenmediğini sağır sultan dahi duysa bile, bence bu, bu şekilde lanse edilmemeliydi. Seminerin oturum bölümünde söz alan Sayın Işılay Saygı eski bir belediyeci olarak bizlere engin bilgilerini sundu, çok güzel örnek verdi ama Saygı’da aynı uslupla ege- koop başkanını onayladı. İzmir için değişim vaktinin geldiğini üstüne basa basa belirtti. 15 yıldır süre gelen Ahmet Piriştina rüzgarının artık bitmesi gerektiğine yakın cümleler kurdu. Ama ben bu sözden eğer İzmir için değişim vakti geldiyse ve 15 yıldır İzmir i chp yönetiyor ve bir chp milletvekili İzmir için değişim vakti gelmiştir diyorsa artık İzmir için chp defteri kapanmalıdır anlamını çıkardım. Ve seminerin verimli olamayacağına karar vererek orayı terk ettim. Yine de bizlere böyle bir imkan verdiği için, ege- koop a teşekkür ederim. devamını okumak için

Okumaya devam et “29 Mart 2009 Yerel Seçimleri ve Aday Profili”