Sayın Her Şeyi Bilen Senden Daha Çok Bilen Var

Eğitimini aldığım ve yıllardır ekosistemi içerisinde çeşitli ajanslarda markalara hizmet verdiğim halkla ilişkiler ve dijital iletişim sektörlerinde en çok karşılaştığım insan tiplerinin başında “her şeyi bilenler” gelmektedir. Yıllar önce okuduğum yazılardan birinde ya Sevgili Ali Saydam’dı ya da Ali Atıf Bir’di bu tipleri “herbokolog” olarak nitelendirmişti. Ben de naçizane tecrübe kazandıkça, o hocalarımızın ne demek istediğini bugün yavaşça anlıyorum. Geçmiş yazılarımı okuyanlar hatırlayacaktır, ben iletişim bilimlerini doktorluğa benzetirim, okul sıralarındayken size reklamcılık öğretirler, halkla ilişkiler öğretirler, medya planlama öğretirler, bizim zamanımızda yeni yeni doğuyordu ama dijital iletişim öğretirler vb. son sene ya da iş hayatına atıldıktan sonra siz bir ya da maksimum birkaçını seçip naçizane uzmanlaşırsınız, bu durum aynı tıp eğitiminde olduğu gibidir aslında..

Neyse tabi ki herkesin bu işe bakış açısı benimkiyle aynı olmak zorunda değil. Ama yine de ekmeğini yediğimiz mesleğimize, bu mesleğin saygınlığına ve bizden sonra gelecek olan arkadaşlarımızın da bu işi yapabilmesi için bir sorumluluğumuzun olduğunu düşünüyorum.

Her ne kadar eğitim alış şeklimizi tıp eğitimine benzetsem de iş yapış şeklimiz o ya da diğer bilimler mesela öğretmenlik, mühendislik, avukatlık vb. değildir. Bizim işimizde bir mezuniyet yeterliği ya da meslek odası üyeliği şartı olmaksızın herkesin çalışabilme, iş yapabilme, ünvanlarımızı kullanabilme hatta kimi zaman bizlerin üstüne gelerek bizleri yöneten kişiler konumunda bulunma hakkı var.

Bunun bence beş sebebi var,

  • Geçmişte ülkemizde bu işin eğitimi yokken sektöre girmiş kişilerden gelen alışkanlıkla hala bu işin bu şekilde devam ettirilebileceği düşüncesi, (eğer öyleyse 70’e yakın iletişim fakültesinde okuyan binlerce öğrenciyi bugün görmezden gelip, yarın yok saymamız gerekecek)
  • Ajansların/markaların, etkin, yetişkin uzmanlar yerine ucuz iş gücü olsun diye “ne iş olsun, yaparım abicim”cilerle çalışma arzuları
  • “Bizim çocuk yeni mezun oldu, sizin orada bir müddet takılsın..” denildiğinde kıramayan ve en basit bölüm olarak görülen pazarlama, kurumsal iletişim vb. birimlerine yerleştirme yapan patronlar
  • Bu iş için para harcamaya gerek yok, biz kendimiz yaparımcılar
  • Kamu tarafı hakkında ise zaten konuşmak istemiyorum ama marka iletişim tarafını yöneten birimlerin kaçının değil yöneticileri çalışanlarının kaçı bu işi biliyor

Aslında bu maddeleri uzun uzadıya sıralayabilirim ama asıl anlatmak istediğim konu bunlara karşın bu sektörlerde her şeyi bildiğini iddia eden kişilerin çokluğu. Herkes uzman, herkes danışman, herkes duayen.

Yapmayın arkadaşlar, yapmayın ağabeyler, yapmayın hanım ablalar..

Bile isteye iki günlük kazanç elde edeceksiniz diye sıkmayın kendi ayaklarınıza, sıkmayın bu sektörlerin geleceğindeki arkadaşlarımızın ayaklarına.

Bir insan her şeyi bilecek diye bir durum yok, nasıl ki dahiliye ayrı cildiye ayrı, nasıl ki makine mühendisliği ayrı inşaat mühendisliği ayrı, nasıl ki İngilizce öğretmenliği ayrı matematik öğretmenliği ayrı biz de halkla ilişkiler uzmanlığı ayrı sosyal medya uzmanlığı ayrı, reklam metin yazarlığı ayrı basın bülteni yazarlığı ayrı vb.

Bittabi birbirini tamamlayan bir-iki konuda kendimizi yetiştirmiş olabiliriz ama bu sebeple bizler de işimiz olmayan ve bilgimizin yetmediği konularda sadece 2-3 jargon kelimesi biliyoruz diye ya da iki kuruş fazla kazanacağız diye hakikaten uzman olmadığımız bir konuda iş almamak, müşteri kazıklamamak ya da müşterinin kafasında sektör çalışanlarımıza karşı soru işaretleri oluşturmamak da boynumuzun borcu.

Yine de siz gibiler, her şeyi bilencilik yapmaya devam ettikçe unutmayın, yeni nesil bilgisiyle, tecrübesiyle “sizden daha çok şey bildiğini” yüzünüze vurmak için usul usul geliyor. Sadece biraz daha zaman..

Bir Cevap Yazın