Kurumsal Sosyal Sorumluluk

Uzun zaman önce okuduğum ama bir türlü yazısını yazamadığım bir kitap vardı elimde, yazarının Ceyda Aydede, adının ise -Yükselen Trend- Kurumsal Sosyal Sorumluluk olan.  Eğer benim gibi bir üniversitenin iletişim fakültesinde Halkla ilişkiler eğitimi alan biriyseniz, okuldan size her türlü bilgiyi vermesini, halkla ilişkiler içerisinde olan konuların hepsini size a’dan z’ye kadar öğretmesini beklememelisiniz bence. En azından benim bireysel görüşüm bu yönde. Okulda bir ders olarak gördüğünüz birçok konunun azcık araştırma yaptıktan sonra ayrı ayrı birer uzmanlık alanı olduğunu görmesiniz çok zor değil. Kurumsal sosyal sorumluluk da bunlardan biri. Kurumsal sosyal sorumluluğu ders olarak okutan üniversitelerimizin sayısı az, genellikle bir başlık olarak birçok bölüm müfredatında var. Bilmiyorum artık modası geçmiş midir yoksa ileride daha moda mı olacaktır ama bilhassa İşletme ve Halkla ilişkiler bölümlerinde bu konunun ders olarak verilmesinden yanayım ben. Çünkü benim açımdan ‘sosyal sorumluluk’ kavramı önemli. Bu ister bireysel olsun ister kurumsal olsun, belirli bir gücü elinde tutan insanların bir şekilde, elinde güç olmayanlara destek olması gerektiğine inanıyorum.

Kurumsal Sosyal Sorumluluk için Ceyda Aydede’nin kitabında yaptığı yorum şu şekilde; ‘’ Kurumsal Sosyal Sorumluluk (KSS), gönüllük esasına dayanan, topluma ve çevreye duyarlılığı ve klasik olarak ifade edildiği üzere toplumdan aldığını topluma verme anlayışını temel alan bir iş değer ve iletişim stratejisidir. Firmanın iletişim ve kurum hedeflerine yönelik atacağı adımların sosyal sorumluluk çerçevesine girmesi için kar amacından uzak olması ve topluma katkı amacı taşıması gerekir. Bunlar KSS’nin kırmızı çizgilerini tayin eder. ‘’

Benim sizlere okumanız için tavsiye edeceğim, bu kitap için Kurumsal Sosyal Sorumluluğun tanımından, tarihinden, temel prensiplerinden, aşamalarından, geleceğinden, kss ile benzeri kampanyalar arasındaki farklardan, örnek Kurumsal Sosyal Sorumluluk kampanyalarına kadar birçok bilgiyi bulacaksınız.

Kurumsal sosyal sorumluluğun jargon olarak literatürümüze girmesi Amerika semalarından olmuş ama bizim gerek kültürel gerekse dinsel açıdan zaten hayatımızın içine çok öncelerde entegre ettiğimiz bir kavram sosyal sorumluluk. Aslında kültür ve dinsel açıdan tek bir nokta, ikisinde de paylaşma merkeziyetçiliğinin olması. Kültür aç olanı doyur, açık olanı giydir derken, din fitre ve zekât gibi kavramları bizim hayatımıza birer kural olarak yerleştirmiş durumda. Bunları bireysel olarak mı yaparsınız yoksa kurumsal olarak mı yaparsınız işte orası sizin elinizde.

Kurumsal Sosyal Sorumluluk konuları genel olarak çevreye, eğitime, kurum çalışanlarına, gençlere, engellilere yönelik yapılıyor durumda. Örnek olarak verilebilecek sosyal sorumluluk kampanyalarına ise internet üzerinden ulaşmak mümkün.

Ben iletişim öğrencileri olarak sizleri kurumsal sosyal sorumluluk kavramını öğrenmeye davet ederken, bu blogu ya da bloglarımızı okuyan sevgili dostlarımızı da sosyal sorumluluk projelerine destek vermeye davet ediyorum. Eğer bizler bu sorumluluğu üzerimizde hissetmeden elimizi az da olsa taşın altına sokmazsak, ortakça yapılan çorbada bizim de tuzumuz olsun demezsek, maalesef yarın bizlerin de ihtiyaç sahibi durumuna düşmeme garantisini bize kimse veremez ama eğer böyle bir durumla karşılaşırsak da kimseden bize yardım etmesini bekleyemeyiz kanımca.

Ben bu kitabı okuduğum zaman içinde, blog yazarları arkadaşlarımla birlikte ‘Paylaşmayı Seven Parmak Kaldırsın’ diye blogsal sosyal sorumluluk kampanyası başlattık. Burada ki sloganımızı Cartoon network’ün Toçev ve MEB ile ortak yaptığı kampanyasından aldık. Çok yakında bu konuyla ilgili bir proje ile de karşınızda olacağız. Sizlerde bu projelere destek olmak isterseniz, çok uzağa gitmenize gerek yok, şu an içinde bulunduğunuz blogun sağ kısmında bulunan İHH Yetim Kampanyasına, Cartoon Network Kitap kampanyasına, Türkiye Omurilik Felçlileri derneği akülü araç kampanyasına küçük bir yardım yapabilirsiniz.

 

8 comments

  1. Mumin says:

    Kurumsal Sosyal Sorumluluk, ülkemizde birkaç firma dışında (ve hatta onlarda bile) alternatif reklam mecrası olmaktan öteye gidemedi. Yaptıkları her şeyi yazıda geçtiği gibi “toplum yararına” yaptıklarını göz ardı edip “bakın şunu da yaptık, bunu da yaptık, e görün artık bizi” dercesine vatandaşın gözüne soktular. Bakınız Garanti Bankası. “Biz bunu yaptık” dedi, çok itici bir reklam kampanyasıyla tüm küresel ısınma karşıtı uygulamayı kendisine mal etti. İşletme Bölümleri’nde ders olarak KSS verilmiyor ama aklıbaşında bir işletmeci bu yapılanların “maksimizing the profit” düşüncesinden başka bir şey olmadığını şıp diye anlar.

    Tai ki her kampanyayı da kötülememek lazım. Turkcell Kardelenler Kampanyası, Eti Burçak – Konya Ovası Projesi gibi çıkarlar göz ardı edilerek yapılmış ve somut sonuçlar doğurmuş Sosyal Sorumluluk Kampanyaları da var. “CSR bir reklam aracı mı yoksa firmanın yerine getirmesi gereken bir yükümlülük mü?” diye uzun uzun tartışırdık. Tartışmaya gerek yok aslında. Tabi ki reklam aracı.

  2. Erdal Erdoğdu says:

    Sevgili Erakbaş, gerçekten o kadar güzel noktalara değinmissiniz ki. Aynen dediğiniz gibi, Sosyal Sorumluluk toplumun yararı için mi, yoksa firma reklamı içinmi, benim yukarda ki yazım içinde sosyal sorumluluğun işletme bazında hayatımıza girmeden önce toplumsal açıdan zaten hayatımızda olduğunu söylediğim bir yer var. Toplumsal acıdan baktığımızda yapılan hayır işlerinde riya veya gösteriş yapmak ne kadar hoş değilse, sosyal sorumluluğun kurumsal boyutun da yani kurum olarak toplumdan aldığının bir bölümünü toplumun gözüne soka soka reklamlarla bağıra bağıra yapmak da ondan daha fazla etik değil.. Yazıya destek için teşekkür ederim..

  3. Sanem says:

    Paylaştığınız kitap tanıtımı için teşekkürler.Çok güzel ve faydalı kitaba benziyor.Sosyal sorumluluk kampanyalarına gösterdiğiniz ilgi ve bizlerle paylaştığınız için de çok teşekkürler.

  4. Ayten Sorgun says:

    Merhabalar,
    Gerçekten güzel bir yazı olmuş, elinize sağlık. KSS projelerinin iletişim konusuna daha fazla önem vermesi lazım. Ben burada iletişim açısından başarılı bulduğum bir örneği sizinle paylaşmak istiyorum. ALJ Sosyal Sorumluluk, BRJ adında bir istihdam sosyal sorumluluk projesi yapıyor, web sayfası http://www.brj.com.tr. Proje her türlü online iletişim ağını çok profesyonel bir şekilde kullanıyor. We sayfası, blog, facebook, twitter derken mail gazetesi de göndermeye başladılar. Toplum yararına çalışan bu projenin iletişim çalışmasını kutlamak isterim.

Bir Cevap Yazın