Bizim kültürümüzün bir parçası olsa gerek kına geçeleri ve kına yakmak.Evlenmeden önce ki kına geceleri Genellikle bayanlar arasında yapılır ,erkeklere ise ya sünnetinde yada askere giderken kına yakılır.Askerlikte anlamı çanakkale cephesinde ki kınalı asker hikayesiyle efsaneleşmişitir. Ama burda damat kınasından bahsetcem.
Aslında kültürümüzde erkek kınası hali hazırda olan bişey ve amasya kültür turizm derneği;
Damada kına yakılırken; sağdıç parmağını kınaya banarak elini yukarı kaldırır, bir iki üç diye saydıktan sonra bekar gençler kınalı parmağa ulaşmaya çalışırlar. Kim önce kınayı almışsa ilk onun evleneceğine inanılır. Kalan kına damadın arkadaşlarına dağıtılır (darısı bekarların başına olsun diye).
diye tanımlamış ve anlatmış damat kınasını.
Şimdi sadete geliyorum,bu haftasonu liseden sınıf arkadaşım,kardeşim yusuf evleniyor,bizde lisede ki arkadaşlar olarak,dün gece onlarda toplandık ama ben bi süpriz olarak giderken yanımda kına götürmüştüm.Bi benim birde bi arkadaşın daha haberi vardı,eve girincede direk teyze hanıma verdim emaneti ve aman annecim kimseye göstermeden,yemekten sonra yap getir şunu dedim,O da Allah razı olsun kırmadı beni ve gecenin sonunda yedik içtik eğlendik hoş beş ettik ve kınaya sıra geldi.Kız evi naz evi derler,bizim damat daha nazlı çıktı,ama ikna ettik,saolsun,hatrımı kırmadı,hepimiz sağ el serçe parmaklarımıza yaktık kınayı.
Yusufum Rabbim tamamına erdirsin.Nice mutlu güzel günleri hep birlikte görcez inşallah. bu arada;
Sevgili kardeşim Sinanata bundan bir süre önce çok güzel bir fotoğraf makinesi getirtti kendine.Ben o zaman izmirdeydim ve aynı zamanda babamda yurt dışına gitti ve tevafuken,bana sinanın makinesinin aynısını getirdi hatta kuzenimde aynısını almış.Bu makine canon eos 400D idi.Tabi ben izmirde okulla mokulla uğraşırken,sinan fotoğrafçılık konusunda aldı başını gitti,kendini amatör fotoğrafçı duayeni haline getirdi.Ben daha düğmesine basmasını bilmiyorum açıkcası. (insanda merak olcak canım ) hal böyleyken tabi sinanın bide flicker’ı var,bi bakarsanız ne kadar çok luzumsuz şey çektiğini görürsünüz hani makineler aynı,muhabbetler sohbetler aynı olunca bende fotoğraf çekmeyede aynı objelerle başlayalım dedim.Ve dün üsküdar da sahilde eminönü iskelesinin hemen yanına yeni açılan kafe de otururken.Bir bardak çayın fotoğrafını çekmek ve bu vesileyle blogumda fotoğraflarım kategorisinin açılısını da yapmak istedim.Bende flicker a girebiliri yada fotoğraflarımı yazamak’ta yayınlayabilirim.Tabi benden yazamağa daha çok malzeme çıkar ama ağırlıklı olarak kendi blogumda çalışmak istiyorum. Haydi ya Allah,biismuhu diyerekten başlayalım;
..
nice sohbetlerin en güzel dostu değil misin sen
kimi zaman bir tatlının kimi zaman bir tuzlunun yanında
kimi zaman iki sevgilin sıcak avuçlarında
kimi zaman bir işçinin nasırları arasında
yazları bahçelerde kamelya altlarında
kışları buğulu camlar arkalasında…
erdal erdoğdu
Fotoğrafların orjinal boyutları çok büyük olduğu için ben onları ayarlayıp buraya ekleyeceğimBu da belki çözürnürlüğe zarar verecek,kimi fotoğraf kötüleşecek ama artık olduğu kadarıyla idare edeceğiz.Beğenmeniz dileklerimle.
Bugün çok sevdiğim birkaç arkadaşımla küçük bir İstanbul turu yaptık.Gezimiz 11 sularında sultanahmet meydanında başladı,oralarda aklınıza ne kadar yer varsa girdik çıktık.Ayasofya’nın arkasında Aya irini girişinin yanındaki sokaktan girince insanın içini o güzel evler ısıtmaya başlıyor,Rengarenk cumbalı konaklar.Bu sokağın sonunda (gülhaneden girince başında kalıyor) art exhibition,entry free yazan bir mekan gördük mekanın girişi bize geldiği gibi ucube gelebilir ama içeri girmeye başladıkça birbirinden güzel onlarca eserle karşılaştıkca sanata olan aşkınızın artacağından şüphem yok.
…
İçerde o kadar güzel yüzlerce binlerce eser vardı ki size gördüklerimin sadece birkaçını burada gösterebilirim.
Peki burası kimin mekanıymış diye bakınınca karşımıza ilhami atalay diye bir isim çıktı.
İlhami Atalay kimdir peki;
1948 Arhavi/Artvin doğumlu. 1972 yılında İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’ni bitirdi. Duvar halıcılığı dalında ihtisas bursunu kazanarak Avrupa’ya gitti. 1973/78 Berlin Devlet Güzel Sanatlar Akademisi ve Tatbiki Sanat Akademilerinde resim ve duvar halısı ihtisasını tamamladı. 1974/75 Fransa’da duvar halısı ve sanat araştırmalarında bulundu. 1975/76 İsviçre’de , İspanya’da Tekstil obje, Duvar halısı ve sanat çalışmaları. 1976 Londra’da sanat araştırma ve incelemelerinde bulundu. 1977/78 Tekstil obje Duvar halısı dalında tez hazırlıkları ve kitap çalışmalarını yaptı. 1981/83 Serbest desinatör olarak çalıştı. 1983 İstanbul’a döndü ve yeniden resim çalışmalarına başladı. 1984 İLHAMİ ATALAY SANAT GALERİSİ’ni açtı ve DİNAMİZM grubunun hazırlık çalışmalarını sürdürdü.
İşte internette İlhami beyle ilgli bu kadar bir bilgiye ulaşabildim.Eğer yolunuz Sultanahmet tarafına düşerse muhakkak uğrayın,galerinin alt tarafında ve terasındada cok güzel cafe ve restaurant var.Bence gidilesi görülesi biyer açıkcası.
İLHAMİ ATALAY SANAT GALERİSİ ADRESİ;
Hüdavendigar Caddesi No. 10 Sirkeci İstanbul Tel:0212-520 10 83
Divanyolu Cad. İnciliçavuş Sok.No.29, Sultanahmet, İstanbul Tel 0212 5120713
Ve bunlar gibi söyleyeceğim onlarca,yüzlerce,binlerce sözler.Daha önce de annelerin evlatları hakkında ki bazı şeyleri hissebildiği gibi bazı şeyleri blogumda yazmıştım.(bakınız) Geçtiğimiz günlerde bir olay yaşadım.Şaşırdım kaldım,aslında sasılması gerekecek bir şey olmadığınıda daha sonra yaptığım akıl muhakemelerinde çözdüm.
Geçen gün üsküdarda eve gelmek için otobüse bindim,biliyorsunuz sağlık sorunlarım ve çok büyük acılar,ağrılar çekiyorum,bel ve sol bacak bölgemde.Akşam iş cıkısıydı,otobüs haliyle tıklım tıklım,oturcak yer bulamadım.Ama nasıl ağrım var anlatamam.Bir yandan da otübüste yanımdakilere bunu çaktırmamak için dişimi nasıl sıkıyorum,bir görmeliydiniz.Ama 10-15 dakika sonra 50-55 yaşlarında bir teyze ‘oğlum bir bakarmısın’ dedi.Buyrun hanım teyzecim deyince.ben birazdan inicem istersen sen benim yerime otur demez mi.Estagfurullah,lütfen,siz indikten sonra otururum dememe kalmadan ayaklandı teyze,ama yanında ki genç herhal utanmış olcak ki teyzecim siz oturun dedi ve bana yer verdi,bu esnada yok,lütfen kalkmayın dememe kalmadan arka koltukta oturan teyzede oğlum sen rahatsızsın hadi otur dedi ve ağzım oracıkta açık kaldı.Oturduktan sonra iki hanım teyzede aynı anda hayırdır oğlum daha gençsin ama ayağının üstüne basamıyorsun,muhtemelen belinde de ağrılar var dediler.Bende olayı anlattım,fıtık olduğumu,çok şiddetli ağrılar çektiğimi.Teyzenin bana dediği laf oğlum bende anneyim,benimde senin gibi 2tane oğlum var,ben anlamayayımda kim anlasın,ANNELER HİSSEDER dedi.Ve hanım teyze bundan dolayı bana yer vermek istemiş,oysa benden bir durak önce incekmiş.
Ne diyeyim ki bu vesileyle,Tüm annelerimizin ellerinden tekrar tekrar öperim.Bana anneliğin ne kadar kutsal bir durum olduğunu, Peygamberimizin(s.a.v) neden ‘Cennet anaların ayakları altındadır…’ dediğini bir kez daha ispatladılar.
cemodesperado kimdir deseniz.O benim izmir ekonomi üniversitesinde tanıstığım,sevdiğim,delikanlı ve adam kategorilerine giren dünyaya söylecek sözleri olduğuna inandığım ender kişilerden biri.Ama bakalım o kendini nasıl tanıtmış;
‘Cemodesperado dünya hakkında söyleyecek sözlere sahip, hayatın şu güzelim tadını iliklerine kadar sömürmek isteyen normal olmayan bir insandır.Baş düsturu “üretmek” olan, bu kavramın dünyanın temelinde yatar yegane gerçeklik ve ilerme unsuru olduğunu düşünür.Üretmeden kasıt bir makine değil hayatımızı şekillendiren fikirlerdir…Birikimli ilerleyen bu fikirler elbet bir noktaya ulaşır…Ve cemodesperado bu ilerleme için sizlerin desteğine ve birikimine ihtiyaç duyar…’
Ben bu blogun gercekten iş yapacağı kanaatindeyim.Ve sizlerinde yakın zaman sonra bu fikre kapılacağınızdan şüphem yok.Onunla daha önce blogosfere girmesi konusunda uzun uzun konuşmalarımız olmuştur,kısmet bugüneymiş.
Artık euro 2008 in sonuna geldi sayılır,Çarşamba akşamı almanya ile yarı final maçı oynayacağız,ben maçtan sonuna kadar umutluyum,turnuvaya favori olarak gelmedik ama favori olarak gelenlerin hallerini gördük,hepsi paket oldular.Biz ise onca sakata,onca hakem daytamalarına karşın turnuvanın en güzel maçlarını oynayarak yarı finale kadar geldik.Artık en kötü ihtimal avrupa dördüncüsüyüz,buda bize yeter.
Bu aralar malumunuz maçlar kadar,milli takım için yapılan marşlarda moda ve herkesin dilinde.Turnuva bitti,marşların modası geçer mi bilmem,ben buraya eklemekte geçte kalmış olabilirim ama olsun.Eminim ki aranızda benim gibi marş dinlemeyi seven,marş dinlerken içi kıpır kıpır olanlar var.En azından onlar dinledikçe ben burda mutlu olurum.
Tarkanın 2002 dünya kupasında yaptığı bir oluruz yolunda adlı şarkısından düzenlediği marş hala kulaklarımızda di mi?
Bu parçanın nasıl patladığını bilen şarkıcılar ve firmalar euro 2008 için birbirleriyle yarıştılar tabi ki de.
Bunların ilki daha doğrusu benim ilk dinlediğim gülben ergen in yeni albümünde ki bir parça üzerine yaptığı değişiklikle gülben ergen- milli takım marşı olarak piyasaya sürdüğü şarkısı.Çok ama çok güzel değil belki ama bence emeğe saygı göstermek lazım.
Daha sonra kıraç çıktı sahnelere ve fenerbahçeye yaptığı 100.yıl marşının benzeri ile haydi haydi adını verdiği milli takım marşı ile bence güzel bir çoşku yakalattı bize.
Kıraç ın marşının sözleri;
dört koldan her yanı ateş sarsa da
ateş dokunmaz sana sen çık meydana
yalnız değilsin sen Türkiye’mizsin
dünyaya haykıran gür sesimizsin
sen de askersin sen de mehmet’sin
kalbinde en derinde hissedeceksin
haydi , haydi gün bugün
tüm dünyayı titreteceksin
Kana kan dişe diş dağ gibiyiz biz
Tarihlerden fışkıran kaplanlarız biz
Hep onurlu hep cesur tüm hikayemiz
Ay yıldızlı bayrağın neferleriyiz
sen de askersin sen de mehmet’sin
kalbinde en derinde hissedeceksin
haydi , haydi gün bugün
tüm dünyayı titreteceksin
şeklindeydi.
Ve turnuva zamanı ençok ilgiyi üzerine çeken marş hiç şüphe yok ki helldorado nun a drinking song adlı parçası üzerine ülker reklam jenerik müziği olarak yapılan ve ortalığı yıkıp geçen ve benimde daha önce blogumda yer ayırdığımhep seninleyiz türkiye adlı ülker milli takım marşı oldu.İçlerinde benimde ençok hoşuma giden ve ilgimi çekende buydu.
Bu marşın sözleri ise;
Göğsümüzde ay ve yıldız,
Sel olduk biz, geliyoruz!
Göğü titretir bu şarkımız,
Yetmiş milyon söylüyoruz!
OoOoooOOooo
Yer gök inlesin,
Bu sesi dinlesin,
Hep seninleyiz Türkiye!
Çalsın davullar essin rüzgar
Dalgalansın tüm bayraklar
Arşa yükselsin bu şarkımız
Omuz omuza yürüyoruz
OoOoO Türkiye Türkiye
Haydiii zafere Türkiye Türkiye OOoOoO
Yer gök inlesin bu sesi dinlesin
Hep seninleyiz Türkiye
Yer gök inlesin bu sesi dinlesin
Hep seninleyiz Türkiye OoOoOoOoO
şeklinde.Bunların haricinde birçok kişinin pek adını bilmediği ama müzikle ilgisi olanların azda olsa tanıdığı mithat körler ismi var sırada.Mithat Körlerin daha öncede böyle çalışmalarına denk gelmiştim.Bu marş eskide olabilir,bende açıkcası internette dolaşırken buldum ama eminim ki içinizde bu marşıda beğenecekler olacaktır.
umuyorum ki buraya eklediğim marşlar hoşunuza gidecektir.
Ah bu şarkıların gözü kör olsun demek geliyor içimden
Yazılan şarkı sözleri,bunlara yapılan besteler ve çeşitli sanatçıların bunları seslendirmesi ve onlarca,yüzlerce,binlerce yüreğin aynı şarkıyla atması farklı diyarlara göçmesi.
Ne kadar şanşlıyız ki,popüler kültürün birer parçası olarak yaşamamıza karşın her konuda olduğu gibi müzikte de dünyanın en kaliteli ve kendine özgü tarzlarına sahibiz.Bunlardan biri de türk sanat müziği.Sizlere herhal bu müzik türümüz ile ilgili açıklama yapmama gerek yoktur.
Dün gece hayatta ençok sevdiğim insanlardan biri bana 2tane sanat müziği eseri yollamış. Biri Müzeyyen Senar Unutturamaz seni hiç bir şey bir diğeri ise Emel Sayın - Gözyaşımda Saklısın. Eser isimlerini birleştirince ortaya yukarda ki başlık çıktı.‘Unutturamaz seni hiçbir şey çünkü gözyaşımda saklısın’ Şarkıları dünden beri defalarca dinledim,gözlerim doldu inadına yine dinledim neyse lafı çok uzatacak değilim,umuyorum ki sizlerde bu eserleri beğeneceksiniz.
Gönderen arkadaşımızada çok ama çok teşekkür ederim;unutma sakın CANIMMM,
‘Unutturamaz seni hiçbir şey çünkü gözyaşımda saklısın’
Müzeyyen Senar Unutturamaz seni hiç bir şey
unutturamaz.
seni hiçbir şey.
unutulsam da ben. ah, unutulsam da ben.
unutturamaz.
seni hiçbir şey.
unutulsam da ben. ah, unutulsam da ben.
her yerde sen, her şeyde sen.
bilmem ki, nasıl söylesem?
her yerde sen, her şeyde sen.
bilmem ki, nasıl söylesem?
bir sisli hazan kesilir ruhum… eğer görmesem.
ah, eğer görmesem.
her şeyde sen, her yerde sen.
bilmem ki, nasıl söylesem?
her yerde sen, her yerde sen.
bilmem ki, nasıl söylesem?
Emel Sayın - Gözyaşımda Saklısın
Gözyaşımda saklısın ağlayamam ben
Düşeceksin sanırım kirpiklerimden.
Damarımda kan olup dolaşıyorken
Beni böyle bırakıp git gidebilirsen.
Git mutlu olacaksan beni düşünme
Sen iyi bak kendine beni dert etme.
Önce beni bir dinle bir bak halime
Beni böyle bırakıp git gidebilirsen.
Bir kapanmaz yarayla böyle çaresiz
Belki yine yaşarım sevgisiz sensiz.
Git yolun gülle dolsun güller dikensiz
Beni böyle bırakıp git gidebilirsen.