Kısmet 24. yaşımdaymış.

Evet arkadaşlar, beni uzun yıllardır tanıyanlar az da olsa bilirler bu meseleyi.
Annem doğduğum zaman adımın Yusuf olmasını iştemiş ama nasip kısmet o zaman olmamış ve kulağıma isim olarak Erdal’ı okumuşlar.
Ama annemin içinde bir ukdeydi bu, hatırlarım küçükken beni Yusufum diye sevdiğini, bana öyle seslendiğini.
Sonrasında lise yıllarım, sevgili Mehmet Karabulut Hocam neredeyse 2yıl boyunca tamamı ile  içinden gelerek Yusuf diye seslendi. İçimden sana hep Yusuf demek geliyor oğlum derdi.
Özünde benim de hoşuma giderdi, her yönünden güzelliğiyle anılan bir ismin bana ithaf edilmesi.
Ve 24. yaşıma 1 ay kala artık resmi olarak Yusuf adını almış bulunmaktayım.
Umuyorum ki bu ismi de hakkıyla taşımaya ömrümüz yeter.
Artık adım Yusuf Erdal ERDOĞDU’ DUR.
Buradan herkeslere duyurulur.

SocialTwist Tell-a-Friend

Etkili konuşmada ayna yöntemi

Etkili konuşmada ayna yöntemi diye bir başlık attım ama doğru başlık; etkili/düzgün/akıcı/verimli (vb) konuşmak için ayna ile konuşma yöntemi mi olmalıydı acaba?

Ben özünde çok konuşan bir insanımdır. Tabi ki çok konuşmak etkili/düzgün/verimli vb konuşmak demek midir, tabi ki hayır! Ama konuştuğum/görüştüğüm insanlardan aldığım geri bildirimler bir iletişim öğrencisi olarak bu konuda az da olsa başarılı olduğumu söylüyor bana. Her ne kadar iyi bir sunumcu olamasam da umuyorum ki, birebirde veya grup konuşmalarımda benim yoğun kelime taarruzuma maruz kalan arkadaşlarım da benimle aynı fikirdeler? Evet canlar ne dersiniz benim sohbeti mi seviyor musunuz? (İçinizden sustuğun zaman seni daha çok seviyoruz deyişlerinizi duyar gibiyim)

Benim genel olarak arkadaşlarıma anlattığım bir hikâyem vardır.

Ben lise öncesi ve lise dönemi içinde içine kapanık, susuk diye tabir edilecek bir çocuktum. Çoğu şeyi içime atar, oradan da kolay kolay çıkarmazdım. ………. ……………

……. O dönemde bir doktor amca, çocuğum ‘bu yaşta derdin ne, kederin ne, niye bu kadar zorluyorsun kendini, sövmen gereken yerde söv, kırman gereken yerde kır, vurman gereken yerde vur, KONUŞMAN GEREKEN YERDE SAKIN SUSMA KONUŞ’ dedi. Şimdi düşündüğümde o kadar da iyi bir öğüt değil hatta feci bir öğüt ama zaman işte.

Tabi ki benim hayatımda ki dönüm noktası bu olmadı. Ama bu sözlerden cesaret almadım dersem yalan olur. Aynı zaman içerisinde bir gün çok sevdiğim bir büyüğüm, bana etkili konuşma konusunda bir yöntem söyledi. Bu yöntem sayesinde doğaçlama olarak daha rahat konuşmalar yapabileceğimi, hazır cevaplar verebileceğimi, beden dilimi daha iyi kullanabilmeyi öğrenebileceğimi vb söyledi.

Bu yöntem ayna karşısında konuşmaktı.

Nasıl mı? Lütfen Yazının Devamını Okuyunuz

SocialTwist Tell-a-Friend

Artık Kompeder.com’un Kurumsal Blog Yazarıyım

Arkadaşlar Selamlar;

Uzun süredir kurumsal blog yazarlığı konusuyla ilgili görüştüğüm, MİDAS Bilişim Reklamcılık Yapımcılık Tic.Ltd.Şti. ile Kompeder.com ‘un kurumsal blogu olan Blog.Kompeder.com‘u yazma konusunda anlaşmış bulunmaktayız.

Bugünden itibaren; Kompeder.com ile ziyaretcileri arasında bir bağlantı olmak, Kompeder.com ‘un gelişimi hakkında sizlere bilgi vermek, sizlerden gelen yorumlar ve istekler doğrultusunda Kompeder.com’u daha iyi yerlere getirmek için Kompeder ekibi ile birlikte çalışacağım.

Umuyorum ki, bu doğrultuda benden desteklerinizi, fikirlerinizi ve yardımlarınızı esirgemeyeceksiniz.

Saygı ve Selamlarımla

Kompeder
Blog.Kompeder
Friendfeed grubu
Twitter grubu

SocialTwist Tell-a-Friend

Hayatın her safhasında ‘Korku’ iş başında!

Marketing Türkiye Dergisi’nin Ekim ayı 2. sayısında  ‘Korku Pazarlaması’ ile ilgili güzel bir yazı var. Pazarlama konusunda uzman birçok blog yazarlarının bazıları da bu ay bloglarında bu konuya yer ayırdılar ve sosyal mecralar üzerinde bu konuyla ilgili çok güzel tartışmalara imza attılar.

Dün, okulda ‘Consumer Behaviour’ (tüketici davranışları) dersinde ‘The Self’ (benlik) konusu üzerinde durduk, konuştuk, tartıştık.

Sonuç olarak benim nacizane fikrim, Korkunun sadece pazarlamada değil hayatın her safhasında iş başında olduğu yönünde.

Nasıl mı?

Belirli bir gücü elinde tutan, onu yöneten kısım, hep ama hep kendinden alt seviyede kalanlara bir korku uygulamakta. Burada ki korkudan kastımız, karanlıkta kapının arkasına saklanıp, içeriye giren birine, aniden ceeeee diye bağırmak değil tabi ki. Lütfen Yazının Devamını Okuyunuz

SocialTwist Tell-a-Friend

İnsanları Birbirine b’AĞ’layan Sosyal ‘AĞ’lar

İnternet hayatımızın her anında iyiden iyiye kendine yer  edinmeye başladı mı desem yoksa edindi mi desem acep? Bence ikincisi çünkü birçok insan artık interneti etkili bir iletişim aracı olarak kullanmaya başladı. En azından ben çevremdeki güzel insanlar için bunu çekinmeden söyleyebilirim. Geçtiğimiz günlerde nacizane  ‘İletişim Kanalı Olarak İnternet’ adı altında bir yazı yazmıştım.

Evet internet eşit değildir Facebook + Msn :)

Ama facebook = bir devrim :)

Ülkemiz internet kullanımda (benim pek deneyimli olduğum söylenemez ama) ‘Sosyal Medya’  kavramı türemeden önce, Forumlar, sözlükler, gruplar ve bloglar söz sahibiydi. Ama Facebook ve sonrasında gelen Friendfeed ve Twitter gibi sistemler, biz blog yazarlarını bile aldı başka bir aleme götürdü.

Ben bu yazımda Facebook’tan öte Friendfeed ve Twitter’dan bahsetmek istiyorum. Hatta sadece Ff’ten bahsetmek istiyorum. Neden mi?

Friendfeed, senin kendine ait  birçok farklı hesabı bir araya getiren ve tek bir sayfa üzerinden bu hesapları takip edebildiğin  bir sitem, kendi hesaplarından öte binlerce farklı insanın da hesabını burada kolayca takip edebiliyorsun.  Bu gerçekten çok güzel.

Yapılan çeşitli organizasyonlar ile bu insanlarla bir araya gelme şansını elde ediyorsun.

Benim için bu rüya; İstanbul’da yapılan Likemind Buluşmalarına friendfeed üzerinde yapılan çok güzel yorumlarla başladı. İzmir’li birisinin Likemind niye İzmir’de de yapılmıyor sorusuna ‘madem öyle isteyenler var, öylese yaparız’ demem ve friendfeed üzerinde normalde  hiç tanımadığım insanların bana verdiği büyük destek beni buraya hapsetti.

Bu desteği verenler de öyle adı sanı belli olmayan insanlar değillerdi, ne mutlu ki!

Biz blog yazarlarının, kendi yazdığımız bloglardan öte bizi bu yola özendiren insanların bloglarını takip etme, okuma gibi bir alışkanlığımız vardır.  Mesela ben Halkla ilişkiler öğrencisiyim, sektörüm iletişim,  oldum olası Pazarlamaya merakım vardı, işte Friendfeed’in getirdiği sosyalleşme rüzgarı ile :) ben daha önce takip ettiğim pazarlama blogu yazan insanlarla tanışma, aynı masada çay içme, sıkı bir muhabbet etme fırsatı buldum. ( Emin olun bu çok basit bir örnek)

Buradaki güzel insanlardan aldığımız destek ile, Likemind İzmir’i düzenlemeye başladık, yine ‘sosyal medya’ ve  onun müritleriyle çok güzel organizasyonlara imza attık, atıyoruz, atacağız J

Ben katıldığım bazı organizasyonlardan bahsetmek istiyorum size;

  • 1- Friendfeed mantı günü :)

Lütfen Yazının Devamını Okuyunuz

SocialTwist Tell-a-Friend

Online Bayramlara üç kala!

 

Biraz geç kalınmış bir yazı ile tekrar karşınızdayım. ‘Online bayramlar’ sözü size neler çağrıştırıyor? Ramazan Bayramından bugüne kadar aklımın köşesinde hep kaldı bu düşünce. Bir gün gelecek ve bu değerlerimizi kaybedeceğimiz kanısı her geçen gün aklımda daha fazla yer edinmeye başladı. Ama ne mutlu ki o günlerin gelmesi bizim aile için biraz uzun sürecek. Genel olarak Türk kültüründe aile bağları hala çok güçlü, İstanbul, İzmir gibi kentlerimizde bu ipler incelmeye başlasa da güzel Anadolu’muzun güzel insanları, birbirlerine o iplerle sıkı sıkıya bağlılar.

Bir bayram sabahı evinde uyanmak, daha gökten nur yağan bir vakitte,  abdest alıp, neredeyse tüm mahallenin toplandığı bir camii’de bayram namazı ardından, ilk olarak (eğer yanında iseler) babanla, akrabalarınla, uzun süredir görmediğin komşularınla bayramlaşmak ile başlar bu güzel telaş. Eve dönüş yolunda alınan sıcak ekmek ve evde sizi bekleyen, elleri cennet kokan, yüreği ekmekten de sıcak bir annenin elini öpmek ve ailece yapılan tadı asla unutulmayacak bir kahvaltı ile devam eder.

Akabinde 2-3 gün sürecek bir koşuşturma. Her daim efdal olan güzel bir  ‘ küçüklerin büyükleri ziyaret etmesi’ protokolü. Her gidilen yerde ya da her gelen misafirde annelerimizin günler öncesinden hazırladığı, tatlıların, böreklerin, dolmaların iştahla yenme seranomisi. Bu arada eskiler, göçüp gidenler en azından bayram günlerinde unutulmamalı, arife günlerinden mezarlıklar ziyaret edilmeye başlanmalı. Küçüklerin nasipleri olan harçlıklar bayram öncesinden hazırlanmalı. Her bayram namazı hutbesinde anlatıldığı üzere, bayramlar küslerin/dargınların barışmasına, kavgaların bitmesine vesile olmalı.

Ne yalan söyleyeyim biz babamızdan böyle gördük.

Ama ah gözü çıksın şu globalleşmenin! Dünya her geçen gün, bizler için küçülürken; bazı yeni değerleri bize katıp, sahip olduklarımızı bize unutturmaya çalışırken, inadına Şeker bayramı değil de Ramazan Bayramı diyebilmek hala çok ama çok güzel.

Yine de gelecek korkutuyor beni.

Neden mi? Lütfen Yazının Devamını Okuyunuz

SocialTwist Tell-a-Friend

Bir İletişim Kanalı Olarak İnternet

İletişim bilimlerini öğrenmeye nereden başlarsanız başlayın, nereden bakarsanız bakın karşınıza ilk olarak;

 

Kaynak – mesaj – kanal – Alıcı

Source – message – channel – Receiver  – - kalıpları çıkar.

 

Peki, nedir bu iletişim kanalları? Aslında cevap çok basit, sizin mesajınızı hedefinize/alıcınıza ulaştırmanızı sağlayan her şey iletişim kanalı olarak kabul edebiliriz.

 

Telefon ahizesi  :)  gazete, TV kanalları, radyo kanalları, bilboardlar, dergiler vb ve internet.

İnternet mi? Evet internet! Lütfen Yazının Devamını Okuyunuz

SocialTwist Tell-a-Friend

Zamanı bir de bana sor

Zamanı bir de bana sorun.
Saniyeleri değil,
Dakikaları değil,
Saatleri hiç değil,
Nice yılları saniyeler bildim, senin gönlüne düşeli.
Nice aşıklar eskittim, burada seni bekleyeli.
Her geleni sen bildim,
Seni İstanbul belledim.
Geçen zaman yıprattı beni,
nice makyajlar yaptılar, eskiyen yüzüme.
Çok doğumlara sevindim, çok ölümlere sessizce yaş tuttum.
Ve sonunda ben de İstanbul oldum.

Erdal ERDOĞDU 17/07/09- İstanbul/Üsküdar

SocialTwist Tell-a-Friend

Aşkın Elif Hali

Sevgili Murat Çelik’in  parçalarından esinlenerek yazılmıştır.

SocialTwist Tell-a-Friend


DESTEKLEYENLER