dansizmiRitim dans ve ritim gösterisi

Yazımın ilk giriş cümlesi; ben daha önce böyle bir şey izlemedim… Televizyondan duyar, gazetelerden okurdum, işte sultans of the dance  yüz binlerce izleyiciye ulaştı, Anadolu ateşi insanları coşturmaya devam ediyor diye. Ama izlemek hiç kısmet olmamıştı, olmadı da. Ama güzel İzmir’in güzel yanlarından biri de bir çok şeye ulaşabilecek olmanız. Belki sultans of the dance izleyemedim, belki Anadolu ateşini göremedim ama en az onlar kadar iyi olduklarına beni inandıran DANS-İZMİ’RİTM grubunun geçen hafta sonu E.Ü Atatürk Kültür Merkezinde sergiledikleri muhteşem gösteriye gitme şansım oldu. Yaklaşık 30 kişinin, set arkasıyla birlikte yaklaşık 50 kişinin muhteşem uyum ve koordinasyonunu,  uzun süreli kaliteli bir çalışmanın nasıl muhteşem bir dans gösterisini ortaya çıkardığını gözlerimle gördüm. Ne yalan söyleyeyim hayran kaldım. Bu gösteriye beni davet eden ve program esnasında bana eşlik eden Sevgili Mümin Erakbaş’a teşekkür etmemek olmaz. Akabinde ben gösteriyi kendimce 11 bölüme ayırdım. Şimdi sizlere azar azar bu bölümler hakkında bilgi vereyim.

 

  • 1- Tekno müzik eşliğinde, dansçıların kollarına, avuçlarının içine, ve ayaklarına taktıkları ışıklar ile yaptıkları, güzel bir ışık gösterisi. Dalgalar, martıların kanat çırpışı, Meksika dalgalanması, ama asıl olarak bende uyandırdığı etki, ateş böceklerini anımsatmalarıydı.
  • 2- Sema gösterisi, çok kısa sürdü, modernize edilmiş bir Mevlevi kıyafeti ve orijinal olmayan bir semazen. İnsanı yüreğinden yakalayan Gel Gör Beni ilahisi ile gerçekten insanın tüylerini diken diken eden anlar.
  • 3- Şu an sözlerini net hatırlayamadığım ‘kaçsam,kalemim yanıyor, kimden işitsem ismini..derdimden ufuklardasın, kalbim yanıyor ismini her kimden işitsem..’ bir şarkı eşliğinde (yav ben bu bölümü çok beğendiğimi hatırlıyorum ama hem şarkıyı hem dans içeriğini unutmuşum) güzel bir dans.
  • 4- Bu bölümde işte budur diyeceğiniz bir Zeybek gösterisi ile başlıyor dansçılar performanslarına, ama bu Zeybek biraz modernize edilmiş, edit’lenmiş bir Zeybek. Zaten akabinde bölümün sonuna doğru Zeybek’ten eser kalmıyor.
  • 5- İşte bu bölümde dansçı elemanlar sahneyi, ritim ekibine bırakıyor. Ve bizim Grup Laçin’den tanıdığımız ritim ustası Sevgili Teoman Dalcı kaşıklarıyla, ekip arkadaşları darbukalarıyla süper bir ritim gösterisi sunuyorlar. Daha önce canlı olarak Mısırlı Ahmet’i dinlediğim için, vurmalı çalgılarda virtüözitenin ne olduğunu biliyorum ama bir insanın kaşıklarla ritim konusunda virtüöz oluşunu ilk kez gördüm ve hayran kaldım.
  • 6- Bir önceki bölümde kaşıklarla ritimden bahsettik, böyle bir ustanın talebeleri hiç kaşıksız gösteri yaparlar mı? Altıncı bölümde baylı bayanlı ekip, aynı bizde kına geceleri ya da düğünlerde olduğu gibi kaşıklarla sahneye çıkıyorlar ama bir ara dans öyle bir seyir alıyor ki, parendeler, ters taklalar ardı ardına sıralanıyor.
  • 7- ‘masmavi gökyüzü anlatır gibi her şeyi’ sözlerini içeren bir şarkı eşliğinde baleyi andıran tiyatral bir dans gösterisi diye not düşmüşüm. Ama maalesef üzerinden bir hafta geçmiş olması bana unutturmuş bu bölümü. Yanlış hatırlamıyorsam, 2 bayan 2 erkek 4 kişinin çiftler halinde aynı anda dans ettikleri bir bölümdü.
  • 8- Kesinlikle gösterinin finali burasıydı. Bir sokak düşünün, işte kahve var, karsısında lokanta var, liseli gençler geçiyor, sucu var, köfteci var, kahvedeki adamlar kaldırıma koyulan masada çay içiyorlar. Çok güzel bir tiyatro sahnesiydi. Ama bir anda her şey değişiyor, çay bardaklarından, çay içiş seslerinden, anahtarlardan, sucu çocuğun taşıdığı damacanadan, Teoman hocanın başında oturduğu köfte tezgahından, inceden ritimler sesler gelmeye başlıyor ve tiyatro müzikale dönüşüyor. La La – La La – lalala, La La – La La – lalala ağız ritimleriyle, tecno ve hip hop ağırlıklı bir dans gösterisi bölümü, Eğer hip hop sokak atışmalarını biliyorsanız aynı onun gibi bir şey. Acayip zevkliydi, ne oldu, ya bu ritim, bu danslar nereden çıktı derken, kendinizi La La – La La – lalala, La La – La La – lalala diye ritim tutup, bağırırken buluyorsunuz. Ki bu bölüm bittikten sonra bile, neredeyse tüm salon hala aynı şekilde mırıldanmaya devam ediyordu.
  • 9- Bana tüm gösterinin baş dansçılarıymış izlenimini veren çiftin klasik dans, belki bale motifleriyle sergiledikleri bölüm.
  • 10- İlk bölümlerde bizim yörelerden bir Zeybek vardı ve son bölümde de bizim topraklarımızdan bir Kafkas gösterisi yer aldı sahnede. Öyle bir Kafkas dansıydı ki hayran kalmamak elde değildi. Etnik kafkas’ı bir çoğumuz biliriz. İşte dik duran, keskin hareketli erkeklerin, bir anda kendilerini yere atmaları, dönmeleri, buna karşın narin ve zarif bayan hareketleri. Ama ustalarımızı bunu da modernize etmişler, öyle ki sahne de Kafkas oynanırken, ben arkada çalan müzikte blues gamları duyuyordum. Gerçekten çok güzeldi.
  • 11- 1saat 15 dakika ve gösteri bitti. Dansçılar seyircileri selamladılar ve beklenen an, sahnedeki ekrana Türk sinemasına, müziğine, tiyatrosuna, edebiyatına damgasını vurmuş fotoğrafları yansıtıldı. Ben bu bölüme üstatlar geçidi adını verdim. Ve tüm salon hepsini ayakta alkışladı.

 

Ben sonuç itibari ile bir dansçı değilim, dans eleştirmeni hiç değilim, ama gittim, bu gösteriyi izledim, kendimce çok beğendim ve yazmak istedim. Eğer bir sürç i lisan ettiysek affola. Gerçekten çok ama çok güzeldi. Bu ekibe başarılarının devamını diliyorum, umuyorum ki her şey onların istediği ve planladığı gibi güzel olur.

Bu yazıyı sosyal medya paylaşabilirsiniz

Yazar: Erdal Erdoğdu

Ülkemizin önde gelen iletişim danışmanlığı firmalarının PR ve dijital ekiplerinde görev aldım, birçok üniversite ve özel eğitim kurumunda iletişim bilimleri üzerine eğitimler verdim. Ajans ve eğitmenlik hayatımın yanında marka, kurum ve kişilere özel danışmanlık ve eğitim hizmetleri verdim.

“dansizmiRitim dans ve ritim gösterisi” için 3 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir