Reklamda Söylemin Gücü Vestel #gurulayerli Reklamı

Geçtiğimiz günlerde ülkemizin önde firmalarından Vestel, yeni bir reklam kampanyası başlattı. İlk izlediğim anda reklam filmi gerçekten hoşuma gitti. Ve içimden “helal olsun!” dedim. Çünkü reklam metninde beni ya da benim gibi kişileri içinden yakalayacak cümleler vardı. Reklamı yapan hem marka hem de ajans tarafının ellerine, emeklerine sağlık.

Öncelikle belirtmen gerekir, ben milliyetçi bir insanım, ülkemi gerçekten çok sever, bu ülkenin çıkardığı değerleri de mümkün oldukça sahiplenmeye çalışırım. Ama benzer ama biraz farklı olsa da Türk milleti olarak da benzer özelliklere sahibiz diye düşünüyorum. Vestel de bu reklam kampanyasında doğru bir tespit, doğru bir metin çalışması, doğru bir söylem gücüyle Türk milletinin, milliyetçi duygularından faydalanmaya çalışmış. Bence doğru da bir iş yapmış.

Yanlış hatırlamıyorsam 2005 yılıydı, o gün için önemli bir marka sayabileceğimiz teknoloji ürünleri üreticilerinden birinin Çerkezköy’deki fabrikasına üniversite olarak teknik geziye gitmiştik. Bizi fabrika müdürü karşıladı ve fabrikayı gezdirmeye  başladı, TV üretim alanına geldiğimizde iki farklı bantta farklı ürünlerin üretildiğini görmüştük, bir tarafta ince TV’ler diğer yanda tüplü televizyonlar. Bunun nedenini sorduğumuzda ince televizyonların Avrupa için üretildiğini kalın televizyonlarınsa yerli pazara sunulacağını söylemişti. Üzülmüştüm, çünkü bizim topraklarımızda üretim yapan bir firma bizi ikinci sınıf görüyordu.

Sanki Vestel bu kısa hikayeye binaen benim yıllardır içimde kalan olaya da seslendi. Beni mutlu etti. Aslında bu reklam kampanyasıyla Vestel yeni bir şey yapmadı zaten hali hazırda olan gücünü, teknolojisini bilen zaten biliyordu belki ama bilmeyenlere de başarılı şekilde gösterdi. Muhtemelen yerli pazardaki payını kısmen büyütmeyi hedefledi.

Umuyorum bu şekilde başarılı olmaya devam ettikçe de hem yerli pazarda hem de uluslararası arenada daha iyi yerlere geleceklerdir. Bu arada yazıyı yazarken bir bakayım dedim de Vestel yöneticileri, 2010 IFA fuarında verdiği bir röportajda ihracat yapılmayan sadece 2 ülke olmadığını söylemişler geçen 5 senede muhtemelen dünyanın her ülkesine ulaşılmıştır, artı olarak yıllık ihracat oranları da 3.1 milyar dolar civarındaymış. Yani #gururlayerli diyen bir ve Türk halkına seslenen marka inşallah yarın #gururlatürkmalı şeklinde bir söylemle dünyaya da seslenecektir. En azından bence öyle olmalıdır.

Hani reklamın iyisi kötüsü olmaz derler ya, külliyen yalandır 🙂 ama bu reklam bence iyi bir reklam. Çünkü reklamdan beklenilen en önemli şeylerden biri hedef kitleleri harekete geçirmesidir. Buradaki kasıt modern pazarlama çağında illa gidip ürünü satın almasını sağlamak değildir, eğer bu yazıyı bana yazdırıyorsa, eğer hakkında bir tweet attırıyorsa hedef kitlesindeki kişiyi harekete geçitmiştir demektir. Diğer taraftan bu reklam, reklamda ünlü kullanımı noktasında da başarılı, Kenan İmirzalıoğlu gerçekten duruş, reklamdaki metni taşıyabilme ve ses tonu olarak başarılı bir tercih olmuş. Muhtemelen düşünülmüştür ama Halit Ergenç ve Engin Altan Düzyatan da en az Kenan İmirzalıoğlu kadar bu rolü taşıyabilirdi diye içimden geçirmedim değil. 🙂

Burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, reklam ne kadar iyi olursa olsun, ki iyi olabilir, parasını verirsin en iyi metni yazdırır, en iyi reklamı çektirebilirsin. Ama reklamdaki söylemle bahsedilen hizmet keşismezse orada büyük sorun çıkar. Ama burada böyle bir durum olmadığını düşünüyorum.

Son olarak, geçtiğimiz günlerde bir basın bülteni almıştım. Vestel Savunma, Türkiye’nin kullanıma hazır ilk Taktik İHA’sı Karayel’i de kullanıma hazır hale getirmiş ve Türk Savunma ve Havacılık Sanayii’nin kullanımına sunmuş. Yani Vestel, sadece reklamda bahsettiği gibi ev ürünleri teknolojileri değil arka tarafta çok daha büyük bir gücü sırtında taşıyor. Durum böyle olunca, hem reklamı izlemiş hem de bu bülteni okumuş biri olacak benim de onlara olan güvencim artıyor.

Bir Cevap Yazın