hayatı yaşamak!

hayatı yaşamak ne için ve ne şekilde?

geçenlerde cep telefonuma bir arkadaşımdan bir mesaj geldi;

içimden geçirdiğim ama aynı zamanda hiç ummadığım bir kişiydi aslındı mesajı çeken,mesaj ilk geldiğinde ismi gördüğümde sevinmiştim,şasırmıştım ve mesajı okudum mesaj şu şekildeydi;

Geri sayım sen doğdugunda başlamıstı, (9) canlı bile olsaydın, en fazla (8) kez kaçabilirdin ölümden, bil ki (7) yedi düvele sultan dahi olsan, yerin (6) mekan olacak sana… en fazla (5) metre kumaş götürebileceksin öbür tarafa. kapatacaksın (4) acsanda gözlerini, bu (3) günlük fani dünyada, azraile (2) kat fazla yalvarsanda nafile! ecel geldiğinde (1) gün öleceksin, hersey (0) dan başlarken sen geri sayımın hesabını verceksin…

bu mesajı bende birkaç arkadasıma yolladım ve onların bu konu hakkındaki düsüncelerini aldım…

 kimi benimle aynı seyleri düsünürken kimi farklı düşüncelerdeydi.ben kendi adıma bu dünya yaşantısını tek taraflı düşünen biri değilim,öteki dünya için nacizane çalışmalar yapmaktayım kendi gücüm ve nefsimce.bu mesajda çok güzel özetlemişti fani yaşamı gözümde. aynı necip fazılın ‘ölüm güzel şey budur perde ardından haber,hiç güzel olmasa ölürmüydü peygamber’ sözlerinin benim ölüme bakış açımı özetlemesi gibi.

hayata ne açıdan bakmak???

şimdi bu yazıyı yazarken daha önce okumuş olduğum can yücel’in hayatı tersten yaşamak yazısı aklıma geldi,bu yazıyı bilenleriniz vardır içinizde.ama bilmeyenler için yeniden paylaşayım sizlerle burada;

Süphesiz ki yasami tersten yasamak daha güzel, hatta mükemmel olurdu.
Nasil mi ?
Cami’de uyaniyorsunuz. Bir tahta sandik içersinde, herkes karsinizda saf
durmus, iyiliginize dua ediyor ve tüm haklar helal edilmis vaziyette.Tabuttan dogruluyorsunuz, yasli, olgun ve agirbasli olarak.

Herkes etrafinizda, büyük bir itibar, iltifatlar, çocuklar torunlar hepsi
hazir.

Arabaniza kurulup evinize gidiyorsunuz. Dogar dogmaz devlet size maas
bagliyor, aylik veya üç ayda bir maasinizi aliyorsunuz. Ne güzel, hazir
maas, hazir ev….

Altmisli yaslara kadar hersey garanti, huzur içinde yasiyorsunuz.

Sagliginiz gittikçe düzeliyor, kaslar güçleniyor, kuvvetleniyorsunuz.

Bir gün çalismak istiyorsunuz ve ise ilk basladiginiz gün sizehosgeldin
hediyesi olarak bir plaket ve altin kol saati veriyor patronunuz..

Genel Müdürlük veya bunun gibi yüksek bir makamdan tecrübeli bir insan
olarak ise basliyorsunuz.

Herkes karsinizda elpençe divan…

Vücudunuzda da bazi hosa giden hareketler de basliyor. Gittikçe zayifliyor
forma giriyorsunuz.
Diger hormonal aktiviteler artiyor, fevkalade…..
Aman ne güzel günler basliyor…

Derken birgün patron size artik Üniversiteye gitsen daha iyi olur diyor. Bu
arada Babaniz ortaya çikmis, “fazla çalistin” diyor “artik eve dön, isi
birak, okumaya basla, harçiligin benden olsun…”

Keyfe bakar misiniz ?

Okudugunuz dersler gittikçe kolaylasiyor. Ekmek elden, su gölden bir dönem
basliyor.

Partiler, Diskotekler, Kizlarin sayisi artiyor.

Derken Anne ve Babaniz sizi götürüp getirmeye basliyor, araba kullanma derdi
de yok artik….

Günün birinde sizi okuldan da aliyorlar, “evde otur, keyfine bak,
oyuncaklarinla oyna” diyorlar…Mamaniz agziniza veriliyor, zaman zaman
altinizi bile temizliyorlar, hatta bu durum
aliskanlik yaratiyor ve hiç tuvalet kullanmamaya basliyorsunuz.

Derken Anneniz bir gün size süt verme kararini aliyor ve baska bir keyifli
dönem basliyor.
Mama artik her yerde, her an ve en taze seklinde hazir.

Bir gün karanlik ilik ve sicak bir ortama giriyorsunuz. Beslenmek için
agzinizi açmaya dahi gerek yok, bir kordondan besleniyor, sicacik,
yumusacik, gürültüsüz ve partirtisiz bir ortamda yasiyorsunuz.

Küçülüyor, küçülüyor, ufacik bir hücre halini aliyorsunuz.

Ve günün birinde müthis bir olayla hayatiniz bitiyor….

 

nasıl beğendiniz mi yazıyı???  ben ilk okuduğumda çok hoşuma gitmişti… yazar tersten yaşamış duygularında bu fani hayatı, gercekte yazının başına yaklaşmasına rağmen.

 

hayatı yaşamak ama nasıl..?

hoyratça yaşamaya kim hayır diyebilir ki şöyle bir düşünüldüğünde..?

bakın başka bi şair ne demiş;

‘ey nefesleri sayılı kişi birgün elbet bu sayı tamamlanacak,gecesi olmayan bir gün,sabahı olmayan bir gece muhakkak olacak…’

kelimeler dökülmüyor,parmaklarım klavye üzerinde öylece duruyor,yazamıyorum… :(

“hayatı yaşamak!” için 5 Yorum

  1. Sinan Ata diyor ki:

    ölümden öte köy yok erdalcım, gideceğiz elbet. öteki taraftan korkmak ne kadar mantıklı bilemem. insan hiç nefes almaktan, su içmekten, yaşamaktan korkar mı? ölmek te bu kadar normal ve güzel birşey aslında.

    ilkokulda sınava çalışmamış çocuklar sınav sonucunu endişeyle, çalışanlar ise sınav sonucunu heyecanla beklerdi, hiçbir farkı yok. aslında herşey eyvah demeden Allah demek meselesi.

  2. Zeynep Çelik diyor ki:

    Yaşayamadığımız onca güzelliğin arasından biz yaşadıklarıma pişman olmakla meşguluz.O kadar meşguluz ki;beş duyumuzun bize sunduklarından başka hiçbişeyi hissedemiyoruz.Maneviyatımızı giderek kaybediyoruz.
    Okuduğum bir kitaptan Muhiddin Arabi’nin söylediği bu söz “Maddi hayata meyledenler için hayat deniz suyu içmeye benzer;içtikçe susarlar,susadıkça içerler.” Yüzlerce yıl öncesinde bu zat bu sözü söylemiş söylemesine de, biz 2007 de gerçekten içine deniz suyu katılmış suları içer hale geldik.Ve bu bile susuzluğumuzu giderecek boyutta deil maalesef.

  3. sinem diyor ki:

    Eger bu sabah hastalikli degil de saglikli uyanmis iseniz, 1 hafta sonrasini göremeyecek olan 1 milyon insandan daha sanslisiniz.

    Bir harp tehlikesi ile, iskence görmek ihtimali ile, aç kalma korkusu ile karsi karsiya degilseniz, 500 milyon insandan daha iyisiniz.

    Tutuklanmaktan , iskence görmekten yahut öldürülmekten korkmadan ibadethaneye gidebiliyorsaniz 3 milyar kisiden daha iyi bir sansa sahipsiniz.

    Buzdolabinizda yiyeceginiz , üzerinizde elbiseniz ve basinizi sokup uyuyabileceginiz bir eviniz varsa,
    dünyadaki insanlarin % 75′inden daha zenginsiniz.

    Bankada ve cüzdaninizda para varsa, dünyanin en imtiyazli % 8′i arasindasiniz

    Anneni, babaniz sag ise, siz bu dünyada nâdir kisilerden birisiniz.

    Birisi sizi düsündü ve bunu gönderdi, çünkü okuma yazma bilmeyen 2 milyar kisiden biri degilsiniz.

    Paraya ihtiyacin yokmus gibi çalis .
    Kimse seni üzememis gibi sev .
    Kimse seni seyretmiyormus gibi danset .
    Kimse seni dinlemiyormus gibi sarki söyle .

    Bu mesaji dostlarina gönder.Göndermezsen hiçbir sey olmaz.
    Gönderirsen, belki bunu okuyan birisi gülümser……

    Veya…… sen gene her zaman yaptigin gibi nereye oldugunu bilmeden, kanter içinde kosmaya ve hayattan sikayet etmeye devam et.

    GERİ SAYIM BAŞLAMIŞTA OLSA HAYAT YAŞAMAYA DEĞER:)CÜNKÜ SİZ HAYATA ŞAMPİYON BAŞLAYANLARDANSINIZZ:)

  4. Erdal Erdoğdu diyor ki:

    sinem naptın sen yav…
    sen bu yazıyı verseydin direk baslık olarak ekleseydik… :)

  5. canan diyor ki:

    ölüm ah ölüm.ölümsüz hayat düşünülürmü hiç ölüm olmadan pıhtıdan başlayıp büyümek gençleşmek,yaşlanmak peki ya sonra el ayaktan düşmek bunlar ölümün olmasını gerçekleştiren en güzel şeyler.hiç ölmediğimizi düşünelim gelenler ailamiz herkez göçüp gidiyor yanlız bir baımıza kaldığımızı düşünelim bence çok acı
    ölümü seviyorum Allahtan geldiği için;RABBİME RESULUNE KAVUŞACAĞIMI DÜŞÜNDÜĞÜM İÇİN RABBİM AFFET BAĞIŞLA GÜNAHLARIMIZI.DOĞU İLE BATIYI AYIRDIĞIN gb BİZİDE GÜNAHLARDAN AYIR UZAK TUT.AMİN

Yorum Yapın