Klasik Medya mı? Sosyal Medya mı? Güç Kimde?

Dün akşam Ahmet Hakan Coşkun, Fatoş Karahasan ve Timur Sırt’ın muhabbetçi olarak katıldığı Klasik Medya mı? Sosyal Medya mı? Güç kimde? etkinliğine katılma fırsatım oldu. İletişim eğitimi almış bir sosyal medya uygulayıcısı olarak konu başlığı gerçekten ilgimi çekti.

İlk soru olarak; ‘5 yıl öncesi ile bugün yapılan gazetecilik arasındaki fark’ soruldu ve çarşı karıştı.

Burada öne çıkan noktalar;

İnternetin bilgiye ulaşmayı kolaylaştırdığı, (özellikle gazete arşivlerine ulaşılabilirliğin kolay oluşu)insanların bilgiyi daha fazla sorgular ve eleştirir hale geldiği, yazdıklarına karşı yazarların sorumluluklarının arttığıydı. (çünkü 5 yıl önce bir yazı yazıldığında görüşler, mektupla, telefonla ya da 3-5 maille bildirilirken bugün anında yazarlara ulaştırılabiliyor oluşuymuş.)

Ama bu noktada Timur Bey; sadece yazarların değil sosyal medya kullanıcılarının da yazdıklarına karşı bir sorumlulukları olduğunu ve bunun farkında olanların bu mecra üzerinde daha saygın yerlere geleceklerini söyledi. Aslında bu düşüncenin kaynağında yatan düşünceyi eğer yanlış anlamadıysam; Bir Düşünce Bildirme Aracı Olarak Sosyal Medya başlıklı yazımda; ‘Sosyal medyanın kullanıcısına sunduğu en büyük özelliği her kullanıcının ulaşabildiği çevre doğrultusunda kendince özgür bir medya kanalı olabilmesidir. Nasıl mı? Facebook’da 500 arkadaşınız vardır, twitter’da 300 takipçiniz, blogunuzu günde 200 kişi okuyordur, blogunuzun Facebook sayfasında 100 kişi vardır. Bunların hepsini toplayınca sizi 1100 kişilik bir medya kanalı haline getirir sosyal medya. Bunun %10’u sizi anlık olarak takip ediyor olsa siz 110 kişilik bir kanaat önderi haline gelirsiniz…’

Cümleleriyle kendimce açıklamaya çalışmıştım ve ben bu düşünceye sonuna kadar inanıyorum. Eğer bugün bu bloga yazıyorsam ve binlerce insan beni okuyorsa kesinlikle bu insanlara karşı sorumluluğum var. Değil mi? Bu konuda hem fikir miyiz? Bunun ötesinde bir de bireysel tüm kullanıcılar için Sosyal Medya Üzerinde Bırakılan Ayak İzlerinin Önemi var değil mi? Aman dikkat!

Özellikle Twitter’ı ülkemizde en aktif kullanan yazarların başında gelen Ahmet Hakan işlerin çok değiştiğini ama bu yeniliklerin olmasının, iletişimin gelişmesi açısından çok önemli olduğunu söyledi. Burada da şöyle bir düşüncem var; geçtiğimiz günlerde yazdığım Gazetelerin Sosyal Medya Tirajları yazımda artık gazetelerin alınarak okunmasından öte internetten okunduğunu bunun ötesinde yakın zaman zarfında gazetelerin farklı yapılara gideceğine dair düşüncelerimi paylaşmıştım ve internet gazetelerinin artık geleneksel gazetelere oranla daha etkin hale geleceği düşüncesine sahibim ama burada Ahmet Hakan’ın söylediği önemli bir konu dikkatimi çekti; internet gelirleri hala çok düşükmüş o yüzden patronlar buraya daha fazla yatırım yapmaktan çekiniyorlarmış.

Sonrasında sözü geçmişte reklamcılık tecrübesi olan, akademisyen ve yazar olan Fatoş Karahasan aldı; Fatoş Hanım hala gücün geleneksel medyanın elinde olduğunu ve internette ya da sosyal medyada üretici insanlardan daha çok tüketici ve eğlenmek için burada olan insanların olduğunu söyledi (Bu konularda kesinlikle kendisiyle aynı düşüncelerdeyim). Konuyu Twitter’da ki Trending Topic kavramına getirdi. Hala televizyonda izlenilen şeylerin çok kolay TT olduğunu, bunun üretici değil tüketici gündemi olarak güzel bir örnek olabileceğini söyledi. Çok değil yakın süre önce bu konuyla ilgili bir yazı da yazmıştım; Trending Topic adı altında suni gündemler ve Twitter diye.

İşte iletişimcilerin aklı bir olsa gerek! Ya da siz bana Erdal; sen de amma çok şey yazmışsın harcanıyormuşsun meğerse buralarda diyebilirsiniz.

Bırakın işte bu da benim içerik üretme hobim olarak kalsın buralarda. Tam konu buraya gelmişken, Sevgili Hamza Şamlıoğlu’nun dün akşam sorduğu soru ve aldığı cevaba da değinmek isterim; soru internette takip ettikleri blog yazarlarının olup olmadığıydı, aldığı cevap ise; ‘Ahmet Hakan’dan daha öyle etkin isimlerle karşılaşamadım, Fatoş Karahasan’dan bizim öğrenciler de arada bir yazıyorlar ama bir müddet sonra bırakıyorlar, ama dünya da profesyonel olarak bu işi yapanlar var, burada da olacaktır, Timur Sırt ise bir teknoloji editörü olarak konuya daha samimi bir cevap vererek bakın orda Sabri Küstür var, bu işi profesyonelce yapanlardandır kendisi…’ oldu.

Son olarak Sevgili Sunipeyk’in Twitter bir sosyal medya mıdır sorusu ile sohbet sonlandı. Kendi sorusunun cevabını aslında kendi verdi; ‘sizi 200.000 kişi takip ediyor, sizde 5-10-100 ve ya 1000 kişiyi burada karşılıklı bir iletişim yok, aynı köşenizde yazdığınız yazı gibi siz yazıyorsunuz ve insanların sizi takip etmesini bekliyorsunuz, bu sosyal bir iletişim değil monologdur ve burası sizin için sosyal medya değil aynen geleneksel medyadır’ diyerek. Aslında haklılık payı yok mu sizce de?

Sonuç olarak; hala güç geleneksel mecranın ve yazarların, programcıların vb. elinde ama bu güç her geçen kırılıyor, kırılacaktır ve zaman içerisinde bunu hep birlikte göreceğiz. Ama burada gücün iki taraftan birine geçmesi ve bir kanalın diğerini ezmesi mi yoksa ikisinin birbirine entegre olup bütünleşik olarak ilerlemesi mi?

Bu yazıyı sosyal medya paylaşabilirsiniz

Yazar: Erdal Erdoğdu

Ülkemizin önde gelen iletişim danışmanlığı firmalarının PR ve dijital ekiplerinde görev aldım, birçok üniversite ve özel eğitim kurumunda iletişim bilimleri üzerine eğitimler verdim. Ajans ve eğitmenlik hayatımın yanında marka, kurum ve kişilere özel danışmanlık ve eğitim hizmetleri verdim.

“Klasik Medya mı? Sosyal Medya mı? Güç Kimde?” için 5 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir