AK Parti, Güneydoğu ve oligarşik despotizm
Posted in gazetelerden, siyaset on 04/11/2008 08:47 pm by Erdal ErdoÄŸduBugün gazeteleri karıstırırken uzun süredir okumadığım güzellikte bir yazı okudum.Yazının yazarı ülkemizin çok iyi tanıdığı isimlerden biri olan Hasan Celal Güzel. Umarım ki içinizde bu ismi ilk kez duyan yoktur. Hasan Bey bu ülke siyasetini ilkiklerine kadar yaÅŸamış ve bu olayı en iyi özümsemiÅŸ biridir.Hasan Bey’in bugün radikal gazetesin de yazdığı yazının baÅŸlıgı benim bu baÅŸlıga attığım baÅŸllık.yazı üzerinde hiçbir oynama yapmadan olduÄŸu gibi buraya copy paste denilen olayı gerekleÅŸtirerek ekliyorum…EÄŸer gazetede bu yazıyı okumadıysanız buradan okumasınızı ÅŸiddetle tavsiye ederim.Çünkü ögrenilecek çok güzel kelimeleri bir araya getirmiÅŸ sevgili yazar..lafı uzatmadan yazıyı sizlerle paylaÅŸayım:
…
İçinden kıs kıs gülerek ‘Canım, hukuk var; hukukun sonucunu bekleyelim’ diyenlerin dışında, Türkiye’de, hattâ dünyanın her yerinde, AK Parti’nin kapatılma dâvası, bir hukuk meselesi olarak deÄŸil, iktidar mücadelesi olarak görülüyor. AÄŸzınızla kuÅŸ tutsanız, yedi ay önce oyların yarısını alarak parlamentonun beÅŸte üçlük (yüzde 62′lik) çoÄŸunluÄŸunu elde etmiÅŸ ve tek başına iktidara gelmiÅŸ bir siyasî partinin kapatılmak istenmesini, birazcık demokrasi terbiyesi olan kimseciklere anlatamazsınız. Azınlığın çoÄŸunluÄŸa tahakkümünü, ‘çoÄŸunlukçuluk’ gibi yeni terimler icat ederek meÅŸrulaÅŸtırmaya çalışmak, dünyanın yuvarlak olmadığını, iki kere ikinin dört olmadığını iddia etmek gibi bir ÅŸeydir.
Ortada, oligarÅŸik despotizmin lâikliÄŸi bahane ederek yargı üzerinden yürüttüğü bir ‘iktidar kavgası’ vardır. Milletimiz bu kavgayı, 27 Mayıs’tan beri yaşıyor ve mahiyetini de çok iyi biliyor.
* * *
Türkiye’deki jakoben oligarÅŸinin âdeta bir vehim ve paranoya hâline getirdiÄŸi iki senaryo vardır:
Birinci Senaryo’ya göre, câhil halkın(!) seçtiÄŸi iktidardaki çoÄŸunluk, Cumhuriyet’in lâiklik ilkesini aşındıracak ve Türkiye’yi din devleti hâline dönüştürüp ‘çaÄŸdaÅŸ yaÅŸamı’ ve demokrasiyi ortadan kaldıracaktır. Öyleyse, demokrasiyi kaldıracak olanlara demokratik hakların tanınması yanlıştır (Türk jakobenizminin ana tezi).
İkinci Senaryo’ya göre, Türkiye’yi parçalamak isteyen dış güçlerin müdahalesi, iktidardaki popülist(!) politikacıların tavizleriyle ve ayrılıkçı-ırkçı Kürtçü hareketler neticesinde Türkiye bölünecektir. AB süreci de bu bölünmeye hizmet etmektedir.
Türkiye’deki demokrasiyi içine sindirememiÅŸ oligarÅŸik despotizmin dayatma gerekçesinin arkasında bu iki kuruntu yatmaktadır.
AK Parti İktidarı bakımından bu senaryolar incelendiÄŸinde her ikisinin de vârit olmadığı görülür. Her ülkede görülebilecek çok az sayıdaki marjinal gruplar dışında, Türkiye’de din devleti kurulması talebinde bulunan yoktur. Esasen, Osmanlı Dönemi’nden beri bilâkis modernleÅŸme eÄŸilimi ağır basmaktadır. AK Parti’nin beÅŸbuçuk yıllık iktidarı süresince de, hızlı bir demokratikleÅŸme ve modernleÅŸme programının uygulandığı görülmektedir.
DiÄŸer taraftan, Türkiye’nin bölünmesi ve haritasının deÄŸiÅŸtirilmesi, Batı’nın hep gündeminde olmuÅŸtur. Terör örgütünün güdümündeki siyasî Kürtçülük hareketinin nihaî hedefinin, Türkiye’nin bölünmesi olduÄŸu da doÄŸrudur. Lâkin, merhum Özal’dan sonra BaÅŸbakan ErdoÄŸan ve AK Parti Hükûmetleri, -bazı hatâlar haricinde- uyguladıkları doÄŸru politikalarla, GüneydoÄŸu sorununun çözümünde baÅŸarılı bir merhaleye ulaÅŸabilmiÅŸlerdir.
* * *
Irkçı-bölücü Kürtçülerin siyasî temsilcisi olan DEHAP, 2002 Genel Seçimlerinde, toplam oyların yüzde 6,14′ü oranında 1.933.680 oy almıştır. Buna mukabil, 22 Temmuz 2007 Genel Seçimlerinde, bağımsız adaylarla seçime giren DTP’nin aldığı oylar yarıya inmiÅŸtir. Şöyle ki, 2007′de bütün bağımsızların toplam oyu yüzde 5,32 oranındadır ve 1.864.971′dir. Bu miktarın içerisinde, Muhsin YazıcıoÄŸlu, Mesut Yılmaz, Ufuk Uras ve diÄŸer DTP’li olmayan bağımsızların önemli miktardaki oyları da vardır. ÇeÅŸitli tahminlere ve hesaplamalara göre, DTP oylarının 1.100.000 ile 1.200.000 civarında olduÄŸu, bunun da yüzde 3-3.5′luk bir orana tekabül ettiÄŸi anlaşılmaktadır.
Ayrıca, PKK mihverindeki siyasî partilerin kalesi sayılan birçok seçim çevresinde AK Parti’nin öne çıktığı görülmektedir.
Bu durum, AK Parti İktidarı’nın GüneydoÄŸu meselesinin çözümünde önemli mesafeler katettiÄŸini göstermektedir. Türkiye’nin birlik ve bütünlüğünden, devletin üniter yapısından taviz verilmeden bu noktaya ulaşılması, Türkiye bakımından memnuniyet verici bir vakıadır.
Hâl böyleyken, AK Parti’nin kapatılmak istenmesi, oligarÅŸik despotizmin içine düştüğü korkunç bir çeliÅŸkidir. Bu takdirde, sözümona devletin bütünlüğü için demokrasiyi feda etmeye kalkışanlar, aslında bindikleri dalı kesmektedirler.
* * *
Åžu tarihî gerçeÄŸi hiç unutmamalıyız: İttihatçılar da hiç şüphesiz vatansever idiler. Fakat bu vatanseverlikleri, 1909 ile 1914 arasındaki 5 yıllık bir dönemde, koskoca İmparatorluÄŸu dağıtmalarını engelleyemedi. Åžimdi bizim Yeni İttihatçılar, jakoben oligarÅŸik despotlar da, ‘Cumhuriyet, lâiklik’ diye diye, halâskarane, vatanperverane çığlıklar atarak Türkiye’ye en büyük zararı verdiklerinin farkında deÄŸiller…
AK Parti’nin kapatılması, Türkiye’de en fazla bölücü-ırkçı Kürtçülerin iÅŸine yarayacaktır.
HASAN CELAL GÜZEL
Hasan Celal Güzel’i tanımayan ve kim olduÄŸunu öğrenmek isteyeniniz varsa da burdan o nun hakkında çeÅŸitli bilgilere ulaÅŸabilirsiniz…
Bu yazı için sevgili yazarımıza saygı ve selamlarımı sunar çok ama çok teşekkür ederim.

