Öğrencinin yüreğine dokunmak

Eğitim hayatımda bu sene içinde yaklaşık 17. senemi kutluyorum. Çok güzel okullarda, çok iyi hocalardan eğitim aldım. Şimdiye kadar ne kaldığım bir ders ne de herhangi bir sebepten dolayı atıştığım, kavga ettiğim bir hoca hatırlarım. Demek ben de az da olsa iyi bir öğrenciyim. Malumunuzdur şu aşamada iletişim bilimleri üzerine eğitim almaktayım. Burada iletişim nedir? Sorusunu sormak isterdim ama kanımca gerek yok, on yedinci eğitim yılım dedim, üniversitede beşinci senem ve ben bu sene ilk defa bir hocamdan bir mektup aldım. Hocamız yaklaşık 100 tane öğrencisini de üşenmeyip tek tek el yazısı ile mektup yazmış. Mektupların içeriğini bilmiyorum ama benim aldığım mektup içerisinde yaklaşık 4 aylık dönem içerinde hocamın benim hakkımda edindiği bilgileri derlediği, bana geleceğim konusunda fikirler verdiği, en önemlisi bu dönem içinde bana göre beni çok iyi incelediği izlenimini veren bir yazı içeriği var. İşte yukarda ki sorunun cevabı bu, yani iletişim bu!

Öğretmenlik ya da hocalık sadece derse girip onu anlatıp, arada bir sınav yapıp, onların sonuçlarını açıklamaktan ibaret değil, öğretmenlik dediğimiz kavram (bence) öğreticiliğine kalkıştığın kişiler ile birlikte yaşamak, onlarla nefes almak, kurduğun güzel diyalog ile vermen gereken eğitimi en iyi şekilde vermek. Öğretmenlik, öğrencilerin senin için değerli olduğunu onlara hissettirebilmek. O yüzdendir bu yazımın başlığının, ‘Öğrencinin yüreğine dokunmak.’ olması.

Hani derler ya, ‘bir nasihat bin musibetten evveldir’ diye aynen öyle. Hocamızın nasihatleri bizim gerek bundan sonra ki eğitim hayatımızda gerekse iş hayatımızda karşılaşabileceğimiz sorunlar için şimdiden bir uyarı niteliğinde.

Ama kim mi bu zat’ı muhterem?

Gülay Akçakoca.

İzmir Ekonomi Üniversite İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümünde 3. Sınıf 1. Döneminde Media Relations and News Writing (Haber Yazımı ve Medya İlişkileri) dersinde kendinden ders alma fırsatı bulduğum güzel insan.

Hani yine eskiler ne demişler, (biz de öyle güçlü bir irade ve hak hukuk düşüncesi belki yok ama) ‘Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum.’. Ben bunun hep aklımın bir köşesinde tutmuşumdur bu vesileyle şimdiye kadar dersime giren hiçbir hocamı unutmadım. Hepsinden çok ama çok güzel bilgiler öğrendim/dersler aldım, hepsinin ardından ne kadar hayır duası etsem azdır. Ama Gülay Hocamın yaptığı bu hareket bir iletişimcinin nasıl olması konusunda bana çok güzel bir ufuk kazandırdı/giderayak dönemin en etkili dersini verdi. Ama bu sadece bana değil buradan tüm eğitimcilere de bir ders olmalı.

Bu vesileyle hocama bir kez de sizin huzurunuzda teşekkür etmek istedim. Hocam çok teşekkürler, umuyorum ki ileride çok ama çok güzel yerlerde karşılaşacağız, belki de çok güzel işlerin altına ortak imzalar atacağız. Ne dersiniz, sizce de hoş olmaz mı?

Bu yazıyı sosyal medya paylaşabilirsiniz

Yazar: Erdal Erdoğdu

Ülkemizin önde gelen iletişim danışmanlığı firmalarının PR ve dijital ekiplerinde görev aldım, birçok üniversite ve özel eğitim kurumunda iletişim bilimleri üzerine eğitimler verdim. Ajans ve eğitmenlik hayatımın yanında marka, kurum ve kişilere özel danışmanlık ve eğitim hizmetleri verdim.

“Öğrencinin yüreğine dokunmak” için 3 yorum

  1. Çok kısa bir süre önce ben de benzer bir olayla karşılaştım, O kadar mutlu oldum ki anlatamam, verilen değilde veren önemliydi zaten. Onun ince düşüncesi. Bir öğrenci için alınabilecek en güzel şey bu olsa gerek. (:

  2. Çok hoş olur Erdal’cığım…Olacağına da eminim zaten.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir