Satırlar arasına hapsettiğimiz geçmişimiz.

şimdi sizinle ailemin bir parçası olan birinden bir yazı paylaşçam,yaznın sahibi benim büyük kuzenlerinden Esra ERDOĞDU.ben esra ablamı bildim bileli o sürekli birşeyler yazar ve çizerdi…yazı çalışmalarının yanında lise döneminden çok güzel kara kalaem çalışmalarını hatırlar gibiyim…daha sonra gitar ve müziklede ilgilenmeye başladı ama o onu pek sarmadı sanırsam…ama benim gitara baslamamda en büyük pay yine onun bana küçük yasta dinlettiği metallica,nirvana,bulutsuz özlemi vb grupların müzikleridir..aşağıda paylasacağım yazının adını bulamadım ama ben kendim yazının içinden bir isim sectim ve onuda yukarda başlık yaptım zaten :) şimdi sizi yazıyla başbaşa bırakıyorum…

…….

 Satırlar arasına hapsetmişiz geçmişi.Defterler doldurmuşuz yıllarca.Yazmışız,yazmışız.Saklamışız anıları.Anlaşılmaz kelimelerle,karıştırmışız gerçeği.Oyunlar oynamışız kendimize,belleğimizi sınamışız.aramışız,özlemişiz,çağırmışız.Bir solukta imdat beklemişiz. Yıllarca huzuru,aşkı,tutkuyu aramışız.Bulmuşmuyuz peki? Bakmak lazım satırlara.Araman lazım.Işığı yakman,mumu söndürmen lazım. Gecelere sığdırman lazım gerçeği.Gündüzlerin yalanından kurtulman. Ben bir bedel ödüyorum,ama ödediğim neyin bedeli? İşte onu bilmiyorum. Bak sigaramı söndürdüm şimdi. Yazıyorum sana. Müziğin sesine hapsediyorum. Karanlıklar arasında bekliyorum. Hayal ediyorum. Geleceği. Vakit geç mi beklemek için? Üstümde beyazlar,geceler karanlık. Tezatlar. Gözyaşlarım huzur arar. Akacak bir yürek. Hayat gizemlerle dolu. Hiç ummadığın zamanda bir pencere, bir kapı açabiliyor sana. Masmavi bir gök altında, sallandırıyor salıncakta. Çocukluğuna,elma şekerine,ilk başarına götüryor. Anlat bana diyor geçmişini. Erik ağac ını,ilk aşkını, ilk masalını. Gitarın sesini duyuyormusun? Ne güzel değil mi? Metallica-The Unforgiven. Sonra karanlık bir bahçede, yaslanmış bir omuza,bir baş. Ağlıyor Bryan Adams-Everything I Do da. Sonra bisiklet üstünde su savaşı yapıyor bir çocuk,bir başka çocukla. Mutlu çığlıklar çocukça. Sonra bir fener altında sabahlıyor gençler. Ellerinde bira,sesler karışmış birbirine,çığırıyorlar Yaşar Kurt-Korku yu. Peşinden de Haydi Erkekler Savaşa….. Dağlara tırmanıyorsun dik yamaçlardan. Sırtında çantan,ayağında postalın. Çıkıyorsun zirveye,karşında uçsuz bucaksız bir deniz. Sonra bir bütün oluyorsunuz yeşil ve maviy le. Ayağın kayıyor sonra büyüyünce,yollar ayrılıyor. Ayrı dünyalara doğru yol alıyorsunuz. Sonra bir bakmışsın sen More Nostrum diye bağıran bir asi olmuşsun. Meydanlarda bağırmışsın omuz omuza. Yıllar geçmiş,kazmışsın mezarlar. Eline almışsın geçmişten kalanları. Çanak olmuş acılar,kerpiç olmuş. Bir çadırda, bir uyku tulumunda özgürlük olmuş. Mutluluğun arşa yükselmiş. Hiç uyumamışsın. Koklamışsın tozu torağı. Sohbetin olmuş Troia,Hatti. Aynı şeyi dinlemiş,aynı dili konuşmuşsunuz. Aylarca… sonra dönmüşsün gerçeğe,uyanmışsın rüyandan. Kısa bir süre Üniversitenin laboratuarında bulmuşsun kendini. Sonra sevdiklerin seni almış koymuş bir odaya,farklı bir dünya ya. Bırakmışsın umutları,mutluluğu. Başlamışsın kendini bir kez daha mezara gömmeye. Kanda bulmuşsun kendini. Zaman akmış,başka kollara bırakmış. Unut demiş mutluluğu,geleceği. Masal bitti demiş.masal bitti. Ama içerde bir yerlerde, yaşıyor asi çocuk. Ve geri gelecek. Açacak gözlerini. Onun da zamanı gelecek. Bir gün,bir yerde onun uyanışı başlayacak ve hayır ı asla kabul etmeyecek. O zaman geldiğinde o nun olacaksın. Gözler birleşecek.acılar dinecek ve yerini tutku ile harmanlanmış mutluluk alacak…..

01.06.2006/23:16

Esra Erdoğdu

Yorum Yapın