Ağlasa derd-i derûnum çeşm-i giryânım sana
Posted in edebiyat on 09/14/2007 03:30 pm by Erdal ErdoÄŸdu
fatih sultan mehmet han’ın ‘avni’ mahlası ile yazdığı bir-iki beyit eklicem buraya.baÅŸka bir yazarımız bu beyitler için ÅŸu açıklamayı yapmış;Zamanla dil eskiyor, nazım ÅŸekilleri pörsüyor, düşünceler, inanışlar parlaklığını kaybediyor. . Ama içten duygulardır ki dipdiri duruyor, Fatih Sultan Mehmed’in iÅŸte bu içten duyguları gibi. iÅŸte beyitler….;
Â
Â
…
Ağlasa derd-i derûnum çeşm-i giryânım sana
Âşikâr olurdu gâlib râz-ı pinhânım sana
(Sevgili!) İçimdeki dertler ile, yaş dolu gözlerim senin için ağlayacak olsa, (gönlümdeki) gizli sırlarım (gözyaşlarıma) gâlip gelir ve (sırlar) sana aşikâr olurdu.
..
Mesned-i hüsn üzre sen ben hâk-i rehde pâymâl
Mûr hâlin nice arz ede Süleyman’ım sana
Sen güzellik tahtında (oturuyorsun): bense yolunun toprağında pâymâl (ayaklar altında) kalmışım. Hâl bu iken a Süleyman’ım, sana bir karınca (denli âciz olan) durumumu nasıl arz edeyim? ‘ Divân edebiyatında Süleyman ihtişâmı; karınca da acziyet ve zayıflığı temsil ettiÄŸi için ÅŸair de kendini karınca; sevgilisini Süleyman olarak nitelendirmiÅŸtir.’
..
Åžem’i gör kim meclisinde aÄŸlayıp baÅŸdan çıkar
HoÅŸ yanar yıkılır ey ÅŸem’-i ÅŸebistânım sana
Muma da bak! Senin (bulunduÄŸun) meclisinde aÄŸlayıp baÅŸtan çıkmakta. Ey odamı aydınlatan! O mum senin için ne de hoÅŸ yanıp yıkılıyor. ‘Mum yanarken, baÅŸtaki fitilin kenarlarından aÄŸlıyormuÅŸ gibi akar. Åžair buna gıpta ediyor ve onu sevgilinin aÅŸkı ile baÅŸtan çıkmış veya o uÄŸurda başını vermiÅŸ olarak gösteriyor.’
…
Subh gibi sâdık olduğum gam-ı aşkında ben
Gün gibi rûşen durur ey mâh-ı tâbânım sana
Ey ay gibi parlayan sevgilim! Benin sana karşı, aşkının yolunda sabah kadar sâdık olduğum, (doğrusu) gün gibi âşikârdır.
…
Dün rakîbin cevrini men’ eyledin ben hastadan
Eyledi te’sir gûyâ âh u efgânım sana
Dün rakiplerimin, aşkının hastası olan bana yaptıkları eziyetleri meneyledin. Galiba âh ve feryatlarım sana tesir etmiş!
…
Zahm-ı hicrân şerhi çün mümkün değildir dostum
Sîne-çâkinden haber versin girîbânım sana
Dostum! Anlaşılan o ki (bağrımdaki) ayrılık yarasının şerh etmek mümkün
görünmüyor. (Bari) açık duran şu yakam, (aşkından dolayı) göğsümdeki (şerha şerha olmuş) yarıkları sana göstersin (de insafa gel!)
…
Eyleme gönlün gözün cevr ile Avnî’nin harâb
Dürr ü gevherler verir bu bahr ile kânım sana
(Sevgilim!) Eziyetlerinle Avnî’nin gözlerini ve gönlünü harap etme! Zira bu deniz (gibi coÅŸkun gözlerim) , sana inciler; bu maden ocağı (gibi gönlüm) de mücevherler sunar.
Kimsesiz Hiç Kimse Yok
               Hiç kimse yok kimsesiz
               Herkesin var bir kimsesi
               Ben bugün kimsesiz kaldım
               Ey kimsesizler kimsesi
Â
               Kimse aradığım yollarda
               Kimsesizlik kimsem oldu
               Dinsin artık hicranın cana
               Kimse aradığım yollar
               Kimsesiz kimselerle doldu
Avnî (Fatih Sultan Mehmet)
09/15/2007 at 14:49
Ateşde karar eyledi gerçi ki semender
Suz-ı dil ü can ruk’asına olmaya hamil
Semender, (aşkın) gönlü ve canı yakan gömleğini giymemek için ateş içinde yaşamaya karar verdi.
Semender ateşte yanmayan ateşin içinde yaşayan efsanevi bir hayvan olarak geçer burda, aşkı ateşten daha yakıcı bulup ateşten çıkmamıştır.
Fatih Sultan Mehmet, yukarıda örnekleri görüldüğü üzere, divan edebiyatı alanında çok güzel eserler vermiştir. Teşekkür ederiz, ekleyen elleriniz dert görmesin
09/16/2007 at 01:36
Ayrıca 5. beyit de divan edebiyatı açısından bakıldığında çok klasik bir konudan bahsediyor. Sevgili, aşık ve rakib divan edebiyatındaki kahramanlarımızdır. Sevgili acı verir, merhametsizdir, aşık ağladıkça zevk alır, kötü de davransa ona kızılmaz vs. Aşık ise bütün eziyetlere aşkı için katlanır, gerekirse canını verir, her şey, herkes zulüm eder ona ama o aşkı istemeye devam eder. rakibden söz etmeye lüzum yok şairin düşmanıdır. Sevgili rakibe yakın durarak zulmeder falan filan.
İskender Pala güzel anlatır bunları
Avni’den bir beyit daha ekleyeyim müsadeniz olursa
Ol peri aşkın dimezden gönlüme divanedür
Düşmeninden razı la-büd kişinün pinhan gerek
O peri soylu güzelin aşkından gönlüme bahsetmiyorum; zira o bir çılgındır. İnsanın da zaten sırrını düşmanından saklaması gerekir.