Selam Netflix, Burası Türkiye!

Netflix diye yazılır bazılarına göre Türk sinemasının düşmanı diye okunur!

Sizce de saçma değil mi?

Her şey geçtiğimiz hafta sonu Organize İşler 2 Sazan Sarmalı filminin vizyondayken Netflix isimli dijital yayın platformunda yayınlanmasıyla başladı.

Konuyla ilgili bireysel düşüncemi cumartesi günü sabah kahvaltısı yaparken Organize İşler 2 Sazan Sarmalı filmini izledikten sonra twitter üzerinden paylaşmıştım.

3-4 gündür kendimce konuyu konuyu takip ediyorum. Yılmaz Erdoğan’ı, netflix’i Türk sinemasına ihanet etmekle şuçlayan mı ararsınız yoksa bu yapılanın filmin adı ile ilgili olarak bir sazan sarmalı olduğunu söyleyen mi?

Güya bu yapılanla Türk sineması bitecekmiş!

Arkadaşlar sizler hangi dünyada yaşıyorsunuz?

Bu konuyu anlamak için iletişim bilimci olmaya gerek yok ama bir iletişim fakültesi mezunu olan ve nacizane iletişim sektöründe hizmet veren bir marka iletişimcisi olarak çok kısa bir açıklama yapmak istedim.

Bu kaçınılmaz bir gerçekti, eninde sonunda olacaktı, bunu kimse sorgulamasın bence..

Nasıl mı? Neden mi?

Nasıl ki; plaklar bitti kasetler geldi, kasetler bitti cd’ler geldi, cd’ler bitti dijital yayın platformları geldi!

Nasıl ki; gazete baskıları azaldı, (hatta kimi gazeteler baskıları durdurdu) internet haber siteleri geldi, yetmedi gazeteler mobil uygulamalara dönüştü!

Nasıl ki, TV’ler hem cihaz hem teknoloji bakımından değişti, online TV uygulamaları (Digiturk, Tivibu, Turkcell TV) çıktı, hatta kanallarda yayınlanan programlar TV karşısından çok youtube’da izlenmeye başladı! Ya da mesela nasıl ki, Acun Ilıcalı TV8’i almasının ardından acunn.com ‘u açtı ve kendi ücretsiz online yayın platformunu da kurdu, oradan da gelir elde etmeye başladı.. Hatta son bir şey daha ekleyeyim nasıl ki yılların ulusal yayın kanalı Kral TV’si dijitalleşti..

İşte bu doğrultuda filmler önce kasetlere girdi, ardından cd’lere dönüştü, cd’ler korsana düştü, filmler online platformlarda korsan olarak yayınlandı, her yapımcı kendi youtube kanalını kurup filmlerini kendileri online ve ücretsiz olarak yayınladı, bunun bir tık ötesinde de Netflix gidip parasını vererek vizyondaki bir filmi kendi platformu üzerinden kullanıcılarına sundu.

Bu ne bir ihanet ne de Türk sinemasının sonu..

Bakın 2015 yılında Kanal D ‘de yayınlanan Ulan İstanbul dizisi için ne yapılmış? Normal kanal yayını bırakılarak dizi sadece online olarak yayınlanmaya başlanıldı. Yani bu dizinin yapımcıları bu kapıyı gördüler ama cesur olup sürdürülebilir kılamadılar. Bu da belki TV kanallarının kendi platformları yerine ücretli dijital yayın platformlarına büyüme imkanı sundu.

Diğer taraftan, evimde Turkcell TV, TV + kullandığımı belirtmem lazım. Bu sayede istediğim programı kaydedebiliyorum, program yayınlanırken durdurabiliyorum, geri alabiliyorum, eğer 24 saat içinde yayınlanmış bir programsa geri alıp izleyebiliyorum vb. daha fazlası..

Öte yandan uzunca bir süredir netflix ve blutv abonesiyim.

Netflix’in Organize İşler 2 Sazan Sarmalı yayınlamasını bir kenara bırakın yayınladığı orjinal yani kendi yapımı olan dizi ve filmleri görseniz ilk diyeceğiniz şey bence, “yav bizim kanallarımızda yayınlanan diziler diziymiş mi be!” olur!

Blutv’ye sadece önceden youtube üzerinde izlediğin Sıfır Bir dizisi için abone oldum.

Burada da youtube’a içerik üreten amatör bir ekibin, profesyonel bir tarafa geçişi söz konusu, aslında iş basit, bunu aynı internette söylediği şarkılar popüler olan bir şarkıcıya albüm yapan yapım şirketi olarak düşünebilirsiniz.

Şimdi başa dönelim Yılmaz Erdoğan’ın filmini bir ücretli online platformunda yayınlaması mı suç ya da ihanet mi yoksa bir ücretli online yayın platformunun vizyondaki bir filmi satın alarak (ki 5 milyon TL verildiği söyleniyor) yayınlaması mı?

Daha iki ay öncesinde sinema salonu sahipleri ile yapımcılar arasında yaşanılan sorunlar ve bizlerin de en az onlar kadar kazıklandığımız düşünülünce bu ne bir suç ne de bir ihanet. Bu tamamen dijitalleşen dünyanın kaçınılamaz bir sonucu..

Ve kesinlikle Türk Sinemasının sonu filan da değil, ülkemizde sinema salon yayıncılığını yapan bazı güçlü grupların olayın ciddiyetinin farkına vararak ortaya çıkardıkları spekülasyondan başka bir şey değil. Eğer bu iş büyürse ki büyüyecek ülkemizde sinema salon yayıncılığını yapan bazı güçlü grupların sonu gelmese de artık kazandıkları paralar azalacak, tüm feryat figan da bu yüzden.

Yoksa Türk sineması kendi içeriklerini üretmeye devam edecek ve Türk sinema seyircisi de kendi evinde ayaklarını uzatarak filmini, dizisini izleyecek.

Bazı iyi iş yapan firmaları yorum dışı bırakarak, Türk sinema seyircisi de pis, leş gibi yağ kokan sinema salonlarından kurtulacak ya da sinema gitme meraklısı olanlar bu adetlerini sürdürmeye devam edecek..

Bilmem konuyu az da olsa anlatabildim mi?

Yeniden Hello World

Bundan bir önceki yazımın tarihine baktığınızda tam iki ay öncesini göstermekte. Eminim ki blogumu ziyaret eden birçok kişi artık o yazıları görmekten sıkıldı. Evet, iki aydır yazmıyordum, belki birkaç ay daha yazmayacaktım ama bu dönem içinde tekrardan yazmam için birçok dilek aldım, Sevgili dostum Sinan tarafından isteğim dışında bir tema hazırlandı, sırf tekrardan bıdı bıdı yapayım diye! Herkese çok ama çok teşekkür ederim.

 

Ki mi zaman oluyormuş demek ben de yeni öğrendim; ‘Dünya’ya söyleyecek sözlerim var’ diyen insanların bile sözleri bitiyor, dilleri lal oluyormuş. İki ay sonra kürkçü dükkanıma geri döndüm, merak etmeyin bundan sonra yazı yazmaya devam edeceğim ama bir değişiklik olacak yazılarımda, bundan sonra aşk yok, meşk yok, müzik yok, gitar yok, yemek tarifi eklemek yok, kısacası bundan sonra geyik yapmayı bırakıyoruz.

 

 Peki, ne var derseniz; pazarlama, halkla ilişkiler, reklamcılık, medya ve iletişimle ilgili yani üzerine eğitim aldığım konular hakkındaki yazılarım olacak. Yani sizin anlayacağınız artık buralar tatsız tuzsuz olacak ama eminim daha güzel olacak(aramızda kalsın arada bir güncel konulara da değiniriz merak etmeyin). Şu an okuduğunuz yazı blogumda ki birçok kategori için son yazı olacak, bu iki aylık dönemde yaklaşık 200 adet yazıyı sildim blogumdan. Ama bazılarına kıyamadım, kıyamamamın sebebi ise tamamı ile yazıların güzelliğinden çok, çok güzel insanlar tarafından yazılmış yorumları içermeleri. O yorumlar silinmesin diye yazıları da maalesef kaldıramadım. Evet, bugün blog için bir dönüm noktası, aynı benim gibi. Bugüne kadar blogum üzerinden bana ulaşan herkese istekleri doğrultusunda elimden geldiğince yardım etmeye çalıştım. Onlarca teze yardım ettim, çok güzel toplantılara davet edildim ve bunları aslında eğitimi aldığım sektör hakkında pek emek harcamazken yaptım. Bundan sonra tamamen kendi sektörüm hakkında bilgi ve becerilerimi paylaşmaya çalışacağım ve bu doğrultuda tekrardan, elimden geldiğince insanlara yardım etmeye devam edeceğim, umuyorum ki blogum öyle bir hal alır ve kişiler bana bir şey sormadan bu platform üzerinden aradıkları bilgilere ulaşabilirler.

 

WordPress ile blog açtığınızda ilk yazı olarak, Hello World! Yazısı tamamen deneme amaçlı otomatik olarak sisteme atılır ve ana sayfada görülür, ben de bu yazıma ‘Yeniden Hello World’ başlığını uygun gördüm, umuyorum gerçekten yeni bir başlangıç olsun diye.

 

Herkese şimdiden hoş bulduk diyor, saygı ve selamlarımı sunuyorum…

KABUK (kısa film)

Okulda çok sevdiğim arkadaşlarımın başında gelen Ali Cem Doğan ben bildim bileli bir kültür/sanat insanı, bir güzel muhabbet insanı olmuştur benim için. (tanışalı zaten 2 yıl oldu alt tarafı) Okul içinde derslerimiz,programlarımız,bölümlerimiz çok farklı olduğu için eskisi kadar sık görüşemiyoruz ama geçen akşam bir vesile görüştük. Bana bir kısa film çektiğinden bahsetti. Onun adına inanın ne kadar çok sevindiğimi bilemezsiniz. Bir insanın istediği yolda adımlar atmaya başlaması ve onun gözlerindeki isteği ve hırsı görmek, bana büyük zevk ve gurur verdi. (Alicim senden yaşça büyük olmam dolasıyla, seninle gurur duyma hakkına sahibim her hal, ki bir insan arkadaşıyla da gurur duyabilir) İşte sohbetimiz esnasında filmin birçok aksiliğe karşın neredeyse bitmek üzere olduğundan, bu filme ieu sinema kulübünün okul içinde düzenleyeceği kısa film yarışmasına katılacağından, eğer istediği geri bildirimleri alması durumunda hedefleri büyüteceğinden bahsetti. Ve bende her zaman yaptığım gibi nasihate boğdum onu. Dün akşam film her şeyi ile bitti ve ben izleme fırsatı buldum, film baba ve oğul arasındaki kısmi bir ilişkiden bahsediyor ve isimde bununla ilgili. Haydi bağlantıyı siz kuruverin 🙂 Alicim eğer bir iş için emek harcıyorsan, ve bu senin için doğru ve güzelse, içinden ne geliyorsa yapman gerektiğini, onlar için savaşman gerektiğini sen benden iyi biliyorsun. İlk film mi, ilk film, çiğlik var mı, var, daha iyisi yapılabilir mi, her zaman, ama daha iyisini çekene kadar, elimizdeki en iyi kısa filmimiz bu. Yolun açık olsun kardeşim. Başardın ve başarılarının devamını dilerim.

 

 

 

Hızlı ve öfkeli4(fast&furious), Kehanet(knowing)…

Hızlı ve öfkeli4(fast&furious), Kehanet(knowing), Sil Baştan (Eternal Sunshine of the Spotless Mind) and the butterfly effect

Uzun süredir izlediğim filmler hakkında tek bir kelime yazmamıştım. Zaten vakit bulup sinemaya gidebildiğimiz yok anca yurtta vcd ile idare ediyoruz Ama geçtiğimiz hafta ve bu hafta sevgili kardeşim ErhanYRL ile birlikte sinemaya gitme (zorla götürdü) fırsatım oldu. İlk izlediğimiz film 1-2 ve 3. bölümlerini büyük zevkle izlediğimiz Hızlı ve öfkeli serisinin 4. filmiydi. Film gercekten çok kaliteli olmuş, kimi zaman heycanınızı kontrol edemiyorsunuz.  Ben bu film ile ilgili pek yazmak istemiyorum çünkü emmoğum kendi blogunda  Hızlı ve öfkeli (fast&furious), filmine değinmiş, şimdi onun üzerine ben laf salatası yapmayayım siz gidip oradan okuyun 🙂

İkinci filmimiz jim carrey gibi efsane bir oyuncunun tüm oyuncu meziyetlerini bir kez daha sergilediği efsane film, Sil Baştan(Eternal Sunshine of the Spotless Mind), bir arkadaşım tarafından, yaşadığım bazı duygulardan dolayı kesinlikle izlemem gerektiği tavsiyeler üzerine izleme kararı aldığım bir film ve ben de hayran kaldım. Gerçekten sil baştan yaşamak gerekiyor ya da yaşanılan şeyleri unutmamak için belki de ölmek. Hani derler ya, insan sevdiği için her şeyi yaparmış, gerekirse aklını bile sildirebileceğini görüyoruz bu filmde ama tadir i ilahi, sen git aklını sildir sonra yeniden aynı adama aşık ol 🙂

Eternal Sunshine of the Spotless Mind

devamı için Okumaya devam et “Hızlı ve öfkeli4(fast&furious), Kehanet(knowing)…”

Osmanlı Cumhuriyeti filmi

Ne zamandır aklımda kardeşimi sinemaya götürmek vardı. Tabi ben İzmir’de onlar İstanbul’da olduğu için anca bayramdan seyrana bu aktivite gerçekleşebiliyor. Dün akşam konuştuk, dedim hangi filme gidelim hemen atladı, Muro’ya gidelim diye, yok dedim olmaz 🙂 öylese Arog’ a gidelim, dedim olmaz 🙂 tamam abi ya, Osmanlı Cumhuriyeti’ne gidelim dedi öylese, dedim tamam 🙂 Bu sabah kalktık kahvaltıdan sonra bi kosu gittik filme, daha kalabalıklaşmamıstı, Ümraniye afm. Film başladı, bir güzel, mısırlarımız eşliğinde izledik filmimizi. Ben oldu olası Ata Demirer’i sevmişimdir, güzel adam, Sümer Tilmaç’a zaten lafımız olamaz. Film güzel film, öyle ahamlı şahamlı bir film değil, ama günümüzü güzel şekilde ti’ye almışlar. Ben acıkcası çok daha kötü filmlere para verip izledim. Onlara nazaran, bu filme verdiğim paraya kesinlikle acımam. Helali hoş olsun. Bir de filmde kullanılan mekanlardan biri de Ankara/kuğulu park kıraathanesi 🙂 Film hakkında ki genel bir kaç bilgi şu şekilde ;
Okumaya devam et “Osmanlı Cumhuriyeti filmi”

son ağa ve baba ocağı dizileri

Son dönemde televizyonda yöresel dizi furyası başladı. Bende iki tane dizinin müdavimi oldum.Bunların ikisi de star tv de oynayan diziler. Bu dizilerden son ağada ürgüp yöresi , baba ocağı dizisinde ise muğla yöresi şiveleri kullanılıyor. Ben bu oyuncuları gördükçe aslında onlara imreniyorum , nasıl oluyorda insan bu kadar güzel taklit yapabiliyor.

Son ağa dizisi her perşembe akşamı yeni bölüm olmak üzere star tv de oynuyor. Benim burda dikkat çekmek istediğim oyuncu,onca usta tiyatrocunun yanında şarkıcı Emel. Dizide hacer rolünde oynayan emel müftüoğlunun şivesi,mimikleri,kullandığı beden dili o kadar gerçekçi ki sanki yıllardır orada yaşayan oranın bir insanı gibi geliyor insana.

İkinci dizi ise baba ocağı dizisi. Baba ocağı daha çok yakışıklı gençleri ve güzel kızlarıyla dikkat çeksede.Ben oyunculuklar açısından değerlendireceğim. Bu dizide iki tane usta tiyatrocu var.Bunlardan biri dizide halil rolünde oynayan bizimkiler dizinden tanıdığımız Engin Şenkan , bir diğeri ise daha çok mafya babası rolerine aşina olduğumuz dizide seyfi efe rolünde oynayan Ali Sürmeli. Bu diziyi izlerkende diğer oyuncuların emeklerine saygı duymanın yanında bu iki ustanın şivelerine,mimiklerine ve beden dillerine gerçekten dikakt etmek lazım. Bilhassa seyfi efe gerçekten 10 numara bir üsluba sahip.

Beb bu dizilere gerçekten dikkat çekilmesi ve bu dizilerin izlenmesi gerektiğini düşünüyorum ama acep sizler neler düşünürsünüz ???

efsane yolda-saw V-testere 5

 

saw-v-testere-5
saw-v-testere-5

Bugün sinemaya gittiğimde testere 5 in afişini gördüm. İçim bir hoş oldu inanın. 1-2-3-4 yani serinin tüm filmlerini izleyen biri de benimle aynı heyecana kapılmıştır. Çünkü filmlerin hepsi aslında hiç bitmemişti. Ve her bölümden sonra çoğu kişi tamam bir sonraki film seneye sahnede demiştir. Aynen öyle oldu yine ve testere 5 yani SAW V 22 EKİMDE vizyona giriyor. Bizde inşallah cümbür cemeat izlemeye gidiyoruz. 🙂

testere 5 saw V fragman izlemek için tıklayınız Okumaya devam et “efsane yolda-saw V-testere 5”

Batman – kara şövalye

Ne zamandır kardeşime onu sinemaya götürme sözüm vardı. Ama birtürlü kısmet olmamıstı. Bugün hem kuzenim hem kardeşimide alıp sinemaya gitme fırsatım oldu. İşte kungfu panda mı, dünyanın merkezine yolculuk mu diye düşünürlerken onlar, seansı en yakın olarak Batman: The Dark Knight yani    batman – kara şövalye filmine girme kararı verdik.

Okumaya devam et “Batman – kara şövalye”

sonunda KABADAYI yı izledim

kabadayıbu aralar ne halde oldugumu ne siz sorun ne ben söyleyeyim..kafayı yememek için agzımı elimi kolumu bağladım durdum bekliyorum,ne zaman aradan sıyrılıp kurtulcaklar diye..gerek haftasonu gerekse yılbası tatili akabinde 4gün yurtta odamda yattım durdum…dün gecede yardımıma arkadaslarım yetişti ve beni sinemaya davet ettiler ve bende balıklama atladım davete..ve uzun zamandır izlemek istediğim kabadayı filmini izleme fırsatı buldum ve ne yalan söyleyeyim cok beğendim filmi.gercekten cok güzel bir film çekmişler zaten içinde şener şen yokmu aman aman diyim ben size…film süper olmus..ki filmde bir karaca varki ondan hiç bahsetmiyim..gidip izleyince görceksiniz onu…oyuncuların hepsi 10 numaraydı..kenan imirzalıoğlu bana benim psikopatlıklarımı hatırlattı…ama o silah kullanıyor benimkiler tamamen güreş tekniklerime dayalı…film bence gidilesi görülesi ve izlenilesi bir film..şiddetle tavsiye ederim..vizyondan cıkmadan yada filmin cılkı cıkmadan bir kosu en yakın sinemaya gidip izleyiniz…