Toplu Taşıma Araçları (Özellikle Metro, Otobüs, Metrobüs, Vapur) Kullanan Arkadaşlarımın Dikkatine

sara kriziGeçtiğimiz Cuma akşamı eve dönüşte metrobüste karşılaştığım bir olayı sizinle paylaşmak istiyorum.

Gayrettepe metrobüs istasyonundan Anadolu yakasına doğru gidilen tarafta, metrobüs beklerken elinde simit tablası olan bir genç yanıma yaklaştı ve Pendik’e gideceğini, hangi araca binmesi gerektiğini söyledi. Ben de yanaşan metrobüslerin hepsine binebileceğini, uzunçayırda inip metroya binmesi gerektiğini söyledim. Sonra ilk gelen metrobüse o en arka kapıdan ben de 3. Kapıdan bindim.
Arka kapıdaki alan dar olunca, elindeki simit tepsisi ile sığamadığını mırıldanarak 3. Kapıdaki boşluk alana geçmeye çalıştı ve tam yanımdaki direkten tutundu. Tipi biraz değişik, üstü başı çok pisti, hani normal simitçi olsa simit alınmayacak bir tip ama hava çok yağmurluydu belki ondan bu durumdadır dedim.

Köprüye yaklaşmışken biraz sendelemeye başladığını hepimiz fark etmiştik tam o anda çocuk yere yığıldı, yerden titremeye ve ağzından köpük gelmeye başladı. (aynı bir sara krizi gibi) Daha önce benzerini görmüştüm, bir an panikle doktor yok mu diye bağırdım ve ne mutlu ki bir doktor varmış, kimliğini gösterip çocukla ilgilendi, ağzını açtırdı, su verdi, yüzünü gözünü yıkadı. Ayıltıp, bir koltuğa oturttu. Okumaya devam et “Toplu Taşıma Araçları (Özellikle Metro, Otobüs, Metrobüs, Vapur) Kullanan Arkadaşlarımın Dikkatine”

Hayata, sağlığa, şükre, aileye dair…

“Sanma ki dert sadece sende var. Sendeki derdi nimet sayanlar da var…”

Bu cümleden öte sözümüz olamaz aslında. Ama son 1 aylık dönemde yaşadığım bazı sağlık sorunlarımdan esinlenerek yine de bir şeyler yazmak istiyorum.

Geçtiğimiz ramazan bayramının 1. günü gecesi rahatsızlandım ve sonrasında geçen 10 günü yatarak, 40 derece ateşle, soğuktan titreyerek, ishalle geçirdim. Anladım ki; sağlık olmayınca bayramın dahi tadı olmazmış, hayatın zevki kalmazmış. Bu da kulağıma kendimce bir küpe oldu; “Hastalık gelmeden önce sıhhatin kıymetini bil”mek, sağlıkla aldığımız her nefesimize, yaşadığımız her güne şükretmek lazımmış.

“Aile başa taç imiş Nur’u Hüdadan…”

Ben yavaştan 30’lu yaşlarına yaklaşmış, son 5-6 yılını aileden uzakta yaşamış biriyim. Kendi başımın çaresine her halükarda bakabilecek yeti ve güce sahip olduğuma inanır ve bu doğrultuda yaşardım ama hastalık gece vurunca ve sabaha değil yataktan kalkmak, yan odalardaki aile fertlerine seslenemeyecek hale geldiğinde tüm inanç ve yetiler kifayetsiz kalıyormuş. Ve yaşınız, boyunuz, posunuz ne olursa olsun gerektiğinde anneniz, ablanız sabaha kadar başınızda bekleyebiliyor, babanız sizi neredeyse sırtına alarak geçenin bilinmeyen saatinde hastaneye götürebiliyormuş.

İşte o zaman gerçekten çok daha iyi anlıyormuşsunuz “ana gibi yar, baba gibi liman olmayacağını.”

Sonrasında; Okumaya devam et “Hayata, sağlığa, şükre, aileye dair…”

Hastalık da hayata dahil…

 ‘Hastalık gelmeden önce sıhhatin, Yaşlılık gelmeden önce gençliğin, Fakirlik gelmeden önce zenginliğin, Meşguliyet gelmeden önce boş vaktin, Ölüm gelmeden önce dünya hayatının…’ (hadis’i şerif) sözünün sırrıyla hayata bir bakış açışı kazandırmak lazımdır. Ama bu her zaman kolay değildir. İnsan dünyevi hayatın büyüsü içinde büyük bir telaşe ile yaşar gider ve kolay kolay bilmez ona verilenlerin kıymetini. Gün gelir ahlanır vahlanır ama iş işten geçmiştir. İşte sağlık da böyle genel olarak kıymeti bilinmeyen değerlerimizden bir tanesi.

Ben genç yaşıma karşın belli başlı rahatsızlıklar geçirdim, ameliyat oldum. Yaklaşık son 3 aydır da çeşitli rahatsızlıklarla uğraşıp duruyorum. Doktorlar psikolojik ya da stresten deyip geçiyorlar. Bana öğütlerde bulunuyorlar, bende her ne kadar elimden gelmese de onları dinlemeye çalışıyorum. Çok dua ediyorum, ne mutlu ki elim ayağım tutuyor, ayaktayım, nefes alıyorum ve kalbim hala atmaya devam ediyor diye.

Kimi zaman öylesine insanlarla karşılaşıyorum ki kimisinin bazı uzuvları yok, kimisi dışarıdan öylesine sağlam ama içlerinde öyle bir hastalık onları adım adım büyük sona götürüyor. Bu yüzden hayattan dersler çıkarmayı çok seviyorum ve elimden geldiğince uygulamayı da. İnandığım inanç sistemi bu dünyanın bir imtihan dünyası olduğunu ve imtihanların türü ne olursa olsun her zaman sabrı ve sonra hamd ve şükretmeyi öğütlüyor. Okumaya devam et “Hastalık da hayata dahil…”

Yeniden Hello World

Bundan bir önceki yazımın tarihine baktığınızda tam iki ay öncesini göstermekte. Eminim ki blogumu ziyaret eden birçok kişi artık o yazıları görmekten sıkıldı. Evet, iki aydır yazmıyordum, belki birkaç ay daha yazmayacaktım ama bu dönem içinde tekrardan yazmam için birçok dilek aldım, Sevgili dostum Sinan tarafından isteğim dışında bir tema hazırlandı, sırf tekrardan bıdı bıdı yapayım diye! Herkese çok ama çok teşekkür ederim.

 

Ki mi zaman oluyormuş demek ben de yeni öğrendim; ‘Dünya’ya söyleyecek sözlerim var’ diyen insanların bile sözleri bitiyor, dilleri lal oluyormuş. İki ay sonra kürkçü dükkanıma geri döndüm, merak etmeyin bundan sonra yazı yazmaya devam edeceğim ama bir değişiklik olacak yazılarımda, bundan sonra aşk yok, meşk yok, müzik yok, gitar yok, yemek tarifi eklemek yok, kısacası bundan sonra geyik yapmayı bırakıyoruz.

 

 Peki, ne var derseniz; pazarlama, halkla ilişkiler, reklamcılık, medya ve iletişimle ilgili yani üzerine eğitim aldığım konular hakkındaki yazılarım olacak. Yani sizin anlayacağınız artık buralar tatsız tuzsuz olacak ama eminim daha güzel olacak(aramızda kalsın arada bir güncel konulara da değiniriz merak etmeyin). Şu an okuduğunuz yazı blogumda ki birçok kategori için son yazı olacak, bu iki aylık dönemde yaklaşık 200 adet yazıyı sildim blogumdan. Ama bazılarına kıyamadım, kıyamamamın sebebi ise tamamı ile yazıların güzelliğinden çok, çok güzel insanlar tarafından yazılmış yorumları içermeleri. O yorumlar silinmesin diye yazıları da maalesef kaldıramadım. Evet, bugün blog için bir dönüm noktası, aynı benim gibi. Bugüne kadar blogum üzerinden bana ulaşan herkese istekleri doğrultusunda elimden geldiğince yardım etmeye çalıştım. Onlarca teze yardım ettim, çok güzel toplantılara davet edildim ve bunları aslında eğitimi aldığım sektör hakkında pek emek harcamazken yaptım. Bundan sonra tamamen kendi sektörüm hakkında bilgi ve becerilerimi paylaşmaya çalışacağım ve bu doğrultuda tekrardan, elimden geldiğince insanlara yardım etmeye devam edeceğim, umuyorum ki blogum öyle bir hal alır ve kişiler bana bir şey sormadan bu platform üzerinden aradıkları bilgilere ulaşabilirler.

 

WordPress ile blog açtığınızda ilk yazı olarak, Hello World! Yazısı tamamen deneme amaçlı otomatik olarak sisteme atılır ve ana sayfada görülür, ben de bu yazıma ‘Yeniden Hello World’ başlığını uygun gördüm, umuyorum gerçekten yeni bir başlangıç olsun diye.

 

Herkese şimdiden hoş bulduk diyor, saygı ve selamlarımı sunuyorum…

Ameliyat sonrası

Geçtiğimiz hafta perşembe günü, küçük olmakla birlikte 2 adet bel fıtığından Medicalpark göztepe hastanesinde bir ameliyat geçirdim.Hamdolsun iyi geçti,bel fıtığının o iğrenç ağrılarından kurtuldum. Bundan sonra iş benim kendimi kollamama bağlı, ben ne kadar dikkatli olursam her geçen gün bir o kadar iyi olacağım. 20 gün yatmam lazımmış ilk hesapta daha 4. günündeyim ve ben çok sıkıldım.Zorla laptopu getirttim yanıma, yatarak internete girmenin rahatlığını yaşıyorum 🙂 her ne kadar yazı yazmak zor olsa da 🙂 Ameliyatım için hastane içinde görev alan tüm personele teşekkür ederim. Bunun haricinde en başından beri sürekli yanımda olan arkadaşlarıma ne kadar teşekkür etsem azdır. Ziyaretime ilk gelen yusuf oldu hatta o ameliyattan önce geldi 🙂 sonra saolsun mustafa, akabinde  beni telefonlarla hatırlayan doslarım (mesela doğan saolsun her gün arar sorar) arkadaşlarıma,taa halkalıdan ümranyeye tam 3küsür saatte gelip 3 küsür saatte geri dönen kardeşim Furkan ve en sevdiğim insanlar sıralamasında her geçen gün kendini bir üst sıraya atıp beni kendine hayran bırakmayı başaran Merve nin yeri ayrı. ve şu aşamada dün kan ter içinde beni ziyarete gelen sevgili sinanata ya ne kadar teşekkür etsem azdır,onların hakkını nasıl öderim bilmem.

 Çok saolun CANLAR…

refleksoloji

refleksoloji

Malumunuz arkadaşlar ben bel fıtığı hastasıyım ve uzun süredir bu hastalıkla uğraşıyorum. Fizik tedavisiydi,ilaç tedavisiydi,kendini kollamaktı hiç birşey ağrılarımı dindirmedi. Daha sonra ki dönemde bi aile dostumuz aracıyla refleksoloji diye bir tedavi yöntemi ile tanıştım.

Refleksolojiyi,

Refleksoloji, bugün destekleyici ya da tamamlayıcı tedavi dediğimiz tedaviler arasında yer almaktadır.

Refleksoloji sinir noktalarını belirli tekniklerle uyarmanın ortaya elektrokimyasal mesajları çıkardığını bununda nöronların yardımı ile ilgili organı uyardığını savunur.

Bunun yanısıra psikolojide özellikle panik atak ve depresyon hastalığının tedavisinde destekleyici olarak uygulanmakta olup, başta Rusya ve Amerika’daki engelliler üzerinde özellikle otistik ve spastik engelli çocuklar ile felçli hastalar olmak üzere birçok engel grubunda ciddi gelişmelerin ortaya çıkması sebep olmuştur.

Ayak ve el refleksolojisi belli noktaların manuel uyarılarak vücuttaki sinirlerin ve kan dolaşımının uyarılmasıdır. En yaygın uygulanan ise ayak refleksolojisidir. Stres belkide günümüz insanlarının karşılaştığı en temel sorundur. Bu sorunun sinir sistemimiz üzerindeki etkisi son yıllarda yapılan araştırmalarla kanıtlanmış olup günlük hayatta yaşadığımız birçok sorun buna dayalıdır. Stres kan dolaşımını yavaşlatır refleksoloji ise kan dolaşımını hızlandırarak vücudun besin almasını ve toksin atımını hızlandırır. Refleksoloji yaptıranların bağışıklık sistemlerinin daha iyi çalıştığı özellikle kışın yaşanılan soğuk algınlığı ve grip tarzı hastalıklara daha dirençli oldukları araştırmalarla ve yaptığımız çalışmalarla sabittir. Düzenli refleksoloji yaptıran hastalarımızın bu tip deneyimlerini bize aktarmaları bizim için sürpriz değildir. Aslında bu arada bir başka yorumuda refleksolojiyi tanımlarken anlatmakta fayda var. Enerjinin bloke olduğunu temelde de hastalıkların bu sebeple çıktığını söyleyen yorumlarda tıpkı tıkalı bir kanalın açılıp normal seyrine kavuşan bir kanal gibi anlatan bir yorum.

Olarak tanımlamışlar.

Ben rahatsızlığımdan dolayı,

refleksoloji şirketinden Halil tabur Bey’e başvurdum ve Üsküdar kız kulesi rehabilitasyon ve fizik tedavi merkezinde kendisinin 4 seansına katıldım.Tedavi yöntemi sadece ayak tabanına yapılan masajdan ibaretti ve en az ağrı kesici ilaçlar kadar faydalı olmuşt bana.Tedavi için 12- 16 seans öngörülsede,ben çesitli sebeplerden dolayı bırakmak zorunda kaldım.Benim gibi artık 2 fıtığı yırtılmıs ve artık son tedavi olarak 5doktorunda ameliyat dediği birine bile fayda ettiyse herhal fıtığın yeni başlamış birini çok rahat ve çok daha çabuk iyileştirebilir bu tedavi.

Eğer sizlerinde bu ve benzeri şiyalariniz varsa,

Refleksoloji.org tıklayarak,Halil Bey e ve ekibine ulaşabilir. Refleksoloji adına daha çok bilgiye ulaşabilirsiniz.

Ümraniye Eğitim ve Araştırma (devlet) Hastanesi

Efenim ben genel olarak hayatını hasta şekilde geçiren bir insanım.Rabbim beni böyle imtehan ediyor olmalıki rahatsızlıkların biri bitmeden biri başlıyor yine de hamdolsun ki ayaktayım ve hala bedenimde bir engel olmadan nefes alıp vermekteyim.Geçtiğimiz aylarda ayak tabanlarımda bir düsme olmuştu,yaklaşık olarak 5tane farklı ortapedi doktoruna gittim ki 3tanesi özel hastanelerde çalışan doktorlardı onlar bir çare bulamadılar ama en sonuncu gittiğim doktor beni bir başka servise romatoloji servisine yönlendirdi ve ekledi yanlış bilmiyorsam istanbulda birtek çapa’da var.tabi yapcak birşey yok bizde çapa devlet hastanesiyle bir şekilde irtibat kurmaya çalıştık,ümraniye anadolu yakasında çapa ise avrupada neyse ordaki akrabalara söyledik numara almalarını ama ne mümkün.Biz de ya nasip dedik ve ümraniye devlet hastanesinde başka bir ortapediste gittim ve diğer doktorların dediklerini bir bir ilettik kendisine,o da romatolojiye gitmemi söyledi ve ümraniye devlet hastanesinde o zamana göre 1ay önce açıldığını söyledi,Bi anda mutluluktan aglayasım gelmişti hemen hastane içinde ki bilgisayarlı bilgi sistem ağından romatolojiye havale etti.(laf aramızda hastane eğitim ve araştırma hastanesi olduğu için olsa gerek hastanedeki doktorların çoğu üniversite kariyerli.-prof,doç-vs.)Ve hamdolsun ki doğru tespit oldu ve o doktor sağyesinde o hastalığımızı yendik.

(bakınız ümraniye devlet hastanesi- uzman doktor burak erer- iç hastalıkları ve romatoloji uzmanı– hocamında o zaman bir rahatsızlığı vardı insallah Rabbim kendisine sifasını vermiştir)

umraniyehastane.jpgBu hastane 1 milyon nüfuslu Ümraniye’nin tek devlet hastanesi,eskiden ssk ümraniye netaş’ın karşışında 4-5 katlı bir dispanserde faaliyet gösteriyordu ve neredeyse tüm önemli hastalıklarda ya kadıköy’e ya beykoz’a sevk ediliyordu hastalar. Okumaya devam et “Ümraniye Eğitim ve Araştırma (devlet) Hastanesi”