Bir Gazetecilik Hatası!

Bu sabah kahvaltı yaparken bir arkadaşımız elinde Haber Türk gazetesi ile geldi ve arkadaşlar manşeti gördünüz mü dedi! Keşke görmeseydik! Keşke Haber Türk böyle bir manşeti atmasa, böyle bir fotoğrafı manşet haberine eklemeseydi!

Kadına şiddet ülkemizin kanayan yarası. Çözülemeyen toplumsal bir sorun belki uzun yıllarda çözülemeyecek. Basının bu konuya yer vermesi sahip olduğu kitle iletişim gücü açısından çok ama çok önemli ama bu şekilde değil ya da kesinlikle bu fotoğrafla değil. Ben ilk gördüğümde başımdan kaynar sular döküldü sanki, beni geçiyorum ama geçemeyeceğim kişiler var; peki ya çocuklarımız görse bu fotoğrafı, peki ya geleceğin kadınları diyeceğimiz genç kızlarımız görse/okusa bu haberi onlarda nasıl bir izlenim/etki/intiba bırakacak diye düşünüldü mü acaba?

Ben böyle usta isimlere sahip bir gazetenin bizlerin hata olarak gördüğü ve ileride gazetecilik derslerinde örnek olarak gösterilecek bu haberi yaparken bizim hissettiklerimizin/düşündüklerimizin dışında bir amacı olduğuna inanmak istiyorum ama gazeteyi ilk gördüğümdeki duygularım buna engel oluyor!

Belirtmeliyim ki; belirsiz bir zaman sonra çıkıp ‘işte biz gazete olarak toplumsal bir sorun olan kadına şiddete dikkat çekmek istedik’ gibi bir açıklama beni güldürecektir açıkcası.

Ama yine tüm saf halimle düşünmek istiyorum ki; umarım bu olayın arkasında gazeteyi kitleler tarafından konuşulur hale getirmek yoktur çünkü şu an sosyal medya üzerinde paylaşılanlara göre (her ne kadar 2 gün sonra unutacak olsak bile) Haber Türk’ün başı bir müddet ağıracak gibi ve umuyorum ki beklenilenden de fazla ağırır!

 

Çatlayan ar damarlarımızdan biri olarak Haydar Dümen

Yav geçen gün oda arkadaşlarmdan biri gidip Posta gazetesi almış, derken bütün katın muhabbeti fenomen gazete yazarımız, güya(!) doktor, bana göre teneşir paklayasıca biri olan Haydar Dümen’e geldi. O ne rezalet bi bölümdür, arkadaşlarımdan duyardım ama inanın okuduğumu hiç hatırlamıyorum, o adamı, ama bu kadar muhabebti olunca gayri ihtiyari merak edip okudum bende. Bildiğiniz midem bulandı. Böyle bi toplumsal genleşme olamaz, orada yazılan ve yazan kişiler gerçek olamaz. Muhakak sağlık konusunda bir şey demiyorum, böyle bölümler var, psikoloğu var, üroloji uzmanı var onlara saygımız tam. Ama azıcık aklı başında bir insan oğlunun, haydar amca acaba kızlığım bozuldu mu, haydar dayı benimkisi çok küçük nasıl büyültebilirim, ben 17 yasında bi erkeğim kızlardan değil erkeklerden hoşlanıyorum acaba gay’miyim, sürekli porno film izliyorum, günüm banyoda geçiyor, ne yapmalıyım,  gibi sorular sorabileceğine inanamıyorum. Tamam bu adamcağız doktor olabilir, ama böyle bi gayriahlaki tavırlar üzerinden bu konulara girmesi, ne basın özgürlüğü ne de insanların sağlıkları için önemli bi şey. Benim gözümden rezaletten, basitlikten, toplumsal genleşmeden başla bir şey değil. İnsanlar böyle şeyleri değil gazeteye köşeye yazıp buradan umut beklemek, muaynanede doktorla baş başayken bile kısık sesle söyleyebilir anca. Ve bu gazete Türkiye’de en çok satan gazeteler içindeymiş, tabi benim oda arkadaşım bile bi üniversite öğrencisi olarak alıyorsa, ben daha ne diyeyim ki? Kaç gündür yazacağım bunu ama inanın midemin bulantısı daha yeni geçti. Yav, bu ülkede Haluk Şahin, Mahmut Övür, Ekrem Dumanlı, Eser Karakaş, Ahmet Alan, Mehmet Altan, Engin Ardınç,Elif Şafak, Ferhat Kentel, Taha Akyol, Güneri Civaoğlu vb vb vb gibi yazarlar okunmazken (merak etmeyin ben hergün hepsini okuyorum), bu adamın okunması beni rahatsız etti. Yani buradan anlaşılacak durum bizim en büyük derdimiz, ekonomi, eğitim, siyaset, gelecek filan değil düpedüz kasıklarımızın arasıymış(!) Bu da benim delirdiğim andır….

ve bu yazımla birlikte blogumda olmayan rezalet kategorimi de malesef hizmete açmış bulunuyorum.