Misafir Görüşler, Genç Profesyonellerden Genç İletişimcilere Tavsiyeler 1

Bundan sonra fırsat buldukça iletişim sektöründe profesyonel olarak

çalışan iletişim fakültesi mezunu genç arkadaşlarımla halihazırda iletişim fakültesinde okumakta olan arkadaşlarıma faydalı olacağına inandığım mini söyleşiler yapacağım. Bu doğrultuda ilk konuğum ZEGO İletişim Stratejileri Merkezi’nde İletişim Uzmanı olarak çalışan Ali Karhan Yıldırım.

Ali, ben seni tanıyorum ama arkadaşlarımızın da seni tanıması için öncelikle kendinden bahseder misin?

Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümünden Haziran 2011’de mezun oldum. Üniversite sürecinde, bir yıl Belçika Gent Üniversitesi İletişim Bilimleri bölümünde değişim öğrencisi olarak eğitim aldım. Yeni teknolojiler üzerine aldığım dersler gerçekten bana büyük faydalar sağladı. Akabinde, mezun oldum. Üniversite hayatım boyunca, iki farklı halkla ilişkiler ajansında staj yaptım. 1 yıl part time olarak Samsung ve Packard Bell’de saha satış sorumluluğu yaptım. Bu beni olgunlaştıran bir süreçti. Daha önce Yine Asus Türkiye’de 6 ay çalışma fırsatım oldu. Şu anda ZEGO İletişim Stratejileri Merkezi’nde İletişim Uzmanıyım. Puratos Türkiye ve myCARGO, myTECHNIC markalarıyla ilgileniyorum. (daha fazla…)

Sosyal Medya/Dijital Medya Ajanslarının Sundukları Hizmetler

İletişim sektörü son bir kaç yıldır hem teknoloji hem de içerik anlamında çok hızlı bir değişim içinde. Teknolojideki gelişmeler içeriği dönüştürüyor, içerikteki dönüşüm teknolojinin gelişimini etkiliyor. Son beş yıl içinde internet ve mobil iletişim araçlarındaki gelişmeler karşımıza kendine has özellikleri olan yepyeni bir iletişim platformu çıkardı. Bugün sosyal medya adını verdiğimiz bu platform, alıştığımız, ezberlediğimiz iletişim kurallarını altüst ederek öngörülemeyen fırsatlar ve tehditlerle bizi içine çekiyor. Gazetelerin toplam satış rakamları 20 yıldır 4-5 milyon seviyesinde dolaşırken, ülkemizde sadece Facebook’a üye olanların sayısı 25 milyonu buldu. Durum böyle olunca hem firmalar hem de ajanslar tarafında bu mecra üzerine çalışmalar yapılmaya başladı. Sektör çok kısa sürede büyümeye başladı. Bu zaman zarfında da Sosyal Medya, Dijital İletişim, Dijital Pazarlama, İnteraktif Reklam isimleri altında ki mi zaman birbirine benzer ki m zaman birbirinden farklı hizmetler sunan, ki mi zaman geleneksel iletişim geçmişinden güç alan çoğu zaman ise yeni doğmuş çok yeni ajanslarla karşı karşıya gelmeye başladık. Peki durum böyleyken sizin de merak ettiğinizi düşündüğüm bir konu üzerine bir araştırma yapmak istedim. Bu Sosyal Medya, Dijital İletişim, Dijital Pazarlama, İnteraktif Reklam ajansları müşterilerine ne gibi hizmetler sunuyor, müşterileri ile hedef kitlelerini ne gibi taktik ve uygulamalarla bir araya getiriyorlar. Kendimce işlerini beğendiğim birkaç ajansın hizmetlerini sizlerle paylaşıyorum. Bunlara artı olacak birçok ajans da çok benzer hizmetler ile internet iletişim çözümleri sunmaktalar.

Tick Tock Boom Digital PR & Marketing

  • Dijital PR
  • Online İtibar Yönetimi
  • Dijital Pazarlama
  • Dijital Strateji Danışmanlığı
  • Sosyal Medya Takip & Raporlama & Analiz (daha fazla…)

İzmir Ekonomi Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü

Başlığımızın asıl açılımı İzmir Ekonomi Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler  ve Reklamcılık Bölümü olmalı. Benim üniversite hayatım biraz uzun oldu. Çünkü İzmir Ekonomi Üniversitesi öncesinde önlisans olarak Trakya Üniversitesi (şimdi Namık Kemal) Çerkezköy Meslek Yüksek Okulunda Halkla İlişkiler okudum sonrasında Dikey Geçiş Sınavı ile İzmir’e gidince totalde 6 yıl üniversite okudum. Çoğu kişi bunu duyunca Tıp okusaydın ya bari bir işe yarardı diyor ama ben okuduğum okullardan ve bölümden çok memnunum. Türkiye’de özel ya da vakıf üniversitesi diyeceğimiz üniversitelerin çoğunun öyle köklü tarihleri, oturmuş düzenleri yok ve İzmir Ekonomi Üniversitesi de bunlardan bir tanesi ama önemli olan bunun farkında olup gerek eğitim sistemine gerekse öğrencilere gerekli yatırımları yapabilmekte. Ben burada okuduğum 1 yıl hazırlık 3 yıl lisans eğitimim boyunca bunu gördüm. Her yıl mezun olan arkadaşlar bir sonraki sene okuyan arkadaşları kıskanıyordu açıkçası. Bense bunla nacizane övünebilen biriyim, umuyorum ki İzmir Ekonomi Üniversitesi ve Halkla İlişkiler Reklamcılık Bölümü ileride daha iyi yerlere gelir ve bizde hiç çekinmeden burada okuduk diye göğsümüzü kabarta kabarta gezeriz.

Ben 3 yıl lisans eğitim boyunca aşağıdaki dersleri yanlarında ismi yazan hocalardan aldım;

İntibak Sınıfında

MMC 101 İletişime Giriş  -  Nuran Erol Işık

MMC 220 İletişim Kuramları – Gökçen Karanfil

BA 230 Pazarlama İletişimi – Ebru Uzunoğlu

IUE 100 Akademik ve Sosyal Oryantasyon

SPN 101 İspanyolca I  – Aslıhan Ağdanlı

PRA 202 Kişilerarası İletişim – Nilüfer Pembecioğlu

PRA 206 Halkla İlişkilerin İlkeleri  - Selin Türkel

PRA 204 Reklamcılığın İlkeleri  - Sema Misçi

MMC 102 İletişim Tarihi – Aysun Akan

SPN 102 İspanyolca II – Nigel Ashley

İntibak sınıfı benim için zor oldu, bölüm hakkında mevcut bir bilgi bikrimim vardı ama ben hepsini Türkçe olarak biliyordum ama okulun eğitim dili İngilizceydi. Buna artı olarak İngilizce hazırlık sınıfı okumama rağmen 1. ve 2. Sınıfın dersleri bir arada almam ve 1. sınıftaki tüm derslerin hepsini almamış oluşum beni zorladı açıkçası. Ama yine de tüm derslerden başarılı oldum.

(daha fazla…)

Sosyal Medya ve İnternet Reklamcılığı

Geçtiğimiz hafta içinde İzmir Ekonomi Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü PRA 204 Principles of Advertising (Reklamcılığın ilkeleri) dersinde Asst. Prof. Dr. Sema MİSÇİ KİP’in misafiri olarak 2. sınıfta okuyan öğrenci arkadaşlarıma 3 farklı sınıfta 6 saatten fazla Sosyal Medya ve İnternet Reklamcılığı üzerine ne biliyorsam anlatmaya çalıştım. Kanımca faydalı ve verimli sunumlar oldu, en azından aldığım geri bildirimlerin %96’sı olumluydu. O yorumlardan bazılarını da buraya yazmamak için kendimi zor tutuyorum şu anda ama onlar da bana özel kalsınlar değil mi?

Hazırladığım ve anlattığım sunum da budur. Umuyorum ki arkadaşlarım için gerçekten faydalı şeyler anlatabilmişimdir. Sıkılmadan beni dinledikleri için hepsine ayrı ayrı ve özellikle bana bu fırsatı verdiği için Sema Hocam’a teşekkür ediyorum.

İletişimde yerel ajanslar mı yoksa ulusal ajanslar mı?

Sözlerime başlar başlamaz başlığımı bir adım öteye götürmek istiyorum;

Markalar için;

Reklamda yerel ajanslar mı yoksa ulusal ajanslar mı?

Halkla ilişkilerde yerel ajanslar mı yoksa ulusal ajanslar mı?

Pazarlamada yerel ajanslar mı yoksa ulusal ajanslar mı?

Medya satın almada yerel ajanslar mı yoksa ulusal ajanslar mı?

 Geçtiğimiz sene İzmir’de organize edilen Yerel’den Evrensel’e Ulusal Pazarlama İletişimi Kongresinde baştan aşağıya bu konu tartışılmıştı. Ulusal ya da global ajanslar firmalar, markalar iyi işler yapmak istiyorsa bizim kapımıza gelmek zorundalar derken, yerel ajanslar bizler de en az ulusal ya da global ajanslar kadar iyiyiz ama büyük ajanslar bizi bitirmek için ellerinden geleni yapıyorlar, yerel firmalar bizim sayemizde bir yerlere geliyorlar azıcık parayı gördüklerinde soluğu büyük ajanslarda alıyorlar diyorlardı.

 Şimdi yazımı farklı bir boyuta taşımak istiyorum;

Peki ya, yeni mezun iletişimciler için; (daha fazla…)

Sosyal Medya Uygarlığında Pazarlama İletişimi Söyleşisi Ayrıntıları

Bundan bir önceki yazımda (bakınız) aynı etkinliğin hem benim için önemi anlatan hem de duyurum amaçlı bir yazıydı. Sonrasında etkinlik günü geldi, organizasyon gerçekleştirildi üzerinden 5 gün bile geçti. Bu yazımda size aşama aşama bu organizasyonun nasıl gerçekleştirildiğini anlatmaya çalışıp kendimce konuşmacılardan duyduklarımı sizlere aktaracağım.

1. Aşama: Fikri Bulma: Bu etkinlik uzun süredir benim aklımdaydı. Bunu yapmayı amaçlamaktaki niyetim; tüm ana sektörlerde olduğu gibi sosyal medya’nın da İstanbul’dan yönetilmesi ve tüm iyi isimlerin orada olmasıydı ve onları İzmir’e getirip okulumdaki arkadaşlarımla ve İzmir’deki sosyal medya kullanıcılarıyla bilgilerini paylaşmalarını sağlamaktı.

 2. Aşama: Fikri Açıklama: Tabiki fikri bulmakla ya da bir şeye niyetlenmekle iş bitmiyor. Onu hayata geçirmek için çeşitli destekleri yanınızda bulmanız lazım. Ve bende bu doğrultuda böyle bir fikrim olduğunu öncelikle bölüm hocalarıma ilettim. Onların sıcak bakmasıyla ve fikre inanmaları ile yolum bölümüzün organizasyon ekibi olan Şapka Takımı ile birleşti ve kendimizi etkinlik üzerinde çalışıyorken bulduk bir anda. İlk iş okulumuzun konferans salonunu uygun bir tarih için rezerve ettirmemiz ve tarihimizi almamız oldu. 15 Nisan 2011 Cuma 09.00-18.00

3. Aşama: Konuşmacıların ve konuların netleştirilmesi: Ben hocalarıma ve arkadaşlarıma konu hakkında bilgi verirken zaten aklımda belli başlı isimler ve konuşacakları başlıklar vardı ve ben projeyi o isimler üzerinden anlatmıştım. Ama bakalım onlar o tarihte müsaitler miydi? Galiba biraz şanşlıyım iletişime geçtiğim herkes ilk aşamada teklifimi kabul etmişlerdi. Böylelikle şu isimler ve konular ortaya çıktı. Ömer Ekinci – mobil Pazarlama, Sinan Ata – Dijital Reklam, Sevil Mert – Sosyal CRM, Fatmanur Erdoğan – Sosyal Medya ve Kurumsal/Kişisel Markalama, Çiğdem Özkan – Sosyal Medya ve Google ve son olarak Ercüment Büyükşener ve Necla Zarakol – Sosyal medya Halkla ilişkiler. Ben bu isimlerin çoğuyla sosyal medya üzerinden tanışıyordum. Sonradan bu isimler içine, hocalarımızın isteği ile Dost Karaahmetli’de eklendi. (daha fazla…)

Türk Reklamcılığında bir dönüm noktası: Eli Acıman

Geçtiğimiz hafta içinde Türk reklam sektörünün en usta ismi sayılabilecek olan Eli Acıman usta bu dünyadan ayrıldı. Benim yaşım daha küçük, onunla ilgili bilgilerim sektörsel olarak yaptığım araştırmalarda adına ulaşmam ve çıraklarından onu okuduğum/dinlediğim kadar. Yaklaşık 2 yıl önce ‘Reklam halkla ilişkiler ve ötesi’ adlı bir kitap okumuştum. Bu kitabın içinde ‘Türk Reklamcılığında Bir Dönüm Noktası: Eli Acımandiye bir bölüm var. Onunla ilgili yazılanları ilk o kitapta okumuştum. Daha sonrasında Eli ustanın talebelerinden biri olan Haluk Mesci’den reklamcılık dersleri alma fırsatım oldu. Bu da büyük ustaya beni/bizi daha da yaklaştırdı. Şimdi bu kitap içerisindeki Eli Acıman ile ilgili bölümden Sevgili hocam Haluk Mesci’nin yazdığı kısmı sizinle paylaşmak istiyorum.

 Türkiye’de ‘’ilancılık’’tan modern reklamcılığa geçiş sürecine damgasını vurmuş bir isim, Eli Acıman.

 ‘’Bugün ‘mesleğim reklamcılık’ diye övünebilen tüm reklamcılar ona çok şey borçludur’’.

 O ‘’Türk reklamcılık evreninin Big Bang’i dir’’.  

***

 Eli Acıman’ı Türk Reklamcılık Evreninin ‘’Big Bang’’i Sayıyorum

Türkiye’de reklamcılık mesleği, Eli Acıman’ın büyük emek ve mücadele vererek attığı temeller üzerine kurulmuştur.

Reklamveren, reklamcı, reklamcıya iş yapan destek meslekleri, medya, yerel ve genel yönetim kurumları, Eli Acıman’la başlayan bir dolaylı-dolaysız ‘’eğitim’’ almışlar; reklamla yaşamayı kavramışlardır. 

Bir benzetme yapayım, Eli Acıman’ı, Türk reklamcılık evreninin ‘’Big Bang’’i sayıyorum: Eli Acıman’la start alan o evren, bugün geldiği boyutlarıyla, genişlemeye devam edipgidiyor. ‘’Kara Delikler’’e varıncaya kadar bütün öğeleriyle! 

Eli Acıman’dan, öncelikle, ‘’incelikli, seviyeli, temiz’’ ama ‘’ticari görevini’’ gözden kaçırmayan reklamlar yaratmanın önemini ve zevkini öğrendiğime inanıyorum.

Öğrendiğim bir diğer önemli şey de, ‘’reklamcı’’ denen ticaret erbabının (genelde sanıldığının ve yapıldığının tersine), saygın bir meslek adamı gibi davranmasının, yansımasının önemi ve gereği. Reklamcılığa Eli Acıman gibi bir ustanın yanında başlamasaydım, bugün büuük ihtimalle, ‘’reklamveren’’ saflarında olurdum.  

Eli Acıman’ın, ben diyeyim 50 siz deyin 90 başlık üzerinde konuştuktan sonra, şaka yollu ‘’Tamam, şimdi çalışmaya başlayabiliriz!’’ sözünü çerçeveletip asmadım ama, pek çok kez kendi arkadaşlarıma kullanmışımdır.

 Sevgili Eli Acıman, sizi tanımak, benim için büyük bir şanstı. Teşekkür ederim, hep mutlu olmanızı dilerim! 

Haluk Mesci

 İşte Haluk Hocam, bunları demişti Eli usta için. Hafta içinde ölüm haberi duyulduktan sonra, kendisiyle ilgili bazı notlar paylaşıldı internette. Bazılarına denk geldim. Ama Erol Batislam’in önceden hazırlayıp sunduğu su slayt gerçekten hoşuma gitmişti.

Biz büyük ustayı daha da tanımak için artık onu okuyacağız, onun yaptığı işleri inceleyeceğiz, eğer bir köşede bir çırağına denk gelirsek ondan ne kapabilirsek kapmaya çalışacağız.

 Türk reklamcılığının başı sağolsun.

Eli Acıman, umuyorum ki şimdi olmak istediğin yerdesindir…

İlla kreatif (yaratımcı) olacağım demek!

Kreatif olmak ya da olmamak işte bütün mesele bu!

İletişim bilimlerinde (pazarlama, halkla ilişkiler, reklamcılık gibi) bir kampanya fikri üretmeye daha doğrusu tasarlamaya, planlamaya çalışırken kreatif (yaratımcı/yaratıcı) olmak gibi bir mecburiyet yükü yüklenir uygulayıcıların omuzlarına. Gerçekten de doğrudur bu. Düşünsenize her yerin aynı slogan ve tasarıma sahip farklı firmalara ait reklam afişleriyle dolu olduğunu. Gerçek anlamda bir clutter (kirlilik) ve boşa harcanan emekler silsilesi olurdu herhal. Çünkü eğer işiniz bir fikir üretmek ve bunu satmak ya da asıl satıcılara yardımcı olmaksa burada diğerlerinden (fikir üreticilerinden) farklı olmanız şarttır. Ama kimi zaman illa kreatif olacağım diye kendi omuzlarındaki yükü arttırmanız, sizi gerçek fikri üretebilmenizden uzaklaştıracaktır. Bu doğrultuda belki de yapılması gereken en doğru şey bu yükü omuzlarınızdan indirip, azıcık dinlenip, gerçeği görebilmeye çalışmak, ayaklarınızı yere basmaya çalışmanızdır daha doğru tabirle sokağa inip sokağın nabzını tutmaya çalışmaktır. İşte o zaman belki çok kreatif bir kampanya, fikir vb yaratmaktan öte, daha doğru bir kampanya, fikir üretebilmeniz mümkün olacaktır. Tabi bu sözlerim (haşa) ustalara değil ama üniversite sıralarında bu işlerin eğitimini alan arkadaşlarım için çok önemli bir nokta bu. İlk önce brief’e (istenilene) uygun işler yapabilmeyi, tasarlayabilmeyi öğrenebilmek ya da yapmak daha sonrasında yine brief’e bağlı ama içinde payınızın daha fazla olduğu (siz bunu istemiştiniz ama biz bunu da yaptık diyebileceğiniz) işler üretmeyi denemek lazım. Yani çok kastırmayın, rahat olmayı deneyin, emin olun rahat olunca daha iyi işler çıkaracaksınız.

Görsel: http://www.rockcliffeschool.org.uk/external/article/?id=140700 

Üniversitelerde ‘teknik geziler’ genelde yararlı olur…

Üniversite eğitimi bireyin eğitim hayatında ki en önemli dönemlerin başında geliyor. Çünkü genellikle bireylerin hayatlarını devam ettirecekleri meslekler hakkında kendilerinin geliştirdikleri eğitim buralarda veriliyor. Ama okulda ki teknik bilgi eğitimi ile sektörel olarak dışarıda uygulanan teorikler arasında kısmı farklılıklar oluşuyor. Tabi ki bu noktada öğrenci milletinin insanları her zaman eğitim aldıkları okulları ya da onlara ders veren hocaları suçluyorlar. ‘Bunlar bize okulda öğretilmedi ki.’. Evet emin olmak gerekir ki birçok farklı derste alınan 4-5 yıllık bir eğitim içinde hem müfredat içi hem de dışarıdaki her an gelişen sektörünüz ile ilgili her şeyin bize/size öğretilmesi mümkün değil. Bu noktada bizlerin elini taşın altına elini sokması gerekmekte. Kısacası her şeyi devletten beklememek lazım.

Ama okulun da bir görevi olarak eğitimini üstlendiği öğrencilerin sektör ile entegresini sağlamak, işin mutfağında neler olup bitiyor diye göstermek, bir nevi mezuniyet sonrasına gençleri hazırlamak olmalı.

Bizde bu doğrultuda geçtiğimiz hafta içinde İzmir’den İstanbul’a Medya Gezisi adı altında bir teknik gezi düzenledik. Bu gezi bizim gibi Halkla ilişkiler ve Reklamcılık bölümü öğrencileri için bence çok faydalı geçti. Çünkü eğitimini aldığımız Halkla ilişkiler/Reklamcılık ve Pazarlama gibi iletişim bilimlerinin şuan mutfak bölümünde yer alan çok etkin kişiyle aynı masada oturma, otururken de sektörlerin geçmişi/şuanı ve geleceğiyle ilgili çok güzel sohbetler yaptık.

                                                                                                                                                                                 

İlk günün durağı olarak bizim için mabet sayılabilecek bir yere misafir olduk.   Reklamcılar Derneği ve Reklamcılık Vakfı  adına bizi ağırlayan Sevgili Ömür Hanım, Fisun Hanım ve ve Publicis Yorum’dan Meltem Vardar ile çok güzel bir sohbet gerçekleştirdik. Bu adres ilerisi için Relamcı olmayı ya da kendini bu alanda geliştirmek isteyen arkadaşlarımız için  iyi bir başlangıçtı. Reklamcılık sektörünün geçmişi/şuanı ve geleceği ile ilgili, bu dernekten ve vakıftan nasıl faydalanabileceğimiz hakkında, sektörde yapılan yarışmalar ve ülkemizin uluslararası reklamcılık alanındaki yeri hakkında çok verimli bir sohbet gerçekleştirdik. Belirtmeliyim ki; Sohbetimiz ikram edilen kurabiyelerden daha tatlıydı :)

 .                                                                                                             

İkinci günde  ilk önce MARKOM LEO BURNETT  ofisinde Özgün Özkalay’ın ardından ise ZARAKOL İLETİŞİM HİZMETLERİ’nde  usta isim Necla Zarakol’un ofisinde misafiri olduk. Markom Reklamcılığın önemini vurgularken Zarakol iletişim Halkla ilişkilerin önemini vurguladı. Ama Necla Hanım yılların tecrübesi ile daha etkiliydi ki ileride Reklamcı olmayı düşünen bazı arkadaşların bu fikirlerini tekrardan düşünmelerini sağladı. :) Her ne olursa olsun her iki adrestede  bizim için yapılan sohbetin tadı tarif edilemez, öğrendiğimiz bilgilere paha biçilemez. Ev sahipliği için her iki tarafa ve Zarakol’da Necla Hanım’ın yanında çalışan okulumuz  mezunlarından Zeynep Yüksel’e çok teşekkür ederim. (daha fazla…)