TÜHÖP – Türkiye Halkla İliskiler Öğrencileri Platformu

Bugün size geçtiğimiz günler içerisinde ekibine ‘Eğitim Koordinasyon ve Üniversitelerle iletişim Koordinatörü’ olarak dahil olduğum Tühöp yani Türkiye Halkla İlişkiler Öğrencileri Platformunu tanıtacağım. Tanıtmaktan öte sizler için Tühöp kurucularından olan Sevgili Neşe Bektaş ile mini bir söyleşi yapacağım. Ona kendimce küçük sorular soracağım.

Neşe’ciğim Selamlar;

Öncelikle arkadaşlarımıza kendini tanıtabilir misin?

Bendeniz Neşe Bektaş. Kocaeli üniversitesi İletişim Fakültesi mezunuyum. Tühöp’un yönetici kadrosunda başkan yardımcılığı görevini yürütmekteyim. Aynı zamanda Hayal Akademisi Yeni Nesil Marka İletişimi Ajansı’nda çalışmaktayım. Bu alanda eğitim aldığım için ve eğitim aldığım alanda çalışma imkanım olduğu için kendimi en mutlu insanlar arasında sayıyorum ve ileride mezun olacak ya da yeni mezun arkadaşların da aynı mutluluğu yaşaması için bu platform içerisinde yer alıyorum.

Çünkü hayat sevmediğin, mutlu olmadığın bir işi yapmak için çok kısa…

Tühop Nedir?

2010 yılında faaliyete geçen Türkiye Halkla İlişkiler Öğrencileri Platformu, Türkiye’nin bütün iletişim fakültelerinde geniş bir şekilde yayılma imkanı bulan,  her halkla ilişkiler bölümü öğrencisinin bu platformda kendisine göre bir şeyler bulabileceği, akademik bilgilerini uygulamaya geçirebileceği, kendini geliştirmek isteyen her halkla ilişkiler bölümü öğrencisinin kolayca dahil olup kendisini yeniden keşfedebileceği, sektör uzmanlarının ve akademisyenlerinde yer aldığı Türkiye’nin en büyük halkla ilişkiler öğrencileri platformudur.

Tühop Neden Kurulmuş ve Hangi Amaçla İlerlemektedir?

Türkiye Halkla İlişkiler Öğrencileri Platformu, halkla ilişkiler bölümü öğrencilerinin teoride almış oldukları eğitimlerini pratik olarak uygulamalarına teşvik etmek, eğitimlerine destek vermek ve proje hazırlamaları için gerekli motivasyonu sağlayıcı etkinlikler planlamak, örgütlü ve meslek koruyucusu öğrenci topluluğu yaratmak için kurulmuştur. Topluluk vizyon olarak 10.000’den fazla üyesi olan, büyük şirketler ve sivil toplum örgütleriyle işbirliği içerisinde faaliyetler yürüten ve üyelerini bu kurumlarla bağlantıda tutan büyük bir topluluk olan PRSSA’nın Türkiye ayağı olmayı kendine hedef edinmiştir. Topluluk misyon olarak şu an halkla ilişkiler bölümü öğrencisi olan fakat gelecekte yetenekli ve deneyimli iletişimci olma yönünde gayret gösteren halkla ilişkiler öğrencilerine destek olan referans halkla ilişkiler öğrenci platformu olmayı belirlemiştir. (daha fazla…)

Halkla İlişkiler Nedir?

Az önce aklıma bu soru takıldı. Nerden geldi, neden geldi orasını da bilmiyorum açıkcası. Yeteri kadar bu işin akademik eğitimini aldığımı sanıyorum. Zihnimdeki bilgileri hızlıca hatırlamaya çalıştım onlarca tanım geldi aklıma.  Sonrasında bu soruyu bir de google’ye sordum. Önüme onlarca makale düştü. Hızlıca göz attım. Hepsi özetle; ‘halkla ilişkilerin o kadar da küçümsenebilecek bir iş olmadığını söylüyordu’ aslında.

Ama bir sitede yer alan aşağıdaki bölüm çok hoşuma gitti ve sizinle paylaşmak istedim. Dilek Eker yazmış;

- Halkla ilişkiler çalışmalarında yüz yüze iletişim olmakla birlikte, sadece yüz yüze ilişkilerin olduğu çalışmalar halkla ilişkiler değildir.
- Halkla ilişkiler sadece kupür derlemek demek değildir. Ancak Hİ çalışmalarında adına çalışılan kurumla ilgili olarak kitle iletişim araçlarını izleme, kupürler, TV görüntüleri, radyo bantları derleme de yer alır.
- Halkla ilişkiler sadece “Danışma” demek değildir. Eğer halkla ilişkileri yapılan kurum için danışma hizmetlerine gereksinim varsa, bu birim de halkla ilişkilerin konuları arasında yer alır ve halkla ilişkiler birimine bağlıdır.
- Halkla ilişkiler reklam değildir.
Reklam ürün hakkında bilgi vermeyi ve (halkla ilişkilere oranla) kısa vadede satışı hedefler.
Halkla ilişkiler uzun vadede imaj oluşturup kurum kimliğini pekiştirir. Ancak dolaylı olarak satışı da etkiler.-
- Halkla ilişkiler sadece müşteri ile ilişkiler değildir. Ancak müşteri ile ilişkiler halkla ilişkilerin konuları arasındadır.
- Halkla ilişkiler lokanta, restoran, bar gibi yerlerdeki yer göstericilik ya da müşteri çekme eylemi değildir.
- Halkla ilişkiler sadece organizasyon yapmak değildir. Ancak adına çalışılan kurum için yapılan halkla ilişkiler çalışmalarının içerisinde organizasyonlarda yer alır. Ayrıca bu organizasyonların hangi zamanda, hangi konuda, nasıl olması gerektiğine de halkla ilişkiler çalışanları karar verir. (daha fazla…)

Sosyal Medya/Dijital Medya Ajanslarının Sundukları Hizmetler

İletişim sektörü son bir kaç yıldır hem teknoloji hem de içerik anlamında çok hızlı bir değişim içinde. Teknolojideki gelişmeler içeriği dönüştürüyor, içerikteki dönüşüm teknolojinin gelişimini etkiliyor. Son beş yıl içinde internet ve mobil iletişim araçlarındaki gelişmeler karşımıza kendine has özellikleri olan yepyeni bir iletişim platformu çıkardı. Bugün sosyal medya adını verdiğimiz bu platform, alıştığımız, ezberlediğimiz iletişim kurallarını altüst ederek öngörülemeyen fırsatlar ve tehditlerle bizi içine çekiyor. Gazetelerin toplam satış rakamları 20 yıldır 4-5 milyon seviyesinde dolaşırken, ülkemizde sadece Facebook’a üye olanların sayısı 25 milyonu buldu. Durum böyle olunca hem firmalar hem de ajanslar tarafında bu mecra üzerine çalışmalar yapılmaya başladı. Sektör çok kısa sürede büyümeye başladı. Bu zaman zarfında da Sosyal Medya, Dijital İletişim, Dijital Pazarlama, İnteraktif Reklam isimleri altında ki mi zaman birbirine benzer ki m zaman birbirinden farklı hizmetler sunan, ki mi zaman geleneksel iletişim geçmişinden güç alan çoğu zaman ise yeni doğmuş çok yeni ajanslarla karşı karşıya gelmeye başladık. Peki durum böyleyken sizin de merak ettiğinizi düşündüğüm bir konu üzerine bir araştırma yapmak istedim. Bu Sosyal Medya, Dijital İletişim, Dijital Pazarlama, İnteraktif Reklam ajansları müşterilerine ne gibi hizmetler sunuyor, müşterileri ile hedef kitlelerini ne gibi taktik ve uygulamalarla bir araya getiriyorlar. Kendimce işlerini beğendiğim birkaç ajansın hizmetlerini sizlerle paylaşıyorum. Bunlara artı olacak birçok ajans da çok benzer hizmetler ile internet iletişim çözümleri sunmaktalar.

Tick Tock Boom Digital PR & Marketing

  • Dijital PR
  • Online İtibar Yönetimi
  • Dijital Pazarlama
  • Dijital Strateji Danışmanlığı
  • Sosyal Medya Takip & Raporlama & Analiz (daha fazla…)

İzmir Ekonomi Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü

Başlığımızın asıl açılımı İzmir Ekonomi Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler  ve Reklamcılık Bölümü olmalı. Benim üniversite hayatım biraz uzun oldu. Çünkü İzmir Ekonomi Üniversitesi öncesinde önlisans olarak Trakya Üniversitesi (şimdi Namık Kemal) Çerkezköy Meslek Yüksek Okulunda Halkla İlişkiler okudum sonrasında Dikey Geçiş Sınavı ile İzmir’e gidince totalde 6 yıl üniversite okudum. Çoğu kişi bunu duyunca Tıp okusaydın ya bari bir işe yarardı diyor ama ben okuduğum okullardan ve bölümden çok memnunum. Türkiye’de özel ya da vakıf üniversitesi diyeceğimiz üniversitelerin çoğunun öyle köklü tarihleri, oturmuş düzenleri yok ve İzmir Ekonomi Üniversitesi de bunlardan bir tanesi ama önemli olan bunun farkında olup gerek eğitim sistemine gerekse öğrencilere gerekli yatırımları yapabilmekte. Ben burada okuduğum 1 yıl hazırlık 3 yıl lisans eğitimim boyunca bunu gördüm. Her yıl mezun olan arkadaşlar bir sonraki sene okuyan arkadaşları kıskanıyordu açıkçası. Bense bunla nacizane övünebilen biriyim, umuyorum ki İzmir Ekonomi Üniversitesi ve Halkla İlişkiler Reklamcılık Bölümü ileride daha iyi yerlere gelir ve bizde hiç çekinmeden burada okuduk diye göğsümüzü kabarta kabarta gezeriz.

Ben 3 yıl lisans eğitim boyunca aşağıdaki dersleri yanlarında ismi yazan hocalardan aldım;

İntibak Sınıfında

MMC 101 İletişime Giriş  -  Nuran Erol Işık

MMC 220 İletişim Kuramları – Gökçen Karanfil

BA 230 Pazarlama İletişimi – Ebru Uzunoğlu

IUE 100 Akademik ve Sosyal Oryantasyon

SPN 101 İspanyolca I  – Aslıhan Ağdanlı

PRA 202 Kişilerarası İletişim – Nilüfer Pembecioğlu

PRA 206 Halkla İlişkilerin İlkeleri  - Selin Türkel

PRA 204 Reklamcılığın İlkeleri  - Sema Misçi

MMC 102 İletişim Tarihi – Aysun Akan

SPN 102 İspanyolca II – Nigel Ashley

İntibak sınıfı benim için zor oldu, bölüm hakkında mevcut bir bilgi bikrimim vardı ama ben hepsini Türkçe olarak biliyordum ama okulun eğitim dili İngilizceydi. Buna artı olarak İngilizce hazırlık sınıfı okumama rağmen 1. ve 2. Sınıfın dersleri bir arada almam ve 1. sınıftaki tüm derslerin hepsini almamış oluşum beni zorladı açıkçası. Ama yine de tüm derslerden başarılı oldum.

(daha fazla…)

Halkla İlişkiler Ajansı Ne İş Yapar?

Bu aralar yeni işe başlamamla birlikte insanlara/çevremdekilere ne iş yaptığımı anlatmaya çalışıyorum. Neden mi?

Nerede çalışıyorsun diyenlere; ‘Halkla İlişkiler
Ajansında çalışıyorum’ diyorum, bunun ardından gelen soru haliyle, ‘Eee peki ne iş yapıyorsunuz?’  oluyor.  Başlıyorum anlatmaya. Ama eğer sizin aklınızda da ‘Halkla ilişkiler ajansı ne iş yapar’ gibi bir soru varsa bu sorunun cevabını sizler için İDA (iletişim danışmanlığı şirketleri derneği) üyesi bazı ajansların hizmetlerimiz bölümlerinden toplamaya çalıştım. Tabi burada sadece olaya halkla ilişkilerden öte olarak iletişim ilişkileri olarak bakmak daha doğru bi,r başlangıç olabilir. Bir okuyalım bakalım neler var neler yokmuş hizmetler arasında;

BERSAY İletişim Danışmanlığı

Danışmanlık Hizmetleri (İletişim mühendisliği)

  • Stratejik planlama ve ölçümleme
  • Liderlik İletişimi Planlaması
  • Yatırımcı ilişkileri yönetimi
  • Uluslararası projeler danışmanlığı
  • Kurumsal sosyal sorumluluk

Uygulamalı İletişim Çözümleri

  • Pazarlama İletişimi
  • Konu Yönetimi
  • Kriz İletişimi
  • Sponsorluk projeleri iletişimi
  • Kurumiçi iletişim
  • Etknlik yönetimi
  • Finansal iletişim

Online İletişim Danışmanlığı

Effect Halkla İlişkiler

  • Kurumsal İletişim Danışmanlığı
  • Finansal İletişim
  • Pazarlama ve Ürün İletişimi
  • Medya İlişkileri
  • Kriz Yönetimi
  • Sponsorluk Yönetimi
  • Etkinlik Yönetimi
  • Uluslararası Halkla İlişkiler
  • Müşteri İlişkileri Yönetimi (CRM)
  • Interaktif Çözümler
  • Araştırma Hizmetleri

Excel İletişim Danışmanlığı

  • Medya İletişimi
  • Kriz & Sorun Yönetimi
  • İçerik Yaratım & Yönetimi
  • Sosyal Sorumluluk Yönetimi
  • Etkinlik Yönetimi
  • Sponsorluk Yönetimi
  • AB Fonları Danışmanlığı
  • Medikal PR
  • Uzmanlık Alanları
  • Kurumsal İletişim
  • Pazarlama İletişimi
  • İç İletişim
  • Kamu İletişimi
  • Lobicilik

Leo PR

  • Kurumsal iletişim
  • Proje Üretimi ve Yönetimi
  • Sosyal Sorumluluk Projeleri
  • Sponsorluk Yönetimi
  • Kurum İçi İletişim
  • Pazarlama İletişimi
  • Medya İletişimi
  • Medya Eğitimi
  • Kriz Yönetimi
  • Etkinlik Yönetimi
  • Dijital PR
  • Medikal PR

MPR Pazarlama Halkla İlişkiler

  • Pazarlama yönelimli halkla ilişkiler
  • Kurumsal iletişim
  • Kurum içi iletişim
  • Kriz yönetimi
  • Medya ilişkileri
  • Sosyal sorumluluk iletişimi
  • Etkileyicileri etkileme yönetimi
  • Gündem yönetimi
  • Etkinlik ve sponsorlok yönetimi
  • Ölçümleme

Zarakol Halkla İlişkiler A.Ş

  • Medya İlişkileri
  • Etkinlik Yönetimi
  • Kriz ve konu yönetimi
  • Kurumsal ve finansal iletişim
  • Marka pazarlama iletişimi
  • Lobi faaliyetleri
  • Dijital medya iletişimi
  • İç İletişim
  • İtibar yönetimi
  • Sponsorluk yönetimi, KSS / STK projeleri
  • Kurumsal film, video üretimi
  • Basın/Yayın: her türlü baskılı malzeme, sektör dergileri, şirket yayınları, sirküler mektup.

Aslında ne kadar çok iş varmış değil mi sunulan hizmetler arasında ve ben umuyorum ki gelişen iletişim kanalları ile her geçen gün bu hizmet portföyü her geçen gün biraz daha artacak.

İletişimde yerel ajanslar mı yoksa ulusal ajanslar mı?

Sözlerime başlar başlamaz başlığımı bir adım öteye götürmek istiyorum;

Markalar için;

Reklamda yerel ajanslar mı yoksa ulusal ajanslar mı?

Halkla ilişkilerde yerel ajanslar mı yoksa ulusal ajanslar mı?

Pazarlamada yerel ajanslar mı yoksa ulusal ajanslar mı?

Medya satın almada yerel ajanslar mı yoksa ulusal ajanslar mı?

 Geçtiğimiz sene İzmir’de organize edilen Yerel’den Evrensel’e Ulusal Pazarlama İletişimi Kongresinde baştan aşağıya bu konu tartışılmıştı. Ulusal ya da global ajanslar firmalar, markalar iyi işler yapmak istiyorsa bizim kapımıza gelmek zorundalar derken, yerel ajanslar bizler de en az ulusal ya da global ajanslar kadar iyiyiz ama büyük ajanslar bizi bitirmek için ellerinden geleni yapıyorlar, yerel firmalar bizim sayemizde bir yerlere geliyorlar azıcık parayı gördüklerinde soluğu büyük ajanslarda alıyorlar diyorlardı.

 Şimdi yazımı farklı bir boyuta taşımak istiyorum;

Peki ya, yeni mezun iletişimciler için; (daha fazla…)

Sosyal Medya Uygarlığında Pazarlama İletişimi Söyleşisi Ayrıntıları

Bundan bir önceki yazımda (bakınız) aynı etkinliğin hem benim için önemi anlatan hem de duyurum amaçlı bir yazıydı. Sonrasında etkinlik günü geldi, organizasyon gerçekleştirildi üzerinden 5 gün bile geçti. Bu yazımda size aşama aşama bu organizasyonun nasıl gerçekleştirildiğini anlatmaya çalışıp kendimce konuşmacılardan duyduklarımı sizlere aktaracağım.

1. Aşama: Fikri Bulma: Bu etkinlik uzun süredir benim aklımdaydı. Bunu yapmayı amaçlamaktaki niyetim; tüm ana sektörlerde olduğu gibi sosyal medya’nın da İstanbul’dan yönetilmesi ve tüm iyi isimlerin orada olmasıydı ve onları İzmir’e getirip okulumdaki arkadaşlarımla ve İzmir’deki sosyal medya kullanıcılarıyla bilgilerini paylaşmalarını sağlamaktı.

 2. Aşama: Fikri Açıklama: Tabiki fikri bulmakla ya da bir şeye niyetlenmekle iş bitmiyor. Onu hayata geçirmek için çeşitli destekleri yanınızda bulmanız lazım. Ve bende bu doğrultuda böyle bir fikrim olduğunu öncelikle bölüm hocalarıma ilettim. Onların sıcak bakmasıyla ve fikre inanmaları ile yolum bölümüzün organizasyon ekibi olan Şapka Takımı ile birleşti ve kendimizi etkinlik üzerinde çalışıyorken bulduk bir anda. İlk iş okulumuzun konferans salonunu uygun bir tarih için rezerve ettirmemiz ve tarihimizi almamız oldu. 15 Nisan 2011 Cuma 09.00-18.00

3. Aşama: Konuşmacıların ve konuların netleştirilmesi: Ben hocalarıma ve arkadaşlarıma konu hakkında bilgi verirken zaten aklımda belli başlı isimler ve konuşacakları başlıklar vardı ve ben projeyi o isimler üzerinden anlatmıştım. Ama bakalım onlar o tarihte müsaitler miydi? Galiba biraz şanşlıyım iletişime geçtiğim herkes ilk aşamada teklifimi kabul etmişlerdi. Böylelikle şu isimler ve konular ortaya çıktı. Ömer Ekinci – mobil Pazarlama, Sinan Ata – Dijital Reklam, Sevil Mert – Sosyal CRM, Fatmanur Erdoğan – Sosyal Medya ve Kurumsal/Kişisel Markalama, Çiğdem Özkan – Sosyal Medya ve Google ve son olarak Ercüment Büyükşener ve Necla Zarakol – Sosyal medya Halkla ilişkiler. Ben bu isimlerin çoğuyla sosyal medya üzerinden tanışıyordum. Sonradan bu isimler içine, hocalarımızın isteği ile Dost Karaahmetli’de eklendi. (daha fazla…)

İlla kreatif (yaratımcı) olacağım demek!

Kreatif olmak ya da olmamak işte bütün mesele bu!

İletişim bilimlerinde (pazarlama, halkla ilişkiler, reklamcılık gibi) bir kampanya fikri üretmeye daha doğrusu tasarlamaya, planlamaya çalışırken kreatif (yaratımcı/yaratıcı) olmak gibi bir mecburiyet yükü yüklenir uygulayıcıların omuzlarına. Gerçekten de doğrudur bu. Düşünsenize her yerin aynı slogan ve tasarıma sahip farklı firmalara ait reklam afişleriyle dolu olduğunu. Gerçek anlamda bir clutter (kirlilik) ve boşa harcanan emekler silsilesi olurdu herhal. Çünkü eğer işiniz bir fikir üretmek ve bunu satmak ya da asıl satıcılara yardımcı olmaksa burada diğerlerinden (fikir üreticilerinden) farklı olmanız şarttır. Ama kimi zaman illa kreatif olacağım diye kendi omuzlarındaki yükü arttırmanız, sizi gerçek fikri üretebilmenizden uzaklaştıracaktır. Bu doğrultuda belki de yapılması gereken en doğru şey bu yükü omuzlarınızdan indirip, azıcık dinlenip, gerçeği görebilmeye çalışmak, ayaklarınızı yere basmaya çalışmanızdır daha doğru tabirle sokağa inip sokağın nabzını tutmaya çalışmaktır. İşte o zaman belki çok kreatif bir kampanya, fikir vb yaratmaktan öte, daha doğru bir kampanya, fikir üretebilmeniz mümkün olacaktır. Tabi bu sözlerim (haşa) ustalara değil ama üniversite sıralarında bu işlerin eğitimini alan arkadaşlarım için çok önemli bir nokta bu. İlk önce brief’e (istenilene) uygun işler yapabilmeyi, tasarlayabilmeyi öğrenebilmek ya da yapmak daha sonrasında yine brief’e bağlı ama içinde payınızın daha fazla olduğu (siz bunu istemiştiniz ama biz bunu da yaptık diyebileceğiniz) işler üretmeyi denemek lazım. Yani çok kastırmayın, rahat olmayı deneyin, emin olun rahat olunca daha iyi işler çıkaracaksınız.

Görsel: http://www.rockcliffeschool.org.uk/external/article/?id=140700 

Kendimi Halkla ilişkilerde nasıl geliştirebilirim?

Geçtiğimiz günler içinde blogum üzerinden bir mail aldım. Gelen mailde; ‘kendimi halkla ilişkilerde nasıl geliştirebilirim, bana bu konuda neler önerirsiniz?’ yazıyordu. Elimden geldiğince ve bilgim yettiğince maile cevap vermeye çalıştım, sonrasında benzer bir mail daha aldım ve bu konuyu bloguma yazma kararı verdim.

Evet, acaba; ‘kendimizi bir iletişim bilimi olan, kendi içinde büyük bir deniz olan, günümüz işletmelerinin olmazsa olmazı konumunda olan halkla ilişkiler mesleğinde nasıl geliştirebiliriz?

Bu sorunun cevabı aslında o kadar basit değil. Ama elbet bunun da bir yolu vardır. Mesela üniversitelerimizin iletişim fakülteleri bünyesinde 4 yıllık lisans bölümü olarak bulunan, halkla ilişkiler, halkla ilişkiler ve tanıtım, halkla ilişkiler ve reklamcılık, reklamcılık gibi bölümlerden birine girip 4 yıl boyunca buralarda eğitim alabilir ya da gazetecilik, medya ve iletişim, işletme, davranış bilimleri, kamu yönetimi ve benzeri bölümleri bitirip üzerine halkla ilişkiler yüksek lisansı yaparak diplomalı birer halkla ilişkiler uzmanı olabilirsiniz.

Bu kısım biraz uzun ve zor galiba.

Öyle ise işi biraz daha basitleştirmeye çalışayım.

‘Bireysel eğitim’, ‘self education’, ‘bireysel gelişim’ günümüzün en yaygın terimleri içerisinde. Sizde böyle yapabilirsiniz ama göz ardı etmemeniz gereken en önemli durum, halkla ilişkilerin bir ’iletişim’ bilimi olduğu olmalı. Bizim işimiz sosyal bir bilim, yani bir mühendislik, doktorluk ve benzeri işlerde olduğu gibi çok fazla teknik değil. Bu işe de öncelikle bireysel iletişiminizi geliştirerek başlayabilirsiniz. Bir iletişim uzmanının hayatla iletişimi çok iyi olmalı. Mesela öncelikle ‘okumalıyız’ ne bulursak okumalıyız, çünkü bir iletişimcinin en büyük veri kaynağı yaşadığı hayatta olup bitenler ve kendisine ait olan ‘entelektüel bilgi sermayesi’. Buna artı olarak, bir iletişimci; eğlenmeli, gezmeli, yemeli-içmeli hayattan zevk almasını bilmeli. Kısacası hayatta aktif olabilmeli. Aktif olmayan kişinin zihnide durduğu yerde körelecektir. Buna artı olarak elinde birden fazla yazabilecek, okuyabilecek, konuşabilecek kadar bildiği yabancı dilleri olmalı.‘Anadilini’ etkin kullanabilmeli. Vakti zamanında ders notlarımdan ‘halkla ilişkiler uzmanının nitelikleri hakkında’ bir yazı yazmıştım. Orada bazı önemli noktalar vardır. Ama 3-4 yıl öncesinden bugüne baktığımızda birçok gelişme olmuştur. Mesela hayatımıza internet çok hızlı şekilde girmiş ve ‘sosyal medya’ diye bir kavram türemiştir.

Tabi ki bunlarla bitmedi!

(daha fazla…)