Gezilesi Görülesi Kaplıcalar

kızılcahamam termal

  Şifalı sular yurdumuz  her köşesinde rahatça bulabileceğimiz değerler.Ülkemiz bu yeraltı kaynakları bakımından çok zengin aynı ölçüde de tehlike altında sanırsam.Çünkü bu kaplıca yani sıcak su kaynakları genellikle fay hattı bölgelerinden çıkan şeyler.Her neyse bizimde Uzun yıllardır ailecenek yılda en az iki kere olmak üzere yaptığımız kaplıca seyahatlerimiz mevcut.
1- İlki 1995 yılında Kütahya -ılıca kaplıcaları ziyareti ile başladı. Harlek otel olması lazım, o zaman çok güzel bir tesise sahipti bu otel.4yıldızlı bir otel,havuzları,doğal güzelliğiyle gerçekten çocukluğumdan beri unutamadığım bir yer.
2-Daha sonra ki sene Yalova ili Armutlu kaplıcaları, o zaman daha ihlas armutlu tesisleri yapılmamıştı ve bizlerde belediyenin imkanı hali hazırda kısıtlı olmaya devam eden tesislerinde kalmıştık. Bu tesisler halen çalışır durumda fiyatlarının pek pahalı olduğunu sanmıyorum, bu tesislerin hemen yanında 4yıldızlı özel bir otelde mevcut.
3-Bursa merkez kaplıcalarıyla tanışmam da demek 1996 yılına denk geliyor, Marmara bölgesi fay hatları bakımından zengin olduğundan dolayı her yanında böyle kaplıca tesisleri bulunmakta. Bursa da gerek merkezinde gerekse ilçelerinde (mesela oylat) birçok kaplıca tesisine sahip. Ben birkaç kez çelik palas otelinde kaldım burada ki suyun çelik oranı çok fazla olduğu için buraya çelik palas dendiğini söylemişlerdi ve biraz pahalı bir oteldir, yine bu otelin civarında çekirge civarlarında başka kaplıca otelleri de mevcuttur.
4-Şimdi gelelim kuzuluk’a. İhlas firmasının burada da bir kaplıca tesisi var. Apart otel olarak hizmet veren kaplıcanın içinde mevcut birde oteli bulunmakta,küçük birde havuzu var.Burası bir toplu konut sitesi şeklinde tasarlanmış,bel ki 1000 den fazla daire vardır.İstanbul,Sakarya,Ankara,Bursa gibi illere yakınlığından dolayı yaz- kış doludur.Bununla birlikte burada ki oda olarak tabir edebileceğimiz yerler mevcut birer daire şeklinde,içinde çatalına kadar her şey var ve fiyatları da gayet uygundur ki bu fiyatlar yatak başı değil 6kişilik daire başı fiyatlardır. Yazın pek çekilmez çünkü kuzuluk bir ova, çok sıcak oluyor. Ama kışın tadından yenmez.Çok güzel bir çarşısı vardır ve çevrede ki alabalık tesislerinde Türkiye’nin en lezzetli balıklarını yiyebilirsiniz.

  
5-Diğer bir kaplıca bölgemiz de Balıkesir.Ben Balıkesir de ilk önce gönen e gittim,gönen küçük bir ilçe ama çok güzel yapılanmış,otelleri ve tesisleri çok güzel,insanları da çok sıcak.Ailenizle birlikte gezebileceğiniz bir çarşısı,oturup çay içebileceğiniz çay bahçeleri gerçekten güzel.
Balıkesir’de ikinci mekanımız ise Güre kaplıcaları oldu. Güre yazlık kaplıca tesislerimizden birine sahip, hani derler ya önü deniz arkası orman aynen bu şekilde ama birde kaplıcası var. Burada tabi başka oteller filanda var.
6-Sırada Ankara kaplıcaları var.Ben Ankara da ilk olarak Kızılcahamam kaplıcalarına gittim.Kızılcahamam termal tesisleri Türkiye nin en iyi tesislerinden biri.Zaten son yıllarda ak partinin yaptığı kamplarla da adından epeyce söz ettirdi.Burası da apart otel mantelitesine sahip ve birazda pahalı bir yer.Bunun haricinde Kızılcahamam ilçe merkezinde gerek belediyenin işlettiği gerekse özel oteller olmak üzere uygun yerler var.Artı olarak ben Ankara da Beypazarı kaplıcalarına da gittim ama beyter tesisleri pek iç açıcı bir yer değil bide bence imkanlarına göre pahalı sayılabilir.
7-Tabi şimdi İstanbul lu olaraktan kendi memleketimizden bahsetmesek olmaz.İstanbul tuzla içmece tesisleri,İstanbul içindekiler için olmasa da (çünkü gidip gelinebilir) dışardan gelecekler için bence güzel biryer.
8-İzmir Balçova termal tesisleriyle tanımsam ise üniversite için İzmir ekonomi üniversitesine gitmeme denk gelir.Gerçekten çok ama çok güzel bir tesise sahip Balçova termal ama bence haddinden de pahalı ama gidilince pişmen olunmayacak bir yer ki İzmir merkeze otobüsle yarım saat.

ihlas armutlu

9-Ve son olarak yarın da 15günlüğüne gideceğim ve neredeyse açıldığından beri her yıl gittiğim ihlas armutlu termal tesisleri.Aslında armutlu da deniz kıyısında kaplıca suyu yok ama tesis büyük  olunca ilçeden su getirmek kolay oluyor.İhlas armutlu önü deniz arkası orman ve kaplıca gibi özelliklere sahip.Apart otel olarak hizmet veriyor.Yaklaşık 90 metre karelik dairelerde 6 kişi kalabiliyor.Tesis komplike bir site şeklinde içinde ne ararsanız var.İstanbul a kara yolu ile yaklaşık 3saat kadar sürüyor bunun haricinde feribotla ulaşım kolaylığı var.Yazın hem sağlık hem deniz turizmi yapmak için ideal bence.Fiyatları da 5-6 kişi üzerinden hesaplayınca çok pahalıya gelmiyor.Neyse umarım verdiğim bilgiler işinize yarar, saygı ve selamlarımla.

İlhami Atalay sanat galerisi

ilhami atalay

Bugün çok sevdiğim birkaç arkadaşımla küçük bir İstanbul turu yaptık.Gezimiz 11 sularında sultanahmet meydanında başladı,oralarda aklınıza ne kadar yer varsa girdik çıktık.Ayasofya’nın arkasında Aya irini girişinin yanındaki sokaktan girince insanın içini o güzel evler ısıtmaya başlıyor,Rengarenk cumbalı konaklar.Bu sokağın sonunda (gülhaneden girince başında kalıyor) art exhibition,entry free yazan bir mekan gördük mekanın girişi bize geldiği gibi ucube gelebilir ama içeri girmeye başladıkça birbirinden güzel onlarca eserle karşılaştıkca sanata olan aşkınızın artacağından şüphem yok.

ilhami atalay

 

İçerde o kadar güzel yüzlerce binlerce eser vardı ki size gördüklerimin sadece birkaçını burada gösterebilirim.

Peki burası kimin mekanıymış diye bakınınca karşımıza ilhami atalay diye bir isim çıktı.

İlhami Atalay kimdir peki;

1948 Arhavi/Artvin doğumlu. 1972 yılında İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’ni bitirdi. Duvar halıcılığı dalında ihtisas bursunu kazanarak Avrupa’ya gitti. 1973/78 Berlin Devlet Güzel Sanatlar Akademisi ve Tatbiki Sanat Akademilerinde resim ve duvar halısı ihtisasını tamamladı. 1974/75 Fransa’da duvar halısı ve sanat araştırmalarında bulundu. 1975/76 İsviçre’de , İspanya’da Tekstil obje, Duvar halısı ve sanat çalışmaları. 1976 Londra’da sanat araştırma ve incelemelerinde bulundu. 1977/78 Tekstil obje Duvar halısı dalında tez hazırlıkları ve kitap çalışmalarını yaptı. 1981/83 Serbest desinatör olarak çalıştı. 1983 İstanbul’a döndü ve yeniden resim çalışmalarına başladı. 1984 İLHAMİ ATALAY SANAT GALERİSİ’ni açtı ve DİNAMİZM grubunun hazırlık çalışmalarını sürdürdü.

İşte internette İlhami beyle ilgli bu kadar bir bilgiye ulaşabildim.Eğer yolunuz Sultanahmet tarafına düşerse muhakkak uğrayın,galerinin alt tarafında ve terasındada cok güzel cafe ve restaurant var.Bence gidilesi görülesi biyer açıkcası.

ilhami atalay

İLHAMİ ATALAY SANAT GALERİSİ ADRESİ;

Hüdavendigar Caddesi No. 10 Sirkeci İstanbul Tel:0212-520 10 83
Divanyolu Cad. İnciliçavuş Sok.No.29, Sultanahmet, İstanbul Tel 0212 5120713

‘şile’ mmm

şile

Şile hakkında sizlere çok kelime yapmacağım. Ama benim kütüğüm İstanbulun Şile ilçesine kayıtlı,7 göbektir tüm aile ecdadım oralı ve ailemizden rahmetli olanlarda o topraklarda gömülü.

Ben Şileliyim ve Şile’ye gönül verenlerdenim.

Şile İstanbulun iki yakasında bulunan kaçamak noktalarından biri ve en önemlisi nerdeyse,yazın haftasonları günlük nüfusunun köylerde dahil olmak üzere 1milyona yaklaştığı söyleniyor. Ama Şile gerçekten gezilesi görülesi bi yer. Hele bir de yazın festivale denk gelirseniz kimseler dokunmasın keyfinize.

Şile bezi,kabaklı börek,feneri,kalesi,denizi,kumu,balık….

Ben anlatmayayım gidin ve görün.

şile

 

vakti geldiği zaman da şile festivali hakkında geniş bilgiyi sizlere vereceğimden şüpheniz olmasın.

şile

 

Şile hakkında geniş bilgi için

sessiz kalmak (izmir-kızlarağası)

Daracık bir sokağa yerleştirilmiş sehpalar ve çevresine iliştirilmiş yörük işi işlemelerle süslenmiş minderlerin konduğu divanlarla kuşatılan bir kahvehane tasvir edilen. Sabahları üzerinde bülbüllerin şakıdığı ve kahvehaneyi baştan başa kapatan asmanın gölgesinde kurulmak. Zamanın bir anda iki yüz yıl geriye gitmesine sebep; nargilenin marpıcından dağılan koku mu yoksa fincanda pişen kahvenin telvesi mi olduğunun, baş dönmesi ile tespitinin olanak dışı kaldığı bir mekanın kelimelere nakşıdır sunulan.

               Giriş paragrafında tadımlık diye adlandırılan kelimlerin izah ettiği aslında bir cumartesi akşamının özetidir. Şehir; İzmir ve mekan Kızlarağası hanı arkası. Yemekten sonrası rehavetinin esintili bir  yer arayışına ittiği anda kolay kolay akla gelmeyen ama bir nargile bağımlısının  farkında olmadan ayaklarının gittiği mekan kahveci ömer usta kahvehanesi. Güler yüzle karşılayan genç arkadaşların buyur etmesiyle başlayan bir tarih yolculuğu ve belki diğer bir ifadeyle zamanı geri almaca oyunu birazdan ballandıra ballandıra anlatılacak olanlar.

               Asmanın altına kurulan gabardin pantolonlu külhanbeylerinin sırtına yastık konması ve sararmış birkaç yaprağın sehpalardan silinmesiyle okşanır huzurları. Güzel bir esintiyle içeriden ve dışarıdan maruz kalınan çilek, muz ve nane kokusuyla dönmeye başlar nefisler. Ve bergamotlu çayla ıslatılan boğazlar emanet edilir damak zevkine göre hazırlanmış nargilelerin dumanına. Aslında bir çarşının ortasına kurulmuş bir kahvehanenin herhangi bir müşterisi olunduğunun unutulup, içeriden işitilen Türk musikisine eşlik edilir külhanbeyliği edasıyla. Eksikliği hissedilen tesbihlerin yerini doldurur elde çevirilen nargile maşası. Köz istenir çayların tazelenme vakitlerinde ve gelene gidene bakılıp, ufaktan baş dönmesi hissedilir durumu ele vermeme endişesiyle.

               İki bardak çay sonrası paşa kahveleri hazırdır beylerin. Kahvehane dibindeki cami müezininin okuduğu ezan sesine karışan fincan sesleri midir yoksa oryantalist özentisi sohbetler midir büyüleyen? Zaman akar, mideler karışır ve kıvama gelir beylerimizin huzuru. Kalkma vaktinin geldiğini haber verir boş çekilen, közü sönmüş nargileler. Hesaplar ödenir ve çarşının etrafında salınarak yolu tutulur huzursuz mekanların.

              İçilen nargile, esen nane kokulu yel ve sararmış yaprakların donattığı sehpanın insanın içinden götüremediği düşünce; huzur sükunet midir ya da her sükunet huzur getirir mi? Bunca hengamede sessiz kalmak mı gerekir yoksa kaybolan demokrasi ve özgürlük terimlerinin çığırtkanlığını yapmak mı? Bir soru daha; metro için jeton almaya yetecek paramız kaldı mı?

ilber sönmez

kızlarağasına git

halamın sofrası

arkadaslar bikaç gündür tatildeyim,bikaç tane il dolaştım ama son durağım daha öncede defalarca geldiğim adapazarı ili akyazı ilçesi kuzuluk beldesindeki kaplıca bölgesi oldu…bu akşam,aksam yemeğini daha öncede yemek yediğim HALAMIN SOFRASI adı altındaki ev yemekleri yapan yerde yedim.birkaç tane hanım teyzemizin,ablamızın birlikte çalıstırdıkları yerde mantı,gözleme,çig börek,gözleme ve benzeri ev yemeklerini yeme fırsatı var.ve hepside gercekten cok lezzetli…buraya yolunuz düserse bu mekana muhakkak ugramanızı tavsiye ederim… ama benim asıl diceklerim bunlar değil…

bu mekanın duvarında yazan;

SİZE HEM GÖNLÜMÜZÜ, HEM SOFRAMIZI AÇTIK.

TATSIZSA YEMEĞİMİZ, İYİSİNİ YAPARIZ.

BEĞENMEZSENİZ SOFRAMIZI YENİSİNİ KURARIZ.

BİR GÜN BİTERSE AŞIMIZ.

EKMEĞİMİZ SEVGİ OLUR, DOSTLUK OLUR YEMEĞİMİZ

yazı çok hoşuma gitti.altındada eskıgunname yazıyordu…bu yazıyı sizlerle paylasıp sizlerin bu yazı hakkındaki yorumlarınızı almak istedim…bu yazıyı internette arastırdım anca 3tane sitede bulabildim.demekki o kadar meshur bir yazı değil…ama bu basit sayılabilcek olan mekandaki büyük gönüllü insanların müsterilerine bu gözle bakması çok hosuma gitti…evet bakalım artık söz sizde???