Archive for the ‘ gezilesi görülesi gidilesi ’ Category

Yeniden Hello World

Bundan bir önceki yazımın tarihine baktığınızda tam iki ay öncesini göstermekte. Eminim ki blogumu ziyaret eden birçok kişi artık o yazıları görmekten sıkıldı. Evet, iki aydır yazmıyordum, belki birkaç ay daha yazmayacaktım ama bu dönem içinde tekrardan yazmam için birçok dilek aldım, Sevgili dostum Sinan tarafından isteğim dışında bir tema hazırlandı, sırf tekrardan bıdı bıdı yapayım diye! Herkese çok ama çok teşekkür ederim.

 

Ki mi zaman oluyormuş demek ben de yeni öğrendim; ‘Dünya’ya söyleyecek sözlerim var’ diyen insanların bile sözleri bitiyor, dilleri lal oluyormuş. İki ay sonra kürkçü dükkanıma geri döndüm, merak etmeyin bundan sonra yazı yazmaya devam edeceğim ama bir değişiklik olacak yazılarımda, bundan sonra aşk yok, meşk yok, müzik yok, gitar yok, yemek tarifi eklemek yok, kısacası bundan sonra geyik yapmayı bırakıyoruz.

 

 Peki, ne var derseniz; pazarlama, halkla ilişkiler, reklamcılık, medya ve iletişimle ilgili yani üzerine eğitim aldığım konular hakkındaki yazılarım olacak. Yani sizin anlayacağınız artık buralar tatsız tuzsuz olacak ama eminim daha güzel olacak(aramızda kalsın arada bir güncel konulara da değiniriz merak etmeyin). Şu an okuduğunuz yazı blogumda ki birçok kategori için son yazı olacak, bu iki aylık dönemde yaklaşık 200 adet yazıyı sildim blogumdan. Ama bazılarına kıyamadım, kıyamamamın sebebi ise tamamı ile yazıların güzelliğinden çok, çok güzel insanlar tarafından yazılmış yorumları içermeleri. O yorumlar silinmesin diye yazıları da maalesef kaldıramadım. Evet, bugün blog için bir dönüm noktası, aynı benim gibi. Bugüne kadar blogum üzerinden bana ulaşan herkese istekleri doğrultusunda elimden geldiğince yardım etmeye çalıştım. Onlarca teze yardım ettim, çok güzel toplantılara davet edildim ve bunları aslında eğitimi aldığım sektör hakkında pek emek harcamazken yaptım. Bundan sonra tamamen kendi sektörüm hakkında bilgi ve becerilerimi paylaşmaya çalışacağım ve bu doğrultuda tekrardan, elimden geldiğince insanlara yardım etmeye devam edeceğim, umuyorum ki blogum öyle bir hal alır ve kişiler bana bir şey sormadan bu platform üzerinden aradıkları bilgilere ulaşabilirler.

 

Wordpress ile blog açtığınızda ilk yazı olarak, Hello World! Yazısı tamamen deneme amaçlı otomatik olarak sisteme atılır ve ana sayfada görülür, ben de bu yazıma ‘Yeniden Hello World’ başlığını uygun gördüm, umuyorum gerçekten yeni bir başlangıç olsun diye.

 

Herkese şimdiden hoş bulduk diyor, saygı ve selamlarımı sunuyorum…

SocialTwist Tell-a-Friend

Çamlıca Tepesi

 

Benim İstanbul içerisinde en sevdiğim mekanlardan biridir Çamlıca Tepesi. Acaba oraya bir kere gidip sevmeyen var mıdır? Ben en son geçtiğimiz Ramazan ayında çok sevdiğim bir arkadaşımla gitmiştim, ramazan olduğu için bişey yiyemiştik, hala simit borcum var ona :) Dünde bi yerden dönerken annemi yemeğe götürdüm. İnsanın İstanbul’u görmeyi özlediğini bir kere daha anladım. Çamlıca Tepesi de daha önce tanıtıığım Sarıyer Sarı Köşk gibi İstanbul B.Ş.B’si tarafından işletiyor.  Ve şu an laleler ve sümbüller içinde olduğu için bence tüm sosyal tesisler ve İstanbul görülmeye değer.  Bir de büyükşehir belediyesinin işlettiği tüm mekanlarda fiyatlar gercekten çok uygun. Çamlıcada olsun, Fethipaşada olsun, Burun bahçede olsun, Sarıköşkte olsun, çok uygun fiyatlarla karnınızı doyurabilirsiniz. Manzarada bedavaya gelir :) Çalınan müzikler zaten şahane, Türk sanat müziğinin ruhu okşayan nadide eserleri…  Bu arada neredeyse blogdaki tüm fotograflar gibi yukarıdaki fotoğrafıda ben cektim. Yani gözünüze güzel gözüküyorsa bunda benim de parmağım vardır :) Neyse efenim, biz gittik gördük, gezdik tozduk, yedik içtik (aslında paçanga böreği, patlıcan salatası gibi 1-2 şeyin fotosunu da çekmiştim ama şimdi ekleyesim gelmedi) sizlere de tavsiye ederiz. Gidip kesinlikle Çamlıcayı görmelisiniz…

 


SocialTwist Tell-a-Friend

Galata Kulesi – Galata Tower

Evet evet evet, İstanbul’un en akılda kalan, en çok bilinen 3 tane yerini sorsalar, herhal onlardan biri muhakak Galata Kulesi olur. Ben bundan önce gitme fırsatım oldu. İstanbul’u bir de tepeden görmek çok farklı oluyor ama, bana çokta değişik gelmedi açıkcası, çünkü gördüğüm her yerin içinden geçmiş, bir şekilde oralarda yaşamıştım. Ama eğer İstanbul’a az geldiyseniz ve pek bi yer bilmiyorsanız, gerçekten gidilesi bir yer. Giriş ücreti yerli vatandaş için beş tl, turistler için ise 10 tl :)

İstiklal caddesinden aşağıya karaköy’e doğru inerken, önünden gecersiniz ya da bunun tam aksi istikamete giderken. En fazla 20 dakikanızı kendinize ayırıp, İstanbul’a dalmak bence büyük zevk olmalı. Eğer o kuleye merdivenlerden cıkıldıgını sanıyorsanız yanılıyorsunuz, içerde asansör var :) artı olarak balkon kısmı çok dar ve her zaman meraklı turistler tarafından doldurulduğu için, tur atmak pek kolay değil. Ama yine de bu manzara için değer. Hele de yanınızda sevdiğiniz insanlar varsa, değmeyiniz kendi keyfinize. Hayatınızda unutamayacağınız güzel bir anıya adım atmış olursunuz, galata kulesine çıkmakla.

Efenim biz gittik gördük gezdik, bizce gidilesi görülesi ve gezilesi bir yer, siz sevgili dostlarımıza da tavsiye ederiz.

Artı olarak bundan sonra birçok yazının içinde, çesitli sarkılar ekleyeceğim, bu yazımızın sarkısı, Kostas KARAFOTHS’in Hrthes ki Esu (irthes esi) adlı sarkısı beğenmeniz dileklerimle.


SocialTwist Tell-a-Friend

Minyatür TÜRK = miniatürk

Bundan çokta uzun sayılmayacak bi zaman önce, İstanbul’da yaşamama rağmen daha önce hiç gitmediğim ama methini kardeşimden ve birçok insandan duyduğum, minyatür tarihi eserlerimizi içinde barındıran, kültür parkımız miniatürk‘e gitme fırsatı buldum. İnsanın yanında sevdiği insanlarda olunca böyle mekanlar daha bi anlam ve güzellik kazanıyor olmalı ki öyle… İçeride bulunan yüzlerce tarihi eser maketinin neredeyse hepsinin fotoğrafını çektik ama buraya anca bir kaçını koyuyorum.

Devamını okuyun

SocialTwist Tell-a-Friend

Sarıyer Sarı köşk

Bu ara üzerimde ayrı bi üşengeçlik var, blogla ilgilenmiyorum, yazı yazmıyorum vb işte. Ama elimde yazılar olmasına karşın yazamıyorum neyse ama şu an içimden geldi bi gezelim göreli yapalım :)

Mekanımız, İstanbul’da aşık olunabilecek mekanlardan biri olan, Sarıyer- Emirgan civarında bulunan SARI KÖŞK. Bir vesile çok sevdiğim bi insanla birlikte buraya yolum düştü, benim ikinci gidişimdi, daha öncede eniştem götürmüştü açıkcası… Bulabilir miyim, uzak mıdır yakın mıdır derken, Kabataş’tan 25E hatlı otobüse binmek suretiyle yaklaşık 40 dakikalık bir yolculuktan sonra, beşiktaş, ortaköy, bebek, arnavutköy, emirgan gibi İstanbul boğazının inci ve güzide mekanları geçmek suretiyle SARI KÖŞK’e ulaşmak mümkün. Tabi sahsi otonuz varsa bu işlem çok daha kısa ve rahat sürebilir :)

Sarı köşk aynı hidiv kasrı gibi, fethipaşa korusu gibi, boğazı tepeden gören ve gerçekten muhteşem bir manzaraya sahip olan bir mekan. Ve yine bu mekanlar gibi İstanbul büyükşehir belediyesi bünyesinde beltur firması altında hizmet veriyor. Bence herkesin İstanbul’a geldiğinde görmesi gereken bi yer, hele zaten İstanbul içinde yaşıyor fakat hala gitmediyseniz aman aman diyeyim ben size, Bu tesis kendi içinde bir piknik alanına sahip yani çoluğu cocuğu toplayıp burada kendi yaptığınız şeyleri de tüketebilirsiniz ama oraya kadar gitmişim, 3 kuruşun hesabını mı yapacağız derseniz;

 

böyle bir servisle, sarı köşk’ün restaurant bölümünde çok lezzetli yemekler yiyebilir, cafeterya bölümünde çok güzel içecekler tüketebilirsiniz. Hmm artı olarak bu alan içinde beyaz ve pembe olmak üzere 2 tane daha köşk bulunmakta ama biz onlara gitmedik, açıklar mı onu da bilmiyorum ama Efenim biz gittik gördük beğendik, siz sevgili dostlarımızı da tavsiye ederiz.

DİĞER MEKANLAR VE DAHA FAZLA BİLGİ İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ…

SocialTwist Tell-a-Friend

Hidiv Kasrı/tahinli profiterol/türk kahvesi

Benim İstanbul’da en sevdiğim mekanların başında gelir Hidiv Kasrı. Beykoz’da İstanbul’un en güzel tepelerinden birinde kurulmuş bir köşk. Süper bir manzara tarihin derinliklerine. Yazı ayrı kışı ayrı güzel. Anlatılmaz yaşanır derler ya öyle bir mekan burası. Dün akşam bir vesile yolum düştü. Yine her zaman ki gibi, Tahinli profiterol yedim, Türk kahvesi içtim. Aklıma gelen tek bir kişi vardı, keşke yanımda olsaydı diye. Belki bir gün diyorum ama … :( O gelene kadar muhtemelen bir daha gitmeyeceğim buraya, inşallah gelmesi uzun sürmez…

 ..

SocialTwist Tell-a-Friend

Ankara/kuğulu park

Büyükşehirlerde yaşayanlar, hayatın betonlaşmış kalıpları içinde gayet grimsi hayatlar yaşarlar. Grinin soğukluğu onların her anına yansır ve bu yüzendir her belediyenin park ve behçeler müdürlüğü vardır ve her yıl milyarları/trilyonları sırf bu griyi, yeşile,maviye ve coçukların cıvıltısına harcarlar. İstanbul Ümraniye’de Tantavi parkı, Kadıköy’de özgürlük parkı, İzmir Bornova’da büyük park ve Ankara’da Kuğulu park. Ama bu saydıklarım içinde en meşhuru herhal Ankara Kuğulu parktır, haberlerden de hatırlarsınız, soğuktan havuzları donan kuğulara halkın yardım ettiği park. Ankara’nın neredeyse göbeğinde, bi tarafında meşhur Tunalı hilmi caddesi, bi tarafında alabildiğince devlet erkanı. Ortada küçücük bir yeşillik alan, havuzu ve havuzun içinde ki kuğuları, kazları ve ördekleri…

 

Birçok Ankaralı için belki pek bir anlam ifade etmeyebilir. Onlar için sıradanlaşmıştır belki de, aynı benim Ümraniye fahir ilkel (tantavi) parkına bakışım gibi. Geçtiğimiz cumartesi bir vesile kuğulu parka yolum düştü. Kuğulara çizi atma fırsatım oldu. Normalde simit, yeşillik filan veriyolardı ama napalım elimizde çizi vardı :) Kuşları yemledim, aileleriyle gelen minik cocuklarla çizimizi paylaştık. (çizi karşılığı öpücük aldım, beleşe alışmasınlar :) ) İzmir’den Ankara’ya kadar gidilen yolun yorgunluğunu atıverdim,kuğulu parkın güzel musikisi içinde. Cocuklar yemlenen kuşları kovalamada, ihtiyarlar yürüyüşte, aşıklar kaçamakta,simitçi,çaycı ve fotoğrafcı ekmek derdinde. Aslında herkes kendi derdinde. Güzel bir gündü benim için, günüme güzellik katan, bana fotoğraf çektiren çifte, verdiğim çizi karşılığında beni öpen İrem bebeğe, sürekli önümüzden geçen çaycı ve fotoğrafcıya, bana kafa tutarcasına verdiklerimi yemiyen kara kuğuya, oraya gitmeme vesile olan güzelliğe,anlama ve herşeye teşekkür ederim. Hayat yaşanılanlarla, yaşadıklarının değerleriyle güzel. Ben güzel değerlere sahibim.

Uzun lafın kısası, gittik, gördük, beğendik eğer Ankara’ya yolunuz düşerse ya da zaten Ankarada’ysanız, hayattan ve kosusturmadan bıktığınız anlarda burada küçük bir kaçamak yapabilir, kafanızı dinleyebilirsiniz…

SocialTwist Tell-a-Friend

Selçuk/Efes/Şirince gezisi

Evet arkadaşlar şimdik size bu haftasonu yaptığım bi gezi kaçamağından küçük anektotlar sunacağım. Bu aralar böyle bi kısmetle gezme fırsatı buluyorum, geçtiğimiz haftada Denizli/pamukkale/karahayıt gezisi yapıp bunu yazamak.com da yazmıştım. İşte bu haftada kısmet oldu 2 yıldır planladığımız Şirince gezimizi yurttaki bazı arkadaşların baskılarına dayanamayıp gerçekleştirdik. Ne diyelim güzel oldu güzel. Böyle bol resimli az yazılı postlar atmak genel olarak bayan arkadaşların özelliği, ama bir kere de biz yapalım, canımız çıkmaz ya. Şimdik efenim; Selçuk/efes ve şirince İzmir il sınırları içinde kalan yerler. Biz normalde Bornova’da yaşıyoruz. Gezimize otogardan başladık. Bornova’dan Selçuk’a gitmek yaklaşık 1 saat sürüyor ve ücreti 8 ytl.İşte otogardan saat 9da Selçuk arabasına bindik. İlk planımız direk Şirince’ye gitmekti ama ben yolda Efes’ede gidelim deyince tüm plan değişti.Gittik söför abimizden biraz bilgi aldık ve o da bizi tasdik etti. Önce Efes sonra Şirince yapma kararı aldık.

İlk durak olarak merkez Selçuk’ta indik, karnımız zil çalıyordu, hemen otogarın karşısında ki Atatürkçü düşünce derneği çay bahçesine oturduk.Yanımızda getirdiğimiz nevale (cevizli börek,gevrek,biskrem) yi çaylarla birlikte bi güzel midemize indirdik, karnımızı doyurduk.

Akabinde ve detayında vira bismillah deyip koyulduk yola Efes’e gitmek için. Selçuk efes arası yaklaşık 3 km. İşte ister minibüs ile ister yürüyerek bu yolu katetmek mümkün ve biz yürümeği seçtik ve kesinlikle pişman değiliz.Çünkü Selçuk’un eski belediye başkanlarından birinin diktirdiği dut ve çınar ağaçlarından oluşan çok güzel bir ağaçlı yolda yaklaşık yarım saat yürüme ve bol bol fotoğraf çektirme fırsatı bulduk.

Devamını okuyun

SocialTwist Tell-a-Friend

Küçük Çamlıca Tepesi

Dün akşam evde tek başımaydım. Tabi akşam vakti geldi çattı, inceden acıkmaya başlamıştım ki ablam aradı ve Erdal hadi kop gel yemeyi dışarda yiyelim dedi. Meğersem eniştemde evde değilmiş. Akabinde hazırlanıp ablama gittim,ümraniye çarşıda birşeyler yedik. Sonra tatlı yemeğe,kahve içmeğe nereye gidelim derken, haydin küçük çamlıcaya gidelim dedik. Ben liseyi acıbademde okuduğum için, küçük çamlıcaya her ne hikmetse pek alışamadım. Birçok arkadaşımı büyük çamlıcaya,fethipaşaya, hidive götürmüşümdür ama küçük çamlıcaya hiç gitmedik neredeyse. Velasıl kelam. Gittik, gördük, beğendik. Görmeyeli büyük şehir baya toparlamış oraları. Küçük çamlıcadan boğaz,köprüler,kısmi olarak İstanbul ve adalar manzarası eşliğinde,kahvemizi içtik tatlımızı yedik. Sizlerde arada bir böyle kaçamak yapmak isterseniz. Burası tavsiye edilebilitesi olan bir yer. Gidilmesi, görülmesi lazım.İşte mekanımızda aşağıdaki resimde ki yer. Ve bu köşkten enfes bir İstanbul seyri.                                     Ne dersiniz hoş olmaz mı??

küçük çamlıca köşkü
küçük çamlıca köşkü

Buranın işletmesini İstanbul Büyük Şehir Belediyesinin BELTUR şirketi yapıyor. Şirketin sitesinden diğer tesisler hakkındada bilgi alabilirsiniz. Hidiv, Paşalimanı, Sarı Köşk vb. site için tıklayınız

SocialTwist Tell-a-Friend

DESTEKLEYENLER

DESTEKLİYORUM