Sevgili Gençler Sizler Ülkemizin Aydınlık Geleceğiniz

Geçtiğimiz günlerde neredeyse ülkemizdeki tüm eğitim kurumlarında 2010-2011 eğitim öğretim sezonu açıldı. Bende hali hazırda üniversite öğrencisi olan biriyim yaklaşık olarak 18 yıldır da öğrenciyim. Geçtiğimiz sene içinde blogumda; ‘Üniversite’yi kazandık ya sonrası’ diye üniversite öğrenciliği hakkında bir yazı yazmıştım. Bu senede yine benzer bir yazı yazma fikrim vardı ama bugün okula gittiğim de İzmir Valiliğinin okulumuzda açtığı standın önünden geçerken, görevli yanına çağırdı ve bir şeyler anlatmaya başladı, derken elime İzmir Emniyet Müdürlüğü’nün hazırladığı bir dosyayı tutuşturdu ve ’Lütfen! İçinde yazanları okur musun?’ dedi. Okuldan dönerken yolda dosyaya göz attım ve bu dosyanın içeriğinin bir bölümünü sizlerle paylaşmaya karar verdim. Yanda fotoğrafını gördüğünüz el ilanı; genel olarak terörist faaliyetler hakkında bilgiler veriyor ve gençlerin bu konuda dikkatli olmasını tembih ediyor. Okumaya devam et “Sevgili Gençler Sizler Ülkemizin Aydınlık Geleceğiniz”

Üniversitelerde ‘teknik geziler’ genelde yararlı olur…

Üniversite eğitimi bireyin eğitim hayatında ki en önemli dönemlerin başında geliyor. Çünkü genellikle bireylerin hayatlarını devam ettirecekleri meslekler hakkında kendilerinin geliştirdikleri eğitim buralarda veriliyor. Ama okulda ki teknik bilgi eğitimi ile sektörel olarak dışarıda uygulanan teorikler arasında kısmı farklılıklar oluşuyor. Tabi ki bu noktada öğrenci milletinin insanları her zaman eğitim aldıkları okulları ya da onlara ders veren hocaları suçluyorlar. ‘Bunlar bize okulda öğretilmedi ki.’. Evet emin olmak gerekir ki birçok farklı derste alınan 4-5 yıllık bir eğitim içinde hem müfredat içi hem de dışarıdaki her an gelişen sektörünüz ile ilgili her şeyin bize/size öğretilmesi mümkün değil. Bu noktada bizlerin elini taşın altına elini sokması gerekmekte. Kısacası her şeyi devletten beklememek lazım.

Ama okulun da bir görevi olarak eğitimini üstlendiği öğrencilerin sektör ile entegresini sağlamak, işin mutfağında neler olup bitiyor diye göstermek, bir nevi mezuniyet sonrasına gençleri hazırlamak olmalı.

Bizde bu doğrultuda geçtiğimiz hafta içinde İzmir’den İstanbul’a Medya Gezisi adı altında bir teknik gezi düzenledik. Bu gezi bizim gibi Halkla ilişkiler ve Reklamcılık bölümü öğrencileri için bence çok faydalı geçti. Çünkü eğitimini aldığımız Halkla ilişkiler/Reklamcılık ve Pazarlama gibi iletişim bilimlerinin şuan mutfak bölümünde yer alan çok etkin kişiyle aynı masada oturma, otururken de sektörlerin geçmişi/şu anı ve geleceğiyle ilgili çok güzel sohbetler yaptık.

İlk günün durağı olarak bizim için mabet sayılabilecek bir yere misafir olduk.  Reklamcılar Derneği ve Reklamcılık Vakfı  adına bizi ağırlayan Sevgili Ömür Hanım, Fisun Hanım ve ve Publicis Yorum’dan Meltem Vardar ile çok güzel bir sohbet gerçekleştirdik. Bu adres ilerisi için Relamcı olmayı ya da kendini bu alanda geliştirmek isteyen arkadaşlarımız için  iyi bir başlangıçtı. Reklamcılık sektörünün geçmişi/şuanı ve geleceği ile ilgili, bu dernekten ve vakıftan nasıl faydalanabileceğimiz hakkında, sektörde yapılan yarışmalar ve ülkemizin uluslararası reklamcılık alanındaki yeri hakkında çok verimli bir sohbet gerçekleştirdik. Belirtmeliyim ki; Sohbetimiz ikram edilen kurabiyelerden daha tatlıydı 🙂

İkinci günde  ilk önce MARKOM LEO BURNETT  ofisinde Özgün Özkalay’ın ardından ise ZARAKOL İLETİŞİM HİZMETLERİ’nde  usta isim Necla Zarakol’un ofisinde misafiri olduk. Markom Reklamcılığın önemini vurgularken Zarakol iletişim Halkla ilişkilerin önemini vurguladı. Ama Necla Hanım yılların tecrübesi ile daha etkiliydi ki ileride Reklamcı olmayı düşünen bazı arkadaşların bu fikirlerini tekrardan düşünmelerini sağladı. 🙂 Her ne olursa olsun her iki adreste de  bizim için yapılan sohbetin tadı tarif edilemez, öğrendiğimiz bilgilere paha biçilemez. Ev sahipliği için her iki tarafa ve Zarakol’da Necla Hanım’ın yanında çalışan okulumuz  mezunlarından Zeynep Yüksel’e çok teşekkür ederim. Okumaya devam et “Üniversitelerde ‘teknik geziler’ genelde yararlı olur…”

Öğrencinin yüreğine dokunmak

Eğitim hayatımda bu sene içinde yaklaşık 17. senemi kutluyorum. Çok güzel okullarda, çok iyi hocalardan eğitim aldım. Şimdiye kadar ne kaldığım bir ders ne de herhangi bir sebepten dolayı atıştığım, kavga ettiğim bir hoca hatırlarım. Demek ben de az da olsa iyi bir öğrenciyim. Malumunuzdur şu aşamada iletişim bilimleri üzerine eğitim almaktayım. Burada iletişim nedir? Sorusunu sormak isterdim ama kanımca gerek yok, on yedinci eğitim yılım dedim, üniversitede beşinci senem ve ben bu sene ilk defa bir hocamdan bir mektup aldım. Hocamız yaklaşık 100 tane öğrencisini de üşenmeyip tek tek el yazısı ile mektup yazmış. Mektupların içeriğini bilmiyorum ama benim aldığım mektup içerisinde yaklaşık 4 aylık dönem içerinde hocamın benim hakkımda edindiği bilgileri derlediği, bana geleceğim konusunda fikirler verdiği, en önemlisi bu dönem içinde bana göre beni çok iyi incelediği izlenimini veren bir yazı içeriği var. İşte yukarda ki sorunun cevabı bu, yani iletişim bu!

Okumaya devam et “Öğrencinin yüreğine dokunmak”

Üniversite’yi kazandık ya sonrası…

İlim ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsin
Ya nice okumaktır
                            Yunus Emre

 

Evet 2009 üniversite sınavında başarı gösterip özel/devlet lisans/önlisans bir bölümüne yerleşen ve Ekim ayından itibaren üniversite öğrencisi olma zevkini tadacak tüm arkadaşları tebrik ederim. Bu ülkemiz standartları açısından büyük başarı, bilhassa iyi üniversitelerin iyi bölümlerini kazandıysanız ya da kendi istediğiniz bölümde okuma imkanını elde ettiyseniz ne mutlu size.

Şimdi üniversiteliniz, peki bunun sonrası???

Ne yapmayı planlıyorsunuz? Üniversite deyince aklınıza nasıl bir sistem geliyor? Önünüzdeki 4-5-6 yılı nasıl değerlendirip, gerçek er meydanı olan kendi hayatınızı nasıl devam ettirmeyi planlıyorsunuz?

Size kıpkısa bir cümlem var; ‘Her şey kendi elinizde’.

Üniversiteyi evrensel kent olarak tanımlıyoruz. Birçoğunuz yıllardır yaşadığınız yerlerden başka şehirlere gidecek, birçoğunuz ilk defa evinden ayrılacak, yurtta kalacak, ya da ev kiralayacak. Birçoğunuzun adını ilk defa duyacağı ilçeleden gelen arkadaşları olacak. Bunlar çok güzel heyecanlardır.

Ben sizlerden çok büyük biri değilim, nacizane 4yıldır üniversitede okuyan bir arkadaşınızım. Saolsunlar, birçok kardeşim bu dönem içinde bana bazı şeyler sordular, ben de elimden geldiğimce onlara yardım ettim, tercihler yaptık, çok güzel yerlere yerleştik. Akabinde gelecek yıllar hakkında yol haritası planladık/konuştuk/tartıştık.

Şimdi kelimelerim yettiğince sizlerle de bazı şeyler paylaşmak istiyorum.

Öncelikle; ‘ sen yenisin galiba ‘. Yukarda da dediğim gibi. Artık lise hayatınız bitti. Evrensel kente hoşgeldiniz, 81 ilin 3000 küsür ilçenin kısacası yurdumuzun her noktasın gençlerin bir araya geldiği bir şehir burası. Hertürlü insanı/düşünceyi/ideolojiyi/kültürü/örfü adeti .. vb.. burada görebileceksiniz. Muhtemelen ilk sene birçoğunuz hazırlık sınıfı okuyacaksınız, bu sene gerçekten tam bir hazırlık olacak, her konuda yeni şeylere alışmaya çalışacaksınız. Bu konuda size Allah yardımcınız olsun diyorum. İlk sene, üniversite hazırlık sınıfları, tabirim caizse balayı niteliğindedir. Bu sene içinde, öncelikle yerleştiğiniz bölümü/üniversiteyi, şehri, arkadaşlarınızı iyi tanımaya çalışın. Çünkü önünüzdeki 4-5yıl artık burada yaşayacaksınız. Okumaya devam et “Üniversite’yi kazandık ya sonrası…”

içim dışım,önüm arkam,sağım solum ‘sınav’

Evet şu an saat 02:12 ve ben kendimce ders çalışmaya çalısıyorum. Uzun süredir bloguma yazı yazamıyordum, bu saatte içimde geldi ve yazıyorum. Yarın introduction to communication (iletişime giriş) sınavım var. Bu sene eğitim hayatımda 16. senem. Şimdiye kadar kaç bin tane sınav oldum bilmiyorum. Ama 2 tane öss, 2 tane dgs, 2 tane profiency, 1 tane lgs, 1 ehliyet sınavını unutmuyorum, hepsini birer kere kazandım ya da gectim. Şimdiye kadar hazırladığım ve unutamadığım tek ödev ise çerkezköy’de okurken hazırladığım, kamu kurum ve kuruluşlarında halkla ilişkiler adlı tezim. Neredeyse 1 ay uyumadık arkadaşlarla. Bunca dersin, bunca senenin, bunca sınavın üstünde bir de bu dünyaya imtehan için gönderildiğimiz geliyor aklıma ve git gide küçülüyorum. Omuzlarım bu yükleri taşıyamayacak gibi geliyor ama Güçlü olmalısın erdal diye kendi kendimi tatmin ediyorum.

‘Acı yok rocky acı yok’

‘Acı yok erdal acı yok, hayat bir koşuşturma ve bize güçlü olmak düşer’

Üniversitelerde özgürlük…

Bundan bir süre önce gördüğüm bir blog-site ,bir süre önce derken 4-5ay öncesi.

Sitenin başlığı

Öğrenci Özgürlük Manifestosu .

Ülkemizde ki birçok üniversiteden binlerce öğrencinin imzası var bu manifestonun altında. Sözde değil özde özgürlük isteyen binlerce Türk gençinin imzası.

Üniversite Öğrencilerinden Kamuoyuna;
“Bizler üniversite öğrencileri ve geleceğin siyasileri, hukukçuları, eğitimcileri ve bilim adamları olarak son günlerde üniversitelerdeki kılık kıyafet tartışmalarını yakından takip ediyor ve üzüntüyle izliyoruz. Yıllardır yasaklar yüzünden ülkemizde nice beyinler yok sayılmış ve göç ettirilmiştir. Ülkemizin, Ulu önder Atatürk`ün hedef olarak belirlediği çağdaş uygarlık seviyesine ulaşması ve üniversitelerimizin dünya çapında başarılar kazanması için “üniversite” yani “evrensel olma” anlayışıyla örtüşmeyen “kılık-kıyafet yasağı”nın, öğrenci arkadaşlarımızın eğitim hakkını engellemeyecek şekilde düzenlenmesini istiyoruz.
Demokratik bir ülkede yaşıyor ve bu demokratik kazanımlardan faydalanmanın herkesin hakkı olduğunu düşünüyoruz.

diye de bir açıklama yapmış bu arkadaşlar. Bende üniversitelerde yerleştirmelerin tamamlandığı, yeni eğitim yılının açılmasına sayılı günlerin kaldığı şu zamanda bende tekrardan bu konuyu buradan gündeme getirmek ve ÜNİVERSİTELERDE ÖZGÜRLÜK demek için bu yazıyı burada sizlerle paylaşmak istedim.

Ve üniversitelerde özgülük manifestosunu bende buradan imzalıyorum.

Erdal Erdoğdu (izmir ekonomi üniversitesi)

Eğer sizlerde bu manifestoyu imzalamak,bir nebzede olsun çorbada benimde tuzum olsun ve üniversitelerde özgürlük demek için bu manifestoyu imzalamak isterseniz.Grubun kendi sitesini lütfen ziyaret ediniz.

ÖĞRENCİ ÖZGÜRLÜK MANİFESTOSU

gönül köprüsü projesi

Televizyon seyrederken bazı reklamlar ile  karşılaşıyorsunuz, turkcell bazlı bu reklamlarda ki bazı replikler şu şekilde;

– Ben hiç deniz görmemiştim oysa ne kadar büyükmüş.
– Ben hiç tarla görmemiştim aynı deniz gibiymiş.
– Ben hiç inek sağmamıştım meğer ne kadar zevkliymiş.
– Benim başka şehirden hiç arkadaşım olmamıştı oysa ne güzel bir duyguymuş.

İşte bu replikler gönül köprüsü projesinde ki çocuklara ait sözler. Bu proje kapsamında ülkemizin çeşitli bölgelerinden orta 2- 3. ve lise 1- 2. sınıflarından çeşitli özelliklerde 100 bin öğrenci seçilmiş. Bu özelliklerin en başında başarılı olmak ve hiç şehir dışına  çıkmamak var. Doğu bölgelerimize baktığımızda üniversite için şehir dışına çıkmak  ya da bir daha dönmemek üzere göç etmek haricinde birçok erkek çocuğu bile sadece vatani görevleri için köylerinin dışına çıktığı düşünülürse zaten oranın büyüklüğünü anlayabilirsiniz.  Bu projede 50 bin öğrenci doğudan batıya, 50 bin öğrencide batıdan doğuya götürülmüş. Yol masraflarının tamamı turkcell tarafından karşılanırken, şehirlerde ki tüm masraflar ise başta milli eğitim müdürlükleri olmak üzere mülki idare tarafından karşılanmış. Ve bu sayede resimlerde görülen,şiirlerde okunulan,taşı toprağı altın diye anlatılan birçok yer asıl sahipleri tarafından bu ülkenin geleceği olan bu ülkenin evlatları tarafından gezilmiş,görülmüş oldu.

Bu projenin önemi o kadar büyük ki acaba anlatmaya kelimelerim yeter mi bilemem. Neden mi? Yıllarca bu ülkeyi ikiye bölmüşler Ankara’dan doğusu ve Ankara’dan batısı diye. Öyle ki son 25 yılda Siirt ilimize cumhurbaşkanı gitmemiş. Ama biz onlara sizlerde bu ülkenin evlatlarısınız, sizinde batıdakilerden bir farkınız yok diye masallar anlatmışız. Diyarbakır, Van, Bitlis ve diğerleri… Onlara Çanakkale de 250 bin şehit verdik demişiz ama onlar sadece orayı resimlerde görebilmiş, Van a doğunun Paris’i demişiz ama batılılar Van’ı gölünde ki canavarıyla bilmiş. Okumaya devam et “gönül köprüsü projesi”

Namık Kemal Üni. Çerkezköy Meslek Yüksek Okulu

Evet arkadaşlar malumunuz öss oldu sonuçlar açıklandı. Kiminiz bu sınavda başarılı oldu kiminiz daha az başarılı oldu. Neyse konumuz bu değil. Eğer öss puanınız sonucunda eğer 2yıllık meslek yüksek okulu yazmayı planlıyorsanız ve bu okulun adı Namık Kemal Üniversitesi Çerkezköy Meslek Yüksek Okuluysa, benim size bu konuda bazı söyleyeceklerim var ve bunlar size orası hakkında azda olsa bilgi verecektir.

Öncelikle Ben o okula 2005 yılında girdim o zamanlar okul Trakya Üniversitesine bağlıydı ama 2006 yılında Trakya Üni. 2ye ayrıldı ve Tekirdağ bölümü Namık Kemal Üniversitesine bağlantı. Çerkezköy Tekirdağ’ın bir ilçesi ama neredeyse Tekirdağ’dan büyük. İstanbula yaklaşık uzaklığı 140 km civarı bu yakınlık sizin için büyük fırsat çünkü her haftasonu istediğiniz takdirde eğer İstanbulda oturuyorsanız eve gidip gelebilirsiniz. Bununla birlikte Çerkezköy sanayi bölgesi bir alan. Yaklaşık 600 tane büyük fabrika var,buda haliyle bölgeye göçü arttırıyor. Yerliden çok yabancı var dersek çok daha doğru olur açıkcası. Eğer çok fazla gezme tozma meraklısıysanız bence orda çok sıkılabilirsiniz. Ama sineması, bowling salonları  var, küçük dediysek o kadar da değil 🙂

Okula gelince,

Çerkezköy meslek yüksek okulu küçük bir okul, eskiden tekstil,halkla ilişkiler ve büro yönetimi olmak üzere 3bölüm varmış ama benim okuduğum dönemde tekstil yoktu. Okul 2 bölüm üzerinde hizmet vermektedir tabi bizim son senemiz de ki söylentiler gerçekleşip yeni bölümler açılmadıysa. Bu bölümler halkla ilişkiler ve büro yönetimi ve sekreterlik ve okulda genel olarak 1. ve 2. sınıf olmak üzere maksimum 200 öğrenci bulunmaktadır. Bunun avantajı arkadaşlık bağları sağlamdır, dejavantajı çok fazla dedikodu olur.

Meslek yüksek okullarının genelinde bir kadro sıkıntısı mevcuttur, bundan dolayıdır, bir hoca birden fazla derse girecektir. Derslerin konuları değisse bile bu size bir can sıkıntısı yaşatabilir ama derseniz,eğitim kalitesi nedir diye? Bizde bunları yaptığımız stajlarda ki ortamlarda gördük, 2yıl boyunca öğrenmediğiniz şey kalmayaca, o kadar çok görceksiniz ki bunlar birbirine karışacak ve derslerden boğulacak gibi olcaksınız. Aslında bu bütün 2 yıllıklarda görülesi birşey çünkü 4yılda alınacak tüm dersler az az olmak üzere 2yılda alıyorsunuz ve Çerkezköyde ki hocalar bu konuda size baya yardımcı olacaklar.

Akabinde ve detayında çerkezköy merkezde kalabileceğiniz özel yurtlar mevcut değil, yüksekögrenim yurdu ise çerkezköy merkezden ve okuldan yaklaşık 6km ilerde ki karaağaç kasabasında ve burada saray meslek y.o öğrencileri ile birlikte kalınıyor. Yurt ortamı güzeldir, etliye sütlüye pek karısmazsanız ordan zevk alabilirsiniz.

Bunların haricinde oraya gittiğinizde mümkün oldukça aynı otobüs firmasını kullanın, aynı kebaçıya gidin (gökhan abinin yerine gidebilirsiniz, şanlıurfa kebap ın eski şef garsonu, bize çok yardımı olmuştur) aynı internet cafe ye gidin, bunları dememin nedeni kendinize küçük de olsa bir çevre oluşturmanız,böylece orayı daha çabuk seversiniz aksi halde orda yalnız kalırsanız benden söylemesi orası çekilmez biryer olur size.

Çerkezköy meslek yüksek okulu bence yazılası ve okunulası bir yer. Ama takdir sizindir.

Bir dikey geçis sınavı ardından…

13 temmuz 2008 tarihi itibarı ile 2008 dikey geçis sınavı (dgs) nı olmuş bulunmaktayız. Daha önce bu yaşıma kadar olduğum sınavların beni yorduğuyla ile ilgili bir yazı yazmıştım.  Bunun haricinde bu sayfada ki başlıklardan birinde de dgs ile ilgili birşeyler yazmıştım. Neyse artık girdik, çıktık, hakkımızda hayırlısı demekten başka birşey gelmiyor şuanda aklıma. Aslında bu benim dikey geçis sınavına ikinci girişimdi, geçen sene izmir ekonomi üniversitesine yerleşmitim, bu sene tekrardan belki daha iyi bir yer olur diye girme kararı almıştım. Sınava son 15gün kala az biraz çalışmaya çalıştım, artık ne kadar olduysa.

dgs

Ben sınava evde kendi başıma hazırlanmaya çalıştım, bunun içinde güvender (konu anlatımlı), tasarı soru bankası ve selim kitapevi yayınlarının hazırladığı dgs kitaplarında azda olsa yararlanmaya çalıştım. Tasarı ve güvender zaten soru kitapçılığı yönünde gerçekten çok başarılılar. Neyse lafı çok uzatmak istemiyorum. Artık sonucunda göreceğiz bakalım hakkımızda hayırlı olan neymiş.