veren el alan elden üstündür

Evet arkadaşlar başlığımıza baktığımızda dilimiz de çok kullanılan ister deyim diyelim ister atasözü diyelim bir söz var.

Benim dualarım vardır,benim çekinmeden Rabbime savurduğum,bıkmadan usanmadan O ndan istediğim şeylerin içinde bulunduğu dualar.

Bunlardan biri de; ‘Rabbim veren el alan elden üstündür,beni veren elli kullarından eyle’ dir. Niye mi böyle bir dua? Çünkü insanlarla birşeyleri paylaşmayı,onlara birşeyler ikram etmeyi,eğer gerekiyorsa onların ihtiyaçlarını karşılamayı,eksikleri takviye etmeyi çok seviyorum. Böyle bir hayat kurmaya ve bu şekilde de devam etmeye gücüm yettiğince devam etmeye çalışacağım Rabbim izin verdiği sürece.

Ben sizlere de böyle dualar etmeyi tavsiye ederim,gücümüz yettiğince paylaşabilmeliyiz elimizdekileri israf etmeden tabiki de cimrilik bize yakışmadığı gibi bonkörlükte (israf) bize yakışmaz. Olaya bu açıdan yaklaşmak lazım.

Yaradanın hepimizi veren elli,eli ve gönlü açık kullarından etmesi dileklerimle.

mekanlarımız ve sohbetlerimiz

Evet gençler,nasılsınız bakalım? Umuyorum ki ben ortalarda yokken arkamdan işler çevirmiyorsunuz 🙂 Aramızda ögrenci olanlar,genel olarak toplu taşıma araçlarını kullananlar yada kamuya açık olan (belediye,hastane vs ) yerlerde nadirende olsa sıra bekleyenleriniz varsa el kaldırsın. Bu yazıda yukarda saydığım mekanlarda karşılaştığımız bir sorun demeyeceğim ama genelde biz gençler olarak sıkılmamıza neden olan bir durum olarak değerlendirebileceğimiz bir konu hakkında birşeyler yazcam. Otobüste,hastanede… biyerde otururken yanımızda ki bizden yaşlı olan kişinin,memleketin neresi evladım senin,burada ögrencimisin, (eğer bayansa ay kıyamam canın cıkmış bu sıcakta,bu yaşta çalışıyormusun sen) gibi monolog yaşamdan dialoga geçme çalışmalarının başlangıç sorularıyla karşılaşırız. Benim için büyüklerle sohbet etmek her zaman büyük zevk vermiştir. Bilmem bilirmisiniz ‘şey edibali,osmanlı kurucusu osman bey’e verdiği nasihat mektubunda da rahmetin büyüklerle birlikte olduğunu özellikle nasihat etmiştir’. Ayrieten gerek saygıdan dolayı gerekse inaçlardan dolayıda yaşlılara umursamazlık cinsinden bir terbiyesizlik yapmak bizlere yakışmaz. Özellikle ben kendime yakıştırmam çünkü eğer nasipse birgün bizde ak saçlı ak sakallı pamuk şeker kıvamında yaşlı insanlar olacağız. Ama son 2 seferde karşılaştığım insanlar gerçekten canımı sıkan dialoglar yaşattılar bana.Bunlardan ilki geçtiğimiz günlerde hastanede muayene sırası beklerken karşılaştım,çok güzel bir amcamız sen burda öğrencimisin diyerekten sohbete girdi ve sohbet geldi ‘sosyal güvenlik yasasına’ dayandı. Amcamı bıraksanız bu ülkeyi 2 dakikada kurtaracak ama amce bey ne konuştuğundan haberi var ne söylediklerinden,2-3 tane cevap verdim kendisine,verdiği soruları açıkladım,güzel oldu kıvamına geldi yolladım kendisini ama sonra bir dışarı cıktım geldim,baktım ki başka bir gençin yanına oturmuş yine ama yine aynı şeylerden bahsediyor,bi de beni görünce utandı. İkinci olayda otobüsle İzmir’den İstanbul’a gelirken gerçekleşti. Bu sefer ki kahramanım 40 yaşlarında ama o na kalsa Türkiye tarihini baştan aşağı yaşamış bir abimiz.Burda da konu otobüste ki host’tan memlun  kalmamaktan açıldı ve siyasi devrimler,ne ak partisi ne cumhuriyet dönemi kaldı ki tüm konusma epi topu 45 dakika içinde gerçekleşti ve işin ilginçi abim 8 saatlik yolculuğun 7 saati uyudu son 1 saatte maşallah dili açıldı. O da çok radikal bir abiydi, bıraksam Türkiye’de ki tüm sağcıları asacak kesecek ama bunu haklardan hukuklardan eşitliklerde bahsederken el altından hissettiriyor. Neyse o abimizlede güzel bir sohbetimiz oldu,neredeyse tüm dediklerini kitledim boğazına ama kendi kaşınmıştı 🙂

Şimdi gelelim fasülye nin faydalarına; ben artık kendi adıma böyle sohbetlere girmekten, hiç tanımadığım insanlardan abuk sabuk nasihatlar almaktan sıkıldım,bu ülkede kahvelerde günde binlerce hükümet yıkılır binlercesi yine kurulur,biri olaya sağdan bakar biri soldan,keşke olaylar bu kadar basit ve onlara çözümler bulmakta kahvede oturmak ve okey oynamak kadar kolay olsa. Burdan sakın eleştri olmasın gibi bir anlam cıkmasınben eleştrinin,muhalefetin ve rekabetin her zaman kaliteyi ortaya cıkarcağına inanıyorum.Herkesin her konuda konuşmaya hakkı var ama bu dialoglar hiç bitmeyecek anlaşılan. Ama biri biz gençleri kurtarsın artık 🙂

iflas etmenin yolları

erdal demirkıran iflas etmenin yollarıİflas etmenin yolları Erdal demirkıran adlı adaşımın yazdığı bir kitap..Erdal Demirkıran kim diye sorarsanız ben dünyanın en zeki insanıyım diyerek kendini çok iyi şekilde pazarlamayı başarmış.Kitaplarını okuduğumda beni güldürmeyi başaran ama onca aktivetisnie karsın google ye Erdal yazdıgınızda beni hale geçememiş 🙂 insandır kendisi.Kashna diye bir felsefesi var..Arkadaş anlayacağınız üzere kendini çok iyi pazarlamayı biliyor.Dün oda arkadasım Erdal Bey’in İflas etmenin yolları (%100 garantili) adlı kitabını almış getirmiş.Ben daha öncede birkaç kitabına göz atma fırsatı bulmutum açıkcası, o yüzden arkadasıma sordum (onun adıda erdal bu arada 🙂 ) niye bu kitabı aldıgını .Arkadaşı hediye etmiş. Bende nacizane aldım elime ve kitabın ilk kırk sayfasını bir cırpıda okudum gercekten sürükleyici ve insanı güldüren bir kitap…Kitapta yazanların tam tersini yaparsanız batmazsınız izlenimi veren,iğneleyici cümleri ve akıl verici hikayelerini içine almış gayet basarılı bir kitap..

Erdal Demirkıranın daha önce istanbul-ümraniye’de verdiği bir seminere katılmıstım,daha önce bikaç blogada onun tarzını begenmediğimi yazmıstım..Ama arkadaş kendini baya geliştirmiş.Su asamada kendini tebrik etmekten baska birsey gelmiyor elimden.

He kitabı alıp okuyalım mı,derseniz o kadar da değl derim ama nacizane kitap bir yerden elinize geçerse gülmek için yada azcık bazı seylerin dikkatine varmak için bir göz atabilirsiniz.Kişisel gelişim tarzı bir dilli var kitabın,tersini söyleyip dogru yolu göstermeye calısıyor..Okumak isteyeniniz olursa,aman aman ben kitap kurduyumdur diyorsanız,kitabı alınız ve Erdal Bey’e para kazandırınız.

erdalerdogdu.com blograzzi’de günün blogu

Blogosferde nefes alanlar blograzzi.com sitesini bilirler,bir yandan blogların er meydanı diyebilecegimiz bu site diğer açılardan baktığımız da blogların yonja’sı olarakta kabul edilebilir ki yonja pek tasvip ettiğim bir site değildir.Blograzzi’ye sevgili kardeşim sinanata ‘nın tavsiyesi üzerine pekte istemeyerek üye olmuştum.Aslında üzerinde pek durduğum bir yerde değildi yani birçok kişi gibi blogum tanınsın diye onlarca kişiyi favorilerim arasına eklemedim,yüzlerce kişiye yorumlar atmadım sırf laf olsun diye içinde sadece ‘güzel blogmuş’ yazan.Blogumu geçmişten bugüne takip edenler bilirler ki artık eskisi gibi uğramıyorum blogumla bunun nedeni de malesef ki okulum ama merak etmeyin 🙂 çok yakında tekrardan döneceğim aranıza.Bunlara karşın 3nisan 2008 günü blograzi de günün blogu seçilmişim.İnanın bundan haberim bile yoktu benim,geceleyin blogdaki yorumları onaylamak için nete girdiğimde bir arkadaşımın bloga yazdığım bir yazının başlığında yaptığı bir hata için attığı yorum sonucu günün blogu şeçildiğimi öğrendim.Ki buna çok sevindiğim söylenemez çünkü dediğim üzere blogumla uzun süredir ilgilenemiyorum diğer bir yandan blograzi içinde en aktif bloglar içinde yer aldığımıda gördüm bu daha büyük bir süpriz oldu benim için.Neyse öyle yada böyle blograzide günün blogu seçilmek bana mutluluk verdi.çok güzel şeyler yazmasamda yazdığım yada eklediğim şeyler bir şekilde ödüllendirilmiş oldu.

erdalerdogdu.com blograzzi’de günün blogu

(resmi büyütmek için üzerine tıklayınız,baktıktan sonra geri dönünüz 🙂 )

GÜNÜN BLOGU SEÇİLDİĞİM İÇİN BLOGRAZZİ YÖNETİCİLERİNE ÇOK TEŞEKKÜR EDER,SAYGI VE SELAMLARIMI SUNARIM.

hepi börtdey tu mi (as)

erdalerdogduve işte o beklenen gün geldi cattı sayın okurlarım suan 25 ocak ama gece 12den sonra 26 ocak 2008 tarihine girdiğimiz andan itibaren erdal erdoğdu yani bendeniz bu dünya derdini çekmeye başlayalı tam tamına 22yıl olmuş olacak…yarın eh artık bugün benim doğum günüm diyebilirim…Rabbime hamdolsun ki bu güne kadar kazasız belasız gelmiş bulunmaktayım…aslında benim dogum günüymüş yok o günmüş bu günmüş pek işim olmaz ama şimdi empati kurmak lazım kendi doğum günümü kendim kutlamazsam baskası niye kutlasın di mi?? 🙂 gecen sene doğum günümü çerkezköy-karaağaç ögrenci yurdunda yaklasık olarak 23kişilik bir arkadaş grubu ve 3katlı bir pasta ile kutlamıştım kanımca bir daha öyle bir doğum günü partim olmaz…

26-ocak-1986 benim dünyaya geldiğim günü gösterir ve rivayetlere göre diz boyu kar olan bir vakitte doğmusum ama bunun tam zıttı bir karaktere sahibim zaten rivayet odur ki yazın doganlar soguk kısın doğanlar sıcak kanlı olurlarmış aman aman diyeyim alın size polemik konusu….ilk-orta-lise-üniversite,spor,müzik,siyaset,din,diyanet diye diye bugünlere geldik hamdolsun…yaşadığım herseyede ne mutlu iyiki diyebiliyorum…Rabbim her daim yar ve yardımcım oldugu sürecede O nun izniyle sırtım yere gelmez.

karayımdır,kuruyumdur ama sempatik kıroyumdur vesselam 🙂

yukardada bahsettim gecen sene yurtta arkadaşlarla kutladık diye o gece yalnız benim doğum günümde kutlanmadı benim hayatımda tanıdığım ve en çok sevdiğim insanlar içinde olan Duygu ATEŞ ve Ebru KAHRAMAN ‘ında doğum günü kutlandı . Ebrunun doğum günü 27si ama duyguyla ben aynı gün doğmusum canım benim bugün onun işyerinin oralardaydım ama görüsemedik.nasip değilmiş…duyguyla aynı gün doğmus olmak bana cok büyük bir seref vermektedir..çünkü onu çok seviyorum…
 duygu-erdal

o benim meleklerimden biri ve her zamanda öyle olacak Allah ın izniyle benim ondan yana süphem yok yani.umarım bu gelecek yeni senemizde güzel saglıklı,mutlu,huzurlu,basarılı,sevdiklerimizle birlikte çok güzel bir sekilde gelir gecer.hatta yıllar o kadar cabuk gecerde yıllar sonra bende bir zamanlar 22 yaşındaydım.demek nasip olur Yeter ki Rabbim doğru yolundan ayırmasın…

ama şimdi size nil karaibrahimgilin bir reklam müziğinin cover versiyonunu eklicem buraya.ben sigara alkol kullanmam ama benim yurdumun zeki insanı güzel bir cover yapmış.bende onu gitar akor sitesinde akor ararken buldum ve cok hosuma gitti..

Oooooooooooooooooooooooooooooooooo  

iyi ki dogdum  gördün mü 22 oldum
killandim, akillandim  bir de biyik biraktim, cakami atiyorum
********************

iyi ki dogdum hovarda bir adam oldum

hatunlarin pesinde aklim hep bu islerde—siniri zorluyorum
********************
kalamam kapali tribunde
o zaman nesesi neresinde
koysalar önüme telleride
sahaya da inerim, söverimde
********************

marlborom var en zor günümde
nefeslendim rahatladim bende
deseler zararli bu meret de
sigarada içerim, alkolde
 oooooo, o o ooo, oooo

nasıl ama 🙂 🙂

biz kutlamalara dün gece basladık bir cok arkadasım helede tarihi net olarak bilmeyenler facebooktan görüpte dün geceden itibaren kutlamaya başladılar ama ben tebrikleri bu gecer 00:00 itibari ile kabul etmeye başlayacağım herkese duyrulur 🙂 aslında buraya neler yazarım neler eklerim ama lafı cokta uzatmak istemiyorum acıkcası..vermek istediğim ana mesajı verdim…yani bugün BENİM ve duygu’nun 🙂 doğum günü hadi cümbür cemaat toplanında bize iyi ki doğdun diyiverin 🙂

zaten amaçta bu değil mi…

  İYİ Kİ DOĞMUSUM İYİ Kİ VARIM 🙂

Blogger, bloggerın külüne muhtaçtır…

Evet arkadaşlar;

Web dünyasında artık birçok kişinin gerek kendi bilgi ve becerilerini paylaşmak, iş bağlantıları kurabilmek gerek boş zamanlarını değerlendirmek, gerekse güncel konulara değinmek amacıyla yani kısacası elinden geldiğince azda olsa internete takılan diğer insanlarla ve blogerlarla bir şekilde bilgi paylaşımı yapabilmek için sanal ikamet adresi olarak web blogları var.

Blogların ve bloger’lığın tarihi hakkında pek bir bilgi sahibi olduğum söylenemez ama bana birçok yönden köşe yazarlığı gibi geliyor. Ve dünyada olduğu gibi ülkemizde de bu blog ve bloger’lık merakı her geçen gün çığ gibi büyüyor. Aklımıza gelecek birçok konuyla ilgili yazıp çizen onlarca, yüzlerce, binlerce blog bulmak artık çok kolay.

Bende geçtiğimiz aylarda arkadaşlarımın teşviki ve desteği ile blogosfere bir giriş yaptım.
Tabi ki benim bu dünya içine girmemle birlikte bu konuyla ilgili merakım ve incelemelerim büyük bir artış gösterdi. Ve bende acaba farklı neler bulabilirim, daha değişik neler yapabilirim, acaba başka blogta ne var diye blog blog dolaşmaya başladım.

İşte o zaman blogosferin bir leb’i derya olduğunu daha iyi anladım.

Şimdi bu konularla ilgili naçizane birkaç şey yazmak istiyorum umarım beğenirsiniz…

1- Ev alma blog al, bloger dostların olsun…

Arkadaşlar içinizde hiç ben bu aleme girdim de yeni ve güzel insanlarla tanışmadım diyen var mı? Eğer varsa onun için gerçekten üzülürüm, belki de Türk insanın sıcakkanlılığından ve paylaşım isteğinden olsa gerek blogosferde çok sevecen ve sıcakkanlı insanlarla tanışmamak elde değil. Öyle ki blog yazmaya başladığınız ilk zamanlarda sizden daha önceki dönemde blog yazmaya başlayan ve azıcık meşhur olan bir blogerın gelip sizin blogunuza yorum atması sizi ne kadar mutlu ediyor, size verdiği tavsiyeler sizi ne kadar motive ediyor tahmin edemezsiniz. Mesela beni bu konuda en çok destekleyen Sinan Ata’dır. Sinan sayesinde birçok güzel insanla tanışmışımdır. Ama damacana.org adlı blogun blogerının adının Erdal olması ve bana ‘adaş blogun hayırlı olsun,umarım her geçen gün daha da ileri gidersin’ diye bir yorum atması farklı bir şeydir.

2-Bloger, blogerın külüne muhtaçtır…

Eminim ki herkes bir konuyla ilgili bir yazının, bir başlığın ilk ve belki de tek olarak kendi blogunda olmasını, insanların akın akın kendi adresini ziyaret etmesini ister. Buda gayet normaldir çünkü herkes kendi çapında bu iş için zamanını, emeğini, gücünü harcıyor. Ama gün geliyor insan bloguna el sürmek, blogu açıp oraya bir şeyler yazmak istemiyor. İşte öyle bir anda bir başka bloger’dan gelen bir güzel yorum, bir güzel fikir, belki güzel bir moral ve destek mesajı ne kadar değerli oluyor. Adeta insanı yeniden hayata bağlıyor. Ve bende usta bloger arkadaşlarımızı naçizane bu işe yeni başlamış kişilere yardım etmeye, destek vermeye çağırıyorum, tabi ;’ulan bizim işimiz başımızdan aşkın, bide başkalarıyla mı uğraşacağız’ diyen ağabeylere ve ablalara da; saygı ve selamlarımı sunarım.

Takdir ve kanaat kendilerine aittir.

3-Kimse anasının karnından bloger doğmadı…

Birçok kişi blog yazıyor. K imisi gercekten çok başarılı kimisi ise bu işe yeni başladığı için
başarısız sayılabilecek seviyede benim gibi 🙂 Bloglar istesek de  istemesek de paylaşım alanları, mesela benim blog tutmakta ki amacım halkla ilişkiler ve reklamcılık alanında kendi bilgi ve becerilerimi ileri ki dönemde bu işe merak duyacak kişilerle paylaşabilmek. Ama şu an bu konuda çokta bilgi ve beceri sahibi olduğum söylenemez ama bu hep böyle mi olacak tabi ki hayır. Yani kelin ilacı olsa kendi başına sürecek.  Ama naçizane blog işiyle uğraşıyorum şimdiden en azından işin kabasını atmaya çalışıyorum ki ilerde daha rahat yazılar yazabileyim, daha verimli olabileyim. Sonuç itibariyle yaptığımız iş bir nebze yazarlığı andırıyor ve yazarlıkta da yazdıkça açılırsın, yazdıkça kelimelere hakim olursun. O yüzden blogosfere yeni giren arkadaşlar sakin moralinizi bozmayın blogunuza dört elle sarılın bunun sonucunda da göreceksiniz ki her geçen gün daha iyiye gideceksiniz… GİDECEĞİZ 🙂

bu yazımı; sinan ata’ya, gürkan oluç’a, ömer özlü’ye, deniz akın’a, blograzide tanıdığım ,yükselenbaşak’a, armağan ediyorum,

her zaman desteklerini bekleğimi belirtip saygı ve selamlarımı sunuyorum kendilerine.

Erdal ERDOGDU sizin için ne ifade ediyor?

Evet arkadaşlar Erdal ERDOGDU sizin için ne ifade ediyor?

Bunu merak ettim…

Hadi beni bana anlatın. 🙂 Bu konuda 2yıl boyunca aynı okulda okuğum arkadaşlarımın  mezuniyet yıllığına yazdığı bazı şeyler  size yardımcı olup, hakkımda bilgi verebilir bakalım onlar neler demişler;

• Erkek yurdunda en çok saygı duyduğum ve çekindiğim insan. Gitarınla bizi neşelendirdin. Hele de sohbetine doyum olmuyor. Ah bir de şu sivri dilin olmasa ama neyse biz seni böyle de kabullendik zaten. Kader BOZBAY

—–
• Şu dünyada hiç kimseden etkilenmediğim kadar etkilendiğim insan, bir insanın sahip olabileceği en iyi dost, toprağım, can kardeşim Erdal için doğru cümleleri bulmak çok zor. Ayrılık geliyor aklıma her ne kadar ayrılmayacak olsak da. Hüzün kaplıyor içimi, onunla kardeş olmanın verdiği gururun yanında. Ürperiyorum gurur ve şaşkınlıkla, insanlara güvenmeyen beni nasıl kendine bu kadar güvendirebildi, ben hiçbir şeye bulaşmamaya çalışırken nasıl beni bu kadar çok işe bulaştırdı, iç dünyamdaki boşluğu nasıl doldurdu bir anda, inanmadığım her şeye nasıl ispat oldu.Sen benim tanıdığım en iyi insansın Erdal. Bir gün birisi sormuştu “Erdal’ın hiç mi yaptığı günah olan bir şey yok” diye. O an kalmıştım. Ve “ben hiç görmedim” diyebildim sadece. İlerlediğin yolda kendinle ne kadar gurur duysan azdır bence.Kardeşim. Sen ve ben daha çok iş yapacağız. Bizim için okuldan ayrılmak bitiş değil başlangıç. Bunu asla unutma.  Doğan BALCAN

—-
• İyi ki varsın Erdal, Mevlam iyi ki seni karşımıza çıkardı.Bu okulun bana kattığı ve götürdüğü şeyler vardı ,ama sen kattığı şeylerin başında geliyorsun. Bir kere çok iyisin,adam gibisin.Canımızsın, Erdalımızsın.Bir tane daha yok senden.Bir sen varmışsın, onu da Mevlam bizim yanımıza yolladı.Artık bu da iyi mi kötü mü bilemiyorum 🙂 Çok seviyoz seni.Ama keşke bu kadar sevdirmeseydin kendini. Ayrılması çok zor olucak:( Alah yolunu her daim açık etsin.Yüreğindeki Allah aşkı ve insan sevgisi hiç eksilmesin. Zeynep ÇELİK

—-
• 2 yıldır burada abi dediğim ve diyebileceğim tek insansın. Her halinle her zaman farklısın. Yakışıklısın nasıl tanıştığımısı hatırlamıos ama oldu bi kere ve gayette ii oldu. Ama ayrılamam ben senden abi yaaa.mor kazağında da gözüm var hala ona göre  seviyorum seni. Ebru KAHRAMAN

—-
• İşte bittiğim an bu an  Burada çıkarsız güvenebildiğim birkaç insandan birisin. Kimileri özel kimileri değerlidir. Sen hem özel hem değerlisin. Sen vefalı gerçek bir dostsun öyle böyle değil yaşadıklarımız beraber olduğumuz her anımız dolu dolu geçti seninle. Her şey için teşekkür ederim. Sen istediğin sürece hayatındayım. Kendine iyi bak canım OĞLUMMMM…. Seni çok seviyorum ANNEN… Gülşan BİRCAN

—-
• Sen bu okulda tanıdığım en baba adamlardan birisin… Bazen beni kırsan da ben seni hep sevdim… Değişme olur mu? Rojda DEMİR


• Kimi zaman çaldığın müziklerle coştuk, kimi zaman hoş sohbetlerinle bilgilendik. Her ne olursa olsun, bir aradayken hep güldük, hep eğlendik. Ya da biz her şeyden, bir parça da olsa kendimize eğlence çıkarmayı bildik ve bunu yaşadık. Ama bence şu da bir gerçek ki, hiç birimiz buraya tesadüf olarak gelmedik. Belki farkında olmasak da birbirimizden çok şey öğrendik. Her gece büyük bir sabır göstererek (özellikle Nurşen’e karşı:)) gitarınla bizi coşturduğun için teşekkür ederiz. Hayatın ritmini en iyi şekilde tutman dileğiyle…  Serpil ERDİNÇ

—-
• Erdaaaal! Hemşerim benim, Anadolu insanı bir başka oluyor yaaa… Sınıfımızın en saygılı, en içten, düşünceli, biraz da karakterinde gıcıklık barındıran arkadaşım. Ama sana yakışıyor mu neJ 2 yıl boyunca bana “yaşlı” J gibi asılsız sıfatlar yakıştırsanda senden bıkmadım. Tabii ki bunlar bir şaka değil mi! Ne olur bana şaka olduğunu söyle. Ama ne olursa olsun sohbetinle geçen vazgeçilmez yol arkadaşım. İyi ki seni tanımışım diyorum. Hayatımda tanıdığım en dürüst, arkadaş canlısı insanlardan birisin. Ayrıca ilerde istediğin yerlere geleceğine eminim. Yeter ki bu kadar istekli ve saygılı ol…            Seval APAYDIN

—-
• Kardeşim benim…“Bir kıvılcım düşer önce büyür yavaş.Bir  bakarsın volkan olmuş yanmışsın arkadaş……Olmasın hiç o ta içten gülen gözlerde yaş.Yollarımız ayrılsa bile seninle arkadaş…”Bana sataşmanı bile özliycem.Mutlu ol emi…… Nurşen ALTINTARIN


• Senin o, okulun ilk günkü halini unutmam mümkün değil. İlk derse girmek için sınıfa çıktığımda yan sıramda esmer bir arkadaş, üzerinde siyah montu önünde ajandasıyla oturuyordu. ‘Allah’ım inşallah anlaşabileceğim biridir!’ diye geçiriyorum içimden. Bismillah demeden konuşmaya başladı ve okul bitti arkadaş hala konuşuyor, çenene kuvvet:)Seninle bu iki senelik sürede yaşadıklarımız, paylaştıklarımız, konuştuklarımız ve konuşmadıklarımız!! öyle böyle şeyler değildi. Hepsinin kendince farklı bir yeri, bir anısı var. Çıkarsız, yalansız bir arkadaşlığın geldiği bu noktadan sonra söyleyecek pek fazla bir şey yok. İyi ki varsın, kardeşim…  Murat  SEYFİ

 

İşte okuldaki bazı arkadaşlar hakkımda bunları demişler. Acaba sizler ne düşünüyorsunuz? Artık söz sizde, en kısa zamanda yorumlarınızı bekliyorum.

Saygılarımla

Erdal.