Artık Salt İletişim Grup’tayım..

Salt iletisim grup Herkese Selamlar, Geçtiğimiz günlerde sizlere desibel Ajans‘tan ayrıldığımı duyurmuştum. Şimdi de yeni adresimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bundan sonrası için Salt İletişim Grup‘ta Dijital Pazarlama Grup Koordinatörü  olarak görev yapacağım.

Umuyorum, yeni ajansımla, yeni ekibimle güzel işlerin altına imza atacağız.

Başarı dileklerinizi lütfen eksik etmeyin.

Eğer yolu düşenler olursa muhakkak çaya, kahveye beklerim.

Sevgilerimle.

Elveda desiBel Ajans!

desiBel ajansYaklaşık 2 yıldır, kurulduğu günden bugüne  ülkemizin en iyi iletişim danışmanlığı firmalarından biri haline gelen desiBel Ajans‘da Dijital Medya Direktörü olarak görev yapmaktaydım. Bu ayın başı itibariyle ajansımdan ve görevimden yepyeni bir denize yelken açmak için ayrılmış bulunmaktayım.

Bu süreç içinde ajans başkanından stajyerine, tüm mesai arkadaşlarıma, hizmet verdiğimiz markalardaki herkese bana kattıkları için ayrı ayrı teşekkür ederim.

desiBel Ajans, benim için her zaman ayrı bir yeri olacak bir aile olarak kalacak. Eminim ki bu sadece benim için değil gerek bu süreçte çalışmış gerekse şu an çalışan tüm arkadaşlarım için geçerli bir durum. Çünkü burada gerçekten her şeyiyle bir aile ortamı bulma şansımız oldu. İyi günümüzde de kötü günümüzde de patronundan stajyerine kadar herkesi yanımızda bulduk.

Üstteki fotoğraf benim desiBel’de ilk işe başladığım gün çektiğim bir fotoğraf. Kadroya giren ikinci eleman olarak ajansın en manzaralı koltuklarından birini secmiştim. 🙂 Ajans boştu, ofis soğuktu..

Sonrasında gün be gün bu koltukların hepsi doldu. Ajans doldu. Aile büyüdü… Okumaya devam et “Elveda desiBel Ajans!”

Türkiye’de İnternet Merkezli Sektörlerde İş Yapmak

seo egitimi duplicate content uretilmesiDün bir vesile uzun süredir görüşemediğim bir arkadaşımla bir araya geldik. İkimiz de internet ekosisteminin farklı alanlarında işler yapmaya çalışıyoruz.

O internet girişimciliğinden dert yandı, ben internet iletişimciliğinden öylece devam etti muhabbetimiz. O sırada aklıma aşağıdaki video geldi.

Ülkemizde de dünyada da belirli dönemlerde belirli kavramlar trend haline geliyor ve trend haline gelip, popüler olunca, ülkemizde pazar belli olmasına karşın o alana doğru bir akım oluyor. Ben aşağıya bazı kavramlar yazacağım ama siz gerisini videoyla tamamlayın!

 

E-ticaret … Okumaya devam et “Türkiye’de İnternet Merkezli Sektörlerde İş Yapmak”

Sosyalleşeceğim derken hayatı kaçırma!

Yasar Universitesi Halkla iliskiler ve reklamcilik bolumu

 

Öncelikle Genç Kırmızı’da birincilik ödülü alma başarısını gösteren Yaşar Üniversiteli arkadaşlarımı tebrik ederim. Gerçekten güzel bir görsel, güzel bir metinle birinciliği hak etmişler. Böyle bir briefle gerçekte var olan ama birçoğumuzun görmezden geldiği hatta farkında dahi olmadığı bir durumu da gün yüzüne çıkartmaya çalışanlara da teşekkür ederim. Aktif Gelişim Derneği Genç Kırmızı İletişim Briefini incelediğimde gerçekten çok güzel tespitler gördüm, ödül kazanan ekip de istekleri iyi karşılamış.

Hem bu briefle hem de bu işle anlatılmak istenilen konu benim uzun süredir zihnimde olan ve mümkün oldukça derslerimde anlatmaya çalıştığım bir konu. Bugün sizlerle de paylaşmak istedim. Sosyal medya doğası ve varoluşu gereği, insanların sosyal hayatlarını medyaya entegre etmesi ile doğdu, teknolojik gelişmelerle desteklenerek büyüdü, bu günlere geldi ve hayatımızda önemli bir yer aldı.

İlk başlarda iletişimcilerin hedef kitlelerden daha fazla data alabilmek için pohpohladığı ve kişileri, kurumları içine çekmek için çalıştığı bu medya bence artık kullanıcılar tarafından fazla kullanılan hatta alışkanlık haline gelmiş, ileriki dönemlerde hastalık haline dönüşebilecek bir seviyeye geldi. Ben kesinlikle kimseye sosyal medya kullanmayın diyemem, nihayetinde ben de kısmen hayatımı internet evreni üzerinden kazanıyorum ama yukarıdaki görselde anlatılmak istendiği gibi size bu konuda bazı tavsiyelerde bulunabilirim diye düşünüyorum. Okumaya devam et “Sosyalleşeceğim derken hayatı kaçırma!”

Ama bebekler açlığa dayanamaz ki..

yer yuzu doktorlari

Yalnızca Ramazan ayında değil genel olarak ihtiyaç sahiplerine yardım etmek boynumuzun borcudur. Buradaki ölçütümüz kesinlikle her zaman maddi yardım yapmak olmamalı bence, elimizden ne geliyorsa o doğrultuda destek olmalıyız insanlığa. Hani dilimizde sıkça kullanılan bir cümlemiz var, “Allah yardımcın olsun” diye, unutmayalım biz böyle derken, belki Allah bizi o kişiye yardım etmemiz için göndermiş olabilir. Bu hassasiyetle, Yeryüzü Doktorları üzerinden ihtiyaç sahibi bebeklere ve annelerine destek olmak isterseniz, MAMA yazıp 6612’ye SMS gönderebilirsiniz.

Bir anlık bir hatanın sonucu bir ömür sürebilir

dikkatBen çoğunlukla günlük hayatımda toplu taşıma araçları kullanan bir arkadaşınızım. İşime otobüsle, metroyla gelir aynı şekilde geri dönerim. Evim ve işim arasındaki mesafeden dolayı (ümraniye-maslak) her gün İstanbul’u, İstanbul trafiğini, İstanbul trafiğinde hem araç kullanıcılarının hem de toplu taşıma kullananların davranışlarını inceleme fırsatım olur. Bu konularla ilgili twitterda konusunda sürekli attığım tweetler vardır. İnsanları genellik dikkatli olmaya, direksiyon başındayken telefon kullanmamaya, toplumsal hayatta sabırlı ve saygılı olmaya çağırırım. Bu sabah metroda gelirken metronun camında, “bir anlık bir hatanın/dalgınlığın sonucu bir ömür sürebilir” diye bir cümle gördüm. Ardından aşağıdaki video düştü önüme.  Okumaya devam et “Bir anlık bir hatanın sonucu bir ömür sürebilir”

#soma Günlerimiz kömür karası, yüreklerimiz kan ağlıyor…

SOMAMillet olarak başımız sağolsun. İnşallah bir daha böyle acılar yaşatmasın bizlere. O madende emek şehidi olan tüm kardeşlerimize, ağabeylerimize rahmet, geride kalan ailelerine, sevenlerine, tüm Somalılara ve ülkemize sabırlar dilerim.

Sıkça kullandığım bir söz vardır, “ölüm ölene değil geride kalana zordur” diye. Çünkü ölen kardeşlerimizin, rızkı bitti, kendilerince kıyametleri çoktan koptu ve dünyevi üzüntü, dert keder ve benzeri duyguları çoktan onların ruhlarından alındı. Ama geride kalan, analar, babalar, kardeşler, eşler, çocuklar için durum bu kadar kolay mı? Maalesef çok kolay değil, bunu aile içinde çok yakınlarını kaybetmiş, acılarını her geçen an yüreğinde hisseden bir arkadaşınız olarak söyleyebiliyorum. Kolay değil, hem de hiç! Allah geride kalanlara güçlü sabırlar versin. Yar ve yardımcıları olsun.

İnanç sistemim gereği bu ölümleri sorgulayamıyorum, çünkü çok basit bir kural var, “her canlı bir gün ölümü tadacaktır” diye, bakın her insan demiyor “her canlı” diyor. Ama insan özelinde düşünürsek, elbet bir gün öleceğiz, gecesi olmayan bir gün, sabahı olmayan bir gece muhakkak olacak ve bunun da bir sebebi, nedeni olacak. Kimi zaman kalp krizi diyeceğiz, kimi zaman trafik kazası, kimi zamansa başka sebepler, nedenler.. Alacağımız nefeslerimizin sayısı tamamladığında, yiyeceğimiz lokmalar bittiğinde yüce yaratıcı bizlere ölümün de hayırlısını versin. Babam hep anlatır, “bir kişinin öleceğini, Azrail (a.s) ‘den önce rızık meleği görür. Nasıl mı? Rızık meleği her gün şafak sökmeden göğe yükselir ve bağlı olduğu kulun o günkü rızkını alıp yeryüzüne indirir, ama yukarı çıktığında eğer rızık hanesini boş görürse, o kulun ömrünün biteceğini görür ve onun için af dilemeye başlar..” diye. Kimse bu kadar canın aynı anda yitip gitmesini, o kadar hanenin içine ateş düşmesini istemezdi ama eğer bir şey olacaksa ya da bir kişi ölecekse maalesef ne kadar ağlasak da ne kadar üzülsek de bunun için bizim elimizden bir şey gelemiyor.

Ama işin diğer tarafını düşününce, eğer ihmaller varsa ucu kime dokunursa dokunsun, kimin başı yanacaksa yansın  kesinlikle araştırılmalı,  hükümetse hükümet, muhalefetse muhalefet ve yürekleri şu an kan ağlayan bizler elimizi önce vicdanımıza koymalı, ardından o taşların o madenlerin altına sokmalıyız ki varsa karanlıklar aydınlığa kavuşsun.

 Hz. Ömer (r.a) misali, “eğer o nehrin kıyısında bir kuzuyu kurt kapsa, hesabını benden sorarlar.” hassasiyetine başta tüm yöneticilerin ardından elimizden geldiğince bizlerin sahip olması gerekiyor. 

Tekrar ve tekrar ülkemizin başı sağolsun!

  Ez cümle, 

“Ölüm güzel şey, budur perde ardından haber, hiç güzel olmasa ölür müydü Peygamber?”

Artık gençler “Harran’da okusford mu vardı” Demesinler!

OSUB PROJEArtık Harranlı gençler Harran’da “okusford mu vardı da biz mi okumadık?” demesinler! O bölgeyi nacizane birkaç kez görmüş bir arkadaşınız olarak, sizlere minik bir çağrıda bulunmak istiyorum. Harran Kaymakamlığı bünyesinde faaliyet gösteren Harran Akademi Derneği, Okuyan Sorgulayan Üreten Birey Projesi adı altında Harran için  kitap toplama kampanyası başlatmış. Amaç, Harran’daki kardeşlerimiz için kitap toplamak. Benim gözlemlediğim kadarıyla, aslında bölgedeki kardeşlerimizin ihtiyacı sadece kitapla sınırlı değil, eğitime, öğrenmeye katkı sağlayacak her türlü materyal onlara büyük fayda sağlayacaktır.

Ama bu proje için sadece kitap ihtiyacını karşılamayı tercih etmişler. Kampanya detayları aşağıdaki gibidir. Sizler de projeye elinizden geldiğince destek olursanız çok sevinirim.

Kitap gönderesemesek de kampanyanın yayılmasını sağlamak bile bir faydadır. En azından yayılması için bir şeyler yapabilirsiniz.

Harran İçin Hedef 30 Bin Kitap!

HARRAN’DA OKUYAN SORGULAYAN ÜRETEN BİREY PROJESİ BAŞLADI 

Harran Kaymakamlığı bünyesinde faaliyet gösteren Harran Akademi Derneği, Okuyan Sorgulayan Üreten Birey Projesi adı altında Harran için  kitap toplama kampanyası başlattı. Toplanan kitaplar Harran ilçesinde kitabı ve kütüphanesi olmayan okullara bağışlanmak amacıyla kullanılacak. Okumaya devam et “Artık gençler “Harran’da okusford mu vardı” Demesinler!”

Toplu Taşıma Araçları (Özellikle Metro, Otobüs, Metrobüs, Vapur) Kullanan Arkadaşlarımın Dikkatine

sara kriziGeçtiğimiz Cuma akşamı eve dönüşte metrobüste karşılaştığım bir olayı sizinle paylaşmak istiyorum.

Gayrettepe metrobüs istasyonundan Anadolu yakasına doğru gidilen tarafta, metrobüs beklerken elinde simit tablası olan bir genç yanıma yaklaştı ve Pendik’e gideceğini, hangi araca binmesi gerektiğini söyledi. Ben de yanaşan metrobüslerin hepsine binebileceğini, uzunçayırda inip metroya binmesi gerektiğini söyledim. Sonra ilk gelen metrobüse o en arka kapıdan ben de 3. Kapıdan bindim.
Arka kapıdaki alan dar olunca, elindeki simit tepsisi ile sığamadığını mırıldanarak 3. Kapıdaki boşluk alana geçmeye çalıştı ve tam yanımdaki direkten tutundu. Tipi biraz değişik, üstü başı çok pisti, hani normal simitçi olsa simit alınmayacak bir tip ama hava çok yağmurluydu belki ondan bu durumdadır dedim.

Köprüye yaklaşmışken biraz sendelemeye başladığını hepimiz fark etmiştik tam o anda çocuk yere yığıldı, yerden titremeye ve ağzından köpük gelmeye başladı. (aynı bir sara krizi gibi) Daha önce benzerini görmüştüm, bir an panikle doktor yok mu diye bağırdım ve ne mutlu ki bir doktor varmış, kimliğini gösterip çocukla ilgilendi, ağzını açtırdı, su verdi, yüzünü gözünü yıkadı. Ayıltıp, bir koltuğa oturttu. Okumaya devam et “Toplu Taşıma Araçları (Özellikle Metro, Otobüs, Metrobüs, Vapur) Kullanan Arkadaşlarımın Dikkatine”