Alışkanlıklarım ve Prensiplerim

Geçtiğimiz günlerde sevgili Simto Alev beni Hakkımda -3- Alışkanlıklarım ve prensiplerim yazısı içinde mimleyerek benim de benzer bir yazı yazmamı istemiş.

Mim: Bloggerlar arasında, bir blog yazarının yazdığı bir yazıda başka bir blog yazarına bağlantı vererek aynı temada bir yazı yazmasını istediği mini bir oyundur.

Aslında benim yazımın girizgahı da onunkinden pek farklı olmayacak, 2007’de kişisel hayatımı, yaptıklarımı yazdığım, kendimle ilgili özeli paylaştığım bir site olarak açtım burayı. 2009’a kadar aktif  şekilde devam ettim ama 2010’da bir karar alarak kendi özelimden öte eğitim aldığım ve çalıştığım sektör üzerine yazmaya özen göstermeye başladım. Açıkcası uzun süredir, alışkanlıklarım ve prensiplerimle ilgili yazı yazmıyorum.

Ama beni tanımak isteyenler varsa öncelikle blogumun Erdal Erdoğdu bölümünü ardından da özellikle yakın arkadaşlarımdan topladığım notları yayınladığım Erdal Erdoğdu Sizin İçin Ne Anlam İfade Ediyor yazımı okuyabilirler.  Ama sevgili Simto’nun hatrına kendimle ilgili bazı ipuçları vereyim size.

  • Ben inançları gereği yaşamaya çalışan biriyim. Elimden geldiği, gücüm yettiğince inandığım din (İslam)’in gereklerini yerine getirmeye çalışırım. İnancım gereği (prensip olarak) alkol kullanmıyor ve alkol markalarıyla çalışmıyorum.  Hatta alkol kullanmıyorum diye arkadaşlarımın beni yadırgamasına da prensip olarak gülüp geçiyor, “bi’ ice tea ısmarla da içek” diyorum. 🙂
  • İlmin Zekatı Onu Paylaşarak Ödenir şeklinde bir bir inancım var, eğer bir bilgi biliyorsanız bunu anlatmakla yükümlüsünüz en azından ben böyle inanıyorum, bu doğrultuda benden zaman hırsızlığı yapmadan bilgim dahilinde bir konuda yardım isteyen herkese yardım etmeye çalışıyor, gelen etkinlik davetlerini takvimim müsait olması halinde prensip gereği geri çevirmiyorum.
  • Sadece çalışma hayatında değil, genel olarak çok kaprisli ve zor biriyim. Benim yaptığım bir işe benden kötü birisinin laf etmesi beni çıldırtabilir, yapıcı eleştriye her zaman açık olmama karşın çamur atmak için laf söyleyeni Allah benim gazabımdan korusun. 🙂
  • Erdal Erdoğdu Sizin İçin Ne Anlam İfade Ediyor yazısını okuduysanız orada “gıcık” kelimesi gözünüze batmış olmalı. Bu kelimeyi bana sadece benim sevdiklerim ve beni sevenler kullanabilirler. Çünkü beni sevdiğine inandığım kişilere tatlı muziplikler, gıcıklıklar yapmaya bayılırım, bu yolla onların bana karşı olan sabır ve muhabbetlerini sınadığıma inanıyorum. Bugüne kadar bana katlanan herkese huzurlarınızda teşekkür ederim.
  • Eğer babamın ya da annemin yanında saygısızlık ediyor, küfrediyorsam, muhalefet oluyorsam, herkesin yanında benzer özelikler sergileyebilirim. Patronum da buna dahil! 🙂
  • Eğer bugüne kadar annemin pişirdiği ve yemediğim yemekler varsa (kapuska vb.) benzer yemekleri kim yaparsa yapsın yemem, annemin onca yıllık hakkı var üzerimde kimse kusura bakmasın.
  • Alışkanlık ya da prensip olmasa da sevdiğim ve içimden geldiği için yemek yaparım. Ama mutfakta çalışırken çok kaprisli olduğum için annem ya da ablam da olsa mümkün oldukça içeriye kimseyi sokmam. 🙂
  • Aileme ve sevdiklerime ayırmam gereken vakitler olduğuna inandığım için prensip gereği (çok önemli ve özel işler olmadıkça) mesai bitiminden sonra ya da hafta sonları kesinlikle çalışmam.

Bu maddeleri uzatabilirim ama sizlerin eline daha fazla koz vermek istemem. =))

Şimdi ben de mimin gereği olarak bu yazımı sevgili mesai arkadaşım Murat Karakaş‘a ve sosyal medyada takip etmekten hoşlandığım, bu konu üzerine yazıp yazmayacağını bilmediğim ama yazarsa memnun olacağım Sevgili Erol Dizdar‘a, yaklaşık 4 sene önce İlmin Zekatı Onu Paylaşarak Ödenir  sözünü hayatıma sokan sevgili Arzu Cihangir‘e ve son olarak İzmir’deyken tanışma fırsatı bulduğum sektör içinde güzel bir yere sahip olduğuna inandığım sevgili Işıl Yılmaz Sümer’e  paslıyorum.

 

Erdem Baltacı

 

Aslında benim Erdem Baltacı diye birinden 6 ay öncesine kadar haberim dahi yoktu. İlk defa Zarakol İletişimi’i ziyarete geldiğimde tokalaştık kendisiyle. Belki ilk intiba önemliydi ve sevmemiştik birbirimizi. Sonrasında haziran 15’de işe başlamamla aynı ofiste yanyana oturmaya başladık. Ne olduysa ondan sonra oldu. Her geçen gün biraz daha sevdik birbirimizi ve iş hayatı kadar dışarıya da taşıdık muhabbetimizi çok mu samimi açıklamalar oldu acep? 🙂 Merak etmeyin sadece arkadaşız.

Aslında iş ortağıyız. Aynı markaları yönetiyoruz birlikte, birbirimizin eksiklerini tamamlıyoruz belki de bu yüzden göbekten bağlandık diyebilirim. Her gün sabah 9 akşam 6 yanyana otururuz ama ondan sonra akşam olur, hafta sonu olur, sürekli konuşuruz, sabahları işe geç kalsak ilk birbirmize haber veririz. Yani biz aslında gerçekten severiz birbirimizi.

Hani derler ya adam gibi adam, delikanlı adam işte Erdem tam olarak öyle biridir. Derdin mi var, yanındadır, işi mi beceremedin kesin yardım alabilirsin ondan, lansman mı var Erdem kesin yanındadır, hastasındır işe gelememişsindir ilk Erdem arar seni kardeşim nasıl oldun der, kendi işini inci gibi yapar ama o yetmez, işlerinizin arkasında hep bir gizli kahraman vardır ya işte Erdem o kahramandır. Okumaya devam et “Erdem Baltacı”

Yeniden Hello World

Bundan bir önceki yazımın tarihine baktığınızda tam iki ay öncesini göstermekte. Eminim ki blogumu ziyaret eden birçok kişi artık o yazıları görmekten sıkıldı. Evet, iki aydır yazmıyordum, belki birkaç ay daha yazmayacaktım ama bu dönem içinde tekrardan yazmam için birçok dilek aldım, Sevgili dostum Sinan tarafından isteğim dışında bir tema hazırlandı, sırf tekrardan bıdı bıdı yapayım diye! Herkese çok ama çok teşekkür ederim.

 

Ki mi zaman oluyormuş demek ben de yeni öğrendim; ‘Dünya’ya söyleyecek sözlerim var’ diyen insanların bile sözleri bitiyor, dilleri lal oluyormuş. İki ay sonra kürkçü dükkanıma geri döndüm, merak etmeyin bundan sonra yazı yazmaya devam edeceğim ama bir değişiklik olacak yazılarımda, bundan sonra aşk yok, meşk yok, müzik yok, gitar yok, yemek tarifi eklemek yok, kısacası bundan sonra geyik yapmayı bırakıyoruz.

 

 Peki, ne var derseniz; pazarlama, halkla ilişkiler, reklamcılık, medya ve iletişimle ilgili yani üzerine eğitim aldığım konular hakkındaki yazılarım olacak. Yani sizin anlayacağınız artık buralar tatsız tuzsuz olacak ama eminim daha güzel olacak(aramızda kalsın arada bir güncel konulara da değiniriz merak etmeyin). Şu an okuduğunuz yazı blogumda ki birçok kategori için son yazı olacak, bu iki aylık dönemde yaklaşık 200 adet yazıyı sildim blogumdan. Ama bazılarına kıyamadım, kıyamamamın sebebi ise tamamı ile yazıların güzelliğinden çok, çok güzel insanlar tarafından yazılmış yorumları içermeleri. O yorumlar silinmesin diye yazıları da maalesef kaldıramadım. Evet, bugün blog için bir dönüm noktası, aynı benim gibi. Bugüne kadar blogum üzerinden bana ulaşan herkese istekleri doğrultusunda elimden geldiğince yardım etmeye çalıştım. Onlarca teze yardım ettim, çok güzel toplantılara davet edildim ve bunları aslında eğitimi aldığım sektör hakkında pek emek harcamazken yaptım. Bundan sonra tamamen kendi sektörüm hakkında bilgi ve becerilerimi paylaşmaya çalışacağım ve bu doğrultuda tekrardan, elimden geldiğince insanlara yardım etmeye devam edeceğim, umuyorum ki blogum öyle bir hal alır ve kişiler bana bir şey sormadan bu platform üzerinden aradıkları bilgilere ulaşabilirler.

 

WordPress ile blog açtığınızda ilk yazı olarak, Hello World! Yazısı tamamen deneme amaçlı otomatik olarak sisteme atılır ve ana sayfada görülür, ben de bu yazıma ‘Yeniden Hello World’ başlığını uygun gördüm, umuyorum gerçekten yeni bir başlangıç olsun diye.

 

Herkese şimdiden hoş bulduk diyor, saygı ve selamlarımı sunuyorum…

ErdalErdogdu.com Çileklisütte :)

blogçarşım çilekli süt

Blogosferde ilk nefes almaya başladığım zamanlar çok karma karışık düşüncelere sahiptim.Acaba ne yapacaktım ne edecektim bu sanal alemde.Zamanla alıştım,kaynaştım,haşır neşir oldum burda ki sanal arkadaşlarla,kanımca sevdik sevildik. Blog yazmaya alıştıktan bir müddet sonra kendi kelime ilaç bulamama rağmen ‘blogger bloggerın külüne muhtaçtır’ diye bir yazı yazmıştım.Bu yazımın üstünden neredeyse 9ay geçmiş ve orada yazdıklarımın hepsi neredeyse tek tek çıkıyor.

Örnek vermek gerekirse; yazımın bir bölümünün başlığı; ‘Ev alma blog al,bloger dostların olsun…’ ve buna bugün verebileceğim en güzel örnek  sanal alemde çileklisüt, yükselenbaşak ve yeni blogu mevsimlergibi‘nin ceolugunu yapan hanım ablamız.

Bu ablamız cileklisüt ve blogdaşları adlı blogunda,en sonunda benim dayatmalarıma,istek ve arzularıma,iğnelemelerime dayanamayıp beni tanıtma lutfunda bulundu.Bende bunu bugün gördüm.Gerek sağlık sorunlarındam gerekse hayat koşusturmasından dolayı ne blogla nede genel olarak internetle pek ilgilenemiyorum ama bugün ablamı bi ziyaret edeyim dedim ve bi de ne göreyim ana sayfada benim blog tanıtımım.

Beni öyle bir analiz etmiş ki ben bile şaşırdım.Hiç konuşmadığım etmediğim biri beni bu şekilde nasıl tanımış olabilir diye.İşte buna insan sarraflığı deniliyor olmalı.

Efenim bizim için yaptığınız bu tanıtım için,harcadığınız değerli vaktiniz ve güzel emeğiniz için ne kadar teşekkür etsek az olur.Yaptığınız iltifatlar yüzümüzü utangaç ve masum bir çocuk gibi eğmemizi sağlamıştır onlar içinde ayrı ayrı teşekkür ederim ayrıeten yaptığınız yapıcı eleştiriler dikkate alınacak ve en kısa zamanda uygulamaya konulmaya çalışılacaktır.Şahsınıza saygı ve selamlarımı sunarım.

Aşagıda ki blogları ziyaret etmeniz dileklerimle.

çileklisüt

yükselenbaşak

mevsimlergibi

benim blog tanıtımım ve hakkımda yazılanlar

 

cinsel yolla bulaşan çocuklar…

    Yukardaki başlığa sahip olan yazı öncelikle şağlık temalı olarak yazılmış ve buna karşın gayet başarılı bir dille edebileştirilmiştir,aşağıdaki yazıyı okurken dil size ağır gelebilir ama yazının hassasiyetinin içeriğinden kaynaklandığı bilincine sahip olarak okuduğunuzda ben yazıdan büyük bir zevk alacağınız kanısındayım…  

…………………………………                          …………………………………

      Üzerine  sohbet etmesi en zor konulardan birini tercih etmekte direndim. Ayıp, günah, yasak gibi; tabuların altına sığındığı kelimelerle kısıtlanmış ve üzerine düşünülmemiş ancak her fırsatta düşünülmeden eyleme dökülmüş konuların teşhiridir ifade  edilen cümleler topluluğu. Cinsellikten bahsedeceğim ve cinselliğin nasıl yaşandığından ya da yaşanamadığından ve olası ve belki de olmuş sonuçlarından. Bunu  dile getirirken gocunmayacağım ve gocunmanıza müsaade etmeyeceğim. Utanılası şeyler değil vücut bulan kelimelerde, aksine yaşanılan ve hatta toplum arasında paylaşılan şeyler.

                 Ekonomik yetersizlik sebebiyle evlilik kurumunun yozlaştığı ve bunun farkında olmadan bizzat anne baba eliyle gerçekleştirilen bir kıyım cinsel hayatımız. Üniversite gençliğinin öğrenci muamelesi görmesi sonucu ve ele alınamamış mesleklerin sizin vücudunuza ve ruhunuza ket vurduğu bir toplumun meyvelerini tattıracağım kelimelerde. ‘Daha zamanı var’ ve ‘benim evladım okuyacak’ cümlelerinin süslediği zincirler; hayatınızı, aşklarınızı, fizyolojik olarak nitelendirilecek ihtiyaçlarınızı kafeslemektedir. Ve bu kafesin içerisine sıkışan genç verilen rolü oynamaya kalkar ve kendini zaptetmenin yollarını arar. Okumaya devam et “cinsel yolla bulaşan çocuklar…”

TOPRAK MÜREKKEP KOKUYOR

   Bir haberle birlikte acilen kaleme alınan bu yazının tarihi mart ayının ortalarına dayanmaktadır. Ancak bugün bu yazının tekrar paylaşılmaya muhtaç olduğu kanısındayım. Darbe ve muhtıra sözcüklerinin altında yatan dağın eteklerinde dolaştım. DİKKAT; kelime düşebilir.       

    İzmirde; aristokrasinin başkentinde sicim sicim yağıyor. Ahmak ıslatanla başladı ama sağnağa dönmek üzere. Toprak kokusu hala hissedilebilir durumda beton yığınları arasında. Aklıma bir yazısı geldi Yavuz Donat’ın; gezilerinden birinde ve aydın valisi de eşlik etmekte. Vali ve Donat Egede, bir köy girişinde yaşlı bir amcaya rastlar ve kenara çekerler arabayı. Valinin eline eğilen dudakların sahibi amcada bir mahçubiyet ve devlet denen muhteremi karşısında görmenin sevinci arasında selamlar Donat’ı. Vali para vermeye yeltenir. Yaşlı amcanın tarihe geçecek cevabı; ‘sakın efendim, o milletin parasıdır, yetimin hakkıdır, ben güçlü kuvvetli adamım, daldan incir toplar gene aç kalmam. Allah devletimize zeval vermesin’ der ve bir selam eşliğinde gider.

              Egede yağmaya devam ediyor. Aristokrat da ıslanıyor, egeli yaşlı amcam da. Zihnim yine rahat durmakta direniyor. Çanakkale zaferini kutladık. Tesadüfe bak ki zafere gölgesi düşen bir parti kapatma davası.

              Resmi ikiyüzellibin şehidin toprak ile buluştuğu anları hatırlamak. Toprağa düşen sıradan insanlar değil. Taşra toprağa kapanıyor. Anadolu toprağa kapanıyor. Aklı başında, eli kalem tutan ve milletini, geleceğini düşünen gençler toprak oluyor.

Savaş bitiyor. Yükselen kan kokusuna karışan bir korku var; şimdi ne olacak. Cevabı yetiştirmekte gecikmiyor savaşmaktan aciz derebeyi ve aristokrasi evlatları;’taşra  cahil, yönetilmeye muhtaç, biz Frenkçe bilir, iyi hesap yaparız’.
   DEVAMI

 

 

 

Bu yazı arkadaşım İlber Sönmez tarafından yazamak.com adresine yazılmıştır. İlber’in yazılarının devamını okumak için ve kendisini takip etmek için yazamak.com adresi üzerinde yazarlar bölümünde hem ilber hem de diğer yazarlar ne tazmış ne yazmamış görebilirsiniz.

Aramıza hoşgeldin abi.

Blog bağlantılarınız kimler (mim)

Evet canlar ciğerler uzun süredir aranızda yokum,hepiniz bunun farkındasınız ama işte son bir kaç gündür 1-2 birşeyler eklemeye başladım.ve suandada tekrardan bir sinerji oluşturabilmek için bir mim dalgası başlatma kararı içindeyim..bu mim’dede kendime konu olarak blogunuzda verdiğiniz bağlantıların kimlere ait olduğu hakkında (ister hepsi ister sadece birkaçı) bilgi vericez..bilgiler aşagıda benim yapacagım gibi yüzeyselde olabilir…dedim ya maksat ortaya bir sinerji cıkarmak…tabi mimime karsılıkta vermeyebilirisiniz 🙂

ilk olarak genelde sinan atayla baslamam gerekirdi belki ama onu zaten artık iyice tanıdınız..sinan ata tek kelimeyle sinanata.

ahmet demir benim 8yıl güres antrenörlüğümü yapan ,suan ise türk hat sanatına hizmet eden cok saygı duyduğum biri…

deepso blog sahibi deniz akın benim blogosferde tanıdıgım ve cok sevdiğim bir kardeşim..

elim kolum yanlıs  hatırlamıyorsam blograzzide bana bir yorum atma hatasında bulunup daha sonra tanıstıgımız ama el emeği göz nuru işler sergilediği blogunda böyle mim tarzı olaylara pek yer olmayan biri 🙂

papatya prenses aynı liseden mezun oldugumuz ama cok sonra tanıstıgımız dehset lezzetli tarifleri yayınlayan cok hanım bir ablam…

gürkan oluç istanbul dijital ve sinan ata sagyesinde tanıdıgım ve Türkiyenin gelecegi olan genclerden biri..

Recep Hilmi arkadasım ise kelimelerin soyağacı blogunun ceo su..galiba bana küstü kendisi,imla kuralları ve güzel türkçe konusunda onu dinlemediğim için..abi özür dilerim..bu adres aklınıza bir kelimemi takıldıgında basvurulcak ilk adres.

yükselen başak elinin altında birden fazla blog bulunduran ve bu konuda yani blog yazmada gayet basarılı olan bir ablamız..

deli profesör aman aman diyim ben size..saglam cocuk izlenimine sahi bende..blograzide bir yorumla basladı dialog ama benim sanal alemde pasifize olmamdan dolayı ileri gidemedi ama onunla sağlam sohbetler yapacagız gibi bir his var içimde..

ve zurnanın son deliği alısko yani ali bahsisoğlu ieü deki yeni sınıf arkadasım ve blog yazma konusunda beni her gün ezen kendini bu konuda idol ilan eden ve blogunda bana bağlantı vermemek için inatla uğrasan ama özünde kendisini sevdiğim bir kardeşim…

şimdi ben bağlantılarımı tanıttım ve yukardaki herkesi MİMLİYORUM…VE CEVAPLARIN HEPSİNİ TAKİP ETCEM ONA GÖRE…

bunlar haricinde ise baglantılarımda olmayan ama blogunu takip ettiğim NnevV var .. o da bu konuda gayet basarılı ve onuda bu mimden mahrum etmeden…afiyetle mimliyorumm..

arkadaslar saygı ve selamlarımı sunarım sizlere…

MİMLENDİNİZ EY CANLAR UYUMAYIN 🙂

Erdal ERDOGDU sizin için ne ifade ediyor?

Evet arkadaşlar Erdal ERDOGDU sizin için ne ifade ediyor?

Bunu merak ettim…

Hadi beni bana anlatın. 🙂 Bu konuda 2yıl boyunca aynı okulda okuğum arkadaşlarımın  mezuniyet yıllığına yazdığı bazı şeyler  size yardımcı olup, hakkımda bilgi verebilir bakalım onlar neler demişler;

• Erkek yurdunda en çok saygı duyduğum ve çekindiğim insan. Gitarınla bizi neşelendirdin. Hele de sohbetine doyum olmuyor. Ah bir de şu sivri dilin olmasa ama neyse biz seni böyle de kabullendik zaten. Kader BOZBAY

—–
• Şu dünyada hiç kimseden etkilenmediğim kadar etkilendiğim insan, bir insanın sahip olabileceği en iyi dost, toprağım, can kardeşim Erdal için doğru cümleleri bulmak çok zor. Ayrılık geliyor aklıma her ne kadar ayrılmayacak olsak da. Hüzün kaplıyor içimi, onunla kardeş olmanın verdiği gururun yanında. Ürperiyorum gurur ve şaşkınlıkla, insanlara güvenmeyen beni nasıl kendine bu kadar güvendirebildi, ben hiçbir şeye bulaşmamaya çalışırken nasıl beni bu kadar çok işe bulaştırdı, iç dünyamdaki boşluğu nasıl doldurdu bir anda, inanmadığım her şeye nasıl ispat oldu.Sen benim tanıdığım en iyi insansın Erdal. Bir gün birisi sormuştu “Erdal’ın hiç mi yaptığı günah olan bir şey yok” diye. O an kalmıştım. Ve “ben hiç görmedim” diyebildim sadece. İlerlediğin yolda kendinle ne kadar gurur duysan azdır bence.Kardeşim. Sen ve ben daha çok iş yapacağız. Bizim için okuldan ayrılmak bitiş değil başlangıç. Bunu asla unutma.  Doğan BALCAN

—-
• İyi ki varsın Erdal, Mevlam iyi ki seni karşımıza çıkardı.Bu okulun bana kattığı ve götürdüğü şeyler vardı ,ama sen kattığı şeylerin başında geliyorsun. Bir kere çok iyisin,adam gibisin.Canımızsın, Erdalımızsın.Bir tane daha yok senden.Bir sen varmışsın, onu da Mevlam bizim yanımıza yolladı.Artık bu da iyi mi kötü mü bilemiyorum 🙂 Çok seviyoz seni.Ama keşke bu kadar sevdirmeseydin kendini. Ayrılması çok zor olucak:( Alah yolunu her daim açık etsin.Yüreğindeki Allah aşkı ve insan sevgisi hiç eksilmesin. Zeynep ÇELİK

—-
• 2 yıldır burada abi dediğim ve diyebileceğim tek insansın. Her halinle her zaman farklısın. Yakışıklısın nasıl tanıştığımısı hatırlamıos ama oldu bi kere ve gayette ii oldu. Ama ayrılamam ben senden abi yaaa.mor kazağında da gözüm var hala ona göre  seviyorum seni. Ebru KAHRAMAN

—-
• İşte bittiğim an bu an  Burada çıkarsız güvenebildiğim birkaç insandan birisin. Kimileri özel kimileri değerlidir. Sen hem özel hem değerlisin. Sen vefalı gerçek bir dostsun öyle böyle değil yaşadıklarımız beraber olduğumuz her anımız dolu dolu geçti seninle. Her şey için teşekkür ederim. Sen istediğin sürece hayatındayım. Kendine iyi bak canım OĞLUMMMM…. Seni çok seviyorum ANNEN… Gülşan BİRCAN

—-
• Sen bu okulda tanıdığım en baba adamlardan birisin… Bazen beni kırsan da ben seni hep sevdim… Değişme olur mu? Rojda DEMİR


• Kimi zaman çaldığın müziklerle coştuk, kimi zaman hoş sohbetlerinle bilgilendik. Her ne olursa olsun, bir aradayken hep güldük, hep eğlendik. Ya da biz her şeyden, bir parça da olsa kendimize eğlence çıkarmayı bildik ve bunu yaşadık. Ama bence şu da bir gerçek ki, hiç birimiz buraya tesadüf olarak gelmedik. Belki farkında olmasak da birbirimizden çok şey öğrendik. Her gece büyük bir sabır göstererek (özellikle Nurşen’e karşı:)) gitarınla bizi coşturduğun için teşekkür ederiz. Hayatın ritmini en iyi şekilde tutman dileğiyle…  Serpil ERDİNÇ

—-
• Erdaaaal! Hemşerim benim, Anadolu insanı bir başka oluyor yaaa… Sınıfımızın en saygılı, en içten, düşünceli, biraz da karakterinde gıcıklık barındıran arkadaşım. Ama sana yakışıyor mu neJ 2 yıl boyunca bana “yaşlı” J gibi asılsız sıfatlar yakıştırsanda senden bıkmadım. Tabii ki bunlar bir şaka değil mi! Ne olur bana şaka olduğunu söyle. Ama ne olursa olsun sohbetinle geçen vazgeçilmez yol arkadaşım. İyi ki seni tanımışım diyorum. Hayatımda tanıdığım en dürüst, arkadaş canlısı insanlardan birisin. Ayrıca ilerde istediğin yerlere geleceğine eminim. Yeter ki bu kadar istekli ve saygılı ol…            Seval APAYDIN

—-
• Kardeşim benim…“Bir kıvılcım düşer önce büyür yavaş.Bir  bakarsın volkan olmuş yanmışsın arkadaş……Olmasın hiç o ta içten gülen gözlerde yaş.Yollarımız ayrılsa bile seninle arkadaş…”Bana sataşmanı bile özliycem.Mutlu ol emi…… Nurşen ALTINTARIN


• Senin o, okulun ilk günkü halini unutmam mümkün değil. İlk derse girmek için sınıfa çıktığımda yan sıramda esmer bir arkadaş, üzerinde siyah montu önünde ajandasıyla oturuyordu. ‘Allah’ım inşallah anlaşabileceğim biridir!’ diye geçiriyorum içimden. Bismillah demeden konuşmaya başladı ve okul bitti arkadaş hala konuşuyor, çenene kuvvet:)Seninle bu iki senelik sürede yaşadıklarımız, paylaştıklarımız, konuştuklarımız ve konuşmadıklarımız!! öyle böyle şeyler değildi. Hepsinin kendince farklı bir yeri, bir anısı var. Çıkarsız, yalansız bir arkadaşlığın geldiği bu noktadan sonra söyleyecek pek fazla bir şey yok. İyi ki varsın, kardeşim…  Murat  SEYFİ

 

İşte okuldaki bazı arkadaşlar hakkımda bunları demişler. Acaba sizler ne düşünüyorsunuz? Artık söz sizde, en kısa zamanda yorumlarınızı bekliyorum.

Saygılarımla

Erdal.