Toplumun olması gereken halidir, Aşure!

Güzel günlerdeyiz. Hicri yıla göre Muharrem ayının 10. günü ve sonrası Aşure dönemi olarak  kutlanıyor. Pişirilen aşureler ile aynı kurban da olduğu gibi toplumun damakları lezzetleniyor. Kimisi çorba diyor, kimisi aşure, aynı kimisinin ramazan kimisinin muharrem orucu tutup aynı toplumun birer parçası olduğu  gibi. Böyle günlerde paylaşım ruhu yeniden hatırlanıyor. Farklı toplumsal ögeler, gruplar, düşünceler yaşayışlar bir araya geliyor. Aynı aşuredeki  farklı tatların bir araya gelerek mükemmel bir lezzeti oluşturduğu gibi.

Bulunduğum ortamda siyaset konuşulmaya başlandığı, sağcılıktan solculuktan, kürtçülükten türkçülükten bahsedilip ortam militarize edilmeye çalışıldığı zaman türlü yemeğinden esinlenerek verdiğim bir örnek vardır. Bu yazımda o örneğimi aşure üzerinden sizinle paylaşmaya çalışacağım.

Sen sağcısın, sen solcusun, sen namaz kılıyorsun yobazsın, sen her akşam kafayı çekiyorsun ayyaşsın..

Herhal insanlar ilk olarak topluluk halinde yaşamaya başladığı günden beri, sen ya da ben, biz ya da siz, bizler ya da ötekiler gibi kavramlar bence hep vardı. Dün vardı, bugün var ve yarın da olacak. 

Ama unuttuğumuz bir nokta var karşımızdaki kim olursa olsun, onu bir şekilde yaftalarken onun için de kendimizi ötekileştiriyor olmamız. Onunla bir grubun parçası, aynı sokağın, aynı mahallenin çocuğu olduğumuzu unuttuğumuz.

Böyle durumlarda aklı başında olan insanlar olarak aşure gibi, aynı kazanda kaynayıp, birbirimize tadımızı vermeyi  bilmemiz gerekiyor. Toplum olmak da bunu gerektirmiyor mu zaten!

Kürt – Türk – Laz – Çerkez = Fasulye – Buğday – İncir – Tarçın

Sağcı – Solcu – Ateist – Dinci = Su – Şeker – Ceviz – Nar

Annelerimizin, babannelerimizin aşureyi nasıl pişirdiğini bir düşünün.  Hepsi miktarınca olmalı değil mi? Biri fazla oldu mu olmaz, hepsi iyice pişip birbirine karışmalı biri az pişti mi olmaz, suyu çok olmamalı mesela, suyu az da olmamalı pişmez, üstüne çok tarçın attı mı olmaz ama buna lezzetini de içindeki kuru üzüm verir değil mi? Şekerini çok kaçırmışsın canım, şekeri az oldu mu olmaz.

Şimdi söyle düşünün kuru fasulye yemeğinin yanında anneniz nohut da yapsa yer misiniz? Üzerine buğday lapası, yanında meyve olarak nar ve kuru incir, akşam atıştırması fındık, ceviz, bir de yanında 2 litre su.

O mide nasıl olursa işte toplumda böyle farklılıklarını bastırarak gösterince öyle olur. Tadı kaçar, huzuru olmaz, midesi bozulur.

O yüzden gelin biz bu muharremde, farklılıklarımızın farkına varıp, toplum olmanın bilincine aşure ile varalım.

Hatta bunu yılın 365 gününe uygulayalım.

Hep güzel kalalım, hep mutlu olalım.

Emin olun biz öyle çok daha iyi oluruz.

Sevgilerimle.

One comment

Bir Cevap Yazın