Online Bayramlara üç kala!

 

Biraz geç kalınmış bir yazı ile tekrar karşınızdayım. ‘Online bayramlar’ sözü size neler çağrıştırıyor? Ramazan Bayramından bugüne kadar aklımın köşesinde hep kaldı bu düşünce. Bir gün gelecek ve bu değerlerimizi kaybedeceğimiz kanısı her geçen gün aklımda daha fazla yer edinmeye başladı. Ama ne mutlu ki o günlerin gelmesi bizim aile için biraz uzun sürecek. Genel olarak Türk kültüründe aile bağları hala çok güçlü, İstanbul, İzmir gibi kentlerimizde bu ipler incelmeye başlasa da güzel Anadolu’muzun güzel insanları, birbirlerine o iplerle sıkı sıkıya bağlılar.

Bir bayram sabahı evinde uyanmak, daha gökten nur yağan bir vakitte,  abdest alıp, neredeyse tüm mahallenin toplandığı bir camii’de bayram namazı ardından, ilk olarak (eğer yanında iseler) babanla, akrabalarınla, uzun süredir görmediğin komşularınla bayramlaşmak ile başlar bu güzel telaş. Eve dönüş yolunda alınan sıcak ekmek ve evde sizi bekleyen, elleri cennet kokan, yüreği ekmekten de sıcak bir annenin elini öpmek ve ailece yapılan tadı asla unutulmayacak bir kahvaltı ile devam eder.

Akabinde 2-3 gün sürecek bir koşuşturma. Her daim efdal olan güzel bir  ‘ küçüklerin büyükleri ziyaret etmesi’ protokolü. Her gidilen yerde ya da her gelen misafirde annelerimizin günler öncesinden hazırladığı, tatlıların, böreklerin, dolmaların iştahla yenme seranomisi. Bu arada eskiler, göçüp gidenler en azından bayram günlerinde unutulmamalı, arife günlerinden mezarlıklar ziyaret edilmeye başlanmalı. Küçüklerin nasipleri olan harçlıklar bayram öncesinden hazırlanmalı. Her bayram namazı hutbesinde anlatıldığı üzere, bayramlar küslerin/dargınların barışmasına, kavgaların bitmesine vesile olmalı.

Ne yalan söyleyeyim biz babamızdan böyle gördük.

Ama ah gözü çıksın şu globalleşmenin! Dünya her geçen gün, bizler için küçülürken; bazı yeni değerleri bize katıp, sahip olduklarımızı bize unutturmaya çalışırken, inadına Şeker bayramı değil de Ramazan Bayramı diyebilmek hala çok ama çok güzel.

Yine de gelecek korkutuyor beni.

Neden mi?

Eski tadı yoktu bu bayramın, ben daha 23 yaşındayım ama inanın eski tadı yok. Mesela ben her bayram arkadaşlarımla buluşurdum, onların sayısı 20 olurdu 25 olurdu ama bu bayram 3’ü 5’i geçmedi. Lisemizde bayramlaşma olur her bayram ama bu bayram ben gidemedim, belki de gitmek istemedim. Mümkün oldukça eşlerimi dostlarımı aramaya çalışırdım, bu bayram mesaj atmakla yetindim. Kimilerine e-bayram kartları gönderdim. Küs olduğum insanlar olurdu bayramın hatırına muhakkak arardım, mesaj atardım, ya da bir yerde karşılaştığımız da tavır yapmadan elini sıkardım (ben zaten kimseyle küs kalamazdım) ama ilk defa bu bayramda küslüklerim oldu, aranmadım ve arayamadım.

Bu konuyla ilgili bir mim geldi, Sevgili hemşerim İsmail Emrah Demirayak’tan, biraz geç de olsa cevap veriyorum sana ağabey.

Ama nereye gidiyoruz diye sormadan da edemiyorum. Biz bayramsal değerlerimizi yitirirsek, biz babalarımızın bize öğrettiklerini yitirsek, bizden sonra gelenler ne yapacaklar, onların vebalini boynumuza almak, bu değerleri yaşatmaktan daha mı kolay? Bence değil.

Bizler birer köprüyüz, milenyumun çocukları bile olsak, ne gördüysek, onu koruyarak geleceğe aktarmalıyız. Yoksa ileride global köyün içinde ‘BİZ’ den bahsetmek mümkün olmayacak.

Bu yazıyı sosyal medya paylaşabilirsiniz

Yazar: Erdal Erdoğdu

Ülkemizin önde gelen iletişim danışmanlığı firmalarının PR ve dijital ekiplerinde görev aldım, birçok üniversite ve özel eğitim kurumunda iletişim bilimleri üzerine eğitimler verdim. Ajans ve eğitmenlik hayatımın yanında marka, kurum ve kişilere özel danışmanlık ve eğitim hizmetleri verdim.

“Online Bayramlara üç kala!” için 2 yorum

  1. Takdire şayan bir yazı olmuş, eline ve yüreğine sağlık. Herkesin öyle ya da böyle kendini muhasebeye çekmesi gerekiyor demek ki…

  2. “Neredeee o eski bayramlar?” ın en online halini bize gösterdiği için gerçek bir teşekkürü bir borç bilerek en katmerli haliyle ödüyorum. =) Yüreğine sağlık klavyen silinmesin.. Eyvallahh… =)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir