Nedir bu imam hatipliler ile derdiniz?

Her ne kadar blogumda böyle konulara yer vermesem de bu sefer içimden yazmak geldi. Susmaya içim el vermedi!

Nedir bu insanların imam-hatipliler ile alıp veremediği anlamıyorum, anlayamıyorum..

Her ne kadar hiçbirimiz ilahiyat mezunu olmasak da ilahiyatta okumayı aklımızın ucundan dahi geçirmesek de babam imam-hatip mezunu, rahmetli ablam imam-hatipliydi, bir büyüğüm olan ablam imam-hatip mezunu, ben imam-hatip mezunuyum, küçük kardeşim de aynı şekilde imam-hatip mezunu.

Bu sebeple bu konu üzerine bir şeyler yazmak istedim.

Babasının bedduasını almış, babası tarafından reddedilmiş olan güya din alimi biri, güya imam-hatip mezunu biri durup dururken niye gündeme böyle bir konu atar, niye böyle bir konuyla gündeme gelmek ister?

Kimlerin derdi var bu imam-hatipliler ile hele çıksınlar meydanlara da görelim! Aslında burada mevzu bahiş olan şeyin imam-hatip liseleri olduğunu da hiç sanmıyorum.

28 Şubat sonrası 2000 yılında güya meslek lisesi problemi varken belki geleceğimden vazgeçerek babamın yönlendirmesi ile imam-hatip lisesine kaydımızı yaptırdık, aynı dönemde ablam da başka bir imam-hatip lisesinde eğitim alıyordu. Kısa bir süre sonra mezun oldu ama hem katsayı problemi hem de başörtüsü konusunda uygulanan adaletsizlik ve zorbalık yüzünden üniversite eğitimini o dönemde alamadı. Ben 2004 yılında mezun olduğumda Ak Parti yönetime gelmişti ama uzunca bir süre daha hem katsayı hem de başörtüsü problemi devam etti. Ama 90’lı yıllardan 2000’lerin ilk yıllarına kadar devam eden süreçte birçok imam-hatipli, imam-hatiplilerden çok öte meslek liseli kardeşimiz başta katsayı problemi ardından başörtüsü zorbalığı ile mağdur edildi, mağdur oldu, biz de olduk. Ama  “Pusu kurucucuların en hayırlısı Allah’tır, eğer bize bir pusu kurulmuşsa, bizler mağdur ediliyorsak, elbet Rabbimizin de bir planı vardır ve eğer inanıyorsak elbet bir gün galip geleceğiz..” şeklinde bir inancımız vardı. Şükür, hiçbir şeyhin, cemaatin ya da  grubun elini, eteğini öpmeden bilgimizle, ilmimizle, inanç ve çalışkanlığımızla bugünlere geldik.

Yazıyı yayınladıktan sonra ilahiyatçı kardeşlerim okuyup kendilerince görüşlerini bildireceklerdir diye düşünüyorum. Ama ben bu yazıda imam-hatipli olarak görüşlerimi belirteceğim.

İmam-hatip liselerinden her şey çıkabilir bu normaldir, çünkü bu okullar torna tesviye atölyesi değil, bu okullarda eğitim alan çocuklar da birer sunta değil ki makineye girip tek bir ölçüde çıksınlar. Ama nasıl ki Mustafa İslamoğlu gibi bir adam çıkmıştır nasıl ki Ahmet Hakan gibi biri çıkmıştır hatta Hürriyet Gazetesinin 2007’de yayınladığı İmam Hatipli Ezberini bozanlar  başlıklı yazıyı okursanız farklı gruhtaki insanlarla da karşılaşabilirsiniz. Bu gayet normal, bence olması gereken de bu..

Ama bir araştırıp bakmak lazımdır. İmam Hatiplilerden kaç tane işidçi ya da muadili bir terör örgütü üyesi çıkmış? Bunun da yine imam hatiplilikle alakası yoktur ki zerre miktarı Allah’ını, dinini, peygamberini bilen bir kişi değil islama, müslüman kardeşine, ondan öte herhangi bir insana zarar veren ya da verecek bir oluşumun içinde yer almaz, yer alamaz.

Sevgili İsmail Kılıçarslan’ın yazdığı Mustafa İslamoğlu, ah.. başlıklı yazısının, “Sadece Türkiye’de değil tüm dünyada küçük bir araştırma yapıldığında görülecektir ki birinin IŞİD’çi olması ile aldığı dini eğitim arasında ters orantı vardır.” bölümü yukarıda yazdığım cümleye güzel bir örnektir. Ki doğru olan da budur, çünkü azıcık ayet, hadis vb. bilen birinin değil canlı bomba olmak, tekbir ile kafa kesmek, masum insana kurşun sıkmak, öldürmek herhangi bir şeyhin, cemaatin bir parçası olmadığı da kolayca görülebilecek bir şeydir. İmam-hatiplilerin çoğu da böyledir. Bunun ötesinde günümüz lise öğrencilerine baktığımızda sadece imam-hatiplilerde değil tüm lise öğrencilerinde bazı sıkıntılar mevcut, sıkıntı derken, değil işidci olmak yeni nesil ciddi anlamda gündemden uzak, apolitik, tek dertleri sosyal medyadaki takipçi sayıları, saç modelleri, ne yediklerinden öte ne giydikleri olan bir nesil ile karşı karşıyayız. Hatta bu konuyla ilgili olarak, Hedefsiz Gençler, Kaybedilen Gelecek başlıklı bir yazı da yazmıştım.

Diğer taraftan evet İslamoğlu’nun haklı olduğu bir nokta var. Evet, imam-hatiplerin müfredatının değişmesi, gelişmesi belki eski kaliteli müfredatına ve anlayışına dönmesi ya da yenilikçi eğitim standartlarını en iyi şekilde uygular hale gelmelidir. Ama bu problem sadece imam-hatip liseleri için mi geçerlidir yoksa tüm eğitim kurumları için mi? Neyse sadece imam-hatipler için olduğunu düşünürsek bu konuda da Sevgili Hayrettin Karaman Hocanın,  İmam hatip okullarının ikmali için ve İmam hatip okullarını ikmal için (2) yazılarını okumanızı tavsiye ederim. İkinci yazının bir bölümünde yer alan “Yakın günlerde , “proje imam hatip lisesi öğrencisi olan” torunumun oğlu Mustafa ile konuştum, meslek derslerinin ne kadar ve nasıl okutulduğu konusunda tatmin edici bilgiler alarak mesrur oldum. Diğer imam hatiplerdeki duruma ise üzüntüm devam ediyor. Problemin çözümünün ilk adımının Milli Eğitim Bakanlığı’ndan gelmesine ve genel olarak eğitim ve öğretim sisteminde köklü bir reformun yapılmasına bağlı olduğuna bir daha işaret edelim. Bu azim işin kolay ve sür’atli yapılabileceği konusunda çok ümitli olamıyorum; çünkü bu reformun önünde de aşılması zor engeller bulunduğunu biliyorum.” kısmı bence önemli. Yazının devamında da Hayrettin Hoca çeşitli tavsiyelerde bulunmuş. Ben de geçmiş dönemde aşağıdaki gibi bir şey paylaşmışım. Yani ben de imam-hatipler de çeşitli değişiklik yapılmasını düşünen taraftayım. Ama bu liselerde okuyan kardeşlerimin herhangi bir terör örgütüne üye olabileceği düşüncesine kesinlikle karşıyım.

Ez cümle, bir şeyi söylerken ardından zarar görecek, üzülecek insanları da düşünmek gerekiyor. Bu imam-hatipliler de bugüne kadar kendilerinden nefret edenler kadar güya kendi içlerinden çıkan adamlardan da aynı oranda zarar gördü, görmeye de devam ediyor. O sebeple düşün artık şu camianın yakasında da mezunlar da mensuplar da artık rahat bir nefes alsın.

 

 

Bir Cevap Yazın