Erdalsız hayata alışmak?

Ne kadar açık bir tabir değil mi? – Erdalsız bir hayata alışmak-

Geçtiğimiz günlerde bir yazar arkadaşım yazamak.com sayfalarına yazdığı bir yazıda, İş bu belge iç dünyamın dışa yansımadır diye bir cümle kullanmış ve bu da benim hoşuma gitti. Bu cümleden ve dumansız hava sahasını destekliyoruz projesinden ilham alaraktan Erdalsız yaşam sahasını desteklemek diye bir proje başlatmaya karar verdim. Tabi beni bu düşünceye iten başka eylemlerde hayatımda gerçekleşmiş olabilir. Ama ben kendi adıma bana acı çektiren de beni mutlu ettiren de tüm duygulara, olaylara her daim teşekkürü bir borç bilirim. Çünkü hayat dediğimiz bu şüreç içinde onlardan beslenerek büyüyor bu bünye.  Cem yılmazın stand up showunda bir bölüm var, kadın ve erkek arasında ki bazı farklılıklardan bahsediyor orada. Nasıl ki bayanların bir çok şeyi gizli yapabildiğini, erkeklerin ise bunun tam tersi olarak başta ailelerinden aldıkları destekle pohpohlanarak büyüdüklerini ve bu yüzden kolay yalan söyleyemediklerinden filan bahsediyor işte. Neyse konumuza dönelim. Ben girdiğim her ortamda kendimi sevdirebildim, çok güzel arkadaşlıklar kurabildim. Bununla birlikte blogumda arkadaşlarımın benim hakkımda ki düşüncelerini paylaştığı bir sayfa var. Buraya kimseye zorla tek bir satır yazdırmadım ben. Arkadaşlarımın ya da tanıdıklarımın buraya yazdıkları cümlerlerle her zaman övündüm, her zaman gerçekten ben bu muyum, bu cümleleri hakkeden bi insan mıyım diye sordum, çoğu yazılana utandım, mahçup oldum. Gerek inançlarımdan dolayı gerek ailemden yetiştirilişimden dolayı, her yerde en güvenilir, en sadık, en sır tutan, en cömert, en efendi, en edebli ve vb en en en işte. Buradan sakın beni çok enaniyet sahibi biri sanmayasınız. Bunlar bana öğretilenler ve öğrendiklerim doğrultusunda başta benim ve sonralıkla herkeslerin sahip olması gereken özellikler. – - – araya bi kıssa sokayım; Şimdi yukarda söylediğim sıfatların ve daha nicelerinin  eni inanclarımız doğrultusunda Yüce yaradanınımız Allah’ tır. O ndan sonra Yüce yaratan bu sıfatların hepsinden Peygamber efendimize biraz biraz tecelli ettirmiştir. Peygamber efendimizin hemen ardına baktığımız da büyük halifelerin hepsinin bir özellikleriyle anıldığını biliriz işte biri çok adildir, biri çok dürüsttür vb.. Akabinde normal insanlarda da bu özelliklerin tecellisini görmek her daim mümkündür. Biri gercekten Allah için cömerttir, biri gercekten Allah için iyi yöneticidir. İş bu inançla bu sıfatlara sahip olmaktı— Bende bu inançla yaşamaya çalışırım her daim. İnsanlar tarafından sevilirim, güven duyulurum vb. Ve bunların karşılığını elimden geldiğince vermeye çalışırım. Tabi bu her zaman mümkün olmayabilir. Beni seven birini ben, onun beni sevdiği kadar sevemeyebilirim, saygı duyduğu kadar saygı duyamayabilirim işte burada iş karşılık saygı ve anlayışa kalır bence. Ya ipler sıklaşır ya da ipler koplar. Sonuç itibari ile kimse kimseye zorla ne kendini sevdirebilir ne de başka bir şey yaptırabilir. — Burada yine bir not ekleyeyim, Ben her gece Ya Rabbim senin sevdiğini kullarında sever, beni sevgili kullarından eyle diye bir duam vardır.Bunun sonucunda çok ama çok sevildiğimi hissederim—   Bu yazıya başlamadan önce kafamda her hangi bir şablon yoktu, bu kadar uzayacağını tahmin etmemiştim açıkcası ama daha da uzayacak gibi. Neyse kimseyi hayatıma sokmam, hayatıma girerkende onlara çeşitli iskenceler yapabalirim. Eğer ilk başta bıkıp vazgeçmezlerse, hayatıma hoş gelmişler demektir. Artı olarak yaşamsal sartlarda benimle anlaşmakta pek kolay değildir. Hani olur ya insanı beni sevdiğine seveceğine pişman ederim. Ama karşımda ki insana benden yana bir zarar geldiğini gördüğüm an düğümün koptuğu an olur ve onun hayatından bir an da çıkarım. Hatta ki mi zaman selam vermem, selamını almam. Bu konu da çok çektirdiğim insan olmuştur. Ki mi hala hayatımda ki renk mozaiği içinde yer almakta ki mi ise çoktan akdenizin serin sularına batmış durumdalar :) . Ama şöyle bir şey vardır ki, 2 rekat muhabbet ettiğimi, ekmeğini yediğim, sözünü dinlediğim insanı ölsem hayatımdan çıkartamam, unutamam, silemem. Sadece çesitli platformlarda ki dialogumu kaparım ona karşı. Bir müddet sonra ya o arkadaşlar dayanamaz geri gelir ya ben dayanamam giderim onlara. Ama her kim Erdalsız hayata alışmaya başladıysa onun için benim yapabileceğim pek bir şey yoktur.

Şimdi sonuca geliyorum. Ben kendi adıma ERDALSIZ YAŞAM SAHASI projemi sonuna kadar destekliyorum. Ama şöyle ki; unutmayalım ben hiç bensiz kalmadım.

Erdalsız hayata alışmaya çalışmak lazım bakalım. Kimseyi zorla hayatımda tutacak ya da onun hayatında kalmak için kimseye yalvaracak değilim. Ne diyelim ne demiş yalın; alışmaya çalışmak diye bir şey yok alışmak zorundayım.

 

Benzer Yazı Yok

Erdal Erdoğdu

İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde halkla ilişkiler ve reklamcılık eğitimi alırken kendimi sosyal medya denen sektörün içinde buldum. İzmir Blog Yazarlarını örgütledim, Likemind İzmir’i organize ettim, şu anda bir yandan Siyaset Bilimi üzerine yüksek lisans yaparken diğer yandan Zarakol Digital kadrosunun ilk 11’i içerisinde yer alıyorum. 2007’den beri erdalerdogdu.com ‘u yazıyor ve içimde bir reklamcı, bir PR'cı, bir pazarlamacı, bunları SM'ya uyarlayan bir iletişimci taşıyorum.
Bookmark the permalink.

9 Responses to Erdalsız hayata alışmak?

  1. Nesibe says:

    Severek unutmak olur iş mi?

  2. Nesibe bunu sadece şarkı için yazmış olsa gerek, yoksa Nesibe gayet hayatına devam ediyor.
    kardeşim yorum yazcak başka yazımı bulamadın sende :) he tabi bu konu da abinin engin
    tecrübelerinden faydalanmak için soruyorsan, valla severekte unutulur sevmeyerekte.
    bu tamamıyle kişilere kalmıs… :)

  3. Nesibe says:

    Hmmm özür dilerim ben şarkıyı ve yazıyı okurken çok farklı ruh halinde olduğum için ve Sinan’La eskiden olan muhabbetimi herkes bildiği için hiiç düşünemedim :S Evet Erdal abi unutulur demi hayırlısı…

  4. Valla kardeşimi yeni tanımışım, daha yapacak çok şey var
    (Ablasına gitar çalacak, ney üfleyecek, sohbet edeceğiz, kısır yapmayı öğretecek :P daha değilmi kardeşim)
    Şu aşamada ERDALSIZ HAVA SAHASINA ben yokum arkadaş.
    Varım diyen PAŞA GÖNLÜNCE DAVRANSIN SONRA DA OTURUP DERDİNE YANSIN:))

  5. Eyvallah Nesibe mukadderat diyecegiz..

    abla saol yav, var ya nasıl moral oldu bu yorumun anlatamam.
    Eyvallah gitar her zaman calarım ama ney üflemeye tekrardan başlayıp
    geliştirmem lazım onun sözünü vermiş sayma…
    bi de kısır tarifi için lütfen bakınız birtabak.com :)

  6. Nurşen Altıntarın says:

    …Gerek inançlarımdan dolayı gerek ailemden yetiştirilişimden dolayı, her yerde en güvenilir, en sadık, en sır tutan, en cömert, en efendi, en edebli ve vb en en en işte…

    -İnsanın kendini tanıması çok güzel.
    Bunların hepsine sahip olduğun için…

    …Eğer ilk başta bıkıp vazgeçmezlerse, hayatıma hoş gelmişler demektir. Artı olarak yaşamsal sartlarda benimle anlaşmakta pek kolay değildir. Hani olur ya insanı beni sevdiğine seveceğine pişman ederim…

    -Erdalsız hava sahasını düşünemem bile..Seni sevdiğime pişman değilim Kardeşim.Tüketme çabaların bile sana daha çok bağlıyor beni.Çerkezköyün bana en büyük kazandırdıklarındansın..Sen istediğin sürecede hep hayatında olcam…
    Bana sataşmalarını özledim ya(:

  7. sİNEM EVRENNN says:

    ÜZÜLMEMEK DİYE BİŞEY YOK….

    ÜZÜLMEM GEREK:(:(
    bu sarkıya da en ıyı cewap selamı abımızden gelmıs herhalde:)

    ALIŞTIM SANA BİRTANEM YOKLUĞUNA DAYANAMAM:):)

  8. alışmak zorunda olmak çok acıtıcı..

  9. Pingback: Erdal Erdoğdu » Blog Archive » ve herşey bitti, kendi kendimi öldürdüm.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>