26 Ocak, 26 yaş, 26 teşekkür…

Geçtiğimiz günlerden, 26 Ocak’ta ne mutlu ki 26 yaşıma girdim. Daha çok gencim, bunun farkındayım ömrüm oldukça aynı o gün yüzlerce arkadaşımın dilediği gibi ‘nice seneler’ göreceğim. Benim hayata bakış açılarımı beni yakından tanıyanlar bilirler aslında ama şu iki cümle bu konuda size ipucu verecektir; şair der ki; ‘Dün geçti, bu güne bak, yarının var mı? Gençliğine güvenme ölen hep ihtiyar mı?’ ve ekler ‘Ey nefesleri sayılı kişi, bir gün elbet bu sayı tamamlanacak, gecesi olmayan bir gün, sabahı olmayan bir gece muhakkak yaşanacak, üzülme, ölümdür perde ardından haber, hiç güzel olmasa ölür müydü peygamber…’!

Yazıya biraz karamsar mı başladım, ne? Aslında karamsarlık değil yaptığım, hayatın nereye gideceğini yaşarken kabullenmek ve yaşadığım her anı sahiplenip, hepsine saygı duymaya çalışmak benimkisi…

Yaş 35 yolun yarısı ama daha yolu yarılamaya bile çok var. O yüzden bu yaşa kadar tüm yaşanılanlara saygılar!

          İlk teşekkür Yaradana! Bugüne kadar aldığım tüm nefesler ve bana verdiği her şey için tüm şükürler ve hamdlar O’na olsun!

          Doğum günlerinde en çok ailelere teşekkür edilmeli, onların ellerinden öpülmeli. Ben bunu böyle kabullendim. Bu yaşıma kadar benim için yaptıklarına ne kadar teşekkür etsem azdır, Annem, babam, ablam ve kardeşim. Son nefesime kadar canımdan öte kanımda olacak olanlar. Bana öğrettikleriniz ve benim için yaptığınız her şey için binlerce kez teşekkür ederim.

          Doğduğum günden beri yanımda olan ya da ben yaşarken ailemin içine dahil olanlar, babaannem, büyükbabam, dedem ananem, amcalarım, dayılarım, yengelerim, halam, kuzenlerim, eniştelerim, yeğenlerim… Siz her anımda bir şekilde yanımda oldunuz, inşallah bundan sonra da hep birlikte olacağız. Hepinize çok teşekkürler.

          İlkokul öğretmenim Hikmet Karagöz, çok değil 1 ay önce gördüm kendisini, zor zar hatırladı beni ama onunla başladım okumaya, eğitim hayatım bir inşaat alanıydı, ilk temeli o attı ve onun sonrasında geldi, takdirlerim, teşekkürlerim, diplomalarım… Hikmet Hocam teşekkürler…

          1998 yılının 18 kasımıydı; hayatımda aldığım en güzel hediye olarak kardeşim doğdu. Hala hatırlarım babamın telefonu ardından bütün apartmandaki kapıları tek tek dolaşıp, kardeşim oldu diye haber verişimi, o heyecanımı. Burada annem ve babama bir kez daha teşekkür etmem gerekiyor ama asıl teşekkürüm bana ağabeyliği öğreten biricik oğlum, kardeşim Emir’e.

          1997 yılında Ümraniye Spor’da Greco-Romen stil güreş yapmaya başladım. Yaklaşık 2005 yılına kadar çeşitli kulüplerde spor hayatıma devam ettim ama ilk antrenörlerim olan Erkan Uybaş ve Ahmet Demir’den spor ve güreşten öte çok fazla şey öğrendim. O kulüpteki arkadaşlarımdan çok şey öğrendim ve hala inanırım ki şu anki direncimdeki, pratik zekamdaki en büyük paya güreş hayatım sahip. O yüzden o seneler içinde hayatımda olan, halen hayatımda olmaya devam eden herkese çok teşekkürler.

          1998 yılında hayatım için çok önemli bir başlangıç yapmama vesile olan insanlara ve olaylara teşekkürler.

          Çocuk zekamla Marmara depreminden çıkardığım derslerle hayat bakış açımı değiştirdiğim için kendime teşekkürler.

          Anadolu Lisesi sınavında Kadıköy Anadolu İHL’yi kazanmama aracı olan ortaokul öğretmenlerime teşekkürler.

          Lise eğitimim esnasında bana büyük katkılar sağlayan tüm hocalarıma, o günlerde hayatıma girip hala hayatımın her anında benim yanımda olan kardeşlerime; Yusuf’a, Bekir’e, Ali’ye uzun süredir görüşemiyor olsak da Engin ve Mustafa’ya, tüm dostlara teşekkürler.

          Meslek lisesi bahanesiyle bizlerden puan kırıp üniversiteye giremezsin diyen ama bugün 1 önlisans, 2 lisans ve çok yakında yüksek lisans diplomamı almama vesile olan, beni bu konuda hırslandıran Dsp, Anap ve Mhp hükümetine teşekkürler.

–         Bana verdiği harçlıkla gitar almama ve ayrı zamanda benim için çok değerli  olan bir ziyareti 2005’te gerçekleştirmeme vesile olan halama. Bununla birlikte bana gitar çalmayı öğreten Ahmet Enes‘e…

          Üniversite hazırlık kursunun yurdundayken gecenin 3’ünde odamıza gelip, herkesin uyuyup, benimse ders çalışıp, günlük tuttuğumu gördüğünde bütün arkadaşları uyandırıp ‘adam olacak çocuk pisliğinin kokusundan belli olurmuş’ gibi manidar bir atasözü ile arkadaşlarıma beni örnek gösteren ve bana çok güzel dualar eden tarih öğretmenim Hayrullah Hoca’ya çok teşekkürler.

          Üniversite sınavına girdiğimde (katsayı probleminden dolayı, çok puanım kırılmıştı) özel okullar yazmamı söyleyen ama ben özel okulda okumak istemiyorum, 2 yıllık önlisans yazıp oradan DGS ile lisans geçeceğim dediğimde öyleyse halkla ilişkiler yaz, geleceğin mesleği iletişim olacak diyerek beni yönlendiren ve bugünkü işime sahip olmama vesile olan babama çok teşekkürler.

          Trakya Üniversite’si Çerkezköy MYO ’daki ilk günümde, ilk derste gelip yanıma oturan arkadaşım, dostum Murat Seyfi başta olmak üzere 2 yıl boyunca bana yoldaşlık yapan ve hala hayatımda olan beni sevdiğine, saydığına inandığım tüm arkadaşlarıma çok teşekkürler.

          Trakya Üniversitesi Çerkezköy MYO’nun mezuniyet törenin beni ‘o bizim en efendimiz’ diye çağırttıran arkadaşlarımın ötesinde tören sonrası yanıma gelen, herkesi ayrı şeylerle çağırdılar ama en çok seninkisi hoşuma gitti diyen babamın yardımcısı Efendi abi’ye teşekkürler =))

          DGS sınavında sözelde Türkiye 123. sü olmama karşın İzmir Ekonomi Üniversitesi’ni kazanmamı sağlayan benim gözümde hatalar silsilesi olan sınav sistemine sahip olan ÖSYM’ye teşekkürler.

          2007 yılında erdalerdogdu.com domainini bana hediye ederek şu an çalıştığım sektör olan sosyal medyaya ilk adımımı atmamı sağlayan Sinan Ata’ya çok teşekkürler.

          İzmir’e gidip yurt odama girdiğim andan itibaren benim için 2 kardeş haline gelen İzmir’deki ilk arkadaşlarım Nurullah Baş ve Ahmet Erdal Topan’a teşekkürler.

          İngilizce hazırlık sınıfı okurken, bel fıtığı olduğum zaman fizik tedavi’ye gidebilmem için bana sürekli izin veren, derse gidemediğim vakitler için beni devamsızlıktan bırakmayan Elif Hocama teşekkürler.

          İzmir’deyken bir vesile hayatıma giren ve 4 yıl boyunca annemden babamdan çok yanımda olan öncelikle ev arkadaşlarım Ali, Ebubekir ve Hamdi’ye (bize güzel çok şık bir gol atan Erhan’a) sonrasında özellikle Aysu Gökova ve Mümin Erakbaş olmak üzere iyisiyle kötüsüyle birçok şey yaşamama vesile olan tüm arkadaşlarıma teşekkürler.

         Likemind İzmir ve İzmir Blog Yazarları vesilesiyle tanışma fırsatım olan arkadaşlarıma çok teşekkürler.

          Benim için hep özel bir yeri olacak olan Selin Türkel Hocama koskocaman teşekkürler.

          Yatay geçiş yapmalıyım diye kendimi yırtarken 3.30 olan dönem ortalamamla tek kaldığım ders olan Hukuk dersine ve hocası Tanju Oktay Hocama çok teşekkürler. Çünkü o sayede İzmir’den gitmeliyim diye yaptığım dualarım, Erdal demek ki burada kalman gerekiyor inancına dönüştü.

          3 yıllık lisans eğitimimde benim kendimi geliştirmem konusunda hep destek veren tüm hocalarıma, asistan hocalarıma, hazırladığımız ders projelerinde birlikte çalıştığım tüm arkadaşlara, özellikle son sene çok iyi tanıma fırsatı bulduğum tüm sınıf ve okul arkadaşlarıma teşekkürler.

          Mezun olur olmaz iş hayatıma iyi bir başlangıç yapmama vesile olan bana güvenip işe alan Necla Zarakol Hocama ve bu vesileyle son 7 ayda hayatımın bir parçası olan tüm iş arkadaşlarıma ağabeylerime, ablalarıma, kardeşlerime çok teşekkürler.

 

İşte böyle ama sizce teşekkürler bu kadarla kısıtlı kalmalı mı? Ya da yaşanılan her şey teşekkür edilecek kadar güzel şeyler mi? Bence kesinlikle hayır, ama şu uzun yazıda asıl anlatmak istediğim kısa düşünce; insanın yaşadıklarıyla, hissettikleriyle, düşündükleriyle büyüdüğü. Yaşadığı, düşündüğü, hissettiği şeyler her neyse onların sonuna kadar hakkını vermesi gerektiği ve bir an olsun onu büyüten şeylere kıymetsizlik etmemesi. Böylelikle doğum gününde ona söylenen ‘iyi ki varsın, iyi ki doğmuşsun, iyi ki seni tanımışım… vb’ cümlelerinde olan ‘iyi ki’nin kaynaklarının unutulmaması gerektiği. Siz, siz olun, sizi siz yapan hiçbir şeye haksızlık etmeyin, onları unutmayın çünkü haksızlık ettiğiniz ya da unuttuğunuz şeyler sizin parçalarınızdan öte değiller.

 

Bir Cevap Yazın