About Erdal Erdoğdu

İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde halkla ilişkiler ve reklamcılık eğitimi alırken kendimi sosyal medya denen sektörün içinde buldum. İzmir Blog Yazarlarını örgütledim, Likemind İzmir’i organize ettim, şu anda bir yandan Siyaset Bilimi üzerine yüksek lisans yaparken diğer yandan Zarakol Digital kadrosunun ilk 11’i içerisinde yer alıyorum. 2007’den beri erdalerdogdu.com ‘u yazıyor ve içimde bir reklamcı, bir PR'cı, bir pazarlamacı, bunları SM'ya uyarlayan bir iletişimci taşıyorum.

Dijitali Bilmiyorsanız, Yarın Var Olamayacaksınız!

Geçtiğimiz günlerde bir vesile bir etkinlikten haberim oldu, daha doğrusu bir arkadaşım Erdal’cım böyle bir etkinlik var, ilk gününe katılmaya ne dersin diye beni davet etti. Yoğun programımdan dolayı katılamayacağım ama etkinlik daha doğrusu organize edilecek sempozyumun ilk günündeki konular ilgimi çekti.

Öncelikle etkinlikten bahsedeyim, etkinliğin adı 19. İTÜ Endüstri Mühendisliği Öğrenci Sempozyumu. Bu etkinliğin organizasyon takımını bütünüyle tebrik ederim. Dolu dolu bir organizasyon şablonu çıkartmak, sonrasında bu kadar usta ismi bir araya getirmek gerçekten güzel iş. İTÜ olmak ya da İTÜ’lü olmak bu olsa gerek.

Ben etkinliğin ilk günü üzerine bir şeyler yazmak istiyorum. Bu etkinliğin ilk gün programına baktığımızda;

-          Dijital İletişim Nedir?

-          Dijitali bilmiyorsanız, yarın var olamayacaksınız!

-          Sosyal Medyada İmaj Yönetimi

-          Yolun Başında Kariyer Koçluğu

-          Türkiye’deki Online Reklam Platformları ve Gelişimi

gibi başlıklar benim çok dikkatimi çekti. (daha fazla…)

Kriz Yönetimi

Yüz yüze gelinen her şey değiştirilemez; ancak hiçbir şey yüz yüze gelinmeden değiştirilemez. James Baldwin

Kriz yönetimi, kriz iletişimi’nden öte markaların en büyük korkulu rüyasıdır kriz. Adı üstünde ‘kriz’! Çoğu zaman beklenilmeden gelen kimi zamansa göz göre göre gelen ve markanın, şirketin, oluşumun tüm neredeyse tüm uzuvlarını felç eden olaylar silsilesi…

Şu anda elimde Aylin Pira ve Çisil Sohodol (Bir) tarafından yazılmış Kriz Yönetimi Halkla İlişkiler Açısından Bir Değerlendirme bir kitap var. Üniversite ikinci sınıftayken alıp okumuştum. 2004 ve 2008 olmak üzere iki basım yapmış olan kitap iletişim fakültelerinde Kriz İletişimi, Kriz Yönetimi vb. başlıklar altında anlatılan derslerin klasik olan kısımdaki tüm bilgilerini hala içinde barındırıyor.

Şimdi sizler için kitaptan bazı alıntılar yapacağım;

  • Kriz; ‘ bir örgütün kriz öngörme ve önleme mekanizmalarını yetersiz bırakan, üt düzey hedeflerini ve işleyiş düzenini tehdit eden, bazen örgütün yaşamını tehlikeye sokan, karar verilip uygulamaya geçilmeden önce tepki süresini kısıtlayan ve oluşumuyla da karar vericiler için sürpriz niteliği taşıyarak örgütte gerilim yaratan durumdur.’ S. 25 (daha fazla…)

Misafir Görüşler, Genç Profesyonellerden Genç İletişimcilere Tavsiyeler 1

Bundan sonra fırsat buldukça iletişim sektöründe profesyonel olarak

çalışan iletişim fakültesi mezunu genç arkadaşlarımla halihazırda iletişim fakültesinde okumakta olan arkadaşlarıma faydalı olacağına inandığım mini söyleşiler yapacağım. Bu doğrultuda ilk konuğum ZEGO İletişim Stratejileri Merkezi’nde İletişim Uzmanı olarak çalışan Ali  Yıldırım.

Ali, ben seni tanıyorum ama arkadaşlarımızın da seni tanıması için öncelikle kendinden bahseder misin?

Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümünden Haziran 2011’de mezun oldum. Üniversite sürecinde, bir yıl Belçika Gent Üniversitesi İletişim Bilimleri bölümünde değişim öğrencisi olarak eğitim aldım. Yeni teknolojiler üzerine aldığım dersler gerçekten bana büyük faydalar sağladı. Akabinde, mezun oldum. Üniversite hayatım boyunca, iki farklı halkla ilişkiler ajansında staj yaptım. 1 yıl part time olarak Samsung ve Packard Bell’de saha satış sorumluluğu yaptım. Bu beni olgunlaştıran bir süreçti. Daha önce Yine Asus Türkiye’de 6 ay çalışma fırsatım oldu. Şu anda ZEGO İletişim Stratejileri Merkezi’nde İletişim Uzmanıyım. Puratos Türkiye ve myCARGO, myTECHNIC markalarıyla ilgileniyorum. (daha fazla…)

26 Ocak, 26 yaş, 26 teşekkür…

Geçtiğimiz günlerden, 26 Ocak’ta ne mutlu ki 26 yaşıma girdim. Daha çok gencim, bunun farkındayım ömrüm oldukça aynı o gün yüzlerce arkadaşımın dilediği gibi ‘nice seneler’ göreceğim. Benim hayata bakış açılarımı beni yakından tanıyanlar bilirler aslında ama şu iki cümle bu konuda size ipucu verecektir; şair der ki; ‘Dün geçti, bu güne bak, yarının var mı? Gençliğine güvenme ölen hep ihtiyar mı?’ ve ekler ‘Ey nefesleri sayılı kişi, bir gün elbet bu sayı tamamlanacak, gecesi olmayan bir gün, sabahı olmayan bir gece muhakkak yaşanacak, üzülme, ölümdür perde ardından haber, hiç güzel olmasa ölür müydü peygamber…’!

Yazıya biraz karamsar mı başladım, ne? Aslında karamsarlık değil yaptığım, hayatın nereye gideceğini yaşarken kabullenmek ve yaşadığım her anı sahiplenip, hepsine saygı duymaya çalışmak benimkisi…

Yaş 35 yolun yarısı ama daha yolu yarılamaya bile çok var. O yüzden bu yaşa kadar tüm yaşanılanlara saygılar!

-          İlk teşekkür Yaradana! Bugüne kadar aldığım tüm nefesler ve bana verdiği her şey için tüm şükürler ve hamdlar O’na olsun!

-          Doğum günlerinde en çok ailelere teşekkür edilmeli, onların ellerinden öpülmeli. Ben bunu böyle kabullendim. Bu yaşıma kadar benim için yaptıklarına ne kadar teşekkür etsem azdır, Annem, babam, ablam ve kardeşim. Son nefesime kadar canımdan öte kanımda olacak olanlar. Bana öğrettikleriniz ve benim için yaptığınız her şey için binlerce kez teşekkür ederim. (daha fazla…)

Klasik Medya mı? Sosyal Medya mı? Güç Kimde?

Dün akşam Ahmet Hakan Coşkun, Fatoş Karahasan ve Timur Sırt’ın muhabbetçi olarak katıldığı Klasik Medya mı? Sosyal Medya mı? Güç kimde? etkinliğine katılma fırsatım oldu. İletişim eğitimi almış bir sosyal medya uygulayıcısı olarak konu başlığı gerçekten ilgimi çekti.

İlk soru olarak; ‘5 yıl öncesi ile bugün yapılan gazetecilik arasındaki fark’ soruldu ve çarşı karıştı.

Burada öne çıkan noktalar;

İnternetin bilgiye ulaşmayı kolaylaştırdığı, (özellikle gazete arşivlerine ulaşılabilirliğin kolay oluşu)insanların bilgiyi daha fazla sorgular ve eleştirir hale geldiği, yazdıklarına karşı yazarların sorumluluklarının arttığıydı. (çünkü 5 yıl önce bir yazı yazıldığında görüşler, mektupla, telefonla ya da 3-5 maille bildirilirken bugün anında yazarlara ulaştırılabiliyor oluşuymuş.) (daha fazla…)

Viral Pazarlama (ile ilgili bir çeviri)

Belki de hiçbir şey viral pazarlama kampanyasıyla mesajı yaymak kadar efektif ve etkili değildir. Viral pazarlama kavramının arkasında yatan düşünce insanları iletilmek istenen mesajı yayarak etkilemektir. Başarılı bir viral kampanya viral olmayan bir kampanyadan 1000 kere daha etkilidir.

Başarılı bir viral pazarlama kampanyası üretmek gerçekten göründüğünden daha zordur. Çünkü iyi bir araştırma ve planlama gerektirir. Hadi adım adım başlayalım!

-       Nötr olmayı bırakın

Viral pazarlama duygularla alakalıdır bu yüzden herkese rica ve teşekkürü unutun. Duyguları etkilemek için fikirler geliştirin.  İnsanların sizi hem sevmesini hem nefret etmesini, sizinle mutlu olmasını, kızmasını, gülmesini ya da ağlamasını istiyorsanız nötr olmayı bırakın. İnsanları heyecanlandırın ve onarlın içlerinde (hafızalarında, kalplerinde) yer edinin.

-       Beklenmedik olanı yapın

İnsanların sizi farkına varmasını mı istiyorsunuz? Eğer bunu istiyorsanız; tamamen beklenmedik bir şey yapın. Ürününüzün reklamını yapmayı bırakın ve rahat olun. Bir youtube kampanyası olan ‘’will it be blend?’’ i hatırlıyor musunuz? Video onların Blender teknolojilerinden dolayı popüler olmadı. Popüler olmasının nedeni blend edebilme yeteneğine sahip olmasıdır aynı Iphone gibi.

- Reklam Yapmayın

Viral pazarlama sadece insanların paylaşımda bulunduğu bir reklam çeşidi değildir. Bu noktada şirketinizi, ürününüzü ve kendinizi unutun. İyi ve ilgi çekici hikayeler ve kurgular kurmaya özen gösterin. Yapacağınız kampanya çok ince olmalı- odak noktalı değil.

-       Netice alın

İnsanlar sizin kampanyanızı görür. Siz; onların bölünmeyen dikkatine sahip olmalısınız.

Şimdi neler yapıyorsunuz? İnsanların dikkatinizi kazandığınız zaman harekete geçmelisiniz. İnsanları bir sonraki adımınız için merakta bırakmayın. İnsanları davranışa itmenin en iyi yollarından biri yaptığının aynısını tekrar yapmaktır. Netice almak için onlara istediklerini verin ve bundan sonra markanızı tanıtın

-       İzin ve paylaşım organizasyonu

Paylaşma; viral pazarlama hakkında her şeydir. Yaptığınız her şey insanların sizin içeriğinizi kolay bir şekilde paylaşmasını sağlayıp, kampanyanızın gelişmesine aracı olmaktır. İnsanların sizin içeriğinizi indirmesine ve başka kanallarda paylaşmalarına izin verin buna artı olarak; insanların  sizin içeriğinizi maille paylaşmasını veya sosyal ağlarında yayınlanmasına izin vermelisiniz.

-       Yorumlarla bağlantı kurun

İzleyiclerinizle iletişime geçmek viralite için hayati önem taşımaktadır. Mustafa ıssariahın oynadığı ‘old spice’ kampanyasını hatırladınız mı? İzlenme sayısı video izleyici soruları na göre uyarlanarak özelleştirilmesi artmıştır.

-       Erişimi kısıtlamayın

Viral pazarlama kampanyanız; kendi has bir yaşam süresi olan ve virüs gibi yayılan bir kampanya olmalıdır. Kampanyanıza katılımı, erişimi kısıtlamayın. İnsanların kampanyanıza katılması için özel yazılımları indirmeye, üye olmaya zorlamayın. Viral pazarlama kendine has kalmak ile ilgili değildir. Bütün insanların görmesi için ortaya çıkar.

Note;

Original Source is Blog.kissmetrics.com

We translate your blog post English to Turkish for communication faculties students in Turkey . Thanks for your blog post Kiss Metrics!

İletişim fakültesi Halkla ilişkiler ve reklamcılık bölümünde okurken her ders için iletişim trendleriyle harmanlanmış kampanyalar tasarlardık. Viral pazarlama da hocalarımızın en çok istediği pazarlama modellerinden biriydi. İşte ödevimizi aldıktan sonra başlardık araştırma yapmaya, google’ye sorardık mesela; what is viral campaign, what are viral campaign’s steps, how to desingn viral campaingn etc. Sonra bulduğumuz dataları Türkçeye çavirmaya çalışırdık. Bugün twitterda önüme yukardaki infografik düştü ve inceledim. Yalanım yok çok hoşuma gitti. Aradan çok zaman geçmediği için öğrencilik günlerimi hatırladım hemen ve Türkçe’ye çevirmek istedim. Belki öğrenci arkadaşlarıma faydalı olur diye. Arkadaşlar umuyorum işinize yarar. Bu arada çeviri için bana yardım eden; Aytuğ Erkan‘a da teşekkür ederim.

Trending Topic adı altında Suni Gündemler ve Twitter

‘Facebook’ta özenenler, Twitter’da ise özenilenler vardır…’ Hala mı???

Her ne kadar Google’ın  Plus ağını öne çıkarmak için diğer sosyal ağların indekslenmesini ikincil plana atıp, arama sonuçlarında diğer ağların çıkmasını engellediği söylentileri devam ederken Twitter ülkemizde her geçen gün kullanıcı sayısını geliştiren bir sosyal ağ olarak online hayatımız içerisindeki önemini arttırıyor, yerini sağlamlaştırıyor. Hala devam eden süreçte bunun en büyük sebeplerinin başında da yukarda yazdığım cümledeki ‘Twitter’da özenilenler vardır…’ bölümündeki düşüncemin yattığı inancındayım. Çünkü kullanıcılar Facebook fan sayfalarından birçok ünlüye ya da kanaat önderi diyebileceğimiz kişilere ulaşamazken Twitter üzerinden sanki daha kolay ulaşabiliyorlar. Buna artı olarak sevdiği yazarları (Cüneyt Özdemir, Ahmet Hakan), ünlüleri (Can Bonomo, Murat Boz), sosyal medya ile birlikte ünlü olanları (Pucca, Allahcc) vb kişileri ya da programları (kingodisco) anlık olarak takip edebiliyorlar, onlarla görüş alış verişinde bulunabiliyorlar. Bu da aslında Twitter’ı giriş cümlemdeki ‘Facebook’ta özenenler’ kısmına doğru adım adım götürüyor. (daha fazla…)

Hastalık da hayata dahil…

 ‘Hastalık gelmeden önce sıhhatin, Yaşlılık gelmeden önce gençliğin, Fakirlik gelmeden önce zenginliğin, Meşguliyet gelmeden önce boş vaktin, Ölüm gelmeden önce dünya hayatının…’ (hadis’i şerif) sözünün sırrıyla hayata bir bakış açışı kazandırmak lazımdır. Ama bu her zaman kolay değildir. İnsan dünyevi hayatın büyüsü içinde büyük bir telaşe ile yaşar gider ve kolay kolay bilmez ona verilenlerin kıymetini. Gün gelir ahlanır vahlanır ama iş işten geçmiştir. İşte sağlık da böyle genel olarak kıymeti bilinmeyen değerlerimizden bir tanesi.

Ben genç yaşıma karşın belli başlı rahatsızlıklar geçirdim, ameliyat oldum. Yaklaşık son 3 aydır da çeşitli rahatsızlıklarla uğraşıp duruyorum. Doktorlar psikolojik ya da stresten deyip geçiyorlar. Bana öğütlerde bulunuyorlar, bende her ne kadar elimden gelmese de onları dinlemeye çalışıyorum. Çok dua ediyorum, ne mutlu ki elim ayağım tutuyor, ayaktayım, nefes alıyorum ve kalbim hala atmaya devam ediyor diye.

Kimi zaman öylesine insanlarla karşılaşıyorum ki kimisinin bazı uzuvları yok, kimisi dışarıdan öylesine sağlam ama içlerinde öyle bir hastalık onları adım adım büyük sona götürüyor. Bu yüzden hayattan dersler çıkarmayı çok seviyorum ve elimden geldiğince uygulamayı da. İnandığım inanç sistemi bu dünyanın bir imtihan dünyası olduğunu ve imtihanların türü ne olursa olsun her zaman sabrı ve sonra hamd ve şükretmeyi öğütlüyor. (daha fazla…)