Elde aşk var…!
Posted in aşk on 11/13/2008 04:11 pm by Erdal ErdoğduBugün google reader’ımda bloglara bakıyordum. Benim kısa bir süre önce denediğim ama yapamadığım gitme isteğini hatta ölme isteğini sevgili bir blogger arkadaşım gerçekleştirmiş. Umarım onun bu iç dünyasına kapanması kısa sürer ve kısa bir süre içinde sanal, sanal olduğu kadar yalan dünyaya geri döner.Gider ayak yine yapmış yapacağını ve Mustafa İslamoğlu’nun bir makalesini bizlere hediye edip, daha doğrusu kendisi gibi gel-gitlerde olanlara armağan etmiş. Yazıyı okudum ve simdi sözü size bırakıyorum. Onca yaşanılanın,gitmenin,kalmanın,hüznün yanında mutluluğun, sevdiğinin bir gülüşünün,sefkatinin,merhametinin ve bunların toplamının ardına elde ne kalıyor ???
****** …….*******
Yüreğini siper et. Güvenlik içerisinde olursun. “Yoruldum” deme sakın.
Göğsüne yüreğinden başka muska takanlar yorulurlar.
Göğüs kafesin acıdan bir mengene gibi yüreğini sıktığında, aşk var mı, ona bak.
Varsa eğer, aldırma, dağlar gibi gelsin. Çünkü aşk, acıyı hayata dönüştüren bir iksirdir.
Acıya aşık olanların “Ey tabib elden gelirse yâremi gel emleme… Yar elinden gelmedir bu yâreyi merhemleme…” diyenlerin sırrı burada yatmaktadır.
Bu sırrı bulanlardan biri, sevdanın başöğretmeni öyle demiyor mu: “Ben hüzünlerin Peygamberiyim.”
Aşk varsa eğer, sen değil dağlar sallansın.Acıyı aşkla bal eylemeye bak. Sür merhem diye yürek yaralarına, hayalinin ve umudunun kırık yerlerine, içinin Karacaahmed’e dönmüş bölgelerine.
Aldırma hainlere, ihanetlere. Onlar acıyı aşka dönüştürmemiş zavallılardır. Onlar, muhteşem acılara pespaye sevinçleri tercih eden aşk sefilleridir.
Unutma, bin sevincin vermediğini bir acı verir. Acını, aşkın santralinde bitimsiz bir enerjiye dönüştürmeye bak. Hatırla ki yürek yürek nükleer güç merkezidir. Seven ve inanan bir yürekle hiçbir atom santrali boy ölçüşemez.
Bil ki, umuttan söz ettiğin her dem aşktan söz ediyorsunuzdur. Çünkü umut aşkın çocuğudur. Aşksız umut, plastik bebekler gibidir; oynar, eskitir ve atarsın.
“Umudum tükendi” deme, doğrusunu itiraf et, aşkının tükendiğini…
Sahi, aşk tükenir mi? Evet, eğer ölümlüden, ölümlüye ve ölümlü adına ise tükenir.
O, aşk suretinde görünen tutkudur. Tutku tutuklar, aşk azad eder. Bir duygunun aşk mı tutku mu olduğunu anlamak istersen, rengine bak.
Rengine bak, kara sevda mı, ak sevda mı?
Sevdanın karası köleleştirir, akı özgür kılar. Özgür kılan aşka muhabbet denir.
Muhabbet, yüreğe düşmüş bir tohumdur; “her başka yüz dane veren yedi başak” gibi, yediverendir o.
Muhabbet insanın harcadıkça çoğalan tek sermayesidir. Herşey harcadıkça tükenir, muhabbet asla. Muhabbet müebbeddir.
Üzerine üzerine gelen karanlığın kara yüzlü, kara vicdanlı, kara güçlerini, aşkın siperine sığınarak püskürtebilirsiniz. Onlar kaybettiler, onlar nefretin eli kanlı temsilcileri… Sen kazandın, çünkü sen aşkın cephesinde yer aldın, aşkın ve aşkının.
Hesabını yaparken tarihi unutma, coğrafyayı unutma. Acıyı unutma, sancıyı unutma. Melekleri, Sakarya’yı, Nil’i, Tuna’yı, Fırat’ı, Dicle’yi unutma.
İstanbul’un, Kahire’nin, Bağdat’ın, Şam’ın Mekke’nin çocukları olduğunu unutma. Senin kara, sarı beyaz kardeşlerin olduğunu, yüreğinin Asya, Afrika, Afrika, Avrupa, Amerika taraflarının olduğunu unutma.
Fakat, hesabını yaparken kesinlikle şöyle başlamalısın:
“Elde var aşk”


11/15/2008 at 17:18
Çabuk dön çakma japon yaaa
Sen de ablanı habersiz bırakma bakayım, hııııı 
11/16/2008 at 13:39
üzüldüm ya, ne üzücülü yazılar böyle
11/21/2008 at 12:53
çok afilli gitmiştim bir daha dönmeyeceğim sandım ama ortalığı başkalarına bırakmayı da sindiremedim bir türlü
Üstelik geri dönmemiz için ardımızdan tanımadığımız dostalrımız da dua ediyormuşda haberimiz yokmuş .Tatlı bir şaşkınlık yaşıyorum şuan.Ayrıca Mustafa İslamoğlunun yazısını başka bir sayfada da okumak farklı bir haz verdi.teşekkürler….
11/21/2008 at 14:22
Eyvallah, geri dönüş yazını ve blogda ki değişikleri de anında ögrendim…
Hoş geldin sefalar geldin.. ne diyelim biz öyle pek fazla yorum atmasakta
hatta sana hiç yorum atmadım.. yine takip etmeye çalısıyoruz, güzel yazan,
içten yazan arkadasları… döndüğüne de sevindim.. kelimelerinin, yazılarının
ve içinde ki japon aşkının bitmemesi dileklerimle