İletişimde Gündeme Göre Hareket Etmek

iptal BilgisiMarka iletişiminde, kurumsal iletişimde, medya iletişiminde en önemli noktalardan bir tanesi markanın iletişim faaliyetlerinde bulunduğu ülkede ki, toplumda ki gündemi iyi takip edip ona göre iletişim aksiyonları alabilme yeteneğine sahip olabilmektir. Burada gündemi takip etme görevi iki tarafa düşmektedir, birinci taraf, marka içindeki yönetim ekibi, ikinci taraf ise, markanın hizmet aldığı ajanslardaki ekipler.

Bundan sonrasını örnekler üzerinden anlatmaya çalışacağım.

Mesela, gün olarak 1 Mayıs İşçi Bayramındasınız, hükümetle sendikalar birbirine girmiş, işçilerle polisler meydanlarda çatışıyor, bir grup medya an be an bu yayınları kitlelerle paylaşıyor, sosyal medyada aynı temada yoğun bir paylaşım trafiği var, üzerine bir de 1 Mayıs Regaip kandiline denk gelmiş, diğer grup medyada bu günün önemine binaen içerikler paylaşıyor, üç aşağı beş yukarı ertesi günkü gazetelerin içerikleri belli böyle bir durumda kurumsal iletişim departmanı olarak ajansa Okumaya devam et “İletişimde Gündeme Göre Hareket Etmek”

#soma Günlerimiz kömür karası, yüreklerimiz kan ağlıyor…

SOMAMillet olarak başımız sağolsun. İnşallah bir daha böyle acılar yaşatmasın bizlere. O madende emek şehidi olan tüm kardeşlerimize, ağabeylerimize rahmet, geride kalan ailelerine, sevenlerine, tüm Somalılara ve ülkemize sabırlar dilerim.

Sıkça kullandığım bir söz vardır, “ölüm ölene değil geride kalana zordur” diye. Çünkü ölen kardeşlerimizin, rızkı bitti, kendilerince kıyametleri çoktan koptu ve dünyevi üzüntü, dert keder ve benzeri duyguları çoktan onların ruhlarından alındı. Ama geride kalan, analar, babalar, kardeşler, eşler, çocuklar için durum bu kadar kolay mı? Maalesef çok kolay değil, bunu aile içinde çok yakınlarını kaybetmiş, acılarını her geçen an yüreğinde hisseden bir arkadaşınız olarak söyleyebiliyorum. Kolay değil, hem de hiç! Allah geride kalanlara güçlü sabırlar versin. Yar ve yardımcıları olsun.

İnanç sistemim gereği bu ölümleri sorgulayamıyorum, çünkü çok basit bir kural var, “her canlı bir gün ölümü tadacaktır” diye, bakın her insan demiyor “her canlı” diyor. Ama insan özelinde düşünürsek, elbet bir gün öleceğiz, gecesi olmayan bir gün, sabahı olmayan bir gece muhakkak olacak ve bunun da bir sebebi, nedeni olacak. Kimi zaman kalp krizi diyeceğiz, kimi zaman trafik kazası, kimi zamansa başka sebepler, nedenler.. Alacağımız nefeslerimizin sayısı tamamladığında, yiyeceğimiz lokmalar bittiğinde yüce yaratıcı bizlere ölümün de hayırlısını versin. Babam hep anlatır, “bir kişinin öleceğini, Azrail (a.s) ‘den önce rızık meleği görür. Nasıl mı? Rızık meleği her gün şafak sökmeden göğe yükselir ve bağlı olduğu kulun o günkü rızkını alıp yeryüzüne indirir, ama yukarı çıktığında eğer rızık hanesini boş görürse, o kulun ömrünün biteceğini görür ve onun için af dilemeye başlar..” diye. Kimse bu kadar canın aynı anda yitip gitmesini, o kadar hanenin içine ateş düşmesini istemezdi ama eğer bir şey olacaksa ya da bir kişi ölecekse maalesef ne kadar ağlasak da ne kadar üzülsek de bunun için bizim elimizden bir şey gelemiyor.

Ama işin diğer tarafını düşününce, eğer ihmaller varsa ucu kime dokunursa dokunsun, kimin başı yanacaksa yansın  kesinlikle araştırılmalı,  hükümetse hükümet, muhalefetse muhalefet ve yürekleri şu an kan ağlayan bizler elimizi önce vicdanımıza koymalı, ardından o taşların o madenlerin altına sokmalıyız ki varsa karanlıklar aydınlığa kavuşsun.

 Hz. Ömer (r.a) misali, “eğer o nehrin kıyısında bir kuzuyu kurt kapsa, hesabını benden sorarlar.” hassasiyetine başta tüm yöneticilerin ardından elimizden geldiğince bizlerin sahip olması gerekiyor. 

Tekrar ve tekrar ülkemizin başı sağolsun!

  Ez cümle, 

“Ölüm güzel şey, budur perde ardından haber, hiç güzel olmasa ölür müydü Peygamber?”